[Sürü Hükümdarlığı — Eşsiz]
[Kendinizden zayıf belirli yaratıkları iradeniz altında birleştirme potansiyeli sağlar.]
Kaien yazıya birkaç saniye boyunca baktı.
Sonra etrafındaki goblinlere.
Yaklaşık otuz tanesi görüş alanındaydı.
Evlerin arasında daha fazlası olabilirdi.
Hepsi Hobgoblin Şefi'ni izliyordu.
Bir ordu.
Düşünce heyecan vericiydi.
Aynı zamanda son derece aptalcaydı.
Çünkü o orduyu almak için önce karşısındaki üç metrelik yaratığı öldürmesi gerekiyordu.
Ve yaratık hâlâ yanıyordu.
Hobgoblin Şefi bir adım attı.
GÜM.
Baltasının ucu çamurun içerisinde sürüklendi.
Derisindeki alevlerin bir kısmı sönmeye başlamıştı fakat bedeninin sol tarafı ciddi şekilde yanmıştı. Dizinin arkasındaki mızrak yarasından koyu kan akıyordu.
Yine de—
Kaien yutkundu.
—korkunç görünüyordu.
[Hobgoblin Şefi — Seviye 17]
[Durum: Ağır Yaralı / Öfkeli]
[Zafer ihtimali: %8,71]
Sekiz virgül yetmiş bir.
Kaien bunun iyi bir oran olmadığını biliyordu.
Bir ameliyatın başarı ihtimali yüzde sekiz olsa masadan kalkardı.
Bir uçağın düşme ihtimali yüzde sekiz olsa o uçağa binmezdi.
Ama önündeki seçenekler arasında güvenli olan yoktu.
Şef ölmezse goblinler yeniden organize olacaktı.
Taş ocağına kaçan köylüleri takip edebilirlerdi.
Üstelik Kaien artık şefin dikkatini tamamen üzerine çekmişti.
Yaratık onu bırakacak gibi görünmüyordu.
Peki.
Kaien mızrağı iki eliyle kavradı.
Yüzde sekiz.
Şef aniden hızlandı.
Kaien'in bütün düşünceleri dağıldı.
"Geliyor!"
Deren'in bağırışıyla aynı anda Kaien yana doğru hareket etti.
Hobgoblin baltasını yatay savurdu.
Kaien geriye eğildi.
Baltanın paslı ağzı yüzünün önünden geçti.
Rüzgârını hissetti.
Bir an daha geç kalsa—
Ölürdüm.
Şef dönüş hareketini tamamlamadan Kaien mızrağı yaralı dizine saplamaya çalıştı.
Yaratık ayağını çekti.
Mızrak yalnızca derisini çizdi.
Şef dirseğiyle Kaien'e vurdu.
Kaien darbeyi görmüştü.
Kaçamadı.
GÜM!
Göğsüne bir duvar çarpmış gibi oldu.
Ayakları yerden kesildi.
Üç metre kadar uçtu.
Sırt üstü çamura düştü.
Ciğerlerindeki bütün hava boşaldı.
"AREN!"
Elira'nın sesi uzaktan geliyormuş gibiydi.
Kaien nefes almaya çalıştı.
Olmadı.
Göğsü yanıyordu.
Kaburgam...
Sistem önünde belirdi.
[Orta düzey darbe hasarı alındı.]
"Fark ettim..."
Sonunda ciğerlerine biraz hava çekebildi.
Şef ona doğru yürüyordu.
Kaien ayağa kalkmaya çalıştı.
Bacakları cevap vermedi.
Deren ve iki köylü yaratığın arkasına yaklaşıyordu.
"Hayır!"
Kaien bağırdı.
"Deren, yaklaşmayın!"
Fırıncı durdu.
Tam zamanında.
Şef dönüp baltasını savurdu.
Deren kendini geriye attı.
Baltanın ucu gömleğini kesti.
Adamın karnında ince bir kan çizgisi oluştu.
Deren'in yüzü bembeyaz oldu.
Bir adım daha yakın olsa bağırsakları yere dökülebilirdi.
