Uzun zamandır bölüm başında merhaba dememiştim 🎈
Ufacık bir uyarı bırakıp gideceğim. Bu bölümümüzde ve artık ilerleyen bölümlerde cinsel unsurlara rastlayacağız demek istiyorum shsj
Artık kimin hoşuna gider kimi rahatsız eder bilemeyeceğim.
Bölüm sonunda görüşürüz 🔥
•
Yolda Kuvars'ı görme fikrimi değiştiren düşüncelerim oldu. Belki sürekli yanında olmamdan hoşlanmayabilirdi. Ne de olsa akşam olunca tekrar yan yana gelecektik.
Bu yüzden Defne'yi aramayı seçmiştim.
Kalabalık ancak oldukça rahat olan bilindik mekanlardan birine oturduk. Kafeyi yoldan ayıran yeşilliklerin arasında güzel bir masada oturmuş konuşuyorduk.
Hayatı ucundan yakalayıp hızına katılanlar olarak güzel ayak uyduruyorduk.
-"Kızı görmen lazım ama takma kirpiklerinden gözlerini açamıyor hala doğallığı savunuyorum diye konuşuyor. Asalak heriflerde sınıfta peşinde geziniyor. Anlayacağın çok sıkıcı."
Okul hayatı Defne için bunaltıcı geçiyordu. Şikayetleriyle anılarını anlatırken onu dinlemek eğlenceliydi.
-"Seninle ilgilenen çıkmadı mı ?" diye sordum gözlerimi kısıp.
Gözlerini devirip kahve fincanına uzandı.
-"Sence bunlarla ilgilenecek birisi miyim ? Benden geçti. İşim olmaz." diyince yüzüm ifadesizliğe kaydı.
Masaya doğru eğilip dirseklerimi yasladım.
-"Böyle katı olma. Seni çok iyi anladığımı biliyorsun. Ama inan bana...çok güzel. Bunu sadece Kuvars için demiyorum. Bu hisler çok güzelmiş." derken kalbimin sıcaklığıyla içten içe duygusala bağladım.
-"Söz konusu abim olunca tabi iki katına çıkıyordur." Karşımda sırıtınca gülümsedim.
-"Çok ciddiyim. Bu arada unutmadan haftasonu ikimize plan yaptım."
Gülümsemeyi bırakıp kaşını kaldırdı.
-"Hım...nasıl bir planmış bu ?"
-"Cihangir davet etti." dememle yüzünde hoşnut olmayan ifade belirdi.
-"Ne istersen yapalım ama o adamla olmasın. İçimi rahatsız eden bir şeyleri var."
Konu gittikçe ilgi çekici bir hal alıyordu.
-"İyi birisi. Hem çok az gördün neden böyle düşünüyorsun ?" diye sordum.
Omuz silkti.
-"Tekrar tekrar gördüm. Bu yüzden fikir sahibiyim." diyince kaşlarım havaya kalktı.
Demek öyle...
-"Cihangir'i nerede gördün ki ?"
Önemsizmiş gibi davranmaya çalıştığının farkındaydım ama elbisenin ucunu çekiştiriyor olması onun zorlandığını belli ediyordu.
-"Bizim okula fazlaca bağış yaptığı için arada sırada uğruyor öğrencilerle sohbet ediyor. Dekanın ve o kadar öğrencinin içinde yanıma gelip nasıl olduğumu sordu inanabiliyor musun ?!! Utançtan ölecektim ! Dikkat çekmemeye çalışırken artık herkes beni gördükçe fısıldaşıyor !"
Bir anda kahkaha atmamla elimi ağzıma getirdim.
İnanamıyorum !
Gülüşlerime kaşlarını çatarak bakınca kendimi zorla tuttum.
-"Tamam canım ne var bunda ? Sonuçta bir kere tanıştınız. Sorması gayet doğal." dedim.
Tekrar omuz silkti.
-"Onunla yüz yüze gelesim yok."
