تخطٍ إلى المحتوى

Hedef

الفصل 4 · قراءة 7 دقيقة

Hedef

الفصل 4

4. Bölüm: "Acımasız Seçimler"

4.Bölüm "Acımasız Seçimler"

Müzik Mavi Gri - Sonbahar

Önümüze farklı seçimler koyulsaydı, belki de her şey daha farklı olurdu..

Emir duyduklarının karşısında ne diyeceğini bilmiyordu. "Na-nasıl?! Sen uyuşturucu-"

"Kes! Konuşmak dahi istemiyorum."

Ada yüzünü avuçlarının arasına alıp hıçkırarak ağlamaya başladı. Yaşadıkları birer birer gözünün önüne tekrar geliyordu. Bu anılardan tamamen kurtulmak istiyordu. Beynini söküp atmak istiyordu. Ama nafile. Yaşadıklarını unutmak neredeyse imkansızdı. Pişmandı ama olanları değiştirmek mümkün değildi. Geriye dönmek mümkün değildi...

Travmalarını tekrar hatırlayınca sanki içinde fırtınalar kopuyormuş gibi bağırmaya, çığlık atmaya başladı.

Kalbi, beyni, vücudu her şeyi sanki isyan ediyormuş gibi sıkışmaya başladı. Nefes alamıyor, kalbi sanki son atışlarını atıyor gibi az daha göğsünden kopup eline düşecek gibi atmaya başladı.

"Ada! Ada!" Emir Ada'ya yaklaşıp elini yanaklarına koydu. Yanakları buz gibiydi. "Ada tamam, kendine gel!" Sonra ellerini tutdu, elleri de buz gibiydi. Bedeni tir tir titriyordu. Emir artık korkmaya başlamışdı. "Yardım edin, Altay!" diye yardım çağırmaya başladı. Çok korkmuştu Ada sanki kriz geçiriyordu." Yardım edin! Ambulansı arayın!" Bu kadar ileri gittiği için pişman olmuştu.

***

Bir gün sonra

"Geçmişteki Ada'ya söyleyeceklerin yok mu? Belki de bir özür borçlusun. Onu orada öylece bıraktın. O bunu hakketmiyordu. Hepsi senin suçun! Beni de sen öldürdün!"

"Hayır! Hayır ben öldürmedim! Ben yapmadım! Seni ben öldürmedim. Ben hiçbir şey yapmadım!"

"Sen öldürdün beni!" dedi Pınar bağırarak. "Yalan söyleme!"

"Hayır!" dedi Ada bağırarak. "Sus!"

"Sen suçlusun Ada! Sen suçlusun! Sen suçlusun!" Pınar'ın sesi yankılanmaya başladı.

"Hayır!" karanlıktan kurtularak gerçek hayata döndü. Ada kan ter içerisinde uyanmıştı. Gördükleri hepsi bir rüyaydı. Ama sanki gerçekmiş gibi geliyordu. Eliyle yüzündeki teri silerek yatakta oturmuş pozisyonu aldı. Derin derin nefes alıp vererek kendini sakinleştirmeye çalışıyordu. Bu sırada aniden kapıdan Emir ve Altay girdi. Telaşlı gözlerle Ada'yı incelediler.

Ada onların gelişinin farkında bile değildi. Kendini sakinleştirmeye çalışıyordu.

"İyi misin?" Altay Ada'ya yaklaşarak yatağa oturdu. Ellerine dokunmak istese de yanlış anlar hemen geri çekti.

Ada onları farkedip hemen dikeldi. "İyi-iyiyim, nerdeyim ben?" İrkilerek gözleriyle odayı süzdü. "Hastanedeyiz," dedi Emir pişmanlık dolu sesiyle. "Kriz geçirdin galiba. Doktorlar kriz olduğunu söylediler." Ada'nın dudakları titredi. Gözyaşlarını engellemek için gözlerini sıkı sıkı kapattı.

Altay yumşak tonla "merak etme, geçti," dedi. "Bak biz buradayız, korkmana gerek yok."

Yutkunarak Ada burnunu çekti. "Herşeyi anlatmak istiyorum ama yapamıyorum. Tekrar herşeyi hatırlayınca çok kötü oluyorum. Çok zayıfım, çok güçsüzüm." Ada geçmişini hatırladıkça daha çok kötü oluyordu. Yaptığı tek hata onun tüm hayatını etkilemişti. Geçmişi bir türlü peşini bırakmak istemiyor gibiydi. Artık yıpranmıştı, ayağa tekrar kalkacak gücü yoktu.

Emir Ada'ya yaklaşarak ona doğru eğildi. "İstediğin zaman anlatabilirsin. Ama şimdi dinlenmen gerek. Biraz dinlen olur mu?" Emir yumşak tonda dedi. Emir Ada'nın pişmanlığını görüyordu. Kızın tekbaşına bu kadar savaştan nasıl geçtiğini merak ediyordu. Ve hala savaş devam ediyordu.

