تخطٍ إلى المحتوى
Kami

Gölgelerdeki Aşk

Deren

رسممستمردراما

Bölüm 1. Gölgelerdeki Aşk Alkar Şehri'nin karanlık sokakları bir kez daha sessizliğe bürünmüştü. Yağmur, uzun zamandır kesilmişti ama her şey ıslak, kirli ve zamanla silinmiş gibiydi. Azra, Çember'in karargâhında, eski bir depoda yalnız başına oturuyordu. Çevresindeki yüksek duvarlar, onun iç dünyasındaki yalnızlığı yansıtan birer aynadan farksızdı. O, ne kadar güçlü görünse de, bazen içindeki boşlukla savaşmak zorunda kalıyordu. Azra'nın gözleri, karşısındaki ekrandan bir türlü ayrılmıyordu. Rüzgar, elinde eski bir tabletle, Azra'nın veritabanında bulduğu bilgileri ona raporluyordu. Azra, Rüzgar'ı ilk kez fark ettiğinde, sadece bir araç olarak görmüştü. Ama zamanla... Rüzgar’ın sadakati ve karanlık dünyaya olan bağlılığı onu etkilemişti. Rüzgar, ekrana bakarken bir an durdu ve Azra'nın yüzünü izlemeye başladı. Gözlerindeki hüzün, onun en büyük zayıflığıydı. Ve Rüzgar, o zayıflığı görüp ona daha da derin bir şekilde aşık olmuştu. Ne kadar saklamaya çalışsa da, duygularının büyüdüğünü hissediyordu. Fakat, Azra gibi bir kadına yaklaşmak cesaret isterdi. "Azra..." diye fısıldadı Rüzgar, gözlerini ekrandan ayırmadan. Azra, sessizce başını kaldırdı. Gözlerinde bir şeyler arıyordu, ama o an sadece karanlık vardı. "Ne oldu?" diye sordu, ama sesi yumuşak ve içsel bir boşluk taşıyordu. Rüzgar, derin bir nefes aldı. Bu anı, yıllardır beklediği anı, sonunda yaşamak üzereydi. "Bir şey söylemek istiyorum," dedi, sesi titredi. Azra'nın gözleri, onun gerginliğini fark etti. Ancak yine de bir adım daha yaklaştı. "Söyle," dedi, ama bu kez sesinde bir merak vardı. Rüzgar, birkaç saniye daha düşündü. Sonra gözlerini Azra’nın gözlerine dikerek, “Senin için her şeyi yapabilirim, Azra. Bunu bilmeni istiyorum. Seni korumak, seni kaybetmemek için her şeyimi riske atarım.” Azra, şaşkın bir şekilde ona bakmaya başladı. Yıllardır en güvendiği adam, en yakın olduğu kişi, onu bu şekilde mi görüyordu? Ama belki de... belki de o da farkında olmadan ona aynı duyguları besliyordu. Çünkü, Azra'nın kalbi, bir zamanlar onu koruyup kollayan, kardeşi Ali’nin de karanlık dünyasında büyümek zorunda kalmıştı. Bir an, Azra gözlerini kapattı, derin bir nefes aldı. İçinde, o gölgelerde yıllardır biriktirdiği duygular, gizli bir ateş gibi yanmaya başlamıştı. “Rüzgar,” dedi, sesinde bir titreme vardı, “Bu dünyada sevgi yoktur. Her şey bir oyundur. Ve ben bu oyunda kazanan olmak zorundayım.” Rüzgar, onun sözleri karşısında biraz daha yaklaştı. Gözleri, sadece Azra’ya odaklanmıştı. “Ben de kazanan olmak istiyorum. Ama seni kaybetmektense, kaybetmeyi seçerim.” Bir an, Azra gözlerini kapattı ve sessiz kaldı. İçinde savaş veren duygularını bastırmak için her şeyi yaptı ama o an, gözlerinden bir damla yaş süzüldü. Bu, kimseye gösteremediği, kırılgan bir anıydı. O anda, Azra'nın kapısının aniden çalmasıyla, her şey bozuldu. Ali geldi. Kardeşi, Azra'nın gizemli ve güçlü dünyasında bir tehdit gibi duran o eski, güven veren adam, Azra'nın karşısına dikilmişti. Ali, sert bir bakışla Rüzgar’a döndü. “Ne oluyor burada?” diye sordu, gözlerinden okunan öfke, kalbinin derinliklerinde yıllardır birikmiş olan bir başka gerilimi taşıyordu. Azra, gözlerindeki şaşkınlığı hızla toparladı. “Hiçbir şey, Ali. Sadece işleri hallediyorduk.” Ali, karanlıkta, her an tetikte duran bir adam gibi duruyordu. Azra’yı gözleriyle tarttı ve sonra yavaşça başını salladı. “Hadi, işini bitir. Şehirde işler karıştı.” Rüzgar, Azra'ya son bir bakış attı, gözlerinde karanlık bir hüzün vardı. Azra, bir an gözlerini kapattı, sonra soğukkanlı bir şekilde dönüp, Ali’nin gözlerinin içine baktı. “İşimizi bitirdik, abi. Şimdi... artık yolumuza devam edebiliriz.”Ali, Rüzgar’a bir adım daha yaklaşırken gözlerinde bir öfke beliriyordu. Azra’nın odasındaki sessizlik, bir bomba gibi patlayacak anı bekliyordu. Rüzgar, hiçbir şey olmamış gibi sakin kalmaya çalıştı