"Uzak durun!"
Kaien mızrağını aradı.
Birkaç metre ötedeydi.
Sürünerek ona yöneldi.
Şef tekrar Kaien'e döndü.
Benden ne kadar nefret ediyorsun sen?
Cevap sistemden geldi.
[Hobgoblin Şefi'nin size yönelik saldırganlığı: Kritik]
Kaien istemsizce güldü.
"Teşekkürler."
Mızrağın sapına ulaştı.
Tam kavradığı sırada şef ayağını kaldırdı.
Kaien yuvarlandı.
Dev ayak az önce kafasının olduğu yere indi.
Çamur yüzüne sıçradı.
Kaien mızrağı aşağıdan yukarı doğru sapladı.
Uç şefin baldırına girdi.
Yaratık kükredi.
Kaien bütün gücüyle itti.
Mızrak biraz daha derine girdi.
Şef baltasını bırakıp mızrağın sapını yakaladı.
Kaien'in gözleri büyüdü.
"Hayır."
Hobgoblin tek eliyle çekti.
Kaien silahı bırakmak zorunda kaldı.
Şef mızrağı bacağından çıkardı.
Sonra—
ÇAT!
İki eliyle ortadan kırdı.
Kaien parçaları yere düşerken baktı.
"...Bu benim tek silahımdı."
Şef cevap olarak kükredi.
Kaien geriye çekildi.
Silahsızdı.
Yaralıydı.
Ve karşısındaki yaratık, yanmasına ve bacağında delikler açılmasına rağmen hâlâ ayaktaydı.
[Zafer ihtimali: %6,19]
"Azaldığını göstermene gerek yoktu."
Kaien çevresine baktı.
Silah.
Herhangi bir şey.
Baltayı gördü.
Şef mızrağı kırarken yere bırakmıştı.
Ama balta Kaien'in taşıyamayacağı kadar büyüktü.
Bir başka şey—
Kırılmış araba.
Yağ fıçısının parçaları.
Kuyu.
Sulama kanalından taşan su.
Ve yerdeki çamur.
Düşün.
Şef güçlüydü.
Çok güçlü.
Ama yavaşlamıştı.
Sol bacağını düzgün kullanamıyordu.
Sol tarafındaki yanıklar hareketlerini kısıtlıyordu.
Kaien ise—
Seviye bir.
Yaralı.
Silahsız.
Doğrudan öldüremem.
Bunu kabullenmesi gerekiyordu.
Yani başka bir şey kullanacaktı.
Kaien'in gözü kuyunun yanındaki kalın ipe takıldı.
Su çekmek için kullanılan kova ipi.
Ardından devrilmiş arabaya baktı.
Tekerleği kırılmıştı.
Ama arabanın yük kısmında hâlâ birkaç büyük tahıl çuvalı vardı.
Bir fikir oluştu.
Çok basit.
Belki fazla basit.
"Deren!"
Fırıncı başını kaldırdı.
"Ne?!"
"Araba!"
"Ne?"
"Arabayı şuraya getir!"
Kaien kuyunun yanını gösterdi.
Deren anlamamıştı.
Ama soru sormadı.
Yanındaki iki adamla arabaya koştu.
Şef Kaien'e saldırdı.
Kaien bu kez doğrudan geri kaçmadı.
Sağa yöneldi.
Şef onu takip etti.
Bir.
Adımlarını saydı.
İki.
Meydanın daha çamurlu kısmına ilerledi.
Üç.
Şefin yaralı ayağı zemine gömüldü.
Yaratık sendeledi.
Kaien fırsatı değerlendirdi.
Yerdeki kırık mızrağın sivri ucunu aldı.
Şefe yaklaştı.
"AREN!"
Elira bağırdı.
Kaien şefin yanından geçti.
Kırık mızrağı kaburgalarının altına sapladı.
Tak!
Uç deri zırha takıldı.
"Kahretsin."
Şef geriye doğru dirseğini savurdu.
Kaien bu kez hazırlıklıydı.
Eğildi.
Darbe başının üzerinden geçti.
