Skip to content

Wallflower

Chapter 3 · 2 min read

Wallflower

Chapter 3

Bölüm 2: Pera'da Yabancının Oyunu , Jules

Bölüm İki: Pera’da Yabancının Oyunu , Jules

Jules Scheeler , İstanbul’a bir bavulla gelmişti. Bavulun içinde pek bir şey yoktu. Hafifliğine , gemi görevlisi taşımaya yeltenince taşınmıştı. Şaşkınlıkla bu kadar şeyin İstanbul için yeterli olmayacağını söyleyecekken ikinci şaşkınlığını Jules’a bakarken yaşamıştı. Genç adam geldiği yerde çekici göründüğünün farkındaydı , insanların onu beğenildiğini bilirdi. Yine de gemideki bu adamın bakışlarına şaşırmıştı , çok üstünde durmamaya karar verdi. Elinde eskimiş bavulla karaya indiğinde yapacaklarını hesap ediyordu. Yapmadan önce ne kadar basit olursa olsun hep zihninde bunları gözden geçirme gereği duyardı , her şey sanki kuşkuyla yaklaşılması gereken birer oyundu. “Bu seferki daha riskli bir oyun.” diye içinden geçirdi. Gemi yolculuğu bir hafta sürmüştü. Kamerasından hiç çıkmamış , imparatorlukla ilgili yazıları ve birkaç kez Victoria’nın mektubunu okumuştu. Kendini hazırladığını zannediyordu. Yanıldığını anlamak için birkaç adım atması yetmişti. Gözlerinin önünde serili manzara karmaşık her renkten bir tabloydu. Çok geçmeden yapılacaklarını gözden geçirmeyi bırakmıştı bile. “Karnaval” Bazı insanlarda geldiği toprakların esintisini hissediyordu , bu görüntüleri sindirmek üzereyken başka bir güruh karşısına çıkıyordu , ona seslenen pazar satıcıları , güneşliklerinden yüzlerini seçemedi şık giyimli insanlar , peçeli kadınlar , anlamadığı bir dilde ona seslenen çocuklar ve kavramlara oturtamadığı karnavalın diğer parçaları. “Hiçbiri”dedi “Hiçbiri bir bütün değil.” Ama her karnavalda olduğu gibi bu oyuncular asla birbirini yadırgamıyordu , hepsi bu gürültüde kimin hangi parça olduğunu biliyordu. Jules , yabancının kendisi olduğunu iliklerine kadar hissetti. Gülüşen yüzü görünen genç kızlar , araştırmalarına göre bunlar bir kısım azınlıktı, ona seslenenler , o garip kırmızı uzunca şapkayı kaldıran beyler hepsi ona beğeniyle karışık bir yabancı bilinciyle bakıyordu. Doktor sürekli bir yeri gezdim diyebilmek için her yeri yürüyerek görmeyi söylerdi. Yürürken , Victoria’nın evinde geçirdiği yazları anımsadı. Onun için Victoria’nın evi Fransa'nın çok uzak , farklı bir yerindeydi. Evden çıkmalarına izin olmadığı için geceleri perdeyi aralardı. O zaman bu Fransa'nın sahte olduğunu anlar , dayanılmaz bir merakla daha fazlasını isterdi. Bakışlarıyla onu yiyen kalabalığı geçti. Artık bakmak zorunda değildi , içine girebilirdi. Bu kalabalığın içine girmesi için yürümesinin yetmeyeceğini biliyordu.Paltosundaki buruşturduğu resmi daha da ezdi , uzaktan fransızca bir tabela seçti. Ne istediğini bilen birinin duruşuyla onu arıyordu.

End of chapter

0 comments

No comments on this chapter yet. Write the first one.