تخطٍ إلى المحتوى

Ece

الفصل 15 · قراءة 4 دقيقة

Ece

الفصل 15

15. Bölüm: Ece Kaya

Kenan’ın omuzları masanın üzerindeki dosyaya gölge düşürürken, dudaklarında tehlikeli bir tebessümle eğildi. Kulağıma doğru fısıldadığında, sesi sadece bana özel, buz gibi bir emir gibi tınlıyordu: "Kurallarımızı hatırla, Ece. Sadakat, en büyük kuralımızdır. Bu kararı sen veriyormuşsun gibi görünmesi, iplerin aslında kimin elinde olduğunu değiştirmez."

Kenan’ın bu hamlesiyle bana "senin kararın gibi görünecek ama aslında benim kuklamsın" mesajını verdiğini çok iyi anladım. Ancak oyunun kuralı değişmişti; artık ben de onun kadar keskinleşecektim.

Kalemi parmaklarımın arasında bir kılıç gibi çevirdim. Gözlerimi önce titreyen dayım Ahmet Dayıma sonra nefretle bana bakan Beyza’ya çevirdim. Yüzümdeki ifade, artık o eski "ezik Ece"den eser kalmadığını haykırıyordu. Kenan’ın gözlerine, sanki onun zihnini okuyormuşum gibi dik ve sarsılmaz bir kararlılıkla baktım.

"Haklısın Kenan," dedim, sesim odada yankılanırken herkesin nefesini kesti. "Kuralları asla unutmam. Sadakat, bir Kaya'nın en güçlü silahıdır."

Kalemi kağıda bastırdım. İmzayı atarken elim bir an bile titremedi; sanki bir insanın hayatına imza atar gibi ağır ve emindim. İmzayı tamamlayıp kalemi masaya bıraktığımda, herkesin bakışları altındaydım.

Dayıma, sanki hayatımda ilk kez görüyormuşum gibi soğuk ve yabancı bir ifadeyle baktım. "Sokağa mı atılmak istiyorsun, yoksa evden mi ayrılmak istiyorsun dayı? Seçimini yap. Ev artık benim, kural artık benim. Kenan’ın bana emanet ettiği bu gücü, en sadık şekilde kullanacağımdan şüphen olmasın."

Kenan, sözlerimin üzerindeki o ironik dokunuşu fark edince şaşkınlığını gizleyemedi. Beklediği boyun eğen kadın değil, karşısında kendi kurallarıyla onu köşeye sıkıştıran bir "Kaya" bulmuştu. Kenan’ın gözlerinde, ilk kez bana karşı gerçek bir hayranlık ve belki de birazcık tehlikeyi sezmenin verdiği o gergin parıltıyı gördüm.

"Beyza," dedim, ona dönüp en soğuk gülümsememle bakarak. "Artık burada istenmiyorsun. Hem de hiçbirimizin kararıyla değil, doğrudan benim kararımla."

Kenan’a döndüm, gözlerinin içine derinlemesine baktım. "Sadakatimi kanıtladım, Kenan. Artık bu evin de, bu anlaşmanın da gerçek sahibinin kim olduğunu herkes gördü. Öyle değil mi?"

Kenan, ceketini düzeltti ve başını hafifçe yana eğerek bana baktı. O an anladım ki; Kenan beni boyun eğdirdiğini sanırken, aslında kendi ellerimle onun dünyasında yeni bir imparatorluk kuruyordum.

Kenan, odadaki elektriğin kıvamını tam istediği yere getirdiğini anlayınca o meşhur, kendinden emin gülümsemesini takındı. Bakışlarını bir an bile üzerimden ayırmadan, sanki görünmez bir ipi çeker gibi beni kendi otoritesiyle sarmaladı.

"Neyse," dedi buz gibi bir tonda. "Sizinle daha sonra ilgileneceğim. Halletmem gereken bazı işler var."

Avukata kısa, emir kipi içeren bir bakış attı. İkisi, salonun kapısından çıkarken geride bıraktıkları boşluk, odadaki tansiyonu daha da dayanılmaz kıldı. Kapı kapandığı an, Ahmet Yıldırım bir hışımla üzerime doğru yürüdü. Yüzü öfkeden mosmor olmuştu, omuzlarımdan tutup beni sarsmaya başladı.

"Ne yaptın sen Ece?!" diye bağırdı, sesi bir çığlık kadar incelmişti. "Bizi kapının önüne koydurtmak mıydı amacın? O imza neydi öyle? Hani bizi kurtaracaktın, hani her şey yoluna girecekti?"

Yengem Hacer bir köşede sessizce ağlıyor, Beyza ise bana nefretle bakıyordu. Ahmet’in ellerini omuzlarımdan sertçe ittim. Bir adım geri çekildim, üzerimdeki ceketimi düzelttim ve ona, hayatımda ilk kez, sanki karşımda bir yabancı varmış gibi baktım. Sesim, salonda yankılanan en net ve en soğuk tınıya dönüştü.

"Beni Kenan Kaya ile evlendirmek için kapı kapı dolaşan, kendi borçlarınızı bana ödetmek için o masaya oturtan siz değil miydiniz, dayı?"

Ahmet bir an duraksadı, elleri havada asılı kaldı. Devam ettim, her kelimemi bir mermi gibi üzerine fırlatarak:

"Aslında en başından beri tam da sizin istediğinizi yapıyorum. Kenan’ın dünyasına girdim, sizin borçlarınızı kapattım, onun karısı oldum. Tam da sizin o büyük planınızdaki gibi..."

Yüzümde hafif, acı bir gülümseme belirdi. "Ama evdeki hesap çarşıya uymadı, değil mi? Siz beni Kenan’ın yöneteceği bir kukla sanıyordunuz. Oysa o evde artık kuralları ben koyuyorum. Kendi kurduğunuz bu düzende, kurbanın siz olacağınızı hiç düşünmemiş miydiniz?"

Ahmet Yıldırım'ın yüzündeki o öfke, yerini derin bir şaşkınlığa ve çaresizliğe bıraktı. O an, odadaki herkes benim sadece Kenan'ın değil, aynı zamanda onların da celladı olduğumu idrak etti.

"Şimdi," dedim, kapıyı işaret ederek. "Evden çıkmak için 24 saatiniz var. İsterseniz bu süreyi bana hakaret ederek geçirin, isterseniz bavullarınızı toplayarak. Ama unutmayın; artık benim için 'aile' olmanın hiçbir hükmü kalmadı."

Ahmet Dayım söylediklerimin ağırlığı altında ezilerek bir adım geriledi. Gözlerinde artık ne öfke vardı ne de o bildik otorite; sadece korku ve gerçekle yüzleşmenin getirdiği o boşluk...

Kapıya doğru yürüdüm, durdum ve omzumun üzerinden onlara son kez, acımasız bir soğukkanlılıkla baktım.

"Ece Demir, sizin o bildiğiniz, her istediğinizi yaptırabileceğiniz zavallı kızdı," dedim, sesim odadaki her gölgeye işleyecek kadar netti. "Artık karşınızda sadece Ece Kaya var. Ve bu isimle, bir daha o evde isminizin bile geçmeyeceği bir hayat başlıyor."

Devam edecek

نهاية الفصل

1 تعليق