Kaien kırık mızrağı yeniden sapladı.
Bu kez zırh parçalarının arasındaki yanmış deriye.
Uç içeri girdi.
Şef çığlık attı.
Kaien silahı bıraktı ve kaçtı.
Yaratık arkasından uzandı.
Parmakları Kaien'in gömleğinin arkasını yakaladı.
Kaien'in bedeni bir anda durdu.
"Hayır!"
Şef onu kaldırdı.
Ayakları yerden kesildi.
Kaien tekmeledi.
Boşuna.
Yaratığın yüzü yaklaştı.
Yanmış et kokusu Kaien'in midesini kaldırdı.
Şef dişlerini gösterdi.
Kaien ilk kez yüzünü bu kadar yakından görüyordu.
Kırmızı kristal alnının tam ortasındaydı.
Avuç içi büyüklüğünde.
İçinde ışık hareket ediyordu.
Ve Kaien aniden başka bir şey fark etti.
Kristalin çevresindeki deri yanmamıştı.
Alevler oraya dokunmamış gibiydi.
Bu şey yalnızca süs değil.
Şef elini sıkmaya başladı.
Gömleği Kaien'in boğazını çekti.
Nefesi kesildi.
Ellerini yaratığın parmaklarına geçirdi.
Açamadı.
Kas Gücü +1 bile bunun yanında hiçbir şeydi.
Görüşü kararmaya başladı.
Bir şey yap.
Kaien elini şefin yüzüne uzattı.
Ulaşamıyordu.
Biraz daha.
Parmakları kristale değdi.
Bir anda—
Dünya sessizleşti.
Kaien'in önünde kırmızı bir pencere açıldı.
[Yüksek yoğunlukta yabancı mana tespit edildi.]
Kaien'in gözleri büyüdü.
Mana?
[Kaynak: Hüküm Kristali]
[Sürü Hükümdarlığı niteliğinin biyolojik kaynağı tespit edildi.]
Kaien'in kalbi hızlandı.
Biyolojik?
Kristal bir eşya değildi.
Şefin parçasıydı.
Yeni satır belirdi.
[Hüküm Kristali fiziksel olarak zarar görürse hedefin Sürü Hükümdarlığı niteliği zayıflayabilir.]
Kaien'in gözleri kristale kilitlendi.
"Bunu..."
Şef daha sert sıktı.
Kaien'in boğazından boğuk bir ses çıktı.
"...önceden söyleyebilirdin."
Zaman normalleşti.
Kaien bütün gücüyle kristale bastırdı.
Hiçbir şey olmadı.
Sertti.
Taş kadar.
Şef öfkeyle kafasını salladı.
Kaien'in eli kaydı.
Parmaklarımla kıramam.
Bir silah gerekiyordu.
Tam o anda bir taş şefin omzuna çarptı.
Elira.
Yine.
"AREN!"
Şef başını ona çevirdi.
Kaien içinden küfretti.
"Anne, bunu yapmayı bırak!"
Elira ikinci taşı fırlattı.
Bu kez şefin yüzüne geldi.
Yaratığın dikkati tamamen ona kaydı.
Kaien'in gömleğini bıraktı.
Kaien yere düştü.
Ciğerlerine hava doldurdu.
Öksürdü.
Şef Elira'ya yöneldi.
Kaien ayağa kalktı.
"Kırmızı taş!"
Deren ona baktı.
"Ne?"
"Alnındaki kristali kırmamız gerekiyor!"
Deren arabayı yerine getirmişti.
Kaien kuyunun ipine koştu.
"Bıçağın var mı?"
Deren belindeki kısa bıçağı çıkardı.
"Var."
"İpi kes!"
"Ne yapacaksın?"
"Kes!"
Deren bıçağı ipe vurdu.
Bir.
İki.
Üç.
İp koptu.
Kaien ucunu yakaladı.
Kalındı.
Yaklaşık on metre.
"Arabaya bağla."
Deren artık soru sormuyordu.
İpi arabanın ön kısmına sardılar.
Kaien diğer ucunu aldı.