Yüz ifademi değiştirip geriye yaslandım.
-"Halbuki...çok hevesle davet etmişti. Şimdi geri çevirirsem üzülür. Sen olmazsan bende gitmem."
Defne eğer gerçekten istemiyor olsaydı direk keser atardı. Ancak kararsız bakışlarını gördüğüm için ısrar ediyordum.
-"Şey...yani bilemedim."
İçten içe sırıtıp gözlerine doğrudan baktım. Düşünüyordu.
-"Sen bilirsin. " diye mırıldandım.
Bir kaç saniye sonra nefesini üfledi.
-"Of ! Tamam gidelim. Ama bak kesinlikle sohbet etmem. Yakınında durmam !"
Hızla kabul ettim.
-"Olur."
Orada bir kaç saat daha oturup kalkmıştık ve yakındaki alışveriş merkezine geçmiştik. Meyra hanım ailecek bir tatil planlıyormuş. Yıllardır bunu yapmadıkları için Defne hem kendisi için hemde ailesi için mutluydu.
Yüzümde inandırıcı olan tebessümle mağaza mağaza gezerken içimin sızısı beni boğuyordu.
Biliyorum saçmaydı ama kendimi kimsesiz gibi hissediyordum. Var olan ailemi yok saymak zorunda kalmak canımı acıtıyordu.
-"Ayrıntılı alışverişe daha sonra çıkarım. Eğer sıkılmadıysan...seninle çıkmak isterim." diyince gülümsedim.
-"Elbette çıkarız ! Bende çok eğlendim." dedim ve açılan kapıdan dışarı çıktım.
-"Aslında annemin aklında abimle seni de davet etmek var. Ondan önce söyledim diye bana kızar ama ne yapıyım ? Sadece abim böyle şeyleri sevmiyor. Kabul etmeyeceğini bilse bile soracaktır. Abim gelmese de sen gelir misin ?" Öyle hevesli sormuştu ki duraksadım.
-"Bilmiyorum Defne...sanmıyorum. Ne de olsa Kuvars'ın ailesi ve...geriliyorum. Tatil çok zor bir teklif." dedim kelimeleri seçe seçe.
Düşüncesi bile gerilmeme yetiyordu.
-"Birlikte olduğumuz yerde gerginlik mi kalır ? Çok eğleniriz ! Düşün olur mu ? Hemen karar verme." dediğinde başımla onayladım.
Avm'nin çıkış kapısında arabaya yaslanmış Volkan'ı görmeyi beklemiyordum.
-"Nerden buldu bizi ?" diye sordum.
Dudağını büktü.
-"Abime söylemiş miydin ?"
Başımı iki yana salladım. Kuvars'la saatlerdir konuşmamıştık.
-"Buyrun binin." dedi bizi görüp dikleşirken.
-"Neden geldin ki ?" diye sordum.
Kapıyı açıp donuk yüzünden ödün vermedi.
-"Patron emretti geldim yenge."
Yenge ?
Kuvars'a söylemediğim muhabbetini Volkan'la yapmayacağım için mecburen arabaya oturduk.
İlk önce Defne'yi evine bıraktıktan sonra koltuğa sinip gözlerimi dikkatlice arabayı süren Volkan'a çevirdim. Çatık kaşlarıyla yola bakıyordu.
-"Kuvars nerede ?" diye sordum.
Dikiz aynasından bana bakış atıp yola geri döndü.
-"İş toplantısı vardı yenge. Beni gönderdi. Sizi de otele bırakmamı istedi."
Kendisi haber verememiş mi ?
-"Evime gitmek istiyorum. " diye düzelttim.
-"Olmaz yenge. Patronun emri." diyince derin bir nefes aldım.
Telefonumu çantamdan çıkarttım ve Kuvars'ın ismine tıkladım. Her çağrı sesinde kalbime sıkışma hissi yayılıyordu.
Açmayacağını düşünürken sonunda açtı.
