Masaya oturduğumda kalbim hâlâ hızlıydı. Topuklarımın sesi hâlâ zeminle çarpışıyor, altındaki kırmızı taban kısa bir anlığına parlıyordu. Oturduğum sandalyeye dokunurken fark ettim: Elbisenin yırtmaçları bacaklarımı açıyor, göğüs çatalındaki dövme hafifçe görünüyordu. Bilerek değildi ama istemeden dikkat çekiyordu. O masada oturuyordu. Siyah takım, kırmızı alt taban. Her adımı planlanmış gibiydi. Benimkilerle aynı ritim. Uyumu fark ettim. "Şimdi buradayız" dedi. Sesi sakin, ama bir kararlılık vardı içinde. "Evet," dedim. "Ama hâlâ tesadüf olduğunu söylemek istiyorum." Gülümsemedi. "Tesadüf," dedi. "Hiçbir şey tesadüf değildir." İçimden bir şey kıpırdadı. "Ben buraya gelmek istemedim," diye savundum kendimi. "Ama geldin," dedi. "Basit. Gerisi önemli değil." O an fark ettim, kelimelerimiz önemsizdi. Adımlar, duruşlar, bakışlar her şeyi söylüyordu. "Dövmemi gördün" dedi. "Hı…" dedim, yalan söyleyemeyecek kadar açık. "İlk bakışta değil," dedi. "Ama ikinci… yeterliydi." Kalbim sıkıştı. "Yani… tanıyorsun," dedim. "Henüz değil," dedi. "Ama fark ettim." Bakışları yüzümde takılı kaldı. Maskesinin ardında bir gülümseme vardı. "Bunu planlamış mıydın?"diye sordum. "Hayır. Ama görmem gerekiyordu," dedi. "Peki… neden ben?" diye sordum. "Çünkü sen, kaçabileceğin halde geri döndün," dedi. Bir an duraksadım. "Kaçmadım. Sadece…" dedim ama cümlem yarım kaldı. "Farkındayım," dedi. "Kaçmanın mümkün olmadığını biliyorsun." Topuklarımın sesiyle birlikte sandalyede pozisyon değiştirdim. "Bu… ne anlama geliyor?" diye sordum. "Henüz bir anlamı yok,"dedi. "Ama bir gün olacak. Şimdilik izlemeni istiyorum." Barın ışıkları dans eder gibi değişiyordu. Kalabalığın gürültüsü arttı. Ama masada otururken, tüm salon silikleşti. Sadece biz vardık. Ayakkabılarımız, elbiselerimiz, dövmelerimiz… hepsi bir koordinasyon gibi duruyordu. Sanki birileri her adımı planlamış gibiydi. "Sen neden geldin?" dedi. "Bilmiyorum," dedim. "Ama gelmek istedim." "İyi," dedi. "O zaman doğru yerdesin." Bir an sessizlik oldu. İkimiz de konuşmadık ama hissedilen çok fazlaydı. Kalbimin ritmi hızlandı. Ona bakarken fark ettim: gözleri hâlâ dövmemdeydi. Ve istemsizce gülümsedim. "Şimdi ne olacak? "dedim. "Bu gece,"dedi. Ve sandalyede hafifçe geri yaslandı. "Hiçbir şey olmayacak, ama her şey olabilir." Bir an düşündüm. Bütün maskeler, bütün ışıklar, kalabalık… hiçbir önemi yoktu. Sadece biz vardık. Ve ikimiz de bunu biliyorduk. Ayakkabılarımızın ritmi tekrar birleşti. Topuklarımın kırmızı tabanı ve onun ayakkabısının altındaki kırmızı, salondaki her adımı işaret ediyordu. Uyum tesadüf değildi. Ve o an, maskelerin ardındaki tüm gizemlere rağmen, kalbimin kontrolünü tamamen ona kaptırdığımı fark ettim. Masada otururken sessizlik vardı ama öyle bir sessizlik ki, her nefes birbirimizi hissettiriyordu. Topuklarımın zemine vurduğu ses bile bir mesaj gibiydi. Kırmızı tabanlı siyah topuklarım, onun ayakkabılarının altındaki kırmızıyla kısa bir uyum yakalıyordu. Tesadüf olamazdı. Bir an, masadaki elini hafifçe oynattı. Parmak uçları istemeden benim elimin yanına değdi. Hafif bir temas… ama vücudumda yankı yaptı. Kalbim hızlandı. Gözlerim dövmeme kaydı. Göğüs çatalındaki beyaz kuğu, yırtmaçlı elbisenin hareketiyle görünüyordu. Bakışları orada durdu. Uzun. Kararlı. Ve istemsizce yüzüm kızardı. — Bu… tesadüf olamaz, dedim içimden. O, maskesinin ardında gülümsedi ama