"Şefi buraya getireceğim."
Deren gözlerini büyüttü.
"Yine mi?!"
"Bu sefer daha kısa mesafe!"
"Bunun iyi olduğunu mu düşünüyorsun?!"
Kaien cevap vermeden koştu.
Şef Elira'ya yaklaşıyordu.
Kadın geri çekiliyordu.
Ama arkasında yanan bir ev vardı.
Kaien yerden bir taş aldı.
"HEY!"
Şef durmadı.
Kaien taşı fırlattı.
Yaratığın sırtına çarptı.
Tepki yok.
"Buradayım!"
Şef hâlâ Elira'ya gidiyordu.
Kaien dişlerini sıktı.
Otoritesine meydan okuma.
Kristal.
Sürü.
Hakimiyet.
Kaien aklına gelen tek şeyi yaptı.
Yakındaki ölü goblinlerden birinin yanına koştu.
Yaratığın boynunda kemikten yapılmış küçük bir kolye vardı.
Kaien kolyeyi kopardı.
Havaya kaldırdı.
Şefin görebileceği şekilde yere attı.
Ayağıyla üzerine bastı.
ÇAT!
Kemikler kırıldı.
Şef durdu.
Yavaşça Kaien'e döndü.
Kristal parladı.
Çevredeki goblinlerden birkaçı tiz sesler çıkardı.
[Hobgoblin Şefi'nin hakimiyet içgüdüsü tetiklendi.]
Kaien gülümsedi.
"Tamam."
Şef kükredi.
Kaien koşmaya başladı.
"Bu kısım artık tanıdık."
Yaralı bacağı neredeyse onu düşürüyordu.
Şef arkasından geldi.
Kaien kuyunun yanından geçti.
İp yerde uzanıyordu.
Deren ve diğer iki adam arabanın arkasındaydı.
"Bekleyin!"
Şef yaklaşıyordu.
On metre.
Sekiz.
Kaien ipin üzerinden atladı.
Şef doğrudan arkasından geldi.
"ŞİMDİ!"
Deren ve adamlar bütün güçleriyle arabayı itti.
Araba eğimli zeminde hareket etti.
Tekerleklerinden biri kırık olduğu için yana doğru savruldu.
İp gerildi.
Şefin ayak bileğine dolandı.
Yaratık ne olduğunu anlamadan araba hız kazandı.
İp çekildi.
Şefin yaralı bacağı yana doğru kaydı.
KÜT!
Dev yaratık yüzüstü çamura düştü.
Meydan sarsıldı.
Kaien döndü.
"ÜSTÜNE!"
Deren baltasını kaldırıp koştu.
Diğer iki adam da ellerindeki kürek ve odun baltasıyla şefe saldırdı.
Deren baltasını yaratığın sırtına indirdi.
Tak!
Metal zırha çarptı.
"Başına!"
Kaien bağırdı.
"KRİSTALE VURUN!"
Şef kollarıyla kendini kaldırmaya başladı.
Bir köylü küreğiyle kafasına vurdu.
Şefin eli adamın bacağını yakaladı.
Tek hareketle savurdu.
Adam havada dönerek yere düştü.
Hareketsiz kaldı.
Deren geri çekildi.
"Bu şey hâlâ—"
Şef ayağa kalkmaya çalıştı.
Kaien yerdeki büyük bir taş parçasını aldı.
Ağırdı.
Kas Gücü +1 olmasa kaldıramazdı.
Şef dizlerinin üzerindeydi.
Kaien arkasından yaklaştı.
"Biraz daha..."
Şef onu fark etti.
Döndü.
Kaien taşı bütün gücüyle savurdu.
Kristale.
ÇAT!
Ses diğer bütün seslerden farklıydı.
Cam kırılması gibi değildi.
Taş da değildi.
Sanki kalın bir buz tabakası çatlamıştı.
Şefin gözleri büyüdü.
Alnındaki kırmızı kristalin üzerinde ince bir çizgi oluştu.
Bütün goblinler aynı anda çığlık attı.
Kaien irkildi.
