تخطٍ إلى المحتوى

Kurtuluş

الفصل 2 · قراءة 10 دقيقة

Kurtuluş

الفصل 2

Sınıf

4 yıl önce

Annem elimi sıkı sıkı tutmuş. Bana kızıyordu.

" Ben sana eve dedim nasıl arabada saklanırsın"

Arabaya saklanmış ve onu gittiği yere kadar takip etmiştim. Çünkü o zaman bana gittiği yerleri anlatmıyor ve benden sırlar saklıyordu. Bende babamla ilgili olduğunu sanmış ve arabada saklanıp onu takip etmiştim . Ama o şirket yerine bir askerî üste durdurmuştu arabasını. Ben olanların şokuyla onu takip etmiştim. O gün orda bir kız gördüm. Elleriyle üssün farklı yerlerine mavi renkde daireler açıyordu ve içinden onlarca asker geçiyordu.

Ben olanların şokuyla bir askere yakalanmıştım asker de beni bir komutana götürmüş ve annemle orda karşılaşmıştık. Annem beni görmenin şokuyla komutana özürler yağdırıyor ve onu affetmesini istiyordu. Komutan ayağa kalktı ve bana doğru yürüdü " sen bugün burda gördüklerini hiç kimseye söylemeyeceksin . "

Bana gülümsedi .

Sanırım ilk gülümsemesi falandı.

Anneme döndü"Belki büyüdüğünde bir asker olur "

Annem hayır anlamında başını salladı.

Komutan tekrar bana döndü.

" O dışardaki insanlar süper güçleri olan insanlar. Biz onlara değişim kökünden gelen mayita adını verdik. Ama onlar kendilerine özel denmesinin istiyor . Sana her sene 1 kez buraya gelme ve onları tanıma hakkı veriyorum. Madem onları tanıdın, öğrenmelisin de . Sende geleceği görüyorum evlat "

Bunları bana söylediğinde kendimi çok mutlu hissetmiştim. Ve annemle oradan ayrıldık.

Gelecek yıl komutan benim için bir izin belgesi yollamış. Annem ile oraya gittik ve beni bir mayita ile yani özel ile tanıştırdı. Mor saçlı bir erkekti elleri biraz büyüktü onun ile birkaç saat geçirdik. Bana gücünü ve işleyişini anlattı. Onun gücü insanların korkularını gözlerinin önüne getiriyormuş. Aslında orda değil ama karşıdaki kişi öyle zannediyor. Gücü bu olduğu için mahkumları konuşturmakta onu kullanıyorlarmış.

O zaman bana ne kadar güzel görünmüştü ama sonrasında fark ettim ki onu kullanıyorlardı. Onu daha çok küçük yaşta olmasına rağmen kendi faydalarına kullanabiliyorlardı . Ben onun yerinde olmak istemezdim. Peki ya o şimdi nerede neler çekiyordur 3 hafta sonra yine oraya gideceğim . Yeni biriyle tanıştıracak beni. Ama ben bunu istemiyordum. Çünkü bu kaybolan hayatlar, yorgun hayatlar beni hayatımın şükür edilecek ne kadar fazla noktası olduğunu hatırlatıyor...

___

Ben Dora. Kahverengi saçları, turuncu gözleri olan uzun boylu güzel bir kız. Annem ise siyah saçlı, mavi gözlü .

Ona hiç benzemediğimi biliyordum. Karakter açısından da dış görünüş olarak da.

Ama ben hep eğer babama benzersem diye korktum. O beni bırakıp kaçmıştı. Bir korkak gibi ya bende ona benzersem ya bende onun huylarını almışsam diye çok korkuyorum. Ama keşke tek korkum bu olsa.

Sınıfa girdiğinden beri gözler benim üstündeydi duyduğum sesler hiç yokmuş gibi. Derin bir nefes aldım. Arka sıralara yöneldim cam tarafinda en arkaya yürüdüm ve tam o anda onun ile göz göze geldim. Yine.

O bana baktı ben ona kalkmayacağını anladığımda yanından geçtim ve çantamı sıraya bıraktım. Arkamdan bir el beni tutunca arkamı döndüm.

" Orası benim yerim "

Açıklamaya çalışan bir ifadeyle baktı. Kumral saçlı yeşil gözlü bir kız bana bakıyordu.

" Artık benim." Kız bıkkın bir sesle " bak görüyor musun sınıfın en arkasında duvar köşesinde bir yer var . İşte senin yerin orası"

Sevmiştim bu kızı ben gelmiş ona posta koyuyordum o bana hala nazikçe açıklama yapıyordu.

