- BÖLÜM-YANINIZDAKİ
Defne, Aras'ın elindeki fotoğrafa bakıyordu.
“Onu saklayan kişi hâlâ sizin yanınızda.”
Cümle gözlerinin önünden gitmiyordu.
“Aras…”
Aras cevap vermedi.
Fotoğrafı tekrar çevirdi.
Yazının altında küçük bir tarih daha vardı.
19 Haziran 2011.
Defne kaşlarını çattı.
“Bu fotoğraf neden her seferinde başka bir tarihle karşımıza çıkıyor?”
Aras fotoğrafı cebine koydu.
“Çünkü biri bize gerçeğin tamamını göstermiyor.”
“Kim?”
Aras ona baktı.
İkisi de aynı şeyi düşünüyordu.
Ama hiçbiri söylemek istemiyordu.
Sabah olduğunda Defne uyumamıştı.
Annesinin eski defteri masanın üzerindeydi.
Bir kez daha açtı.
Sayfaları tek tek inceledi.
Sonra daha önce fark etmediği bir ayrıntıyı gördü.
Defterin son sayfasının köşesinde küçük bir sayı vardı.
314.
Defne hemen annesinin eski dolabına gitti.
Çekmeceleri açtı.
Üçüncü çekmecenin arkasında küçük, metal bir kutu buldu.
Kutunun üzerinde:
314
yazıyordu.
Defne'nin elleri titredi.
Kutuyu açtı.
İçinden bir anahtar çıktı.
Bir de küçük bir kâğıt.
Kâğıtta yalnızca şu yazıyordu:
“Kuyu evine dön.”
Defne'nin kalbi hızlandı.
Tam o sırada arkasından bir ses geldi.
“Oraya gitme.”
Defne hızla döndü.
Aras kapının önünde duruyordu.
“Sen ne zamandır buradasın?”
“Yeterince uzun.”
Defne anahtarı avucunun içinde sakladı.
Aras bunu fark etti.
“Bana göster.”
“Önce sen bana neden oraya gitmememi söylediğini anlat.”
Aras sustu.
Defne'nin sesi sertleşti.
“Aras.”
“Çünkü orada kötü bir şey oldu.”
“Ne oldu?”
“Hatırlamıyorum.”
“Yine mi?”
Aras başını kaldırdı.
“Bunu söylemekten nefret ediyorum ama evet.”
Defne bir adım yaklaştı.
“Ya hatırlıyorsan?”
Aras'ın yüzü değişti.
“Ne demek istiyorsun?”
“Belki de hatırlıyorsun ama bana söylemiyorsun.”
Aralarında sessizlik oluştu.
İlk kez birbirlerine bakarken güven yerine şüphe vardı.
Akşam olduğunda Defne tek başına evden çıktı.
Aras'a haber vermedi.
Kuyu evine gitti.
Kapı eski hâlâ aynıydı.
Anahtarı kilide soktu.
Çevirdi.
Kapı açıldı.
İçerisi karanlıktı.
Defne telefonunun ışığını açtı.
Duvarlarda çocukluk fotoğrafları vardı.
Aras.
Mert.
Ve üçüncü çocuk.
Defne fotoğraflara yaklaştı.
Birinin altında isim yazıyordu.
“Defne.”
Bir diğerinin altında:
“Aras.”
Üçüncü fotoğrafta ise isim kısmı kazınmıştı.
Defne parmağıyla kazınmış yere dokundu.
Tam o anda arkasından bir kapı kapandı.
Defne irkildi.
“Kim var?”
Cevap yoktu.
Koridordan ayak sesleri geldi.
Yavaş.
Bir.
İki.
Üç.
Defne geri çekildi.
“Kim var orada?”
Sesler durdu.
Sonra karanlıktan bir erkek sesi geldi:
“Beni arıyordun.”
Defne nefesini tuttu.
“Mert?”
Adam ışığın altına çıkmadı.
“Adımı hâlâ söyleyebiliyorsun.”
“Çünkü seni tanıyorum.”
“Hayır.”
Ses soğuktu.
