•
Aldığım solukları vermeye fırsat bırakmayan Kuvars sonunda dinlenmek için kendini üstüme bıraktığında aradan belki de iki üç saat geçmişti.
Yattığım yerde bile bacaklarımın tutmadığını hissediyordum.
-"Nefes alamıyorum." diye fısıldadım en sonunda.
Cüssesinin ağırlığını sanırım kısa süreliğine unutmuş olmasıydı ki çekilmemişti.
Söylememle kendini yanıma sırt üstü attı. Göğsü hiddetle inip kalkarken elinin tersini alnına yasladı ve gözlerini kapattı.
Rahatça soluklanmaya başladığım saniyelerde aklım yerine ufak ufak gelmeye başladı. Vücudum karıncalanıyor ateşler basıyordu.
Onun olduğum için asla utanmıyordum. Aksine bu saatleri aklıma kazıyacaktım. Bir bütün olmak , bedenlerimizi birbirine böyle birleştirmek çok başkaydı.
-"Gel buraya."
Kolunu başımın altından geçirip beni kendine çekince itiraz etmeden göğsüne sokuldum. Çırılçıplak bedenlerimiz sarılırken üzerimize örtüyü çekti ve alnıma dudaklarını bastırdı.
Aldığım pozisyonda iyice küçülüp göğsünde kaybolasım vardı. İster istemez gözümün önünde beliren şehvet içerikli sahneler yanaklarımı kızartıyordu.
Yalnızca dakikalar geçtikçe acım artıyordu. Birlikteliğimiz öyle uzun sürmüştü ki aldığım zevk çektiğim acıyı bir nebze bastırınca ona karşı koymamıştım. Lakin çok acı çekiyordum. Vajinam içeri doğru büsbütün acı içinde zonkluyordu.
Kuvars'ın büyüklüğü...daha doğrusu inanılmaz büyüklüğü ve sertliği beni zorlamıştı. Bedenim sanki koca bir enkazdan çıkmışçasına halsizdi.
-"İyi misin ?" diye mırıldandı kulağıma doğru.
Öpülmekten çatlamış şişmiş dudağımı ıslatıp başımı iki yana salladım. Yalan söylemenin ne anlamı vardı ki ?
-"Pek değil." dedim oldukça kısık tonda.
Yanağını yanağıma sürttü ve geri çekildi. Aynı anda kolunu da çekince başım yastığa düşmüştü.
Yatakta oturur pozisyonda bir dirseğini kendine çektiği dizine yasladı. Diğer eliyle saçlarını karıştırdı.
-"Özür dilerim. Kendimi tutamadım."
Böyle üzülmenin suçlu hissetmenin ne yeri ne zamanıydı. Belki de en güzel gecemizdi.
Kıpırdamadan elimi uzatıp çıplak kolunu okşadım. Konuşmaya dahi mecal bulamıyordum.
-"Önemli değil." dedim utana sıkıla.
Sağa dönüp üzerime eğildi ve saçlarımın arasını öptü. Durmaksızın ter attığımız için bu öpücüğünden hoşnut olmamıştım. Saç diplerim hala terliydi.
-"Küveti senin için dolduracağım." diyerek yataktan çıktı. Yalnızca üst bedenine bakıyordum.
Yerden aldığı boxerı giyinip odadan çıkana kadar gözlerini benden ayırmamıştı.
Çıkar çıkmaz sırt üstü döndüm. Saten çarşaflar arasında kalan çıplaklığım ruhuma muhteşem bir haz yaşatıyordu. Kuvars gibi bir adamın izlerini hem kalbimde hemde artık bedenimde taşıyacaktım. Dokunuşları , bedenimi deli gibi isteyip bırakmamasının hatıraları silinmeyecekti.
Yüzümde oluşan mutluluk gülümsemesi beni utandırınca ellerimi yüzüme kapattım.
Tanrım içimden nasıl bir kadın çıkmıştı ?