Tamam bende ona göre hareket edecektim.

" Şey yanlış anlama benim bir tür fobim var yani senin için de bir sakıncası yoksa tabii" dedim nazik bir sesle .

Kız hemen " pardon sen öyle posta koyar gibi konuşunca.. Tabi oturabilir-" demeden lafı arkadan gelen bir sesle kesildi.

" Eda istersen yanıma oturabilirsin boş"diye yanını işaret edince kız hafif kızardı ve gülümsedi. Sonra yanında ki çocuğa baktı izin ister gibiydi hani şu benimle göz göze gelen çocuk. Kıza bıkkınlık ile hafif baş salladı ve yanıma oturdu ve ellerini birbirine bağladı .

" Kız hemen çantasını aldı ve çocuğun yanına geçti . Kocaman gülümsemeler ile birbirlerine bakıyorlardı.

" Teşekkür ederim Eda yerin için." Diye ekledim.

Kız " ne demek önceliğimiz sağlık" dedi ve ben hafif sırıttım ve yerime oturdum . Yanımda oturan çocuğa şöyle bir göz gezdirdim. Ön masadaki bir erkekle konuşuyorlardı. Sınıfa baktım da zaten duvar en arka hariç boş başka yer de yoktu. Sonra ellerimi kulağıma götürdüm.

Gürültüler hafif susmuştu. Ben durmuş onlar neydi diye düşünürken sınıfa öğretmen sınıfa girdi.

Yerini alınca bana baktı .

Şaşırmıştı beni gördüğünde.

" İki yıldır ilk yeni öğrencimiz. "

Ne alaka bu bölüm bu kadar az mı tercih ediliyordu . Oysa sınıf doluydu.

" Merhaba, öncelikle hoş geldin. Ben sınıf öğretmeni Derya Acar. Bize kendini tanıtmak ister misin?" Daha ben ağzımı açmadan ön sıralardan biri " hocam bizde kendisini tanımak istiyoruz sevgili yeni arkadaşımızı"

" Ne saçma bir soru lafımı bölmese anlatacaktım ya

" Yağız'cım eğer arkadaşımızın lafını bölmeseydin anlatacaktı yaa" diye rica eder gibi uzattı .

Ben dahil bütün sınıf kıkırdayarak bana döndü . Ama yağız somurtarak " Hocam ne alaka ya" diye lafımı yine böldü.

En son dayanamayıp " Hocam ben Dora Erdinç . Bu bölümden önce sözel bölümünde okuyordum . Buraya gelince dil bölümüne geçiş yapmaya karar verdim. Sanırım bu kadar "

Öğretmen gülümseyerek" peki sana bu bölümü seçmeyi düşündüren nedir? "

"Sanırım kolay olması "

" Ama sandığının aksine dil kolay bir bölüm değildir. Kelime ezberleri Grammer bilgileri gerekir ve sen buna bir yıl geriden başlayacaksın ve bu seni epey zorlayacak."

" Siz hiç merak etmeyin. " Dedim ve yerime oturdum.

" Peki sana ufak bir Quiz yapalım ve seviyeni ölçelim."

Elinde kağıtlar ve bana döndü ve tahtayı işaret etti. İstemsizce gözlerimi devirdim. Ayağa kalktım ve yanımda daha adını bile öğrenemediğim çocuk bana yol verdi.

Tabi şimdi çocuk demeye bin şahit ister. Uzun boylu kirli sakallı ve yapılı vücudu ile Spor yapıyorum diye bağırıyordu resmen .

Tahtaya geçtim ve öğretmen bana bir kaç kelime söyledi ve ben kolaylıkla hepsini cevapladım. Sonra bana söylediği kelimeleri tahtaya doğru yazmamı istedi. Onu da kolaylıkla yaptım. Ben yaptıkça sınıf hayran hayran bakıyordu. Sonra birkaç cümle kurmamı istedi. Onları da yapınca .

" Galiba seninle bir yerlere gelebiliriz" gururlu bakışlar ile beni yerime gönderdi.

" Arkadaşlar Yeni bir rakibiniz var." Dedi ve sınıf defterini doldurmak için masaya oturdu .

Ben yerime geçince öndeki çocuk

" Vay be ben bir yıldan fazladır full ingilizce görüyorum senin kadar yapamıyorum."

Çok tatlı bir çocuktu yapılıydı, uzun boylu , koyu kumral saçları alnına düşmüş kocaman gülümsüyordu.

