Dediyim gibi, kimse görmedi, kimse duymadı.
Kapının yok olması ardından, yeniden var oldu. İçinden Sunaz çıktı. Dehşetli şekilde ağaca çarpdı. Sunaz'a yardım eli uzatan bir kişi vardı. Yüzü görünemeyecek kadar kapatmışdı. "Aferin! İyi işdi" adam sırıtarak cevap verdi. Sunaz sinirli şekilde cevap verdi. " hepsi, senin yüzünden" kendini tutamayıb ağlamaya başladı. "Ağlama, küçük kız. Kendi dostunu satdın sen, şimdi neden ağlıyorsun" adam maskesini indirib dalğa geçer gibi, dudaklarını büzdü." Sen salaksın, inan ki işin içinde annem olmasa seni gebertirdim, baba!"
Babası, bir zaman yolcusuydu. Sofia dan ne istediyini o çok iyi biliyordu. Sunaz'ın annesini öldürmeye çalıştığında,Sofia buna engel olmuşdu. Ama, ne olursa, olsun bu genç bir kızın hayatını yok etmek gibiydi. Sofia, için bence kaçış yoluydu. Belkide şuan seviniyorda ola bilirdi. Sofia şu an nerede, ne yapıyor. Sunaz'ı görmeyince acaba sinirlenirmiydi.Onun için gelmişdi, ama Sunaz yoktu. Sinirlenirmiydi, yoksa endişelenirmiydi? Sunaz kendinden iğrenir gibiydi. Bu sekiz yıllık dostuna, kazık atmakdı çünki.
Sunaz, babasına hâlâ beddua edip duruyordu. Babası ise pislik gibi gülüyordu. Ah, bu babalar. Sunaz evden bıçak götürmediyine pişman olmuşdu. Şimdi, bunu burda kıtır, kıtır kesmek vardı.
Sunaz artık eve dönmek için yola düşdü. Yolda hep Sofia'yı düşünüb hünkür-hünkür aglıyordu. Yoldan geçen adamlar ise sanki, suç işliyormuş gibi, bakıyorlardı." İyi misiniz?" 7 yaşlarında, bir çocuk yanına gelib sordu. "İyiyim canım." Çocuk masum bie şekilde" hayır. İyi değilsin" diyerek peçete uzatdı. Kız daha çok ağlamaya başladı. Ardından bir kadın sesi geldi. " Mete buraya gel, sana yabancılarla konuşma demedim mi?" Çoçuğun annesi bas-bas bağırıyordu. Sunaz burnunu çekerek "git, annen kızıcak".
"Abla?" Çocuk gözlerini büyüterek cevap verdi. "Senin annen yok mu?"
Sunaz gözlerinden yaşalar akarken cevap verdi." Var ablam. Var" Çocuk Ardından "peki neden sana, peçete vermiyor? " diyerek annesinin yanına koştu. Sunaz ağlayarak peçeteye baktı. Kısık sesle."Ben ona peçete veriyorum"
Sunaz, sonunda evine varmıştı. Gözleri şişmiş bir şekilde banyoya girdi. Yüzünü, soğuk suyla yıkayıp, derin nefes alıp, dışarı çıktı. Saat çok geç olmuşdu. Diğer odadan ses geldi. "Sunaz, sen misin Kızım?" Sunaz öksürerek. "Evet anne benim" " aç mısın? Annesi Nebahat bağırarak sordu. " Yok annem aç değilim. Yatıcam." "Tamam güzelim, iyi uykular"
Sunaz, kiyafetini değişib, kapını da kitleyib. Yatağına uzandı. Telefonu açtı. Kilit ekranında, Sofia'la küçüklük fotoğrafı vardı. Onu görüb yine ağlamaya başladı. " Affet beni..." diye sayıklıyordu. Telefonu kapatıp göz yaşını sildi. Sonra aklına bir fikir geldi. Telefonu eline alıp. Sofia' nın numarasına girdi. "Her şeyim" diye kayıtlıydı. Arama tuşuna basıp, telefonu, kulağına koydu. Saniyede ses geldi."Aradığınız numaraya şu anda ulaşılamıyor. Lütfen daha sonra bir daha deneyin" Sunaz tekrar -tekrar aradı. Kadının sesini duymaktan sıkılana kadar. Telefonu duvara atdı. "Allah kahretsin beni, ben neden döndüm." Diye kendini hırpalıyordu.
Artık yarın olmuşdu. Sunaz, zar zor uyumuşdu. Uyanıp telefonu eline aldı.
