Skip to content

Kaien Protocol

Chapter 3 · 12 min read

Kaien Protocol

Chapter 3

Bölüm 3 — Adil Dövüşler Aptallar İçindir

"Önce bir şeyi netleştirelim."

Elira, köye doğru aksayarak ilerleyen Kaien'in hemen arkasındaydı.

"Neyi?"

"Şefe gerçekten hakaret edeceğini söylemiştin."

"Evet."

"Onu kızdıracağını."

"Evet."

"Sonra da peşinden koşturacağını."

Kaien arkasına baktı.

"Evet."

Elira'nın kaşları çatıldı.

"Yaralı bacağınla."

Kaien sustu.

Bacağının her adımda zonklaması bu ayrıntıyı unutmasına zaten izin vermiyordu.

"Planın o kısmı üzerinde hâlâ çalışıyorum."

Elira durdu.

Kaien de birkaç adım sonra durmak zorunda kaldı.

"Aren."

"Efendim?"

"Taş ocağına geri dönüyoruz."

"Anne—"

"Hayır."

Elira'nın sesi bu kez sertti.

"Biraz önce seni neredeyse kaybediyordum. Sonra üç goblinle savaştın. Yüzün kesildi, bacağının üzerine doğru düzgün basamıyorsun ve şimdi bana o şeyin önüne çıkacağını söylüyorsun."

Kaien cevap vermedi.

Çünkü kadın haklıydı.

Planının en büyük sorunu buydu.

Şefi meydana çekebilirdi.

Belki.

Sulama kanalını kullanabilirdi.

Belki.

Ama bunların hiçbirinin önemi yoktu eğer Hobgoblin Şefi ilk balta darbesinde onu iki parçaya ayırırsa.

Kaien köyün batı girişinden meydana baktı.

Şef hâlâ oradaydı.

Etrafında yaklaşık on goblin bulunuyordu. Diğerleri evleri arıyor, kaçan köylüleri kovalıyor veya yerdeki cesetleri yağmalıyordu.

Şef ise yerinden neredeyse hiç ayrılmıyordu.

Beni fark etmesi gerekiyor.

Ama sadece fark etmesi yetmezdi.

Kaien'in peşinden gelmeliydi.

Üstelik yalnız gelmesi gerekiyordu.

Bu kısmın nasıl gerçekleşeceğine dair hiçbir fikri yoktu.

Görüşünün kenarında altın renkli pencere hâlâ duruyordu.

[Hobgoblin Şefi — Seviye 17]

[Zafer ihtimali: %0,11]

Kaien içinden söylendi.

Evet, ben de pek umutlu değilim.

Sonra aklına bir şey geldi.

"Sistem."

Elira ona baktı.

"Ne?"

"Hiç."

Kaien zihninden devam etti.

Zafer ihtimalini ne belirliyor?

Cevap yok.

Beni duyduğunu biliyorum.

Sessizlik.

Az önce soru işareti gösterdin.

Hiçbir şey olmadı.

Kaien gözlerini kıstı.

"İnatçı."

"Aren?"

"Gerçekten hiçbir şey."

Elira'nın yüzündeki şüphe giderek artıyordu.

Kaien bunun ileride büyük bir problem olacağını biliyordu.

Aren'in anılarına sahip olması onun Aren gibi davranabildiği anlamına gelmiyordu.

Elira oğlunu on dört yıldır tanıyordu.

Kaien ise onu yaklaşık yarım saattir.

Şimdilik yaşadıkları şok, davranışlarındaki değişiklikleri açıklayabilirdi.

Ama sonsuza kadar değil.

Önce hayatta kal.

Kimlik krizini daha sonra yaşayabilirdi.

"Değirmene gidelim."

Elira iç çekti.

"Fikrini değiştirmeyeceksin, değil mi?"

"Değiştirmemi sağlayacak daha iyi bir planın varsa dinlerim."

