Bazen, insanlar bazı şeyleri seçemezler. Anne ve babalar gibi. Her konuda, her meselede hep baskı uygularlar. Sen de her şeyi sineye çekmeye çalışırsın. Sofia'nın da annesi öyle biri. Her konuda çok üstüne gelir.
13 mart 2022
Her zaman ki gibi, normal, aynı ve sıkıcı bir gün. Sofia yatağından kalkdığı gibi bayoya gitdi. Lise son sınıf öyrencisiydi. Ünversite sınavına da çok az kalmışdı. Sofia banyodan çıkar-çıkmaz masaya ailesiylebirlikde, yemek yemeye gitdi. Babası, polis olduğu için, pek evde bulunmazdı. Bu günde yoktu. "Bu günde ne olucak acaba?" Fikriyle masaya oturarak "Günaydın anne"diye soğuk bir cevap geldi " günaydın" diye anında cevap geldi. Ağzına bir lokma alar almaz annesi konuşmaya başladı
-'Kızım'
-'buyur anne' Sofia "başladık" der gibi baktı
-'matematik hocan dün aradı'
-'eeee' diye agzını yüzünü eydi
-'Çok şikayetleniyor senden. Biz senin için, ne kadar çalışıyoruz görmüyor musun? Baban bile eve gelmedi. Belki de, şimdi ölüyordur yorgunluktan. Sen hiç mi bizi düşünmüyor musun Sofia?
Biz senin için deriden kabıkdan çıkı'...
Sofia sinirli bir şekilde, masadan kalkıb...
-'Siz zaten beni hiç bir zaman anlamadınız. Bu kız bütün gün ne yapıyor? Neden eve gelmiyor? Hoç düşünmediniz mi? Her gün ben eve gelmekten tiksiniyorum. Adeta " belki bu akşam kütübahanede kalayım" diye düşünüyorum...'
Sofia çantasını beline takarak, bir az ilerledi sonra sanki annesini üzdüyünü düşünüp arkaya döndü.
-'Anne özür dilerim ama, bende insanım.'
Sofia, arkasını dönerek kapıya doğru ilerledi. Arkadan bir ses geldi.
-'Nereye gidiyorsun. Bu gün okul yok ki.'
-'dövüş kursuna gidiyorum.'
-'tamam, dikkatli git'
Sofia küçüklüğünden beri, dövüş sanatlarına adeta aşıkdı, insan olsa evlene bile bilirdi. 8 yaşından kursa gidiyordu, ve bu konuda çok mahirdi.
Karşısına Do Bronx bile çıksa yere sericek güçtü bir kızdı.
Sofia sinirli şekilde otobüse binerek ilerledi. Kitap okurken zamanın nasıl geçtiğini anlamadı. Otobüsden inerek doğru kursa girdi. Burda çoğu erkekdi karışık dövüş sanatlarıydı.dörd, beş tane kız vardı onun en yakın arkadaşı da vardı. Sunaz, evet qarip bir isim, 8 yaşlarından bu güne kadar, arkadaşlıklarını koruya bilmişdiler.
Sofia, Sunaz'ın yanına gelerek sarıldı Sunaz ise küsmüş gibiydi.
-aa benim bal küp'üm neden küsmüş.
Sofia gülerek sordu
-bilmem acaba, neden?
Sunaz omuzlarını silkdi.
-Hadi, kız noldu?
-birde noldu, diye soruyorsun?
-ya gerçekten anlamıyorum
-ya sabahdan beri, yüz kere aradım Sofia
-ah, ona mı şey yaptın.
-heh, ona şey yapdım
Sofia gülerek
-ya hayatım, telefonu mu annem aldı elimden. Derslerim zayıfladığı için
-anladım...
Sofia, Sunaz'a sarılarak, yanağından öpdü.
-Affedildik mi?
-of course!
Sunaz da onu öperek cevapladı.
Kızların konuşmasının ardından hoca geldi, ve derleri başladı.
Dersler bitdikden sonra, Sofia'la Sunaz evlerine doğru yürüdüler. Sessizlikdi sanki, dışarda kimse yoktu ama, milyonlarca insan vardı. Hepsi sanki savaşa gider gibi yürüyordu. Hızlı bir şekilde, arkalarına bakmadan. Qaliba hayat, bunu onlara öğretmişdi. Bizlere de zamanla öğretecekti... qaliba o öyrenmişdi. Uzun bir sessizliyi, Sofia böldü.
