تخطٍ إلى المحتوى

Kurtuluş

الفصل 3 · قراءة 6 دقيقة

Kurtuluş

الفصل 3

Tutsak

Siz hiç kafayı yediniz mi?

Ben yiyorum galiba . Sınıfın içinde oturan herkezin sesini duymak . Hem de aynı ses tonu, aynı konuşma biçimi. Bu o kadar korkutucu ki buna bir açıklık getirmek lazım .

Hayat bazen telafisi mümkün olmayan yerlere getirir. Aslında bu bir sınavdır ve sen kaybedersin ve bunun suçunu kadere atarsın. Hepimiz öyle demez miyiz aslında.

Hepsi kaderin bir oyunu.

Ama kader değil biz yapıyoruz bunu . Bizim seçimlerimiz bizi yönlendiriyor.

Mesela duymuş muydunuz?

Coğrafya kaderindir.

Ben buna inanmıyorum.

Doğduğun coğrafya değil doğduğun aile senin hayatını değiştirir.

Sen eğer bilinçli insanların olduğu bir aileye doğarsan hedeflerin , tutkuların, umutların olur ..

Sen eğer bilinçsiz bir aileye doğarsan kısıtlamalar , düş kırıklığı, umutsuzluk ile büyürsün.

Yani istersen Doğu'da istersen Batıda, istersen fakir istersen zengin bir aileye doğ.

Senin kaderini belirleyen asıl şey ailendir.

____

Uzattım değil mi ?

Siz belki fikir ayrılıkları yaşayacak belki farklı fikirlerde bulunacaksınız.

Sınıf hiç bu kadar soğuk olamamıştı oysa kış daha yeni kendini hissettiriyordu. Ekim ayına yeni giriş yapmıştık.

Belki de üşümemin sebebi yanımda oturan buz yığını olabilir. Siz ne dersiniz?

Bana emir vermişti..

Ben annemden bile emir almayan ben daha 1 saat önce gördüğüm birinden emir almıştım.

Sınıf sessizdi.

Derya Hoca'nın tahtaya yazdığı şeyleri herkez harıl harıl deftere aktarıyordu.

Ben ise öylece dışarıyı izliyordum. Bu iki oluyordu. Bu seslerin Derin ile bir ilgisi olabilir miydi sizce?

Belki o bir özel olabilir. Bu yüzden duyuyordum. Peki öyleyse bile ben niye duyuyorum. Belki onun gücü başkalarının düşüncelerini başkalarına duyurmaktır.

Tamam ben de saçma ama açıklama bulamıyorum.

" Dora !?"

Derya Hoca'nın sinirli bakışları ile karşılaşınca şok oldum . Hemen yanımda durmuş sinirli, soran gözlerle bana bakıyordu.

" Neden yazmadığını öğrenebilir miyim??"

Sert bir şekilde söylüyordu.

" Ben bu konuları biliyorum."

Kısa. Net.

" Fark etmez eğer dil sınıfına geldiysen yan gelip yatamazsın. Anladın mı?"

" Yanlış anlamayın ama bildiğim bir şeyi neden yazayım ki "

" Bu konuyu daha yeni işliyoruz sen nasıl biliyorsun ki?"

" Daha önceden çalıştım ve ezberledim "

Hazır cevap olmamdan bozulmuş gibi masasına oturdu.

Aniden bana işlediği konu ile ilgili bir yazı yazdı tahtaya .

Learn from yesterday, live for today, hope for tomorrow.

" Çevir bunu!!"

"Dünden öğren, bugün için yaşa, yarın için umut et."

Diye yapıştırdım cevabı.

Aniden sınıftan sesler yükseldi

Ooooo

" Dora vurdu gol oldu."

" Jet misin mübarek"

"Alfaa"

" Vay anasını!"

Gururla başımı kaldırdım.

Derya Hoca'nın da bana gururla baktığını fark ettim.

Kafamı sağa çevirdim ama Derin bana bakmıyordu bile. Somurtarak önüme döndüm.

Zil çalınca herkez ayaklandı . Derinde hemen kalktı ve arkadaşlarının yanına gitti. Ben arkasından baka kalırken

Derya hoca " Dora bir gelir misin?"

Sınıftaki gözler bana döndü.

Ayağa kalkıp arkasından ilerlerledim. Rehberlik odasına girdik ve arkamdan kapıyı kapattı. Oturmamı kafasıyla işaret etti.

İnsanların bana emir vermesinde sıkılmıştım ama..

" Bana yalan söyledin.!"

"Anlamadım?"

" Dil bölümüne yeni geçtiğini söylüyorsun ama uzun bir cümleyi tak diye çeviriyorsun!

Bunun nedenini öğrenmek istiyorum?"

Al sana Oooo derlerken iyidi değil mi şimdi açıkla bakayım.

Açıkla.

" Derya hocam ben aslında burada yaşamıyorum Türkiye'ye yeni geldim.

İngilizce'yi de çok iyi derecede biliyorum.

Aynı zamanda Almanca da.

Biz buraya taşıdığımız da rahat bir bölüm seçmek istiyordum.

Ben de bildiğim bir dilin bölümünü seçersem benim için rahat olur diye düşündüm. "

Sanırım bu cevabı beklemiyor gibiydi.

" Yani sen 3 dil mi biliyorsun?"

" Şey, aslında 4."

" Nasıl?"

" Türkçe, İngilizce,Arapça,Almanca."

Acayip şaşırmıştı.

"Vay be bu kadarını beklemiyordum acayip iymiş.

Peki madem öyle neden burada vakit kaybediyorsun ki üniversite sınavına gir sınavını kazan eline mesleğini al.