Kadın sustu.

Kaien başını salladı.

"Ben de bundan korkuyordum."

Değirmen köyün kuzeybatı tarafındaydı.

Oraya ulaşmak için ana sokaktan gitmek intihar olurdu.

Bu yüzden evlerin arkasından ilerlediler.

Aren'in anıları yolu biliyordu.

Kaien çocukken—

Aren çocukken.

Kaien zihninde kendisini düzeltti.

Aren birkaç kez arkadaşlarıyla değirmenin arkasındaki su kanalında oynamıştı.

Bir keresinde değirmencinin elma sepetini çalmışlardı.

Kaien anıyı gördüğünde istemsizce gülümsedi.

Sonra durdu.

Bu garipti.

Anının kendisi ona ait değildi.

Ama his...

Utanç.

Heyecan.

Yakalanma korkusu.

Bunlar da onunla birlikte gelmişti.

Aren gerçekten tamamen gitmiş miydi?

Yoksa ondan kalan bir şey hâlâ burada mıydı?

Kaien düşünceyi zihninin arkasına itti.

Şimdi zamanı değildi.

Bir çitin arkasına çömeldiler.

Kaien dikkatlice başını kaldırdı.

Değirmen yaklaşık otuz metre ilerideydi.

Aralarında iki goblin vardı.

Biri yere çökmüş bir şey yiyordu.

Kaien ne yediğine bakmamayı tercih etti.

Diğeri değirmenin kapısının önündeydi.

[Goblin Yağmacı — Seviye 2]

[Goblin Yağmacı — Seviye 3]

Kaien mızrağına baktı.

Sonra bacağına.

İki taneyle savaşmak istemiyordu.

Elira kulağına eğildi.

"Başka yol var mı?"

Kaien değirmenin arkasına baktı.

Su kanalı binanın altından geçiyordu.

Aren oraya çocukken girmişti.

Dar bir bakım geçidi vardı.

"Var."

"İyi."

"Hoşuna gitmeyecek."

Elira gözlerini kapattı.

"Neden söylediğin her şey beni endişelendiriyor?"

"Sanırım yeni yeteneğim."

Kaien çitin boyunca ilerledi.

Yaklaşık yirmi metre sonra su kanalına ulaştılar.

Kanal iki metre genişliğindeydi.

Su bel hizasından biraz daha aşağıdaydı.

Akıntı hızlı değildi.

Ama temiz de görünmüyordu.

Elira suya baktı.

Sonra Kaien'e.

"Hayır."

"Bu kelimeyi bugün çok kullanıyorsun."

"Aren."

"Tamam, tamam."

Kaien önce mızrağı suya indirdi.

Ardından kendisi girdi.

Soğuk su yaralı bacağına değdiğinde dişlerini sıktı.

"Ah..."

Elira hemen yanına indi.

"İyi misin?"

"Evet."

Yalandı.

Ama yürüyebiliyordu.

Hatta su, ağırlığının bir kısmını taşıdığı için karadakinden daha rahat hareket ediyordu.

Kaien bunu fark edince durdu.

İlginç.

Şefi buraya çekemezdi.

Yaratık çok büyüktü.

Ama suyun başka bir faydası olabilirdi.

İkisi değirmenin altındaki karanlık geçide girdiler.

Kaien birkaç adım sonra hiçbir şey göremez hale geldi.

Elira da koluna tutundu.

"Bir şey görüyor musun?"

"Hayır."

Kaien durdu.

Sonra ilk goblinden almadığı seçeneği hatırladı.

Gece Görüşü.

Keşke...

Bir an düşündü.

Hayır.

Pişman olmanın anlamı yoktu.

Kas Gücü sayesinde büyük ihtimalle ikinci goblin saldırısından sağ çıkmıştı.

Her seçimin bedeli vardı.

Duvarı eliyle takip ederek ilerledi.