ama Ali’nin bakışları, her an patlamaya hazır bir volkan gibi üzerindeydi. “Sen... burada ne yapıyorsun?” dedi Ali, sesinde sertlik vardı. “Azra’nın bu kadar yakınına gelmek, sizin işinizin değil. Unutma, biz burada hâlâ Demirkan’ız.” Rüzgar, kafasını hafifçe eğdi. Gözlerini kaçırmadan, derin bir nefes aldı. “Bana güvenebilirsiniz, Ali. Ama benim işim, Azra ile. Onun planları için buradayım.” Azra, bir süre sessiz kaldı. Ali ile Rüzgar’ın karşılıklı bakışları arasında, o anın gerginliğini hissetti. Bir yandan Ali’yi sakinleştirmek istiyordu, ama diğer yandan içindeki karanlık huzuru korumaya çalışıyordu. Bu, uzun zamandır hissetmediği bir duyguydu. Rüzgar’ın ona olan bağlılığı, Azra’nın kalbini bir şekilde ısıtıyordu. Ama her şeyi sorgulamak zorundaydı. Kimse ona sadece aşkla yaklaşamazdı. “Ali,” dedi Azra, sonunda. “Her şey kontrolümde. Sadece işleri çözüyoruz. Hadi ama, bu kadar gerilmene gerek yok.” Ali, ona doğru bir adım attı ve gözleri kararmış bir şekilde Azra’ya baktı. “Kontrol ediyorsun, değil mi?” diye tekrar sordu. “Ama, bu adamın gözlerinde farklı bir şey var, Azra. Beni ilgilendiren bir şey.” Azra, Ali’nin söylediklerine sessizce karşılık verdi. Rüzgar’a bakarken, içindeki karmaşayı hissediyordu. Azra, yıllardır kurduğu soğuk duvarları yıkmaya başlamıştı. Rüzgar’ın ona bakışları, onu farklı bir şekilde hissediyordu. Ama bu duygularını gizlemek zorundaydı. “Ali, seni uyarıyorum,” dedi Azra, sesini sertleştirerek. “Her şey düzenli. Ama seninle bu şekilde devam edemem.” Ali, gergin bir şekilde başını salladı. “Yine de bir şeyleri gözden geçireceğiz. Gözüm üzerinizde.” Azra, Ali’yi görünce, ona olan derin bağlılığını hissetti. Ama içindeki o zayıf taraf da varlığını göstermeye başlamıştı. Ali, onun geçmişi, ailesinin karanlık izleriyle sürekli bağ kuran, koruyan ama bastıran bir abiydi. Şimdi, onu bu kadar yakın hissetmesi, eski anılarını tekrar uyandırıyordu. Ali odadan çıkarken, Rüzgar’ın gözlerinde hâlâ bir belirsizlik vardı. Azra, bir an için Rüzgar’a bakarak kalbinin derinliklerinde beliren hisleri bastırmaya çalıştı. Bu duyguları açığa çıkaramazdı. O, lider olmalıydı, zaaf gösteremezdi. Bir süre sessiz kalan Azra, ardından Rüzgar’a döndü ve ona doğru yaklaştı. “Gördün mü? O her zaman bir tehdit gibi davranacak. Ama sen hâlâ buradasın.” dedi, sesi soğuk, ama içinde bir kırılganlık barındırıyordu. Rüzgar, Azra’nın sesindeki duyguyu fark etti, ama ona olan bağlılığını ifade etmek yerine, sadece gözlerinin içine baktı. "Beni tanıdığın günden beri, ne kadar zorlu olursa olsun, hep burada oldum. Ama senin için her şey değişebilir, Azra. İstersen ben hep geri planda kalırım. Ama bir gün, seni kaybetmektense, her şeyimi feda ederim.” Azra, bir an için gözlerini Rüzgar’ın gözlerinden ayırmadan, karanlık düşüncelerinin içinde kayboldu. Rüzgar’ın ona hissettirdiği duygular, yıllardır içinden sakladığı bir boşluğa dokunuyordu. Ancak, bu dünyada zaaf göstermemeliydi. Çember, aile bağları ve işler, her şeyin önündeydi. Aşk, sadece bir zayıflık olabilirdi. “Yavaş ol, Rüzgar,” dedi sonunda, “Her şeyin bir zamanı var. Şu an, birbirimize güvenmemiz yeterli. Ama duygularından önce işlerimizi halletmemiz lazım. Sonra... ne olacağını göreceğiz.” Gecenin ilerleyen saatlerinde, Azra yalnız kaldı. Odaya kapanıp, bilgisayar ekranına baktığında, içindeki karanlık düşüncelerle baş başa kaldı. Ne kadar güçlü olursa olsun, hala kardeşi Ali'nin gölgesinden kaçamayacak, Rüzgar’ın duygusal bağlılığı ise, ona başka bir tür yük gibi görünüyordu. Ancak, kalbi hala bir karar vermeye hazır değildi. Bir an, Ali’nin sesini duydu. Yavaşça kapısını tıklatmıştı. “Azra, bir sorun var mı?” dedi. Azra, derin bir nefes aldı ve kapıyı açtı. “Yok, Ali. Her şey yolunda.” Sonra, gözlerini Rüzgar’a çevirdi, aralarındaki duygusal gerilim devam ederken, Azra hala bir karar verebilmiş değildi.

الفصل
1
قراءات
0
إعجابات
0
التقييم
4.0
قيّم العمل

أعمال مشابهة