-"Müsait değilim güzelim. Sorun mu var ? Volkan yanında değil mi yoksa ?"
Dudağımı kemirmeyi bırakıp nefesimi üfledim.
-"Yanımda ama evime gitmek istiyorum. "
-"Beni otelde bekle. Yarım saate yanında olacağım." dedi ve tek kelime etmemi beklemeden kapattı.
Volkan sorar gözlerle bakınca yüzümü astım.
-"Otele." dedim hoşnutsuz tavırla.
Volkan yüz ifadesini değiştirmeden sürmeye devam etti.
İlk önce otelin mağazasına uğradım. Çalışanların pür dikkati eşliğinde beğendiğim bir kaç parça kıyafet ve iç çamaşırları alıp kasaya geçtim. Ödeme yapmamı kabul etmediklerinde onlara ücretini veremeyeceğimi anlayıp teşekkür ederek çıktım.
Şifresini bildiğim asansörde en üst kata çıktığım zaman güneşin batarken yaydığı tüm kızıllıklar göz önündeydi.
Büyülenerek camlara yaklaştım. Manzara öylesine güzeldi ki.
Uzun uzun izledim. İçim huzurla doldu taştı. Hissettiğim tüm olumsuzlukları o camın önünde bırakıp yatak odasına girdim.
Kuvars olmadan burada dolaşmama rağmen aitlik hissi çok güzel bir şeydi.
Kokusunu ciğerlerime rahatlıkla doldurup banyoya yöneldim. Kuvars gelmeden dışarıda üzerime sinen tozu kiri atmak için duşa girdim. Onun kokuları yıkanırken üzerime sinince mutluluktan kendi kendime kıkırdadım.
Küçük havlulardan birini göğüslerimden aşağı popomun hızasına gelecek şekilde sarıp aynaya yaklaştım. Başka bir havluyla saçlarımı kuruladıktan sonra fön makinesi ile iyice kuruttum.
Banyonun kapısını açıp çıktığım zaman hava karardığı ve ışık açık olmadığı için içerisi yalnızca şehir ışıklarıyla aydınlanıyordu.
Ufak adımlarla yatak odasına girdim. Havluyu üzerimden bırakırken tuhaf bir şeyler seziyordum ama emin olamamıştım.
Çıplaklık süremi uzun tutmamak adına buraya gelirken yanıma aldığım iç çamaşırına elimi attım.
Normalde de dantel tül severdim ama son zamanlarda daha cüretkar iç giyim almaya başlamıştım. Beğendiğimde bile vücut ısım yükselirken giymek için can atar hale gelmiştim.
Fazla mı utanmaz oldum ne ?
Dudağımın kenarını ısırıp omuz silktim. Külodun belini düzelttim ve südyeni giyinip kopçasını taktım.
Kendimi inanılmaz seksi hissediyordum.
Südyenin modeli mi desem yoksa külodun ayrı bir seksiliği mi desem bilemiyordum ama gidip her rengini alabilecek kadar bayılmıştım.
Aldığım derin nefesle birlikte uzanıp telefonumu aldım. Ardından yatağın ortasına uzandım.
Tam Kuvars'ı arayıp sonra üzerimi giyerim diyordum ki giysi odasından çıkan Kuvars'la küçük bir çığlık atıp doğruldum.
-"Ne işin var burada ?!" Yastığı kaptığım gibi üzerime doğru tuttum ve dizlerimin üstüne oturdum.
Gözleri bende gezinirken bende onu izledim. Altına bir eşofman geçirmiş üst bedeni çıplaktı.
Mükemmeldi.
Nefesimin daraldığını karnıma sıkıştığını hissettim.
-"Burada yaşıyorum güzelim..?"
Evet saçma bir soru olmuştu.
Kuruyan dudağımı ıslatıp saçımı kulağımın gerisine sıkıştırdım.
-"Şey...ben duymadım seni." dedim nefes nefese.