-"Güzelim ?" Dakikalar sonra odaya giren muazzam bedeniyle yatağa yaklaştı.
Kalkamaya çalıştığımda hissettiğim yoğun acıyla yüzümü buruşturdum.
-"Dur ben seni alacağım." dedi ve anında kucağına çekti.
Boynuna sarıldığım anlarda göğüslerimin sert göğsüne yaptığı baskı karnımı kıvrandırıyordu.
Çektiğim acıya rağmen nasıl yeniden bana sahip olmasını arzulayabiliyordum ?
-"Umarım daha iyi hissedersin." dedi boynuma öpücükler bırakırken.
Dümdüz ilerleyip aydınlık banyoya girdiğinde karanlıktan çıkan bedenlerimiz göğsümü sıkıştırdı.
-"Ben...hallederim." diye mırıldanıp kucağından inmeye çalıştım fakat sıkıca tutarak asla izin vermedi.
-"Hala utanıyorum deme. Buna izin vermeyeceğimi biliyorsun. Biraz sıcak suda gevşe...seni ellerimle yıkayacağım." Tutkulu boğuk sesi dürtülerimi harekete geçirdiğinde boynuna sardığım elimi sıklaştırıp tenini okşadım.
Teklifi kulağıma fazla cazip gelmişti. Kabul ediyorum. Öncesinde olsa kesinlikle istemezdim. Fakat şuan nefeslerimi sıklaştırmaya yetmişti.
Yavaşça küvete bıraktığı bedenimde dizlerimi kendime çekerken suya bir kaç şişe jel boşalttı. Oluşan köpüklerin bedenimi gizleyişiyle biraz olsun rahatlamıştım.
Sıcak su vajinamı sardığı zaman sızı kendini daha fazla belli etse de uyuşmaya başlamıştı. Geriye yaslanarak başımı küvetin yüksek kenarına koydum. Kuvars'ın ne yaptığına bakmıyordum çünkü çok geçmeden küvete girmişti.
Normalden büyük olduğu için sığmakta zorluk yaşamazken yön değiştirip arkama geçtikten sonra sırtımı göğsüne yasladı. Verdiği huzurla birlikte başımı yan çevirip göğsüne bıraktım.
Bütün yorgunluk uçmuştu.
-"Hayatımın en unutulmaz gecesini bana yaşattığın için teşekkür ederim." Göğüslerimin altından geçirdiği eliyle sarılıp omzuma dudaklarını bastırdı.
Hafif bir tebessümle elimi elinin üstüne bıraktım. Hiç tahmin etmiyorken hatta hiç beklemiyorken yaşadığımız için mi daha güzeldi ?
-"Seni çok seviyorum." Kulağıma fısıldayan dudakları biraz aşağı kayıp ateş basan boynumu öperek durdu.
Kıpırdanıp biraz daha ona yaklaşmak istedim. Başımı geriye doğru olabildiğince çevirdiğimde o da eğildi. Dudak dudağa gelip aynı anda birbirimizi öpmeye yeltendik.
-"Çok seviyorum. " dedim duyabileceği yükseklikte.
Çok aşığım.
Çok hayranım.
Aldığı nefesin güzelliğiyle göğsüyle birlikte yükselip geri alçaldım. Suyun altında kalan göğsümü okşayınca gözlerimi kaçırıp az önceki gibi başımı yatırdım.
-"Seni çok yordum değil mi ?" Burnunu omzuma sürtüp boğuk bir sesle sorduğunda utançtan başımı suyun için sokasım gelmişti.
Belli belirsiz başımı sallamak mecburiyetinde kaldım.
-"Sende beni çok yordun ama yaşadığım en zevkli yorgunluk olabilir." Dudakları uslanmaz şekilde boynumu talan ederken huylanıp kıpırdandım.
Elinin karnımdan aşağı kaymasıyla tutup yukarı çektim.
Bir tekrarı daha içim kaldıramayacaktı.