" Eğer dil sınıfına geleceksem bir şeyler bilmeliydim" dedim.

Elimi ona uzattım " Dora "

Elimi sıktı " Ege " dedi .

Önüne döndüğünde dersin geri kalanını dinlemedin.

Sadece arkama yaslandım ve camdan dışarıyı izledim . Okul bir derenin üzerinde ki ağaçlık alanda yapılmış. Umarım öğrencilerin gitme izni vardır. Biraz ağaç nefes almama yardımcı olur belki.

Camdan bakarken aklımda sürekli aynı şey geçiyordu.

O sesler neydi? Aklım benimle oyun mu oynuyor? Deliriyor muyum?

Kendimden bile emin değilken yanımdaki çocuğa döndüm Ellerini göğsünde kaldırmış dikkatlice dersi dinliyordu.

Ben onu incelerken fark etmis gibi bir an bana döndü. Ben birkaç saniye yüzüne bakmaya devam ettim sonra yüzümü tekrar cama çevirdim. Gözleri turuncu gibiydi ama sarıyı da andırıyordu ela değildi kahverenginin açık tonu desek . Ama soğuk bakıyordu. O an beynimde söylediği şey yankılandı.

Ateş geldi. Yanmaya hazır mıyız?

Gerçekten kafayı yiyeceğim neler olup bitiyor.

Bilemiyorum.

Gerçekten insanların aklından geçenleri duyuyor muydum? Yoksa bunlar kafayı yeme belirtileri falan mı?

Ama peki ya gerçekten duyuyorsam ya ben mayita soyundan geliyorsam ya ben bir özel isem . Annem özel olmadığına göre bu özelliği babamdan mı aldım?

Babam bir mayita soyundan mı geliyor?

Bu sorularla dersi bitirdiğimde zilin çaldığını duydum. Ayağa kalktım ve aşağı indim . Kantin girişte olduğu için ona yöneldim . Sıra yoktu Allah'tan.

Hemen oradaki adama sıcak çikolata varmı diye sordum. Başını salladı ve gidip yapmaya başladı hemen cebimden paramı çıkardım ve sıcak çikolatamı elinden aldım. Teşekkür edip gittim ve kantinin en arka masalarından birine oturdum , yavaş yavaş yudumlarken aklımdan insanların söylediklerini ve ses tonlarını karşılaştırmasını yapıyordum .

Ta ki iki kız sandalyeleri çekip karşıma oturuncaya kadar .

Sağdaki Eda soldaki ise orta sırada en arkada oturan kızdı. Ders boyunca gözleri üzerimde idi zaten .

" Sen ne Ege ile ne konuştun. Üstelik ona gülümsedin!"

Sinirliydi ve öfke kusuyordu.

"Sakin ol sadece ingilizcemin iyi olduğunu söyledi bende teşekkür ettim o kadar " sonra Eda'ya döndüm

" Sevgilisi falan mı?"

Kız bunu duyunca gözleri doldu

Ela " ayrıldılar da "

" ARA VERDİK" diye düzeltti onu kız.

Meseleyi anlamışım gibi başımı salladım..

" Şey ben Beste Ege'nin SEVGİLİSİ" sevgilisi kısmını vurguladı.

Kıkırdadım.

" Memnun oldum Beste. Benden yana şüphen olmasın. Ege komik çocuk karakterine sahip. Ne benim tipim ne de SEVGİLİSİ olan bir erkeğe bakacak bir kız değilim. " Bu sefer sevgilisi kısmını ben vurguladım. Sevinçle gülümsedi.

" Bak " diye gösterdi birkaç ileri masayı. Üç erkek yan yana oturuyordu.

" Ortadaki hayatımın aşkı olan Ege . Onunla iki yıla yakındır çıkıyoruz ve onu çok seviyorum."

Ela Beste hayallere dalınca lafı devr aldı .

" Yanındaki Ömer sınıfın zeki yani mantıklısı. İki düşünür bir konuşur. Ciddidir . İyi bir insandır. Yanındaki de benim kuzenim DERİN"

İsmini duyunca ona döndüm.

" Kuzenin demek"

Başını salladı.

" Evet . Aramızda bir yaş var ama ailelerimiz birbirimize sahip çıkalım diye onu biraz geç beni de erken yollamışlar.

Hatta sınıfın en küçüğü ben, en büyüğü o oluyor" diye kıkırdadı.

Sonra üçlünün yanına başka bir çocuk oturdu. O oturunca Eda duruşunu bir dikleştirdi.