Göğsüm hızla inip kalkarken bir elimle yastığı sıkıca tutuyordum. Evet biraz utanıyordum fakat böyle bir iç giyim seçmemin nedeni elbette onun beğenmesiydi. Yalnızca aniden çıkınca daha çok utanmıştım.
-"Duştaydın. Yanına mı gelseydim ?" Ses tonunda oluşan boğuklukla birlikte bir kaç adımla yatağa yaklaştı.
Eğilip dudağımın kenarına öpücük koyarken teninden yayılan sıcaklıkla başım dönmüştü.
Sertçe yutkundum.
İki elini iki yanıma yatağa sabitlediğinde istemsizce geriye kaydım. Ağır ağır kaplan edasıyla üzerime eğilirken yüzünü yüzümden çekmeden dudaklarıma uzandı.
Kalbim kaburgalarım arasında bir senfoni yaratırken tutkusunun git gide artıyor oluşu aklımı yerinden oynatıyordu.
Yatakta olan eli belimi usulca kavradığında bir hamlede beni kucağına çekip yer değişmemizi sağladı. Şişkin organının üzerine oturmamla dudaklarından kaçan inilti nefeslerimize karıştı.
Kalçamı refleks olarak ona bastırmak yanan ateşe benzin dökmek gibi olmuştu.
Belimden yukarı çıkarttığı eliyle aşık olduğum südyeni resmen parçalayarak üzerimden söktü attı. Çıplak tüylü göğsüne değen dolgun göğüslerim karşısında dudaklarımı öpen dudakları artık parçalarcasına emiyordu.
Belimdeki sağ eli yavaş yavaş aşağı kayarak kalçamda gezindi ve sabitlendi. Avuçlayıp sıktığı tenimde artık bedenim heyecan ve şehvetten titriyordu.
Dudaklarının muazzam tadını ala ala ellerimi göğsünden boynuna doğru kaydırdım. O da diğer elini tenimi yaka yaka göğsüme çıkarttı. Hafifçe sıktığı an içimden yükselen inlemeyi serbest bıraktım.
-"Canını yakacağım...yanıyorum seni de yakmak istiyorum."
Nefes almak için çekildiğimizde derin soluklarla fısıldadı. Gözlerim kendiliğinden kapandı. Karanlıkta seçmekte zorlandığım gözleri iyice siyaha dönmüştü.
Kasıklarımda olan sızı ve ıslaklık hissi mideme sancılar sokuyordu.
Aldığımız beş saniyelik nefesin peşinde yeniden bedenlerimizi çevirdi. Bu defa sol dirseğinin üzerinde durup sağ eliyle yanağımı kavradı ve aynı tutkuyla harmanlanmış halde öpmeye başladı.
Ona yakın olma hissi baş gösterince bacağımı kaldırıp beline doğru attım. Aynı anda hemen kalçamı kavradı ve kendine çekti.
Hareketleriyle sallanan göğüslerim ilgisini çektiğinde ıslak dudaklarımızı ayırdı.
Dudağını yalayarak başını eğdi. Sıcacık ağzının içi göğüs ucumla buluştuğunda ise inlemekten utanmayarak belimi yukarı kaldırdım.
Yanıyordum. Tepeden tırnağa.
Onun da kendisini zor tuttuğunu biliyordum ve bu daha fazla yanmama vesile oluyordu.
Özenle tadını çıkara çıkara saldırdığı göğsümden ayrıldığında sağ eli karnımdan aşağıya kayan bir lav gibi ilerledi. Külodumun ince belini parmaklarıyla kavradığı an kalbim durmuştu.
Büyüyen gözlerimle ona bakarken dudaklarıma ilişti. Hafif hafif şımartırcasına öptü.
-"O kadar taze...o kadar narin bir tenin var ki...sana dokunurken ellerim titriyor." diye fısıldadı dudaklarıma.
Dokunuşlarının bitmemesini dilemek içimde daha önce bilmediğim kadını dışarı çıkarıyordu.
Konuşmaya mecalim yoktu. Kendimden geçmiştim.