-"Kollarımda çırılçıplak olunca aklımı kaybediyorum güzelim. En iyisi bir an önce çıkalım." Son kez boynumu öpüp kenarda duran lifi ve duş jelini aldı.
Özenle bedenimin her yerini yavaş yavaş nazikçe köpürttü. Artık en ufak kıpırdamamda vajinam yanıyordu. Sanki içeriden tırnaklarla çizikler açılmış gibi sızıyla acıyordu.
-"Gel bakalım." Beni kucakladığı gibi küvetten kalkıp duş kabinine girdi.
Sıcak suyun altında saçlarımı yıkayacakken elinden aldım.
-"Ben yaparım." dedim. Zaten yeterince çıplaklığım utanç verici hal almaya başlamıştı ve onun beni yıkaması çok fazla kızarmama sebep oluyordu.
-"Tamam güzelim." dedi beni daha fazla zorlamamak için.
Kendisinin yıkanacağını anlayınca mecburen kalçamı ona dönerek saçlarımı şampuanlama işlemine geçtim.
İki kere köpürtüp suyun altında arıttım. Kuvars'ın işi daha kısa sürdüğü için aynı anda duşumuz sonlanmıştı.
İlk önce o çıkıp bana havlu uzattı. Kendi beline de sardıktan sonra fön makinesini fişe taktı.
Beni beklediğini fark ettiğimden dolayı tezgahla arasına geçtim. Saçlarımı kuruturken ister istemez gülümsüyordum.
Çok dikkatli bir işmiş gibi kaşlarını çatmış öyle kurutuyordu.
Tamamen kurutunca sıcaktan bayılmış halde ona döndüm. Dayanamayıp göğsüne yaslandım. Anında sarılmama karşılık vererek kollarını belime doladı.
-"Kuvars." diye kısık sesle utanç içinde konuştum.
Saçlarımın arasına sinen kendi kokusunu çekti.
-"Efendim Loya'm ?"
Sessizce yutkunup parmaklarımı tüylü göğsünde gezdirdim.
-"Şey...beni odaya taşır mısın ? Yürüyebileceğimi sanmıyorum. " derken şekilden şekile girmiştim.
Ancak gerçekten adım atamayacak durumdaydı.
Al al yanaklarıma bakıp ifadesiz durdu. Yüzüne yerleşen sıkıntılı ifadesiyle beni kucağına kaldırdı.
-"Özür dilerim." dedi yanağıma masum bir öpücük bırakıp.
Odaya geldiğimizde beni yatağa bıraktı. Oturduğum gibi acıyla iç çekip dudaklarımı ısırdım. Yatağa bastırdığım ellerimle kalçamı öne ittirip rahatlatacak boşluk yaratmaya çalıştım ama olmadı.
-"Çantadan geceliğimi verir misin ?" diye sordum.
-"Loya gerçekten özür dilerim. Yani bunun bir faydası yok ama...ben...yemin ederim hayvanlık ettim. Seni bu kadar zorlamamalıydım." Yere diz çöküp diz kapaklarıma dudaklarını birer birer bastırdı.
Islak olan saçlarının arasına elimi koyup içim gide gide okşadım. Her zerresine ayrı aşık oluyordum.
-"Sorun yok iyiyim inan bana." dedim gözlerinin içine bakarak.
Bakışlarını saran karanlık kendini suçlayışından kaynaklanıyordu.
-"Değilsin biliyorum ama artık uyuyup dinlenmelisin." diyerek yerden kalktı ve dediğim çantadan askılı geceliğimi çıkartarak uzattı.
Ben giyinirken o da içeri geçti. Geldiğinde altında boxer vardı. Banyoya gidip ışığı söndürdükten sonra yatağa geldi. Havlumu yere atıp yanıma uzandı.
Yatakta iç içe birbirimize girdiğimizde yaşadığım mutluluk o acıyı unutturuyordu.
