Annemin yalnız kaldığında daha rahat hissedeceğini düşünüp aşağı inmeye karar verdim.
(Mrs.j)"iniyorum. Neredesin?"
(ucakkazasi357)"kapının önünde."
evimi gerçekten biliyormuş..
Evden çıkmak için kapıyı açtığımda Luke ile göz göze geldim. Aşağıda bekler sanmıştım!
+Ne işin var burada!?
Dedim sessizce. Annem duymamalıydı. Kapının kenarına doğru ittim onu. Daha sonra kapıyı kapattım ve aşağı indik.
-kapının önünde beklediğimi söylemiştim. Neden şaşırdın?
+dış kapının önünde olursun sanmıştım. Kaçıncı katta yaşadığımı bildiğini bilmiyordum.
-zaten bilmiyordum. Ayakkabından buldum.
Gözüm istemsizce ayaklarıma gitti. Ayakkabım ne ara bu kadar pislendi ya?
-nereye gidelim?
Buluşmuşuz gibi olmuştu..
+bilmem.
Birden durdu ve bana baktı.
-yazışmalardaki gibi samimi olmaya tahminen ne zaman başlarsın?
Cidden jayla. Birkaç gün önce tanışmışsınız gibi yapmayı kes.
+biraz soğuk davrandım sanırım.. dikkat ederim
-zorla yapmaya çalışmışsın gibi oldu.
Of yeter! Dikkat ederim dedim işte neden uzattın bu kadar?
+hayır. Zorlamadın ciddiyim
Güldü.
Lee'nin birden karşımıza çıkmasıyla durduk. Of ne alaka?! Bunun burada ne işi var!?
+Lee yanlış anla ya da anlama. Umrumda değil. Ama artık peşimde dolanmayı bıraksan mı?
-ben sana çok meraklıyım sanki! Annen para vermese iki dakika durmam şurada!
Annem buna niye para veriyor ya!?
+ne parası? Ne saçmalıyorsun!?
-annen çok endişeleniyor diyorum. Kadını yalnız bırakma diyorum. Tabi sen ne anlarsın? Anca şununla gez.
Son cümlesini Luke'ye bakarak söyledi.
-Luke. Adım Luke. Şu değil.
-pek bir önemi yok. Benim gözümde hala 'şu' sun sen.
Neden sürekli kavga çıkarmaya çalışıyor!?
+Lee git artık. Uzaklaşmıyorum zaten. Anneme yanımda olduğunu söylerim para almaya devam edersin.
-sorun para mı sence, aptal. Bende endişeleniyorum.
-sen neden endişeleniyorsun?
Bu ikisi yine kavga edecek. Bebekler bile daha az kavga eder.
+Ben dondurma almaya gidiyorum. Gelecek misiniz?
Cevap vermelerini beklemeden aralarından geçip yürümeye başladım. Arkamdan geldiklerine eminim.
Üçümüz de dondurma dükkanının kapısında yazılı olan afişe bakıyorduk.
'Çift dondurmaları! 2 al 1 öde!'
Lee konuşmaya başladı.
-bu indirimden yararlanmazsam içimde kalır. Gidip alın çabuk.
Luke ile birbirimize baktık.
-sen ve Jayla gidin. Ben burada beklerim.
Sıra git gide artıyordu. Bu ikisinin ortak karara varmasını beklersen gece olacaktı.
+İkiniz gidin. Ben fıstıklı istiyorum!
Onları zorla gönderdikten sonra bankta beklemeye başladım.
Geldiklerinde Lee sinirliydi.
-Jayla senin fikrine-
Luke sözünü kesti.
-küfür etme Lee'ciğim.
Lee derin bir nefes aldı.
-Milletin ortasında bana canım dedi ya! Midem bulanıyor!
Gülmeye başladım. Bunlar gerçekten bebek gibi.
-Sen değil miydin indirimden yararlanmak isteyen!? Bize inanmaları için öyle dedim. Meraklı değilim sana!
•••••••
Köprünün kenarından nehri izliyorduk. Hafif esen rüzgar ve batan güneşle birlikte, hava çok güzeldi.
-jayla. İlk karşılaştığımız günü hatırlıyor musun?
+o lanet gün..
Beni umursamadan konuşmaya başladı.
-yanına oturduğumu bile fark etmemiştim. O kadar uyuşuk birisin ki!
Gözlerimi devirdim.
+Kitaba kaptırmıştım kendimi.
-yalancıya bak! Gözlerin kapalıydı.
Luke ile birlikte gülmeye başladılar. Gerçekten uyumuş muydum ya?
Lee, tekrar konuşmaya başladı. Ne kadar çok konuşuyor..
-telefon numaralarınızı verin. Grup kuralım.
İkimiz de numaralarımızı verince grubu kurdu. Gelen bildirimle telefonuma baktım. Grubun adını 'Lee ve iki aptal' koymuş! Tek yönetici kendisi olduğu için değiştiremiyoruz..
-asla rahat durmayacaksın değil mi?
Dedi Luke.
-ne münasebet.