Yaklaşık bir dakika sonra önlerinde hafif bir ışık belirdi.

Değirmenin iç kısmına açılan ahşap bir ızgara.

Kaien onu itti.

Açılmadı.

Tekrar itti.

Ahşap gıcırdadı.

Elira fısıldadı.

"Ses çıkarma."

"Farkındayım."

Kaien iki elini dayadı.

Kaslarını gerdi.

Kas Gücü +1.

Izgara hareket etti.

Biraz daha.

Sonunda kenara kaydı.

Kaien içeri çıktı.

Değirmenin alt katındaydılar.

Çuvallar.

Un.

Ahşap dişliler.

Ve her yerde toz.

Üst kattaki goblinlerin ayak seslerini duyabiliyordu.

Elira da içeri girdi.

"Kapaklar nerede?"

Kaien etrafına baktı.

Aren'in anısı.

Değirmencinin bağırması.

Çocukların kaçması.

Bir kol.

Evet.

"Arka tarafta."

Sessizce ilerlediler.

İki büyük ahşap kol buldular.

Biri kuzey kanalını, diğeri güney kanalını kontrol ediyordu.

Kaien ilkini tuttu.

Çekti.

Hareket etmedi.

Tekrar denedi.

"Takılmış."

Elira yanına geldi.

Birlikte asıldılar.

Ahşap gıcırdadı.

Sonra—

GÜM!

Kol aşağı indi.

Değirmenin altından güçlü bir su sesi geldi.

Üst katta ayak sesleri durdu.

Kaien dondu.

Elira da.

Bir goblin bir şey söyledi.

Ardından merdivenlerden aşağı inmeye başladı.

Kaien mızrağı kaldırdı.

Harika.

Goblin köşeyi döndü.

Kaien onu bekliyordu.

Yaratık tepki veremeden mızrak boğazının altına girdi.

Kaien bütün ağırlığını ileri verdi.

Goblin geriye çarptı.

Ama ölmedi.

Kılıcını kaldırmaya çalıştı.

Elira yerdeki un çuvalını yaratığın üzerine itti.

Goblin dengesini kaybetti.

Kaien mızrağı çekip tekrar sapladı.

Bu sefer yaratık hareketsiz kaldı.

[Goblin Yağmacı öldürüldü.]

[Miras elde etme ihtimali hesaplanıyor...]

[Başarısız.]

Kaien dişlerini sıktı.

"Bir kere de işime yarayacağın zamanda çalış."

Yukarıdan öfkeli bir çığlık geldi.

İkinci goblin.

"Çıkıyoruz."

Kaien ikinci kolu da indirdi.

GÜM!

Su sesi daha da güçlendi.

Sonra ikisi geldikleri geçide geri girdi.

Goblin merdivenlerden indiğinde onları göremedi.

Öfkeyle bağırdı.

Kaien karanlıkta gülümsedi.

"Birinci kısım tamam."

Köyün meydanında ilk değişiklik birkaç dakika sonra başladı.

Su önce oluklardan taştı.

Sonra sokaklara yayıldı.

Ravelyn hafif eğimli bir araziye kurulmuştu.

İki ana sulama kanalının kapakları tamamen açıldığında normalde tarlalara yönlendirilen su, hasar görmüş küçük kanallardan taşıp köy merkezine akmaya başladı.

Tek başına yeterli değildi.

Ama Kaien'in istediği de sel değildi.

Çamurdu.

Meydandaki sıkıştırılmış toprak suyu emmeye başladı.

İnsanlar için rahatsız edici.

Goblinler için de.

Ama üç metre boyunda, ağır metal parçaları taşıyan bir Hobgoblin için?

Kaien bunu görmek istiyordu.

Bir evin arkasından meydana baktı.

[Zafer ihtimali güncelleniyor.]

[%0,11]

Sayı titredi.

[%0,24]

Kaien'in gözleri parladı.

"İşe yarıyor."