"Yani liseyi bitirmeyeyim mi?"

" Hayır! Okuduğun bölümün bir manası yok demeye çalışıyorum. Burada zaten size dil öğretmeye çalışıyoruz ve sen bu dili zaten biliyorsun. Anlatabildim mi?"

"Şey galiba haklısınız ama ben buraya önceki okulumda yaşadığımız zorluklardan dolayı geldim. Yani aslında okumayı istiyorum yani bu yılı da bitirmek lise mezunu olmak istiyorum. İyi günler." diye ayağa kalktım ve çıktım arkamdan o da " Tamam ama bu konuyu tekrar konuşacağız anlaştık mı?" dedi.

Ondan sonra zaten hemen zil çaldı. Bir şey yapmaya pek fırsat bulamadan hemen sınıfa geçtim ve yerime oturdum. Kızlar aniden önüme doluştu.

"Kızım senin ingilizcen bu kadar iyi miydi ya şurada iki gündür tanışıyoruz diyeceğim aslında iki saat oldu ama biz seninle nasıl bu kadar samimi hissediyoruz açıp aramızda akrabalık falan olabilir mi?"

Yine başladı.

Sesler.

Ama bu sefer sınıftakilerin sesi değil idi.

Ses dışarıdan geliyordu.

Ayağa kalktım. Pencereden dışarı baktım.

Derin, Ömer , Ege, Kaan..

Bir grup çocukla karşılıklı hararetli hararetli konuşuyorlardı. Üstelik zilin çaldığının farkındalardı. Onları duymaya başladım.

"Bahsettiğimiz isimdeki kız burada mı okuyor? Siz tanıyor musunuz?"

Kız mı hangi kız kimden bahsediyorlardı.

"Hayır ismini hiç duymadık. Siz onu niye arıyorsunuz?"

"Öyle mi müdür ile görüşmek istiyoruz müdür şu an burada mı? Abim şu an burada değil ama bir saatte burada olacaktır isterseniz sizi oturacak yer ayarlayabilirim."

Derinle tedirgin gibiydi de kimden bahsettiklerini bilmiyordum.

Ama derin kuşkulanmış şekilde konuşuyordu. Sanki onları burada tutmak ve polisi haber vermek istiyor gibiydi.

Sonra benim de gözüm o iki erkeği tutmamıştı arkadan onların duyduğumu anlamış gibi bir anda pencereye baktılar.

Kendimi geri çektim o sırada ayağım takıldı ve yere düştüm. Kızlara hemen yere eğilip beni kaldırdılar.

"Dora iyi misin?"

"Dora! Dora! "

Beni ayağa kaldırdığında bütün sınıfın göz üstümdeydi.

Başımı tuttum onların beni kaldırıp yerime geri oturttular. "şey, iyiyim Derya hoca nerede kaldı? Derin niye dışarıda biliyor musunuz?" dediğimde ikisi de söylediğimle pencereye baktı. "Derinlerin dışarıda olduğunu hiç fark etmemişim. Zilde çaldı. Neyse durum ben gidip sorayım." dediğinde elini tuttun "Baksana hararetle hararetle konuşuyorlar. Bir sorun olmasın." dediğimde

"Derin kavgacı bir çocuk değildir konuşarak halledebilir buna eminim!" dediğinde

"Emin misin? merak etme diye rahatlattı beni sonrasında zaten Derya hoca sınıfa girdi herkes yerine oturdu sınıftaki eksikleri fark eden Derya hoca " Diğerleri nerede" dedi en başına camı işaret ettim camdan dışarı baktı şaşkın ifade ile kulağımdaki konuşma hararetlenmeye başlamıştı.

Bakın ya buradan hemen defolup gidersiniz ya da sıkıntı çıkar."

Çocuğun gözlerinde sanki alevler olmuş gibi " Sıkıntıyı sen mi çıkarırsın ben mi bilmem?" diye Derinlerin üzerine yürümeye başladığında Derin dayanamayıp çocuğunun yüzüne bir yumruk attı. Bunu harareti ile bir anda birbirlerine girdiler ve geriden 3 tane erkek daha koşmaya başladı onlar birbirine girdiğinde ben hemen kapıdan dışarıya koridordan bahçeye doğru koşmaya başlamıştım.

Arkadan gelen koşturma sesleri ile Derya hoca ve diğerlerini de geldiğini anladım bizim sınıfın diğer erkekleri de kavgaya doğru koştuğunda her yer birbirine girmişti okulun bahçesinde ki diğer öğrenciler de Derin'i savunmak için bahçeye koşup onu yardım etmeye çalışıyorlardı.

Herkez birbirine girdiğinde o an arkada onları izleyen bir kız olduğunu fark ettim göz göze geldik o an o kızı hatırladım.

Yıllar önce o gün elleriyle mavi geçit açan kızdı.

Bunlar onlardı.

Bunlar Mayitalardı.

______

Veee nasıldı sizcee??

Bölüm çok kısa gelebilir ama okuldan vakit kaldıkça yazdığım için bu kadar çıkıyor .

Ama daha aktif olmaya çalışacağım.

Bölümlerin yayınlanacağı saatleri önceden öğrenebilmek için Instagram hesabım 👇👇

@nelifarslan

Bölüme gelecek olursak;

Bölüm nasıldı sizcee???

Sizce Derin ve arkadaşları neden kavga ettikler??

Sizce bahçede neler yaşandı??

Dora'nın duyduğu sesler nedir??

Yeni bölümde görüşmek üzere 👋👋😘🥰

نهاية الفصل

1 تعليق