Şefin eli ona doğru geldi.
Kaien geri çekilemedi.
Parmaklar göğsüne çarptı.
Yere savruldu.
Ama bu kez sistem pencereleri peş peşe açılıyordu.
[Hüküm Kristali hasar aldı.]
[Sürü bağlantısı kararsız.]
[Hobgoblin Şefi'nin bazı nitelikleri zayıfladı.]
[Öfke güçlendirmesi sonlandırıldı.]
Kaien yerde doğruldu.
"İşe yaradı."
Şef ayağa kalktı.
Ama hareketleri farklıydı.
Daha yavaştı.
Başını sallıyordu.
Etrafındaki goblinler huzursuzca birbirlerine bakmaya başlamıştı.
Bazıları geri çekildi.
Bazılarıysa anlamsız sesler çıkarıyordu.
Şef kükredi.
Eskiden bu ses geldiğinde bütün goblinler aynı anda hareket ediyordu.
Bu kez yalnızca birkaç tanesi tepki verdi.
Kaien'in önünde sayı değişti.
[Zafer ihtimali: %8,71]
[%17,42]
"İşte şimdi konuşabiliriz."
Deren nefes nefese yanına geldi.
"Ne yapacağız?"
Kaien kristale baktı.
"Onu kıracağız."
"Nasıl?"
Kaien Deren'in baltasına baktı.
Sonra şefe.
"Onu bir kez daha yere düşürmemiz gerekiyor."
Deren'in yüzü çöktü.
"Tabii."
Şef baltasına yöneldi.
Kaien'in gözleri büyüdü.
Silah hâlâ meydanın ortasındaydı.
"Önce o."
Deren anladı.
İkisi aynı anda baltaya koştu.
Şef de.
Deren daha yakındı.
Baltanın sapını yakaladı.
Kaldırmaya çalıştı.
Olmadı.
"Çok ağır!"
Kaien yardım etti.
İkisi birlikte sürüklemeye başladılar.
Şef yaklaşırken Kaien baltanın başını çamurun içinden çıkarmaya çalıştı.
"Boş ver!"
Deren bağırdı.
"Taşıyamıyoruz!"
Kaien bir an durdu.
Sonra gülümsedi.
"Taşımamız gerekmiyor."
Baltanın sapını şefe doğru çevirdi.
"Çek!"
İkisi sapı kaldırdı.
Balta başı yerde kaldı.
Uzun sap, şefin diz hizasında yatay bir engel oluşturdu.
Şef duramayacak kadar yakındı.
Yaralı bacağı sapa çarptı.
Dengesi bozuldu.
Deren kendini yana attı.
Kaien de.
Şef öne doğru düştü.
GÜM!
Kaien bir an bile beklemedi.
Baltanın sapını bıraktı.
Şefin üzerine koştu.
Yaratık doğrulmaya çalışıyordu.
Kaien onun sırtına bastı.
Omzuna.
Sonra boynuna.
Şef sallandı.
Kaien düşmek üzereydi.
Ama kristal artık önündeydi.
Çatlamış.
Kırmızı ışık sızdırıyordu.
"Deren!"
Balta ulaşamayacakları kadar uzaktaydı.
Deren elindeki kısa bıçağı fırlattı.
Kaien havada yakalamaya çalıştı.
Bıçak elinden sekip çamura düştü.
"...Gerçekten mi?"
Şef hareket etti.
Kaien neredeyse üzerinden düştü.
Bıçağa uzandı.
Parmakları sapı yakaladı.
Şef kafasını kaldırdı.
Kaien bıçağı iki eliyle tuttu.
Kristalin üzerindeki çatlağa yerleştirdi.
Ve bütün gücüyle bastırdı.
İlk anda hiçbir şey olmadı.
"Haydi."
Şef kükredi.
Kaien'in bedeni sarsıldı.
"Haydi!"
Kas Gücü +1.
Kolları titredi.
Bıçağın ucu çatlağın içerisine girdi.
Kristalden kırmızı ışık patladı.
Kaien gözlerini kısmak zorunda kaldı.