Elira yanında çömelmişti.

"Ne işe yarıyor?"

"Su."

"Şefi suyla mı öldüreceksin?"

"Hayır."

Kaien meydanın diğer tarafındaki devrilmiş arabaya baktı.

"Su sadece onun hareketini yavaşlatacak."

"Sonra?"

"Sonra ateş."

Elira birkaç saniye sustu.

"Su ve ateş."

"Evet."

"Birbirinin tam tersi olan iki şey."

"Planım çok yönlü."

Elira'nın bakışı ona bunun komik olmadığını söyledi.

Kaien iç çekti.

"Şef ağır. Zemin çamur olduğunda hareket etmekte zorlanacak. Meydanın kenarında yağ fıçıları var. Onları ortaya taşıyacağız."

"Biz mi?"

"Hayır."

Kaien çevreye baktı.

"Yardıma ihtiyacımız var."

İlk buldukları kişi Deren oldu.

Fırıncı.

Aren'in anılarındaki iri yarı, sürekli terleyen adam şu anda elinde bir balta tutuyordu.

Yanında dört köylü daha vardı.

Kaien planı anlattığında hepsi ona aynı şekilde baktı.

Sessizce.

Uzun süre.

Sonunda Deren konuştu.

"Sen... şefi öldürmek istiyorsun."

"Doğru."

"Sen Aren'sin."

"Bu da doğru."

"Elira'nın oğlu."

Elira araya girdi.

"Evet, Deren. Ben de buradayım."

Deren başını kaşıdı.

"Çocuk kafasını mı vurdu?"

"Muhtemelen."

"Anne."

"Ne?"

Kaien cevap vermedi.

Deren meydana baktı.

"Onu öldürsek bile diğerleri ne olacak?"

"Şef emir verdiğinde alnındaki kristal parlıyor."

Deren kaşlarını çattı.

"Ne kristali?"

"Bak."

Kaien şefi gösterdi.

Yaratık tam o anda kolunu kaldırdı.

Alnındaki kırmızı kristal parladı.

Uzakta bulunan birkaç goblin aynı anda yön değiştirdi.

Deren'in yüzündeki şüphe azaldı.

"Onları o mu yönetiyor?"

"Bence evet."

"Bence?"

"Kesin olduğunu söylersem daha mı iyi hissedersin?"

"Hayır."

"Öyleyse bence."

Deren homurdandı.

Kaien devam etti.

"Şef ölürse ya kaçarlar ya da en azından organizasyonları bozulur."

"Ya bozulmazsa?"

"Taş ocağına kaçarız."

Deren uzun süre meydana baktı.

Sonra baltasını omzuna aldı.

"Ne yapmamız gerekiyor?"

Kaien gülümsedi.

"İki fıçı."

Fıçıları meydana taşımak düşündüğünden daha zordu.

Goblinlere görünmeden hareket etmek zorundaydılar.

Deren ve iki köylü ilk fıçıyı devrilmiş arabanın arkasına götürdü.

Diğeri kuyunun yakınına bırakıldı.

Kaien ise sulama kanalının meydana açılan eski taş kapağını kontrol etti.

Aren'in anısı doğruydu.

Kapak hâlâ oradaydı.

Yarı çürümüş.

Ama çalışıyordu.

Kaien çevresine baktı.

Planı zihninde tekrar etti.

Şefi meydana çek.

Çamura sok.

Yağı dök.

Ateşe ver.

Eğer hâlâ ölmezse—

Bu kısım sorunluydu.

[Zafer ihtimali: %0,61]

Kaien pencereye baktı.

Bir yüzde bile değildi.

Hazırlık yapmasına rağmen.

"Bu yaratık tam olarak ne kadar güçlü?"

Sistem cevap vermedi.

Kaien şefe baktı.

Üç metre.

Devasa balta.

Seviye 17.

Kendisiyse muhtemelen...