" O ise Kaan ilk aşkım" dedi rüyalara dalarken.

" Geçen seneden beri bakışıyoruz ama bana gelip itiraf etmedi daha"

" Neden sen gidip itiraf etmiyorsun?"

Ben böyle deyince aklı karışmış gibi bana döndü.

" Madem ona aşık olduğunu düşünüyorsun git ve ona şöyle"

" Ama ya reddederse beni"

" Hadi ama böyle söyleyerek aşkınızı geciktiriyorsunuz. Belki yarın öbür gün birinize bir şey olacak biriniz başka bir şehire taşınacak içinde kalacak sonra"

Deyip omuz silktim. Sanırım onu fena gaza getirdim. Aniden kalktı ve o masaya yürüdü ve masada birşeyler konuştular. Ondan sonra Kaan anlamaz gözlerle ayağa kalktı ve Eda'yı takip etti . Onlar başka bir yöne konuşmaya gidince zil çaldı.

Ben ve Beste ayağa kalkıp sınıfa doğru yol aldık. .

O an yine aynı şey oldu.

Bütün kantin konuşmaya başladı.

" Hadi be Eda ve Kaan mı ?"

" Yeni kız ne ayak?"

"Derin ve ben çok yakışırız"

"Keşke Ege şu kızdan vaz geçip beni görse"

" Yalnız yeni gelen afet "

Ve dahası.

Ben bunları duyunca bir an içine anlamaz gözlerle arkamı döndüm ve Derin hemen arkamda idi. Onunla yine göz göze geldik. Benden gözlerini kaçırdı ve yanımdan geçip gitti..

Beste elimi sıktı.

" Dora iyi misin?"

" Evet biri seslendi gibi geldi de."

Diyip geçiştirdim.

Sınıfa girdiğimde en arkaya oturdum ve Beste önüme oturdu ve sınıfa el ele Kaan ve Eda girdi.

Eda'nın ağzı kulaklarına varmış bize doğru geliyordu .

Kaan sırasına oturunca o da benim yanıma oturdu.

" İtiraf ettim veee" diye uzattı zevkle.

" Sevgiliyizz" diye fısıldadı.

Beste heyecanla "her ayrıntıyı duymak istiyorum"dedi ama Derya hoca sınıfa girince herkez yerine geçti.

Derin yerine yani yanıma geçti ve yana doğru " Eda'nın ve Kaan'ın arasını yapmışsın. Hesap mı soruyordu.

" Evet " diye kısa kestim. Derya hoca sınıf defterinin doldurduğu için rahatlıkla bana döndü.

" Onları birleştirdiğin gibi ayıracaksın!"

Az önce biri bana emir mi verdi .

" Hayır hiçbir şey yapmayacağım. Onlar birbirinden hoşlanıyordu bende birleştirdim. Ayrıca sen bana emir veremezsin."

Bunu bekliyor gibiydi . Sakince daha da dibime girdi .

" Ayrıca kuzeninin iyiliğini isteyeceğine onu mutsuz etmek istiyorsun bu çok bencilce bir davranış."

" Asıl bencilce olan senin daha okula geleli bir saat bile olmamış iken kendi kafana göre insanların hayatlarına karışman.

O çocuk benim kuzenimi üzecek bir karaktere sahip ben sadece onu korumaya çalışıyorum. Şimdi bu işi nasıl yaptıysan hemen boz!!" Diye sinirle fısıldadı.

Sonra sesler tekrar başladı.

" Yanmaya hazır mıyız derken kendimi kastediyordum . "

Bak yine aynı ses tonu eğer bunu gerçekten söylüyorsa ben onun ne için ateştim.?

Neyi kastediyordu bilmiyorum.

Tek bildiğim kafayı yediğim. Sanırım deliriyorum. Çünkü kafamı susturamıyordum...

____

Merhaba arkadaşlar. Zevkle yazdığım bir bölümdü. Kafası karışık olanlar olacak ama merak etmeyin diğer bölümlere anlaşılacak. Dora zevkle yazdığım bir karakter. Ama tabi ki yorumlarınızla beni destekleyip eksiklerimi anlatırsanız karşınıza daha iyi çıkabilirim.

Bölüme gelecek olursak;

Bölümü nasıl buldunuz??

Dora gerçekten kafayı mı yiyor??

Eda ile Kaan'ın arasını yapmakla iyi mi yaptı??

Benden bu kadar. Diğer bölümde görüşmek üzere 👋👋😘🥰

نهاية الفصل

1 تعليق