"Biraz..."
Bıçağı çevirdi.
"DAHA!"
ÇAT!
Kristal parçalandı.
Dünya kırmızıya döndü.
Kaien havaya fırladı.
Yere düştüğünde hiçbir şey duyamıyordu.
Sadece kulaklarında ince bir uğultu vardı.
Görüşü bulanıktı.
Bir süre hareket etmedi.
Sonra sistem ortaya çıktı.
[Hüküm Kristali yok edildi.]
[Sürü bağlantısı kesildi.]
Kaien başını kaldırdı.
Hobgoblin Şefi hâlâ dizlerinin üzerindeydi.
Alnından koyu kırmızı kan akıyordu.
Gözlerindeki ışık sönmüştü.
Ama—
Hareket etti.
Kaien'in yüzü düştü.
"Şaka yapıyorsun."
Şef ayağa kalkmaya çalıştı.
Bir eliyle yere bastı.
Deren arkasından geldi.
Büyük baltasını değil, kendi oduncu baltasını taşıyordu.
Kaien ona baktı.
Deren de şefe.
Sonra baltayı iki eliyle kavradı.
"Ravelyn için."
Baltayı şefin ensesine indirdi.
ÇAT!
Yaratık çöktü.
Deren tekrar vurdu.
Bir kez daha.
Şefin eli hareket etti.
Deren üçüncü kez vurdu.
Sonunda—
Hobgoblin Şefi hareketsiz kaldı.
Meydan sessizleşti.
Kaien nefesini tuttu.
Bir saniye.
İki.
Üç.
Sonra önünde altın renkli yazılar belirdi.
[Hobgoblin Şefi öldürüldü.]
Kaien'in yüzündeki bütün gerginlik boşaldı.
Sırt üstü çamura düştü.
"Sonunda..."
Ama sistem bitmemişti.
[Öldürme katkısı hesaplanıyor...]
Kaien doğruldu.
Deren son darbeyi vurmuştu.
Birden aklına korkunç bir ihtimal geldi.
"Eğer yüzde ellinin altındaysa seni öldürürüm."
Deren ona baktı.
"Ne?"
"Sen değil."
Yeni yazı geldi.
[Öldürme katkınız: %73]
Kaien rahatladı.
"Tamam. Arkadaşız."
Deren ona tuhaf tuhaf baktı.
[Yüksek değerli hedef öldürüldü.]
[Seviye farkı bonusu uygulanıyor.]
[Miras elde etme ihtimali: %100]
Kaien'in kalbi hızlandı.
Bu kez üç seçenek belirmedi.
Sadece tek bir kırmızı-altın pencere açıldı.
[Eşsiz Miras elde edildi.]
[Sürü Hükümdarlığı]
Kaien nefesini tuttu.
Yeni satırlar açıldı.
[Miras henüz tamamlanmadı.]
Kaien'in kaşları çatıldı.
"Ne demek tamamlanmadı?"
[Sürü Hükümdarlığı'nın tam işlevi için bir Hüküm Çekirdeği gereklidir.]
Kaien'in yüzü boşaldı.
"Kristali az önce parçaladım."
Sistem acımasızca devam etti.
[Kırılmış Hüküm Kristali uyumlu bir çekirdeğe dönüştürülebilir.]
Kaien sustu.
Sonra meydanda dağılmış kırmızı kristal parçalarına baktı.
"Önceden söylemek gerçekten bu kadar zor mu?"
Tam o anda çevreden sesler geldi.
Goblinler.
Kaien onları unutmuştu.
Onlarca yaratık meydanın çevresinde duruyordu.
Şefleri ölmüştü.
Bazıları kaçıyordu.
Ama hepsi değil.
Yaklaşık on beş goblin hâlâ oradaydı.
Deren baltasını kaldırdı.
"Bitmedi."
Elira Kaien'in yanına koştu.
"Aren!"
Kaien ayağa kalkmaya çalıştı.
Başaramadı.
Vücudunda acımayan tek bir yer kalmamıştı.
Goblinlerden biri öne çıktı.