Dudaklarına kondurduğum öpücük kuracağım cümlelerin yerine geçti. Gözleri kapalı , büyülü bir görüntüydü.
Şehvetle örtülmüş gözleri geri açıldığında alt dudağımı ısırarak emmeye başladı. Aynı anda zaten küçücük olan dantelden külodumu aşağı ittirdi.
Karnıma saplanan sancıyla bacaklarımı bastırarak irkildim. Dudaklarından ayrılıp kaçacakken karnıma bastırdı.
-"Sakin ol. Seni hissetmeme izin ver."
Bu kadarını kaldırabilir miydim ?
Yakınlığımız baş döndürücüydü evet...ancak çok utanıyordum.
Saniyeler içerisinde yataktan kaçıp gitmekle kalmak arasında beynimde düşünce fırtınası koptu.
Onu daha fazla zorlamayıp karşı koymak istemeyen yanımı dinledim. Deli gibi sevdiğim , hayatta ki her şeyim olan adamla yaşamayacaktım da kimle yaşayacaktım ?
Sert bir yutkunuşla başımı ona doğru döndürdüm ve gözlerimi dudaklarına indirdim.
Sessiz kabullenişimin peşinden gelen yangın ikimizi de içine alarak yatağı yakıyordu.
Kaldığı yerden devam etmek sanki Kuvars'a başka bir güç yüklemişti. Kasları kabarmış nefesleri düzensizleşmişti.
-"Bekle." Dudaklarımı öpüp doğrulunca aralık dudaklarımla bakakaldım.
Altımda kalan ince örtüyü çekerek açtı sonra üzerime attı. Gözlerimi bir saniye olsun ondan ayırmadım. Karanlıkta seçebildiğim kadar izliyordum.
Eşofmanını sıyırıp atmasıyla bedenim tekrar bir dakika önceki alevine geri döndü.
Ayaklarımı yatağa sürterek kalçamı oynattım. Kasıklarıma giden sinyaller göğsümü sıkıştırıyordu.
Yanıma örtünün altına girdiğinde kaçırdığım bakışlarımı göğsüne çevirdim.
Vahşi , tutkulu ve şehvetli halinden hiç kaybetmeden üzerime çıktı. Dudaklarım dudaklarıyla ahenk içinde dans ederken ellerimi boynuna sardım. Dakikalarca beni öptü. Adeta rahatlatmak gevşetmek istercesine öptü.
Her derin nefesimizde göğsüyle göğüslerim birbirine değiyordu.
Sonra parmakları tekrar harekete geçti. Göğsümü belirli ritimle sıkan eli aşağılara kaydı.
Santim santim külodumu ittirdi.
Tanrım.
Vajinam resmen kalp gibi atıyordu.
Öylesine sızlıyordu ki utançtan yatağa gömülmek istedim. İstediği , ihtiyaç duyduğu bu şey bana yabancı gelmiyordu. Tuhaf olan da buydu. Delirmiş gibi daha fazlasına ihtiyaç duyuyordum !
Bacaklarımdan sıyırıp attığı külodum son anda beynime vurdu.
Bu durumda hiçbir şeye odaklanamıyordum.
Nefeslerimi almakta zorlandığım esnada dilini dudağımda gezdirip boğuk bir şekilde inledi.
İlk önce avucunun pürüzlü yüzeyini pürüzsüz vajinamda hissettim. Avuçlayıp orada kaldı.
Bununla bile baştan aşağı titreyip gözlerimi sıkıca yumdum.
Beni öldürecekti.
-"Sen nasıl bir şeysin ?" İnlercesine konuştuğunda nefesimi tuttum. Ensesinde olan elimi sırtına kaydırıp tırnaklarımı batırdım.
Sanki bedenim uyuşmuş ruhum ayakta çığlık çığlığa bağırıyor gibiydi.
-"Kuvars..." dedim inleyerek. Elinin hareketlenmesiyle sözcüklerim kayboldu.