Ancak bu gece unutulmayacaktı.
'
Ertesi sabah gözümü hissettiğim kıpırtılarla araladım. Gözlerimi açar açmaz aşık olduğum çehre gözümün önünde duruyordu. Yatağa kolunu yaslamış saçlarımı şefkatle okşuyordu.
-"Günaydın." diyip kıpırdanarak göğsüne sokuldum.
Utancım içimde yanardağ gibi yükseliyordu.
Kollarını dolayıp saçlarımı ve boynumu öptü.
-"Günaydın." dedi sıcak nefesiyle.
Bir süre öylece durdum. Uykum iyice açıldığında örtünün altında yan dönüp başımı yastığa bıraktım. Vücudum hala dün geceki kadar yorgundu.
-"Kahvaltımız hazır." diyince her şeyi ayarlamış olmasıyla şaşırdım.
Hangi ara uyanmıştı ve bunu yaptırmıştı ?
-"Ben henüz aç değilim." diye mırıldandım.
Yeniden üzerime eğilip iki göğsümün arasında olan açıklığa dudaklarını bastırdı.
-"Ama yemelisin güzelim. Katılmam gereken bir ihale var. Erteleyemediğim için gitmem gerekiyor. Bana darılmazsın değil mi ?"
Hemen başımı iki yana salladım. Yanaklarımın kızardığını hissedebiliyordum. Açıkçası günün geri kalanını kendi kendime utanarak geçirmek daha rahatlatıcı olacaktı.
-"Kalkalım öyleyse sende gidersin." diyerek doğruldum.
Hissettiğim sızılarla dişlerimi sıka sıka sırtımı döndüm ve ayaklarımı yataktan sarkıttım.
Ayağa kalkıyordum ki kendimi çıplak göğsüne yaslı halde buldum. Veremediğim nefesimle elim omzuna düşerken göz göze vurulduk.
Her nefesimde tekrar tekrar aşık olmak mümkünse onu yaşıyorum.
-"Beni hep kucağında mı taşıyacaksın ?" Utancımı gizlemek adına şakaya vurup gülümsemeye çalıştım.
Dudaklarıma uzun sayılacak bir buse bıraktı.
-"Neden olmasın ?" diyince kıkırdamıştım.
Başımı boyun girintisine koyup dünyanın en güzel kokusunu kokladım.
Banyoya geldiğinde istemeyerek kucağından indim. Elimi yüzümü yıkayıp kuruladıktan sonra gözüm aynaya kaydı. Ve anında gözlerim büyüdü.
Dün gece ya fark etmemiştim yada henüz böylesine belirginleşmemişlerdi.
Boynumun iki tarafında da bir sürü morartı vardı. Ayrıca aşağı doğru iniyorlardı.
-"Bu halim ne ?!" dedim şok içinde.
V yakamı aşağı doğru çektiğimde göğüslerimde de aynı morartılar vardı.
Yüzünden havluyu çeken Kuvars gözünde sinsi sayılabilecek bakışlarla beni izliyordu.
-"Olan olmuş. " diyip alt dudağını bükünce göğsüne şaplak attım.
-"İnsan içine nasıl çıkacağım ?!"
Attığı kahkaha hem banyoya hemde ruhuma yankı yaptı. Arkasından donakalmış halde baktım.
Bu kadar güzel gülünür müydü ?
-"Pardon seni almayı unutmuşum."
Geri döndüğünde bakışlarım mecburen değişti. Bu defa ben küçük bir kahkaha attım.
Bedenimi kucaklayıp masaya kadar taşıdı. Bu gidişle yürümeyi unutacağım.
-"Ağrı kesici. Eğer çok ağrın yoksa içmesen de olur."
Kahvaltının başında masanın diğer yanında olan ilaç kutusunu uzattı. Muhtemelen içmem gerekecekti. Çünkü kasıklarım inanılmaz bir sancı içindeydi.