Sofianın,annesinin 22 kez aradığını gördü. Ayağa birden sıçradı. Telefonun ekranı, Paramparça olmuşdu. Numarayı bulub, aradı. Az geçmedi telefonu açdı. Hemen "Alo" kelmesini duydu. Sunaz da hemen " Alo teyzeciğim, nasılsın?" Diye röle girdi. "Çok kötüyüm kızım. Sofia yı gördün mü? Dün eve gelmemiş, sabah çıktı ama hâlâ yok" Sunaz derinden yutkunub." B-bilmiyorum ki, teyze. Dün dersden çıktıkdan sonra kütüphaneye gidicem dedi." " yok kızım aradım güvenliği, 'burda kimse yok' dedi" Sunaz ter dökerek. "Yok teyze, arıyorum açmıyor." "Tamam kızım. Hoşçakal" Sunaz telefonu kapatıb. Sessizce oturdu. "Ben nasıl böyle oldum" diye düşündü.
Artık çok geçti, keşke geri dönmeseydin. Dostun için her şeyini verseydin. O seni yanlız bırakmamak için geldi peşinden. Sen ise, onu orda, cehennemde yanlız bıraktın. Ama, doğum gününde pastanı Sofia yaptırıb. Üzerinede " iyiki arkadaşız,iyi ki varız" yazmışdı. Şimdi yarı yolda bırakmak oldu mu ? Hani iyi ki vardınız. Hani iyi ki arkadaştınız.
Sunaz içten, içe kendine gaz verib ayağa kaldı kiyafetlerini giydi. Telefonunu alıp. "Şerefsiz" kayıtlı kişiyi aradı. Yani, babasını. 3. Çalışda açtı. "Buyur iş ortağım" diye, iğrenç sesi
Geliyordu."Kes lan, şimdi aç kulağını işit" "baya, iyi özgüven ne var" diye babası fuat cevap verdi. Sunaz sözüne devam etdi. "Oraya nasıl, gidiliyor"
"Nereye, nasıl gidiliyor?" "Sofia'nın gitdiği yere" " ha, noldu? Arkadaşlık damarın mı şişti." Kes ve nasıl gidildiyini söyle. "Malasef, kapı kapandı." "Hemen dedim"Sunaz sesini gürleştirip cevap verdi. " Öncelikle ses tonunu azalt, sonrası kapı kapandı." Fuat sesini ciddileştirdi."tamam ne istersen veririm" Sunaz hemen atladı. "Oooo, fikrimiz ciddi. Tamam, annenin altınları. Hepsini istiyorum." "Sunaz duraksadı. "Hayır o olmaz" " tamam hadi bye" " tamam, tamam Allahın cezası getircem." "O zaman akşam saat 9:00 da aynı yerde bekliyor olucam." " tamam" Sunaz telefonu kapatıp ayakkapısını giydi saat daha çok erkendi. Annesi de daha uyanmamışdı.
Hemen, mutfağa gidip, sofrayı hazırladı. Bir mektup bırakdı. "Anne ben erken gidiyorum okula, ders çalışıcaz Sofiayla. Belki onlarda kalırım. Sen kapıyı iyice kilitle. Beni bekleme gelmiyeceğim. Seni çok seviyorum Sulatanım" hemen annesinin odasından altınları götürüb çıktı. Okula vardı. Artık ders başladı. Saat çok hızlı gelip, geçiyordu. Zaman, su gibi akıyordu. Artık okul bitdi. Saat 7: 30 du az kalmışdı gidib oturup bir yerde yemek, yedikten sonra, aynı sahile gitdi. Bir az da orda, hava aldıkdan sonra, Ormanın içine girdi. Az geçmedi, Fuat da orda oldu. " ooo, kimleri görüyorum. Altınlar nerede küçük bayan" " kapıyı görmeden vermem" " tamam o çocuk oyuncağı" Sunaz çantasından altınla dolu poşeti çıkardı. Fuat, yavaş yavaş yaklaştı. Sunaz geri çekildi. "Önce kapı. Bana bak Sofianın gitdi yer olmassa. Öyle bir dönerim." "Nasıl döneceksin acaba. Merak etme arkadaşınla birlikde ölmene izin vereceğim" Sunaz ağzını eyip " tamam uzatma kapıyı aç altınlarını al defol" Fuat, cebindeki taşı çıkarıp. Aynı yere uzatı. Kapı yeniden kendi yerini aldı. " Evet altınlarım" elini uzatarak işare etdi. Sunaz korkak şekilde altınları uzatdı. Fuat altını alıp. " hadi girde, kapatayım" dedi. Sunaz, kapıya yaklaşıb. Derin nefes aldı. "Sana geliyorum. Tabii ki, seni yanlız koyamam. Geliyorum canımın içi. Diyerek içeri atladı. Kapı onu hemen içine çekti. Fuat taşla, kapıyı kapatdı ve, altınları sallaya, sallaya kendi evine doğru gitdi.
Bölümün sonu.
Evet arkadaşlarım umarım beyenmişsinizdir. Sizce sonraki bölüm nasıl olacak. Fikirlerini yorumlarda belirtin :)))