Ada başını onaylarcasına salladı." Ama seni kurtarmamız için bize o gece ne olduğunu anlatman gerek. İfade vermen gerek. Gerisini ben hallederim."

Ada gözyaşlarını silip "tamam şimdi ifade vermek istiyorum,"dedi. Altay ve Emir birbirlerine kısa bakış attıktan sonra Altay ayaklanıp odadan çıktı.

Emir Ada'yla başbaşa kaldığında Emir kafasını aşağı eğip gözlerini Ada'dan kaçırdı. "Üzgünüm, dün senin üzerine çok geldim."

" en nereden öğrendin? Pınar'ı tanıdığımı?"

"Okulundan sonra Pınar'ın çalıştığı yere gittik. Senin fotoğrafını gösterdiğimde söylediler. Pınar'ı arkadaş olmasanız bile tanıyor muşsun. Biliyor musun? Aslında küçük bir yalanı bile kaldıramıyorum. Sinirlenmemin nedeni oydu."

"Anladım," dedi fısıltıya benzer sesle Ada. "Galiba hassasın bu konuda. "

Emir gözlerini Ada'dan ayırıp cama çevirdi. Yutkunarak üst dudağını ıslattı. Gerginleşmişti.

Ortamda rahatsız edici bir sessizlik oluştu. Bu sessizliği ise Ada bozdu. Onun kırıldığını görüyordu. Onu incitmek istememişti. "Seni üzmek istememiştim," dedi sakin ses tonuyla.

Emir hiçbir tepki vermeden ayağa kalkıp kapıya yöneldi. Tam bu sırada kapı açıldı. Altay ve iki komiser içeri girdi. Altay Emir'in çıktığını görünce onu engelledi. Önce ifade alalım sonra gidersin. Emir kaşlarını çatarak kafasını salladı.

Komiserlerden biri öne çıkarak sandalyede oturdu. Ardından elinde tuttuğu dosyayı açıp sorguya başladı.

"Ada Aslan 05.07.2001 İzmir doğumlu. Anne adı Eda Aslan. Baba adı Çetin Aslan. Aynı zamanda-" Polis okuduğu cümleye ağzı açık şekilde şaşırdı.

"Siz üniversitesi öğrencisisiniz mi? " diye sordu şaşkınlıkla. Ada "evet," diye yanıtladı tepki vermeden. O sırada Altay ve Emir tekrar büyük şaşkınlıkla birbirine baktı. Diğer komiser ise başını kaldırmadan "baksana okuyan aynı okumayan da. Her kes her türlü suça bulaşıyorlar." dedi dalga geçer gibi. "Gençliğimiz nereye gidiyor acaba?"

Ada sinirden yutkunurken Emir dudaklarını birbirine bastırdı. Altay boğazını temizleyerek konuya girdi. "Size kim izin verdi yorum yapmayı?"

"Özür dileriz baş komiserim."

Altay kaşlarını çattı. "Hemen ifadeyi alın."

"Baş üstüne komiserim!"

Elinde defteri açıp "evet Ada hanım sizi dinliyoruz," diyerek bakışlarını Ada'ya çevirdi. "Siz mi anlatmak istersiniz, yoksa biz soru soralım mı?"

Ada hiçbir tepki vermeden anlatmaya başladı.

"Dün sabah sınavdan çıkıp eve gidiyordum. Ben yalnız yaşıyorum," sesinde burukluk kendini belli etti. "Annem İzmir'de babam Amerika'da kalıyor. Annem diş doktoru. Babam ise Kanada'da ünlü bir marka şirketin CEO'su."diye devam etti. "Ben babaannemle kalıyordum. Uzun süredir onlarla görüşmüyorum. Babaannem yaklaşık sekiz yıl önce hayatını kaybetti. Annemle babam uzakta olsalar da bana yiyecek için, okul masrafları için para gönderiyordular."

"Yalnız başına nasıl kalıyordunuz peki?" Herkesin merak ettiği soruyu polis sordu.

"Yalnız değildim, Birkaç sene önceye kadar kız arkadaşlarımla kalıyordum. Ev benim olduğu için kira parası ödüyordular. O parayla da diğer masraflarımı hallediyordum. Fakat İki sene önce aralarında münakaşa olduğu için ikisi de evden ayrıldı. Ve yalnız yaşamaya başladım."

Sustu, boğazı kurumuştu. Emir bunu farketmiş olmalı ki, göğsünde birleştiği kollarını çözerek, masadaki bidondan plastik bardağa su doldurup Ada'ya götürdü. Ada teşekkür edercesine başını sallayıp suyu içti. Tekrar derin bir nefes alıp devam etti.

