On iki yıl daha geçti. Küçük Ali, artık o meraklı, pembe elbise hayranı kız çocuğu değildi. Şimdi, adının ve kaderinin ağırlığını omuzlarında taşıyan 19 yaşında bir genç kızdı. Lise bitmiş, üniversite sınavlarına hazırlanma dönemi başlamıştı; hayatının en kritik eşiğindeydi. Lise yılları, Ali için bir cehennemdi. Sadece evde değil, okulda da 'Kız Ali' lakabıyla anılıyordu. Her ders başlangıcında, öğretmenler yoklama kağıdından "Ali Yılmaz" ismini okuduğunda, sınıftaki bütün gözler ona çevriliyordu. Yeni tanıştığı birine ismini söylediğinde gelen o şaşkın bakışlar, o alaycı gülümsemeler, Ali’nin ruhunda derin yaralar açmıştı. Arkadaş çevresi neredeyse yoktu. Kızlar, onun adının tuhaflığı yüzünden, erkekler ise onun bir kız olduğu halde erkek ismi taşımasından dolayı mesafeli duruyorlardı. Ali, dışlanmayı kabullenmişti. Kalabalık kafeteryalarda bile tek başına oturur, kulaklığını takar ve o dünyayı kapı dışarı ederdi. Bir nevi görünmez olmayı öğrenmişti. Görünüşü de bu dışlanmışlığı yansıtıyordu. Babası Cemil ve babaannesi Nermin Teyze’nin bilinçli baskısıyla, saçları hep kısa kesilmişti. Makyaj yapmazdı. Giyimi, bol, rahat ve tamamen cinsiyetsizdi. Kimseden ilgi çekmek istemiyordu. Evdeki Soğuk Hava Evde durum daha da kötüleşmişti. Cemil, kızının büyümesine rağmen ona olan soğukluğunu hiç azaltmadı. Aksine, Ali'nin üniversite seçimi konusunda baskı kurmaya başlamıştı. "Ali," dedi bir akşam yemeğinde, sesi emrediciydi. "Mühendislik okuyacaksın. Benim işimi devralacaksın. O kız muhabbetleri, edebiyatlar, resimler... hepsi boş iş." Ali, başını kaldırdı. Gözlerinde yıllardır biriken biriken isyanın ilk kıvılcımları vardı. "Baba, ben hukuk okumak istiyorum. İnsan hakları üzerine çalışacağım." Cemil, öfkeyle çatalını masaya bıraktı. "Hukuk mu? Sen kim oluyorsun da bana karşı geliyorsun? Senin soyadımı taşıyacak, işimizi yürütecek tek kişi sensin. Ben sana yıllardır Ali diye boşuna mı isim verdim sanıyorsun? Sen benim istediğim Ali olacaksın!" Elif, yıllardır süren bu gerilime dayanamayarak araya girdi: "Cemil yeter artık! O bir kız ve kendi hayatını seçecek!" "Sen karışma Elif!" diye gürledi Cemil. "Sen zaten baştan beri onun bir kız olmasına izin verdin! O benim oğlum olacaktı! Madem öyle, o zaman benim kurallarım geçerli olacak!" Ali, o an masadan kalktı. Gözyaşları akmıyordu. Ağlamayı bırakalı çok olmuştu. Artık sadece donuk bir kararlılık vardı yüzünde. O gece, Ali odasında, kendisine ait olan tek şeyi, adını düşündü. Bu isim, ona dayatılan, onu tanımlayan ve onu her gün inciten bir zincirdi. Yatağının kenarında oturan annesi Elif'e döndü. "Anne," dedi. "Ben bu adı artık kaldıramıyorum. Ne zaman bir form doldursam, ne zaman biri bana seslense... canım yanıyor." Elif, kızının elini tuttu. "Biliyorum canım. O ismin sana verdiği yükü görüyorum." "Üniversiteye başlayacağım zaman," dedi Ali, kararlılıkla. "Her şeyi değiştireceğim. Yeni bir şehir, yeni bir okul, yeni insanlar. Ve her şeyden önce... yeni bir isim." Bu karar, Ali'nin hayatındaki ilk isyan bayrağıydı. Artık başkalarının beklentilerinin gölgesi değil, kendi ışığı olmak istiyordu. Ancak Cemil'in bu duruma asla izin vermeyeceğini de biliyordu. Ali'nin zihninde, özgürlüğüne giden yolun ilk adımı şekillenmeye başlamıştı: Kaçış.
Chapter 4
Kaçış
End of chapter
0 comments
No comments on this chapter yet. Write the first one.