Kutuyu kendi tarafıma çekip çatalı kavradım.
Masaya oturunca fazlaca açlık çektiğimi anladım. Sessiz sakin bir şekilde birbirimize attığımız kaçamak bakışlarla karnımızı doyurmuştuk. Utana sıkıla yakışıklı yüzüne bakarken o beni sağlık kontrolünden geçirircesine bakıyordu.
-"Hafta sonu Defne ile birlikte olacağım. Cihangir şirket olarak kamp gibi bir plan yapmış. Eğer istersen seni de davet etti." dedim masadan kalkmadan.
Gözlerinden geçen sinir ifadesini görmemek için kör olmam lazımdı. Kaşlarını çatıp peçeteyle dudaklarını sildi.
-"O pezevenk sana sürekli yakın mı olacak ?! Ben öyle geniş bir adam değilim Loya. Kalıbının adamı olup götü başı oynamadan yanında duracaksa dursun. Ama eli sana değerse o elini keserim." dedikleri beni ayrı ürkütürken gözlerinde olan adamın soğukluğu ayrı korkutucu gelmişti.
Kuvars bana en sıcak haliyle yaklaştığı için istemsizce bu halini yadırgıyordum.
-"Sandığın gibi birisi değil." dedim kısık sesle.
Sesinin tonu benim sesimi içime kaçırmıştı.
-"Her ne sikimse. Dediğim gibi herhangi bir gereksiz yakınlık olmasın. " dedikten sonra ayağa kalktı.
-"Onu tanırsan anlayacaksın." dediğime çok takılmadan oturma bölümüne ilerledi.
Sehpadan bir şey alıp geri dönerken tek odak noktam boxer sarılı kalçasıydı. Vücudunda yer alan dövmelerle birleşince karşınızdaki görüntü kalp sağlığınıza iyi gelmiyordu.
Dönüşünde yüzü normal ifadesizliğindeydi. Yanıma gelip başımı öptü.
-"Yanlış anlamanı istemiyorum. Sadece sen çekinirsin diye ben almak istedim. Yani...aksini şimdi isteyeceğini...olacağını...of anla işte güzelim." dedi ve aynı yüklü sıkıntıyla sandalyeyi çekip yakınımda oturdu. Bir elinde duran kutuyu önüme bırakıp ellerimi tuttu ve parmaklarımı birer birer öpücüklere boğdu.
Ne olduğunu ilk kavrayamadım. Sonra ilaç kutusu olmasıyla birlikte Kuvars'ın çaresiz bakışları eklenince anlamıştım.
-"Anladım. Düşündüğün için...şey teşekkür ederim. Yanlış anlayacak bir durum yok." dedim ve uzanıp sakallarının üzerinden çenesini öptüm.
Derin bir nefes verip avuçlarımın içini okşadı. Artık iyileşmeye başlayan tırnak yaralarımdan öptü.
-"Giyinelim mi ?" diye sorunca başımla onayladım.
Yine kucağına aldığında yüzümde gülümseme oluştu. O giysi odasına geçerken bende elimde duran iki ilaç kutusu ile yatağa oturdum.
Komodinde duran bardağa su doldurup ilaç kutusunu açtım.
Reçeteyi okurken bile yanaklarım kıpkırmızı olmuştu.
Elbette bir ertesi gün hapıydı.
Duraksamadan suyla birlikte yuttum. Ardından yavaşça kalktım ve çantalardan birini açtım. Gri ince eşofman altıyla beyaz basic tişörtü aldım. İçine giymek için beyaz iç çamaşır takımını çıkardıktan sonra olabildiğince hızlı giyindim. Tişörtün yakası yuvarlak olsa bile boynum açıktaydı. Bu yüzden makyaj çantamla birlikte yavaş adımlarla giysi odasına geçtim.
Kuvars giydiği beyaz gömleğinin üzerine ince siyah kravat takarken aynada kendine bakıyordu.
