Skip to content

Beyaz Kuğu

Chapter 6 · 3 min read

Beyaz Kuğu

Chapter 6

5.Bölüm

Bir hafta geçti.Ama gece hiç geçmedi.İlk gün kendime kızdım.İkinci gün unuttuğumu sandım.Üçüncü gün, fark etmeden o sokağın önünden geçtim.Dördüncü gün, maske dolabımın en üst rafındaydı.Elbiseyi seçerken uzun düşünmedim.Askıların arasından parlayan kırmızı göğüs dekolteli ve uzun yırtmaçlı bir elbise.Siyah rugan topuklularım,ince topuklu ve tabanı kırmız idi.Aynı olan tek şey maskeydi.Bunun bir anlamı olmadığını kendime defalarca söyledim.Ama yine de hazırlanıyordum.Saat on birde evden çıktım.Barın önüne geldiğimde içerisi doluydu.Dışarıdan bakınca her şey tanıdıktı.Ama içeri girdiğim an, içimde bir şey değişti.Müzik daha yüksekti.Işıklar daha karanlıktı.İnsanlar daha rahat görünüyordu.Maskemi taktım.Etrafı süzdüm.Onu ilk başta görmedim.Bu, rahatlatmalıydı.Ama olmadı.Bara geçtim.Bir içki söyledim.Yanımda duran insanlar değişti, ben aynı kaldım.Sonra fark ettim.Merdivenlerin oradaydı.Siyah takım.Aynı maske.Sanki ilk kez görüyormuşum gibi baktım.Oysa gözlerim onu arıyordu.Bakışlarımız çarpıştı.Bu kez kaçmadı.Bardağımı aldım.Masama doğru yürüdüm.Bir adım sonra arkamdan sesi geldi.“Yine aynı maske.”Durmadım.Ama yavaşladım.“Tesadüf,” dedim.“İkinci kez tesadüf olmaz,” dedi.Döndüm.Yanıma yaklaşmıştı.“Buraya gelmeyecektin,” dedi.“Bunu nereden biliyorsun?” diye sordum.“Biliyorum,” dedi.“Çünkü gelmeseydin ben de burada olmazdım.”Kalbim hızlandı.“Bu bir oyun mu?” dedim.Başını hafifçe eğdi.“Değil,” dedi.“Bu, bir tekrar.”Masaya doğru yürüdü.Elini sandalyeye koydu.“Otursana,” dedi.“Bu sefer kaçmayalım.”O an gitmeliydim.Ama oturdum.Ve ilk kez anladım:Ben onu tekrar görmek istememiştim.Ben, cevabı istemiştim.Birkaç adım attım.Topuklarım zemine her vurduğunda sesim benden önce gidiyordu sanki. Refleksle aşağı baktım. Siyah rugan, ince topuk… altı kırmızı. Bu gece için seçmiştim, rastgele. En azından öyle sanıyordum.Sonra onun ayakkabıları girdi görüşüme.İstemeden durdum.Üstü siyah. Net, sade. Alt tabanı kırmızı. Benimkilerle aynı ton. Aynı keskinlik. Aynı iddia.“Olmaz,” dedim içimden.Bu kadar da denk gelmez.Ama gelmişti işte.İki farklı ayakkabı, tek bir renk. Sanki biri diğerini tamamlamak için seçilmiş gibiydi. Sanki yan yana durmaları gerekiyormuş gibi.Bakmamam gerekiyordu ama baktım.Gözüm ayakkabılarında fazla kaldı."Ayakkabılarına bakıyorsun"dedi.Sesini ilk kez bu kadar net duydum.Başımı kaldırdım."Hayır…" dedim. Sonra kendime kızdım. Yalan söylemiştim."Şey… fark ettim sadece. Benimkilerle uyumlu."Aşağı baktı. Sonra tekrar bana."Demek dikkatli birisin.""Hayır", dedim. Bu… kendiliğinden oldu.Aslında hiçbiri kendiliğinden değildi.Ayakkabılarım bile değil.Topuklarımı hissettim. Rahatsızdı. Ama çıkarmak istemedim.Bu gece rahat olmak için gelmemiştim zaten.Onun ayakkabıları yere sağlam basıyordu.Benimkilerse sanki birazdan düşecekmiş gibiydi.Ve tuhaf olan şuydu:Yan yana durduğumuzda, ayakta kalma ihtimali olan tek şey… biz değildik. Ayakkabılardı... Yanımdan geçerken omuzlarımız yine değmedi.Ama bu kez mesafe daha dardı.Ayakkabılarımın sesi salonda netti. İnce topuklar, sert zemin. Adımlarımı yavaşlatmadım. Onun ayakkabılarının sesi benimkine karıştı. Aynı ritim, aynı sertlik. Aşağı bakmamak için kendimi zorladım ama başaramadım.Siyah.Altı kırmızı.Benimkiler gibi.Tesadüf demek istedim. İçimden bile diyemedim."Fark ettin" dedi.Başımı kaldırdım."Ne?""Ayakkabıları."İnkâr etmedim."Evet."Kısa bir sessizlik oldu. Müzik yükseldi, etraf kalabalıklaştı ama o an sanki ikimiz aynı yerde takılı kalmıştık."İlginç"dedim."Aynı kelimeyi ben de kullanacaktım" dedi.Yürümeye devam ettik. Yan yana. Masasına mı, bara mı gittiğimizi ikimiz de söylemedik. Sormadık. Zaten söylenmesine gerek yoktu.Işıklar değiştiğinde bakışlarının yönü de değişti. Maskemden aşağı kaydı. Boynumda durdu. Bir an. Sonra daha aşağı.Göğüs çatalımda, elbisenin izin verdiği kadar görünen beyaz kuğu dövmesi.Bakışı orada gereğinden uzun kaldı."Bu..."dedi, cümleyi tamamlamadı."Ne?" diye sordum.Gözlerini çekti. Sanki fazla ileri gitmişti."Daha önce görmüş olabilirim" dedi.Kalbim hızlandı ama belli etmedim."Zor," dedim. "Pek ortada duran bir şey değil."Bu kez bana baktı."Ama sen gizlemiyorsun."O an fark ettim. Dress code siyah olmasına rağmen üzerimdeki kırmızı elbise salondaki herkesten ayrılıyordu. Uzun, yırtmaçlıydı. Yürüdükçe hareket ediyordu. Saklanmıyordu. Dövmenin görünmesine izin veriyordu."Bilerek mi?" diye sordu."Bilmeden dikkat çeken şeylere inanmam"dedim.Gülümsedi.Aşağı baktı. Ayakkabılarıma. Sonra kendi ayakkabılarına."Demek ikimiz de aynı yerden başlıyoruz"dedi."Nereden?" diye sordum.Bir an sustu."Yerden" dedi. Bastığımız yerden.Bu cevap hoşuma gitmedi.Ama ilgimi çekti.Ve o an anladım:Bu gece, yine kontrol bende değilmiş gibi davranacaktım.Ama ikimiz de bunun doğru olmadığını biliyorduk.

End of chapter

0 comments

No comments on this chapter yet. Write the first one.