Sonra bir başkası.
Köylüler silahlarını hazırladı.
Kaien'in önünde yeni bir pencere belirdi.
[Sürü bağlantısının kalıntıları tespit edildi.]
[Geçici yetki kurulabilir.]
Kaien dondu.
Ne?
[Sürü Hükümdarlığı — Eksik]
[Mevcut bağlantı kapasitesi: 1]
[Yakındaki uyumlu bir hedef üzerinde geçici hüküm kurulabilir.]
Kaien goblinlere baktı.
Bir tanesi diğerlerinden daha küçüktü.
Sol kulağının yarısı kopuktu.
Elinde paslı bir bıçak vardı.
[Goblin Yağmacı — Seviye 2]
Kaien düşüncesini ona yöneltti.
Sen.
Bir anda dünyadaki bütün sesler sustu.
Kaien, zihninin arkasında yabancı bir şey hissetti.
Küçük.
Karanlık.
Korkmuş.
Ve öfkeli.
Bir bağ.
İnce bir ip gibi.
Goblin aniden başını kaldırdı.
Doğrudan Kaien'e baktı.
[Geçici bağlantı kuruldu.]
Kaien'in kalbi göğsüne vurdu.
Düşünmeden tek bir emir verdi.
Dur.
Goblin dondu.
Kelimenin tam anlamıyla.
Elindeki bıçak havada kaldı.
Kaien'in gözleri büyüdü.
Diğer goblinler ilerliyordu.
Deren baltasını kaldırdı.
Ama Kaien artık onları görmüyordu.
Sadece kendisine bakan küçük gobline bakıyordu.
Gel.
Goblin bir adım attı.
Sonra bir tane daha.
Diğer yaratıklar şaşkınlıkla ona baktı.
Goblin onların arasından geçti.
Köylülerin yanından.
Deren saldırmak üzere baltasını kaldırdı.
"Bekle!"
Kaien bağırdı.
Deren dondu.
"Ne yapıyorsun?!"
"Bekle."
Goblin Kaien'in önüne geldi.
Yaklaşık bir metre uzakta durdu.
Kaien onun sarı gözlerine baktı.
Goblinin bedeni hafifçe titriyordu.
Korkuyordu.
Kaien bunu hissedebiliyordu.
Ama emirden kaçamıyordu.
Kaien yavaşça elini kaldırdı.
Goblin irkildi.
Diz çök.
Yaratık dizlerinin üzerine indi.
Meydan sessizliğe gömüldü.
Deren'in ağzı açık kaldı.
Elira hiçbir şey söylemedi.
Köylüler gobline baktı.
Sonra Kaien'e.
Kaien'in önünde son bir pencere açıldı.
[İlk bağlı yaratık edinildi.]
[Sürü: 1/1]
Kaien diz çökmüş gobline baktı.
Ardından çevredeki diğer yaratıklara.
Onlar da ona bakıyordu.
Bazıları korkuyla.
Bazıları öfkeyle.
Bazılarıysa—
Merakla.
Kaien yavaşça nefes verdi.
Bu dünyaya geldiğinde tek istediği hayatta kalmaktı.
Bir saat bile geçmeden bir goblin öldürmüş, bir köy baskınının ortasına düşmüş, seviye on yedi bir Hobgoblin Şefi'ni öldürmeye yardım etmişti.
Şimdi ise önünde diz çöken bir goblin vardı.
Ve sistem ona bunun yalnızca başlangıç olduğunu söylüyordu.
[Sürü Hükümdarlığı'nın tamamlanması için Hüküm Çekirdeği oluşturun.]
[Tamamlandığında kapasite yeniden hesaplanacaktır.]
Kaien parçalanmış kırmızı kristale baktı.
Sonra gobline.
Dudaklarının kenarı hafifçe yukarı kalktı.
"Sanırım..."
Elira ona baktı.
"Ne?"
Kaien gözlerini diz çöken yaratıktan ayırmadı.
"...bu dünyada ne yapacağımı bulmaya başlıyorum."
[Bölüm Sonu]