Gülümseyerek aynayla arasına girdiğimde bir elini belime doladı ve boynuma yüzünü gömdü.
-"Seni bırakıp nasıl günümü geçireceğim ?" dedi boğuk çekici sesiyle.
-"Biraz özleşiriz." diyip kıkırdadım.
Geri çekildiğinde onun da yüzü gülüyordu.
-"Kızım ben seni , sana uzaktan bakarken bile özlüyorum." diyerek içimi yaktı kavurdu.
Boğazımda oluşan yanma hissiyle zorlukla yutkundum.
Durumumu anlayınca yanaklarımı öpüp bir adım geri çıkarak bana nefes alanı yarattı. Üzerimde olan etkisini görüyor olmasından zerre utanmıyordum.
Kenara çekilmesiyle ortada duran çekmeceli dolabın üzerine makyaj çantamı açtım.
Büyük bir özenle boynumdaki morlukları kapatırken aynı zamanda Kuvars'a söylenmekten geri kalmıyordum.
-"Bir dakika." dedim şikayetlerim arasında.
Ceketini omuzlarına geçirip bana üstten karizmatik bir bakış attı.
-"O...şeyi...hapı sen...kime aldırdın ?" Sonuçta yanımda yatarken bir koşu eczaneye gidip gelmiş olamazdı.
Düşüncesi bile komik.
-"Güzelim. Böyle ufak detaylara takılmasan." diyince ayağımı yere vurup başımı dikleştirdim.
-"Ya Kuvars ! Kime aldırdın ? Beni neden utandırıyorsun ?!" diye kızdım.
Oflayıp ayakkabı dolabını açtı.
-"Utanacağın bir şey yok. Orhan'a aldırdım. Onun işi her şeyi unutarak devam etmesi."
Yeterince utanacağımı bilerek daha fazla bir şey söylemedim. Boynumu kapattıktan sonra yüzüme makyaj yapmadım. Ne de olsa eve gidecektim. Ancak gidene kadar çürüklerle dolu boynumu birine gösteremezdim.
Kimse bilmese bile artık dün gece olanları Orhan'ın biliyor oluşuyla yerin dibine giresim gelmişti.
-"Sana şuan çok kızgınım." Kuvars'ın yanından ağrılarımı sızılarımı belli etmemeye çabalayarak geçtim.
Ama hızlı yürüdüğüm için odanın içinde kapıya tutunarak hafifçe aşağı eğildim ve bacaklarımı birbirine bastırdım.
Vajinamın yandığını hissedebiliyordum.
-"İyi misin ? Ne oldu ?"
Omuzlarımı kavrayıp beni dikleştirdi ve yüzüme düşen saçlarımı geri itti. Başımla onayladım ancak o çoktan endişeli haline bürünmüştü.
-"Bakma öyle. İyiyim." dedim.
Başını olumsuz anlamda sallarken küçük bedenimi göğsüne yaslayıp sarıldı.
-"Canını yaktığım için tekrar özür dilerim. Zamanla alıştığında alacağın zevk için büyük olmasından memnun kalacaksın."
Ben aşk dolu sözcüklerle tamamlamasını beklerken yanaklarıma dolan sıcaklıkla birlikte gözlerimi geri açarak kollarından sıyrıldım.
-"Çok utanmazsın !" İki elimle göğsüne vurduğumda başını geri atıp kahkaha attı.
Resmen benimle eğleniyordu !
-"Pisliksin." Söylene söylene çantamla birlikte odadan çıktım.
Beni çok utandırdığı için ona öylesine kızmıştım ki arabaya bindiğimizde Orhan yüzünden utanmak aklıma dahi gelmemişti.
•••
Herkese iyi geceler 🌸
Hızlı hızlı yazıp bitirdiğim bir bölüm oldu. Umarım hoşunuza gitmiştir.
Bir sonraki bölüm ne zaman gelir bilemiyorum.
Düşüncelerinizi merak ediyorum ❤