"O gün otobüsten indikten sonra telefonuma bir mesaj geldi." Emir kaşlarını çatarak çenesini sıvazladı. "Kimden?"

"Mesaj yabancı numaradan gelmişti." Ada gözlerini kısarak hatırlamaya çalıştı. "Gerçekleri öğrenmek için beni eski yiyecek deposuna çağırıyordu."

"Yani cinayetin işlendiği yere?!" dediğinde Altay kaşlarını şaşırarak kaldırdı.

"Ben önce istemesem de sonra fikrimi değiştirdim. Oraya istediği saatte gittim."

Ada derin bir nefes alarak yutkundu. "Gittiğimde kapı açıktı, içeri girdim."Ses tonu gittikçe titriyordu. Gerginlik tekrar tüm bedenini sarmıştı. Bunu farkeden Altay Ada'ya yakınlaşıp omzuna dokundu. Destek verircesine iki kere vurdu.

Ada gücünü tekrar toplamaya çalışıyordu.

"İçeri girdiğimde Pınar-"derin bir nefes daha verdi. Tam o sırada aniden Oktay içeri girdi. "Yetiştim mi?"

Ada Oktay'ı görünce tekrar gerilmişti. Son görüşmesi hiç iyi geçmemişti. Altay hiçbir şey demeden tekrar Ada'ya doğru eğildi. "Güçlüsün, his ediyorum. Biraz daha dayan" Ada'nın kulağına fısıldadığında Oktay kaşlarını çatarak ikisini izlemeye başladı.

Emir "devam et," dedi sert bir ses tonuyla. Oktay'ın gelmesine sinirlenmişti. Oktay ikisini de çok kızdırıyordu hareketleriyle.

Ada önce Altay'a sonra Emir'e bakıp kafasını dikleştirip Oktay'ın gözlerinin içine bakarak konuştu. "İçeri girdiğimde Pınar'ın cesedini gördüm. Biri onu asmıştı. Gözleri açık bir şekilde beni izliyordu sanki. Farkederseniz birisi diyorum. Çünkü eli kolu bağlıydı. Birinin yaptığı çok belliydi." Söylediği her cümle boğazında düğümleniyordu.

Emir zafer kazanmış gibi başını hafifçe salladı. Altay Emir'e bakıp güldü.

Oktay alay edercesine güldü." Evet, güzel oyun. Hepimiz inandık. Değil mi? Sana neden inanalım? "

Ada dudaklarını birbirine bastırıp dişlerinin arasından" montumu bana verin! "diye emretti. Üçü de şaşkınlıkla kaşlarını çattılar. Komiser yavaşça ayağa kalkıp Ada'nın dediğini yaptı.

Ada montundan telefonunu çıkarıp onlara gösterdi. Bu sefer zafer gülüşü onun yüzünde belirdi.

Telefonunu açıp galeriyaya girdi. Oradan videonu seçip komisere uzattı.

"Bunu izleyin!"

Vidéo

Ada videonu açıp konuşuyor.

" Evet ben Ada Aslan. Şimdi eski yiyecek deposuna gidiyorum. Bana sabah bir mesaj geldi. Gerçeklerden bahsediyordu. Şimdi dediğini yapıp oraya gidiyorum. Bana bir şey olursa eğer büyük ihtimalle telefonu da ele geçirip numarayı da silecekler. Ama videom akıllarına gelmeyecek diye düşünüyorum. Belki de yanılıyorum. Bilemiyorum. Ama eğer tam tersi zor durumda kalırsam da kendi kendi videomu göstereceğim. Şimdi çok az kaldı. Neredeyse vardık.

He işte geldik. Bakın deponun ışıkları yanıyor. Ben biraz bekleyeceğim sonra gireceğim."

Video kesildi..

Video tekrar devam ediyor.

"Videonun süresini uzatmamak için videonu duraksattım. Şimdi aa bakın. Biri var orada."

Arka kameranı açıyor.

Orada bir adamı gösteriyor. "Bakın adam yavaş yavaş gidiyor. Şimdi oraya gidiyorum bakalım ne olacak?"

Biraz ilerledikten sonra konuşmaya devam ediyor. "Kapı aralık. Şimdi içeri giriyor- hayır! Olamaz!"

Telefon aniden yere düşüp kapanıyor.

Evet arkadaşlar. Herkese tekrardan merhaba. Bölümleri kısa yaptığımda bana göre daha güzel oluyor. Videonun anlatımında Ada'nın hislerini betimlemek istemedim. Çünkü zaten tekrar olacaktı. Düzenlemede yaptım ama çok sevemedim o yüzden böyle yazdım.

Bölüm sizce nasıldı? Sizce önümüzdeki bölümlerde ne olacak?

نهاية الفصل

0 تعليق

لا توجد تعليقات على هذا الفصل بعد. اكتب أول تعليق.