"Benim seviyem kaç?"

Bu kez bir pencere açıldı.

[Aren]

[Tür: İnsan]

[Seviye: 1]

[Miraslar: 2]

[Kas Gücü +1]

[İz Sürme — Yaygın]

Kaien birkaç saniye baktı.

"Seviye bir."

Deren ona baktı.

"Ne?"

"Hiç."

Seviye bir olarak seviye on yediyle uğraşıyorum.

Kendi zekâsından şüphe etmeye başlamıştı.

Ama geri dönüş için artık geçti.

Kaien derin nefes aldı.

"Tamam."

Deren kolunu tuttu.

"Bekle."

"Ne?"

"Onu nasıl buraya getireceksin?"

Kaien sustu.

Sonra şefe baktı.

"Doğaçlama."

Deren'in yüzü düştü.

"Şimdi mi söylüyorsun bunu?"

"Başka fikrin varsa—"

Deren sustu.

Kaien başını salladı.

"Ben de öyle düşünmüştüm."

Mızrağı aldı.

Meydana çıktı.

İlk birkaç adımda hiçbir şey olmadı.

Sonra bir goblin onu gördü.

Çığlık attı.

Başka biri döndü.

Sonra üçüncüsü.

Kaien yürümeye devam etti.

Kalbi göğsünü parçalayacakmış gibi atıyordu.

Bu kötü bir fikir.

Şef ona baktı.

Kaien durdu.

Aralarında yaklaşık kırk metre vardı.

Şef başını yana eğdi.

Onu tanımıştı.

Çan kulesindeki çocuk.

Kaien mızrağını kaldırdı.

Şefi işaret etti.

"Hey!"

Şefin gözleri daraldı.

Kaien bir an düşündü.

Acaba beni anlıyor mu?

Bunu hesaba katmamıştı.

"Sen!"

Şef tepki vermedi.

Kaien kaşlarını çattı.

"Çirkin!"

Hiçbir şey.

"Yeşil domuz!"

Elira uzaktan yüzünü elleriyle kapattı.

Deren fısıldadı.

"Çocuk ne yapıyor?"

Kaien sinirlendi.

"Dilimi anlamıyor musun?!"

Şef baltasını omzuna koydu.

Kaien'in aklına başka bir fikir geldi.

Kelimelere ihtiyacı yoktu.

Mızrağı yere sapladı.

Eğildi.

Bir avuç çamur aldı.

Ve bütün gücüyle fırlattı.

Çamur şefe ulaşmadı bile.

Yarısında yere düştü.

Sessizlik.

Kaien birkaç saniye ona baktı.

"Bu daha etkileyici görünmeliydi."

Sonra yere tükürdü.

Şefi işaret etti.

Başparmağını boğazının üzerinden geçirdi.

Bu kez tepki geldi.

Şefin yüzü değişti.

Alnındaki kristal parladı.

[Hobgoblin Şefi'nin saldırganlığı yükseliyor.]

Kaien yutkundu.

"İşte bu."

Şef kükredi.

Ses meydanı titretti.

Etrafındaki goblinler geri çekildi.

Ve dev yaratık yürümeye başladı.

Doğrudan Kaien'e.

[Zafer ihtimali güncelleniyor.]

[%0,61]

[%1,04]

Kaien gülümsedi.

"Yüzde biri geçtik."

Şef yürümeyi bıraktı.

Koşmaya başladı.

Kaien'in gülümsemesi kayboldu.

"Çok hızlı."

Arkasını döndü.

Ve koştu.

İlk adımda bacağı neredeyse çöktü.

Acı zihnini beyaza çevirdi.

"AH!"

Ama durmadı.

Şef arkasındaydı.

GÜM.

GÜM.

GÜM.

Her adım yaklaşıyordu.

Kaien planladığı rotaya girdi.

Çamurlu bölge.

Şef peşinden geldi.

İlk adım.