“Sen sadece hatırladığını sanıyorsun.”
Defne'nin kalbi hızlandı.
“Bana gerçeği söyle.”
“Gerçek seni mutlu etmeyecek.”
“Umurumda değil.”
“Aras'a güveniyor musun?”
Defne sustu.
Adam devam etti.
“Emin misin?”
“Ne demek istiyorsun?”
“17 Haziran gecesi…”
Bir an durdu.
“…seni buraya getiren Aras değildi.”
Defne'nin yüzü değişti.
“Ne?”
“Onu buraya getiren sendin.”
Defne başını iki yana salladı.
“Ben çocukken buraya nasıl gelebilirim?”
Adam cevap vermedi.
Karanlıktan bir fotoğraf uzandı.
Defne fotoğrafı aldı.
Fotoğrafta küçük Defne vardı.
Yanında küçük Aras.
Ve üçüncü çocuk.
Üçü de kuyunun yanında duruyordu.
Fotoğrafın arkasında:
“Defne hatırlarsa, herkesin yalanı ortaya çıkacak.”
Defne fotoğrafı sıkıca tuttu.
“Üçüncü çocuk kim?”
Bu kez adam cevap verdi.
“Bunu bana sorma.”
“Neden?”
“Çünkü onu tanıyorsun.”
Defne'nin nefesi kesildi.
“Kim?”
Adam bir adım attı.
“Her gün gördüğün biri.”
Defne'nin gözleri büyüdü.
Tam o anda dışarıdan araba sesi geldi.
Adam geri çekildi.
“Aras geldi.”
Defne kapıya baktı.
Sonra tekrar karanlığa döndü.
“Sen Mert değilsin.”
Adam sustu.
Defne devam etti:
“Değil mi?”
Karanlıktan yalnızca tek bir cümle geldi:
“Bunu sonunda anladın.”
Defne kapıya koştu.
Ama kapı kilitliydi.
“Aras!”
Dışarıdan Aras'ın sesi duyuldu.
“Defne!”
Defne kapıyı yumrukladı.
“Aras! Buradayım!”
Aras kapıyı açmaya çalışıyordu.
“Geri çekil!”
Bir çarpma sesi duyuldu.
Kapı açıldı.
Aras içeri girdi.
Defne ona sarılmak üzereyken durdu.
Çünkü Aras'ın elinde aynı anahtar vardı.
Defne'nin yüzü değişti.
“Sen bunu nereden buldun?”
Aras cevap vermedi.
Defne bir adım geri çekildi.
“Aras…”
Aras gözlerini kaçırdı.
“Defne, sandığın gibi değil.”
“Peki nasıl?”
Aras cevap vermeden önce cebinden eski bir fotoğraf çıkardı.
“Bunu bugün buldum.”
Defne fotoğrafı aldı.
Ve dondu.
Fotoğrafta üç çocuk vardı.
Ama bu kez üçünün yüzü de netti.
Aras.
Mert.
Ve…
Aras'ın kendisi.
Defne'nin gözleri büyüdü.
“Bu nasıl mümkün?”
Aras fısıldadı:
“Ben de bilmiyorum.”
Tam o sırada telefonlarına aynı anda bir mesaj geldi.
İkisinin ekranında da aynı cümle vardı:
“Üçüncü çocuğu aramayın.”
Bir saniye sonra ikinci mesaj geldi.
“Çünkü üçüncü çocuk zaten bulundu.”
Defne, Aras'a baktı.
Aras da ona.
Ve telefon yeniden titredi.
Bu kez mesajın altında bir fotoğraf vardı.
Fotoğrafta bugünkü hâlleri görünüyordu.
Defne ve Aras.
Kuyu evinin önünde.
Fotoğraf birkaç dakika önce çekilmişti.
Defne'nin yüzündeki bütün renk çekildi.
Birisi onları izliyordu.
Ve çok yakındı.
Telefonun son mesajı ekrana düştü:
“Şimdi sıra sizde.”
الفصل 19
YANINIZDAKİ
نهاية الفصل
1 تعليق
Ne oluyor be