Dudağıyla bu defa üst dudağımı kavrayınca şehvetin verdiği dayanılmazlık hissiyle alt dudağına saldırdım. Onunla kendinden geçmiş vahşi öpüşmemiz devam ederken orta parmağını boydan boya vajinamın ortasında gezdirdi. Elinin altında titreyen bedenime aldırmadan kalçamı istemsizce kaldırdım.
Gözlerim geriye kayarken başımı yastığa bastırdım.
-"Loya...Tanrım...çok ıslaksın ! Aklımı oynatacağım."
Bu cümlesiyle eğilip göğüslerime saldırdı. Aynı anda elinin altında olan sıcaklığımı yavaşça okşadı.
İnleyişlerim sessizlikten çıkıp çığlığa dönüştüğünde bu işkencesine dayanmak çok güçtü.
İçimde bir lav varmış gibi hissediyordum. Gittikçe yükseliyor en tepeye ulaşmayı bekliyordu.
Dişlerini göğsüme geçirdiği an boğazımdan yeni bir çığlık yükseldi. İşaret parmağını da eklediğinde bastırarak okşamaya başladı. Dizlerimi kırmış ayaklarımı yatağa bastırırken içimden süzülen suların farkındaydım.
Isıra ısıra harap ettiği göğüs ucumu bırakıp dudaklarıma geldi. Yastıklarda kaymış başımı umursamadan dudaklarımı öptü. Uzun uzun soluksuz öptü.
İki parmağını belirli seviyede içime ittirmesiyle yoğun bir zevk inlemesi çıkarttım. İnlememden zevk alırcasına boğazından hırıltı çıktı.
-"Siktir güzelim buraya nasıl sığacağım ?!"
Parmaklarını geri çekip bulduğu noktaya bastırdı ve ileri geri sürttü.
-"Kuvars..." Dilimden isminden başka ses çıkamıyordu.
Tabiri caizse zevkten dört köşeydim. Altında kıvrım kıvrım kıvranıyordum.
-"Söyle sevgilim...ne isteğini biliyorum." dedi ve burnunu boynuma bastırıp çekildi.
Boynumda akan ter damlalarıyla birlikte vücudum da oldukça ıslanmıştı. Hiçbir enerji harcamıyorken kilometrelerce koşmuş gibi nefes nefeseydim. Kuvars'ın da benden farkı yoktu. Göğsü terler içinde parlıyordu.
Yaladığı dudağını dudaklarımla aynı hizaya getirip minik bir öpücük kondurdu. Boynundan kaydırdığım elimi kaslı koluna sabitleyip sıktım. Yatağa dayandığı için demir gibi semsert duruyordu.
Nefes alıp vermekten kuruyan dudaklarımı kendi diliyle ıslattığında içime ayrı bir arzu yayıldı.
Bastırdığı parmaklarıyla ileri geri sürtme hızını arttırması saniyeler içinde gerçekleşti.
Tanrım ben ne yaşıyorum ?!
Gökyüzüne ulaştığımı düşündüm. Örtülerin arasına , Kuvars'ın altına tir tir titreyerek resmen bayıldım. Gözlerim açık halde parmaklarını çekişini izledim. Yalnızca birbirimizi izliyorduk.
Ateş parçası olan vajinamdan akan beyaz şeffaf karışımı sıvı parmaklarındaydı. İki diziyle üzerimde sabit durup parmaklarını yaladığı zaman göğsüm içeri çöktü.
Aldığı zevk gözlerinden okunuyordu. Fakat ben ne hissettiğimden emin değildim. İçim kavruluyordu.
-"Enfes. " Fısıltının peşinden yeniden eğildi.
Dudaklarımı kavrayan dudaklarından kendi tadımı almak değişikti. Ama zevkliydi.
Az önceki bitkin halimin yerini daha ihtiraslı bir kadın aldı. Bedenine sarılıp öpüşüne büyük bir tutkuyla karşılık verirken bir eliyle boxerını ittiriyordu.