Çamur dev ayağının altında ezildi.

İkinci.

Yaratığın hızı düştü.

Üçüncü—

Ayağı kaydı.

Şef sendeledi.

Kaien arkasına baktı.

"Şimdi!"

Deren ve diğerleri arabayı itti.

Fıçı devrildi.

Yağ meydana yayıldı.

Şef bunu gördü.

Durdu.

Kaien'in kalbi sıkıştı.

Fark etti.

Yaratık aptal değildi.

Şef geriye doğru bir adım attı.

"Hayır."

Kaien'in planı çökmek üzereydi.

Şef etrafına baktı.

Deren'i gördü.

Elira'yı.

Fıçıyı.

Sonra Kaien'e baktı.

Kırmızı gözlerinde farklı bir şey vardı.

Anlayış.

[Hedef tehlikeyi algıladı.]

"Şaka yapıyor olmalısın."

Şef geri çekilmeye başladı.

Kaien'in önünde sayı düştü.

[%1,04]

[%0,47]

"Hayır, hayır, hayır."

Bütün hazırlık boşa gidecekti.

Şef çamurdan çıkarsa bir daha aynı tuzağa düşmezdi.

Kaien'in gözü alnındaki kristale takıldı.

Bir fikir.

Kötü bir fikir.

Çok kötü bir fikir.

Mızrağı kaldırdı.

"Aren!"

Elira ne yapacağını anlamıştı.

"YAPMA!"

Kaien mızrağı fırlattı.

Silah havada döndü.

Şefe ulaşmadı.

Ama ulaşması gerekmiyordu.

Mızrak yaratığın önündeki çamura saplandı.

Şef durdu.

Kaien meydana doğru iki adım attı.

Kollarını iki yana açtı.

"Gel."

Şefin kristali parladı.

"Gel!"

Kaien göğsünü işaret etti.

"Buradayım!"

Yaratık kükredi.

Ve geri döndü.

"Çalıştı."

Sonra Kaien'in yüzü soldu.

"Çalıştı."

Şef saldırdı.

Kaien kaçmaya başladı.

Ama bu sefer yetişemeyeceğini biliyordu.

Beş metre.

Dört.

Üç.

Şef baltasını kaldırdı.

Kaien yana atladı.

Balta yere indi.

BOOM!

Çamur ve taş parçaları havaya fırladı.

Şok dalgası Kaien'i yere savurdu.

Kulakları çınladı.

Ayağa kalkmaya çalıştı.

Olmadı.

Şef baltasını çamurdan çekti.

Kaien ona baktı.

Bu kadar.

Planın sonuna ulaşamamıştı.

Şef baltayı kaldırdı.

Ve—

Bir taş kafasına çarptı.

Şef yavaşça döndü.

Elira.

Elinde başka bir taş vardı.

"Çocuğumdan uzak dur!"

Kaien'in gözleri büyüdü.

"ANNE, KAÇ!"

Şef yön değiştirdi.

Elira'ya doğru yürüdü.

Kaien'in içindeki bir şey koptu.

Ayağa kalktı.

Acıyı umursamadı.

"HEY!"

Şef durmadı.

Kaien yerdeki mızrağa ulaştı.

Çekti.

Koştu.

Şef baltasını Elira'ya doğru kaldırdı.

Kaien bütün gücüyle mızrağı savurdu.

Uç yaratığın dizinin arkasına girdi.

Şef kükredi.

Dizi çöktü.

Tam yağın ortasına.

"Deren!"

Fırıncı bekliyordu.

Elindeki yanan meşaleyi fırlattı.

Bir saniye.

İki.

Sonra—

FWOOM!

Meydan alev aldı.

Hobgoblin Şefi'nin kükremesi insan sesine benzemiyordu.

Kaien kendini geriye attı.

Alevler yaratığın bacaklarını, gövdesini ve zırhındaki deri parçalarını sardı.

