🖤🤍
Merkeze döndüğümüzde hiçbir şey değişmemiş gibiydi.
Aynı ışıklar, aynı masa, aynı insanlar.
Ama ben aynı değildim.
Çünkü artık sadece bir dosyaya bakmıyordum.
Ben artık bir hedefin içindeydim.
Eren masanın başına geçti.
“Depo boş değil,” dedi. “Biri orayı kullanıyor. Ve bizi bekliyordu.”
“Zaten biliyoruz,” dedim.
“Hayır,” dedi. “Bizi izliyor.”
Bu cümle…
farklıydı.
Emir bilgisayarı çevirdi.
“Yeni veri geldi,” dedi. “Depodan çıkan sinyal kesilmedi.”
Kaşlarımı çattım.
“Ne demek kesilmedi?”
“Demek ki…” dedi, “bir cihaz hâlâ aktif.”
Karan ilk kez hızlı hareket etti.
“Konum?”
Emir ekrana baktı.
Bir nokta yanıp sönüyordu.
“Burada.”
Eren haritaya yaklaştı.
“Bu… şehir içi.”
Ben de yaklaştım.
Konuma baktım.
Ve içimde bir şey gerildi.
“Bu bir tuzak,” dedim.
Karan başını salladı.
“Evet.”
“Ve yine gidiyoruz,” dedim.
“Evet.”
Bu sefer kimse tartışmadı.
Çünkü hepimiz biliyorduk:
Gitmezsek…
kaybederiz.
Araçlar hazırlandı.
Ekip hızlıca dağıldı.
Ben araca binerken içimde bir his vardı.
Bu farklıydı.
Bu sefer biri bizi çağırmıyordu.
Biri bizi çekiyordu.
Yol boyunca kimse konuşmadı.
Ama bu sessizlik…
fırtına öncesiydi.
Konuma vardığımızda gece çökmüştü.
Burası dar bir sokaktı.
Eski binalar.
Kapalı kepenkler.
Az ışık.
“Dağılıyoruz,” dedi Eren. “Çevreyi sarın.”
Ben ilerledim.
Karan yanımdaydı.
Yine.
“Bu sefer durmayacağım,” dedim.
“Bu sefer düşersen tutmam,” dedi.
Bu cevap…
soğuktu.
“Deneme,” dedim.
“Zaten istemem.”
Bu kısa konuşma bile…
gergindi.
Sokak ilerledikçe daraldı.
Ve sonunda…
bir kapı.
Eski.
Kapalı.
Ama içeriden çok hafif bir ışık sızıyordu.
“Orası,” dedi Emir telsizden.
Karan kapıya yaklaştı.
Ben de.
“Ben giriyorum,” dedim.
“Hayır,” dedi.
“Evet.”
“Derin—”
Kapıyı ittirdim.
İçeri girdim.
Bir an…
her şey normaldi.
Sonra…
“Dur.”
Ses.
İçeriden.
Donakaldım.
Karan arkamdan girdi.
“Silahı indir,” dedi ses.
Gözlerim karanlığa alıştı.
Bir siluet.
Ortada.
Elinde silah.
Ve…
gülümsüyordu.
“Geç kaldınız,” dedi.
Bu cümle…
yine.
Kalbim hızlandı.
“Sen kimsin?” dedim.
Adam başını eğdi.
“Ben mi?” dedi. “Ben sadece başlangıcım.”
Karan bir adım öne çıktı.
“Silahı bırak.”
Adam güldü.
“Sen hâlâ emir veriyorsun.”
Bu cümle…
tanıdıktı.
“Bizi izliyordun,” dedim.
“Evet.”
“Niye?”
Adam bana baktı.
Uzun.
Sessiz.
“Çünkü sen ilginçsin,” dedi.
Bu cevap…
yanlıştı.
“Ben değilim,” dedim. “Dosya.”
Adam başını salladı.
“Hayır,” dedi. “Sen.”
Bu cümle…
tehlikeliydi.
Karan bir adım daha attı.
“Bitti,” dedi.
Adam silahı hafif kaldırdı.
“Hayır,” dedi. “Şimdi başlıyor.”
Ve o an…
her şey oldu.
Bir patlama sesi.
Silah.
Ben refleksle eğildim.
Karan beni çekti.
Kurşun duvara çarptı.
Ekip içeri girdi.
Bağırışlar.
Koşuşturmalar.
Adam geri çekildi.
“Bu daha ilk,” dedi.
Ve kaçtı.
Sessizlik kaldı.
Ama bu sessizlik…
bitmiş değildi.
Karan beni bıraktı.
“İyi misin?” dedi.
“İyiyim,” dedim.
Ama değildim.
Çünkü artık netti:
Bu sadece bir oyun değildi.
Bu…
avdı.
Ve biri…
beni seçmişti.
🖤🤍
Selammmmmmmm asklarr
Çok uzatmicamm
Hemen diğer bölüme geçicem
Görüşürüzzz seviliyorsunuzzz
🖤🤍