Saniyeler içinde doğrulup aramızda kalan son parçayı attı. Görmeye henüz cesaret edemezdim. Bu yüzden bakmadım.
-"Canını yakmayacağım demek isterdim ama...imkansız görünüyor. Kendimi dizginleyemezsem beni uyar." demişti dudaklarıma kapanmadan hemen önce.
Aynı arzuyla öpüşüyordum ancak odak noktam kasıklarımıza inmiş olan elindeydi. Hala ıslaklık içindeki vajinama elini sürtüp tenime değen sertliğine sürdü.
Ne yaptığına dair ne fikrim ne bilgim vardı.
Yalnızca ucunu sürttüğünde bile belim yay gibi gerildi. İnleyerek sarılı kollarımı daha çok sıktım.
-"Kendini sıkma sevgilim olur mu ? " dedi ve boynuma yakıcı bir öpücük bıraktı.
Başımı belli belirsiz sallayıp nefes aldım. Gözlerim şehvetten dönmüştü. Kuvars'ı üzerimde ilah gibi görüyordum. Vücudunun yakıcılığı daha fazla ıslanmama neden oluyordu.
Yavaşça yaptığı hamlesiyle sakin kalmam için beni öpmeye başladı. Onu hissettikçe ne denli büyük olduğu tahminlerim çıldırmıştı.
Sadece ilk bir kaç santimi bile bütün duvarlarımı zorlayarak girdi.
Kuvars öyle nefes alıyordu ki hiddetinden ürküyordum. Bütün bedenini kasmıştı. Canımı yakmamaya çalıştığı öyle belliydi ki verdiğim karşılıkla dudaklarından inilti yükseldi.
Kocaman bedeni benimle birlikte titriyordu.
Çok geçmeden daha fazla dayanamamış olmalıydı. Yalnızca bir hamlede etimden parça koptu. Attığım acı dolu çığlık dudaklarında kayboldu.
-"Özür dilerim güzelim...özür dilerim. Biraz daha dayan." Naif sesine acım karışmıştı. Dolu gözlerimi kapatıp alnımı omzuna yasladım.
Semsert organını her hücremde hissedebiliyordum. Çok büyüktü. İçimin onu sarmakta zorlanıp zonklamaya başlamasını anormal bulmuyordum.
-"Çok acıyor." diye mırıldandım.
Kalçasını oynatıp çıkar gibi olunca acıdan dudaklarımı ısırdım. Tekrar geri girdiğinde biraz daha ileri hareket etmişti.
-"Geçecek bebeğim. " dedi boynumu öperken.
Bir süre canımın acısı tavan yaptığında ufak hareketlerle içimde kalmayı sürdürdü. Ardından ileri geri gidişleri tempolu bir hal aldığında sırılsıklam ıslandığımı hissettim.
Yoğun zevk duyuyordum. Dudaklarımı aralayıp bütün ruhumla inledim.
Hala yavaş olmak için vücudunu sıkıyordu. Ama benimle birlikte gür bir şekilde inlediğinde kendini saniyesinde tam dibine kadar içime itti.
Hem acı hem zevk karışımı bir duygu yaşarken içime sıcak sıcak döküldü.
Vajinam olan sınırıyla kalın sertliğini sarmış ona kaygan bir zemin hazırlamıştı. Boşalmasına rağmen çekilmeden o kaygan yolda gidip gelmeye devam etti.
-"Bana acımadığını söyle. Çünkü uzun süre duramayacağım."
•••
Aldığımız nefesi yavaşça dışarı bırakalım.
Ahajsk
Güzel seviştiler diyenler el kaldırsın görelim ama daha geceleri sonlanmadı onu da bilelim.
Kuvars'ı sekse doymayan bir adam yapma planlarım var. Şimdiden hoşlanmayan olursa diye bildiriyorum. 🔥
Yorumlarınızı bekliyorum umarım uyumamışsınızdır sizi seviyorum 🌸