Goblinler çığlık atarak geri çekildi.

"Başardık..."

Deren'in sesi titriyordu.

Ama Kaien'in önündeki pencere kaybolmadı.

[Hobgoblin Şefi — Seviye 17]

Can değeri görünmüyordu.

Öldürme bildirimi de yoktu.

Kaien'in yüzü değişti.

"Hayır."

Alevlerin içinden bir gölge hareket etti.

Hobgoblin Şefi ayağa kalktı.

Derisi yanıyordu.

Zırhı alevler içindeydi.

Ama yaşıyordu.

Kırmızı kristal her zamankinden daha parlaktı.

Yaratık baltasını kaldırdı.

Deren'in yüzü bembeyaz oldu.

"Bu şey neden ölmüyor?!"

Kaien geri çekildi.

Sistem penceresi açıldı.

[Hobgoblin Şefi ağır yaralandı.]

[Öfke durumu etkin.]

[Fiziksel güç yükseldi.]

Kaien boş boş yazıya baktı.

"Tabii."

Şef bir adım attı.

Sonra bir tane daha.

Alevler etrafında dans ediyordu.

Kaien'in bütün planı onu öldürmeye yetmemişti.

Ama bir şey değişmişti.

[Zafer ihtimali güncelleniyor.]

[%0,47]

Sayı titredi.

[%8,71]

Kaien'in gözleri büyüdü.

Sekiz.

Hâlâ kötüydü.

Ama artık imkânsız değildi.

Şef baltasını sürükleyerek ona doğru yürüdü.

Kaien mızrağı kavradı.

Sonra yaratığın yaralı dizine baktı.

Yanmış derisine.

Ve en önemlisi—

Alnındaki kristale.

Alevler içinde bile zarar görmemişti.

Hatta daha güçlü parlıyordu.

[Potansiyel Miras: ???]

[Sınıf: Eşsiz]

Kaien derin bir nefes aldı.

Plan başarısız olmuştu.

En azından ilk plan.

Mızrağın ucunu kaldırdı.

"Tamam."

Ellerinin titremesini durduramadı.

Ama bu kez kaçmadı.

"İkinci plan."

Elira arkasından bağırdı.

"İkinci plan ne?!"

Kaien birkaç saniye sustu.

Gözlerini şeften ayırmadı.

"Henüz bilmiyorum."

Hobgoblin Şefi kükredi.

Kaien mızrağı iki eliyle kavradı.

Ve sistem son bir kez değişti.

[Özel koşul algılandı.]

[Eşsiz Mirasın gerçek niteliği kısmen açığa çıkarıldı.]

[Potansiyel Miras: Sürü Hükümdarlığı]

Kaien'in gözleri yavaşça büyüdü.

Şefin alnındaki kırmızı kristale baktı.

Sonra etraflarında bekleyen onlarca gobline.

Hepsi saldırmayı bırakmıştı.

Hepsi şefi izliyordu.

Kaien sonunda anladı.

Kristal yalnızca onları yönetmiyordu.

Şef öldüğünde elde edebileceği şey basit bir güç artışı değildi.

Bir yetenek değildi.

Bir direnç değildi.

Bu—

[Sürü Hükümdarlığı — Eşsiz]

[Kendinizden zayıf belirli yaratıkları iradeniz altında birleştirme potansiyeli sağlar.]

Kaien'in kalbi daha hızlı atmaya başladı.

Bir goblin ordusuna baktı.

Sonra onların efendisine.

Yeni dünyadaki ilk gününde yalnızca hayatta kalmaya çalışıyordu.

Ama şimdi önünde bambaşka bir ihtimal duruyordu.

Şefi öldürebilirse—

Bu köyden kaçmasına gerek kalmayabilirdi.

Belki de saldıran orduyu...

Kendisine alabilirdi.

[Bölüm Sonu]

End of chapter

0 comments

No comments on this chapter yet. Write the first one.