belli etmedi. — Belki de öyle olmalı, dedi. Bir adım daha yaklaştı. Mesafe bir karıştan az. Topuk seslerimiz birbirine karıştı. Elbisemin yırtmacı biraz daha açıldı. Dövmem ışıkla parladı. Ellerimiz tekrar temas etti, bu kez daha belirgin. Ama ikimiz de bunu söylemedik, kelimelere gerek yoktu. Bir bakış, bir dokunuş, tüm gerilimi anlatıyordu. O an fark ettim: kaçmak istemiyorum. Göz göze bakıyorduk, nefeslerimizi hissediyorduk. Ve anladım ki… bu bara gelmem bir tesadüf değil, ilk adımımızın işaretiydi. İçkiler içimilmiş,Kahkahalar havada uçuşurken tok bir sesten okkalı bir küfür savruldu havaya. "Sikerim senide barınıda!" Tüm sesler sustu,kahkahalar durdu.Barın sahibi olduğunu öğrendiğim adam daha büyük bir küfür havaya savurunca silahlarını çeken siyah takım elbiseli adamlar salonun ortasındaki büyük avizelere ateş etmeye başladılar.Lambalar söndü, patladı.Kahkahalar yerini çığlıklara bıraktı. Herkes masaların altına kaçmaya çalışırken,Adamaların başı olarak tahmin ettiğim adam son kez sorarcasına bağırdı. "Kızını veriyor musun,Vermiyor musun?!"Barın sahibi aynı seviyede bağırdı."Vermiyorum ulan,Ver Mi Yo Rum! " Diye uzattı."Bizde size verecek kız mız yok o kadar!" Adamların başı arkadaki kere doğru omzunun üstünde seslendi, "Aslanlarım, sahne sizin!" Kimse ne olduğunu anlamadan arkadaki siyah takım elbiseli adamlar ellerindeki silahlar ile önüne çıkanlara ateş etmeye başladı.Salonun duvarları çığlıklar ile dolup taştı. O an gözümün Önünde küçük bir kız canlandı.6 yaşından,7 yaşına geçmişti. Doğum günü, ondan annesini almıştı... Elinde annesini aldığı küçük bir ayı vardı. 3 kurşun ile ondan alınan annesi için ağlıyor "Anne, Annee! " Diye ağlıyordu.Ellerim titriyor, ayaklarım yerden kesiliyor gibi oluyordu.Dizlerim o kadar titriyordu ki masaya tutunmasam yere yığılacak gibiydim.Küçük kızın ağlayaşını görünce kelimeler ağzımdan istemsizce dökülmeye başladı."A-anne" Dedim fısıldarcasına. Tam o an biri kavradı belimi,geriye doğru çekti.Arka kapıya doğru.İri ellerinin arasında tir tir titreyen küçük bir kuş gibiydim sanki.Arka kapıdan onun kolları arasında çıktığımızda gecenin soğuk havası yüzüme çarptı.Yüzüme çarpan havadan ağladığımın farkına yeni varmıştım.Yanaklarımdan süzülen birkaç damla yaş ile tok sesini duydum."Maskeni çıkarabilir miyim?" Diye sordu.O an ilk kez yüzüne bakmayı akıl ettiğim için sol kolunun altından yüzüne baktım,oydu.İsmini bilmediğim adam.Ne diyeceğimi bilemeden istemsizce kafamı 'evet' anlamında aşağı yukarı salladım.Nazikçe sağ elini yanında alıp maskemin burnumun yanındaki kısmından tutup yukarı kaldırdı.Yüzümü sanki ilk kez görüyor gibi değildi ama sürekli görüyor gibi de değildi.Yanağıma süzülen yaşları görünce yüz ifadesi istemsizce değişti.Maskemi tuttuğu elinden,beni tuttuğu eline geçirdi.Elini yukarı kaldırıp yüzüme doğru getirirken tam o an aklına bir şey gelmiş gibi yüzümün önünde eli durdu.Gözleri gözlerimi bulduğunda sanki izin ister gibi bakıyordu. evet dercesine gözlerimi bir saniye bastırdım.İşaret ve orta parmağımı birleştirip gözümdeki yaşları sildi.İçime birşey oldu o an sanki.Zaman durdu,tüm sesler sustu.Bilmiyorum ama o dünyanın en küçük teması beni sakinleştirmeye yetmişti. 𝘐̇𝘴𝘮𝘪𝘯𝘪 𝘷𝘦 𝘺𝘶̈𝘻𝘶̈𝘯𝘶̈ 𝘣𝘪𝘭𝘮𝘦𝘥𝘪𝘨̆𝘪𝘮 𝘣𝘶 𝘮𝘢𝘴𝘬𝘦𝘭𝘪 𝘢𝘥𝘢𝘮 𝘣𝘦𝘯𝘪 𝘴𝘢𝘬𝘪𝘯𝘭𝘦𝘴̧𝘵𝘪𝘳𝘮𝘪𝘴̧𝘵𝘪
Bölüm 7
6.Bölüm
Bölüm sonu
Sonraki bölüm kilitli
8. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.