-ne düşünüyorsun?
-hiç öylesine, içime bir sıkındı doldu
-nasıl yani?
-bilmiyorum, sanki aniden bir şey olacakmış gibi.
-aklına, kötü-kötü şeyler getirme lütfen
-ay neyse boş ver
Sunaz, konuyu kapatdı. Sofia bir az gitdikden sonra...
-otursakmı?
-olur bende yoruldum
Kızlar oturdukdan hemen sonra yanlarına bir kedi geldi. Sofia'nın ayaklarında pervane gibi, dönmeye başladı. Sofia, Sunaz'ı çimdikleyib, kediye bakması için işaret etdi. Sunaz pıçıltıyla "Seni sevdi kız" Sofia da ona cevap olarak "sevilmeyecek gibi değilim zaten " Of, ya tamam bir kere de kenxini övme be" diyerek gülüşdüler.
Sunaz'ın telefonu çaldığı için telefonla konmak için kenara çekildi. Bu zaman içinde Sofia, hâlâ kediyi seviyordu. Sonra kedinin aç olduğunu düşünüb çantasının, fermuarını açdı ve çıkarken kendi için, hazırladığı ekmek arasının içinde salamı, kediye vermek için eğildi. Baktığında kedi yoktu sağa, sola baktı ama, yine yoktu Sunaz gelib yanına dikkatle baktıkdan sonra
-ne arıyorsun kanka?
-kediyi, ama yok şimdi burdaydı. Yemek vericektim
Sunaz düz yolu gösterib...
-Bak gidiyor.
-Amma, ormana doğru gidiyor.
-gel çok gitmeden verelim yemeyini açtır şimdi. Zayıf kedi zaten.
Kızlar ayağa kalkıb kedinin, peşinden gitdiler. Kedi hâlâ gidiyordu. Kızlarsa peşinden. Kedi ormanın içine doğru ilerliyordu. Sunaz telefonunun ışığını açıdı, ve yollarına devam etdiler kedi durdu, ama ters giden bir şey vardı
Kedinin durduğu yerde neydüyü belirsiz, bir kapı vardı. Kızlar, bir-birlerine bakıdılar. Uzun bir sessizlikden sonra, Sunaz konuşmaya başladı.
-S-sofia
-hı?
-ne olduğundan bir haberin var?
-boş verde, bu neden böyle parlıyor?
-bilmiyorum.
Kapı anında açıldı.
-noluyor?
Sunaz bağırırken Sofia, sakinliyini korudu.
-hiç bir fikrim yok.
Sunaz kaşkarını çatarak cevap verdi.
-Girsek mi?
Sunaz
-Hayır saçmalama.
Sofia, ciddi bir şekilde cevap verdi.
-hadi ya ne ola bilirki?
-bilmiyorum. Girsek mi?
-hadi ne kaybederiz
-bilmiyorum. Sunaz bilmiyorum
-ben gidiyorum.
Sunaz bir addım öne geldi. Elini yavaşca kapıya uzattı.
-Gidiyorum, ama gel sende tamam mı
-bence, eve gidelim. En iyisi bu
-Hayır ben gidiyorum
Sunaz ayağını atıb içeri girdi. Birden kayb oldu. Sofia bunun bir ruya olduğuna inanmak istiyordu. Dostu şuan içerseydi. Ne kadar girmek istemesede. Yine de onu orda bir başına bırakamazdı. Bir dakika, bile tereddüt etmeden, kapıya yaklaşdı.
Derin bir nefes alarak içeri girdi. Sofia da yok olmuşdu. Ikiside, saniyede yok olmuşdu.
Kimse görmedi, kimse duymadı. Birden, her kesden habersiz,Kimseye haber vermeden yok oldular. Kedi ise Sofianın,elinde düşen salamı yiyerek yavaş-yavaş evine doğru gitdi.
Arkadaşlarrrr.... her kese öncelikle merhaba.... sizce nasıldı, karakterlerimi nasık buldunuzzzz...
Umafım beyenmişsinizdirrrr♡♡♡♡