تخطٍ إلى المحتوى

SANRI

الفصل 2 · قراءة 3 دقيقة

SANRI

الفصل 2

BÖLÜM 2

Gözlerimi açtığımda, bembeyaz ve yabancı bir odadaydım. Tavan floresan lambanın soğuk ışığıyla parlıyordu. Vücudum ağır, başım zonkluyordu. Zihnimde bir boşluk vardı. En son hatırladığım şey; annemin ve babamın şarkısı, ardından o kör eden ışık ve metalle gelen o korkunç sesti... sonra da karanlık. Yatağın kenarındaki düğmeyi bulup doğruldum. İşte o an kapı yavaşça açıldı ve içeri beyaz önlüklü, güler yüzlü bir kadın girdi. Bir hemşire ya da doktor olmalıydı. "Günaydın, tatlım. Sonunda uyandın! Kendini nasıl hissediyorsun?" Sesi yumuşaktı ama ben ona cevap verecek gücü ya da isteği bulamadım. Boğazım düğümlenmişti. Sadece boş boş tavana baktım. Benden bu kadar uzun süre ayrılmayan annemle babam neredeydi? Kadının hemen ardından, kapıdan iki koyu giyimli adam girdi. Üzerlerindeki kıyafetler düzgün, ifadeleri ciddiydi. Kim olduklarını bilmiyordum, ama o an tek istediğim, güvende hissettiğim kendi ailemdi. Adamlar, yatağımın kenarına yaklaştılar. İçlerinden daha genç ve telaşlı görüneni, nazik bir sesle sordu: "Merhaba küçük kız. Sana birkaç soru sorabilir miyiz?" Diğeri, yüzünde tuhaf bir rahatlama ve şaşkınlık karışımı bir ifadeyle, dudaklarından fısıltı gibi dökülen bir cümle söyledi: "Uyanacağına hiç inanmıyordum..." Bu söz, buz gibi bir ürperti yaydı içime. Ne diyor bu adam? Hangi uyanmaktan bahsediyor? Ne kadar uyumuş olabilirdim ki? Birkaç saat? Belki bir gece? Neden böyle konuşuyorlar? Genç adam, durumu fark edip onu dirseğiyle dürttü. Ama diğeri, sanki sadece kendi kendine konuşuyormuş gibi devam etti: "O kadar uzun uyudun ki... biz seni öldün sandık. Mucize..." "Çocuğa karşı dikkatli ol! Ne diyorsun sen çocuğa böyle şeyler!" diye tısladı ilk adam. Şimdi korkuyordum. Vücudum titremeye başlamıştı. İlk adam tekrar bana döndü, gözleri yumuşaktı. "Küçük kız... Kazayı hatırlıyor musun?" Evet, hatırlıyordum. Tüm detaylarıyla. O ışık, o çığlıklar... Daha dün gibiydi. Neden bu kadar zaman geçmiş gibi davranıyorlardı? "Daha dün oldu zaten..." Sonunda konuşmuştum. Sesim kısık ve zayıftı ama gerçeği söylemiştim. Üçü de—beyaz önlüklü kadın ve iki adam—birbirlerine şok içinde baktılar. Gözleri faltaşı gibi açılmıştı. Yanlış bir şey mi demiştim? Gerçeği söylemek neden onları bu kadar sarsmıştı? Aralarından en yaşlı olan adam, boğazını temizledi ve yavaşça konuştu. Her kelimesi, kalbime inen bir balyoz gibiydi: "Dün mü? Sanrı... Aradan... tam iki yıl geçti." Hayır. Hayır, bu bir şakaydı. Kötü bir şaka! Nasıl iki yıl geçerdi? Ben daha beş yaşındaydım! Uyumakla iki yıl nasıl geçerdi? "Bana şaka yapıyorsunuz! Ben... ben beş yaşındayım!" diye itiraz ettim, yorganı göğsüme çektim. Beyaz önlüklü kadın, sesi acıma dolu bir tınıyla, beni kontrol etti: "Şu an... kaç yaşında olduğunu hatırlıyor musun tatlım?" "Beş yaşındayım!" "Hayır güzelim. Şu an yedi yaşındasın. İki doğum günün geçti..." Yedi yaşındayım. İki yıl. Gözlerim dolmaya başladı. O iki yıl boyunca ne olmuştu? Genç adam, en can alıcı soruyu sordu: "Anneni ve babanı hatırlıyor musun?" O an, zihnimde o parlak üniformalı, gülümseyen yüzler canlandı. "Anne... Babam... Onlar... neredeler?" Sesim titrekti. Şimdi kapı açılacak ve "Söz verdik geldik!" diyeceklerdi. Yaşlı adamın yüzündeki o hüzünlü ifade, beni paramparça etti. Gözlerini kaçırdı. Hemşire kadın elimi tuttu ama ben onun dokunuşunu hissedemedim. Adam, zorlukla yutkundu ve o ölümcül cümleyi söyledi: "Başın sağ olsun... Çok üzgünüz. Trafik kazasında... hayatta kalamadılar." Gözyaşlarımın sıcaklığını yanaklarımda hissetmedim bile. Bu, bir yalandı. İnanmıyordum. Bu bir kabustu, uyanmam gerekiyordu. Onlar söz vermişlerdi. Onlar polislerdi, güçlülerdi, ölemezlerdi. Hemen şimdi, o kapı açılacaktı. İçeri gireceklerdi. Bana sarılacaklardı. "Hayır... Hayır, yalan söylüyorsunuz!" diye fısıldadım. Gözlerim, kapının kolunda takılı kalmıştı. Kapı açılacak... Açılacak ve bu korkunç yalan bitecek... Ama kapı kımıldamadı. Oda, o beyaz yalanla kaplanmış, soğuk bir mezar gibiydi. Gözlerimden yaşlar süzülürken, bir fısıltı dudaklarımdan döküldü: "Onlar... onlar söz vermişlerdi..."

نهاية الفصل

1 تعليق