*Pencerenin arasından gelen ışık hüzmesi Evan'ın gözüne çarptı ve onun uyanmasına sebep oldu yavaşça gözlerini aralayan Evan ilk etrafına baktı sonra da saate baktı saat sabah 06.15 idi artık yaz gelmişti bu yüzden de sabahları erken güneş doğar akşam geç de batardı*
*Evan bundan nefret ederdi erken kalkmayı hiç sevmez ama gündüze de bayılırdı gündüzün hayat canlanırdı onun için kuşların cıvıltıları mutluluğun tek sebebiydi*
*Evan yataktan kalktı ve gardolabına gitti oradan çalışırken ki giydiği kıyafetleri giydi ve kapıdan çıktı*
*merdivenlerden tek tek indi ve en sonunda hole vardı hol de yürürken arkadan birinin ona yaklaştığını hissetti ve hemen arkasına baktı arkasında Olivia'yı gördü*
*Olivia*:Günaydın...
*Evan Olivia'ya baktı ve şaşırdı kendisine hiç onunla konuşmayan, hiç ona saygı göstermeyen kız şimdi bi anda yanına gelip ona "günaydın" demişti*
*Evan*:Sanada günaydın...
*Ortalık sessizliğe büründü Olivia yere bakarken Evan'da tavana bakıyordu Evan Olivia'ya göz ucuyla baktı*
*Evan*:O zaman ben gideyim iş bekler beni görüşürüz
*Evan ona normal davranmıştı sanki hiç araları bozuk değilmiş gibi bunu duyan Olivia Evan'a döndü*
*Olivia*:Tamam o zaman sonra görüşürüz
*Bunu dedikten sonra Olivia Evan'a arkasını döndü Evan'da Olivia'ya ikiside ters istikamette yürümeye başladılar*
*Eva*:(Aramızdaki buzlar eriyor mu yoksa)
*Evan bunu düşünürken kendini holün sonunda buldu ve kapıyı açtı kapıyı açtığı anda kölelerin çoktan çalışmaya başladığını gördü*
*Evan'ı gören bir muhafız hemen onun yanına geldi ve onun kolundan çekiştirerek bir yere götürdü ve ona günlük yapacağı işi verdi*
*Muhafız*:Şuradaki kütükleri görüyor musun? Onların her birini dört parçaya ayırıcaksın
*Evan kütük yığınına baktı ve en aşşağı 500 adet kütük vardı Evan orada kütükleri dört parçaya bölerken muhafızda onun başında bekliyordu ve en küçük bir hatasında Evan'a bağırıyor hatta vuruyordu Evan'da buna katlanmak zorundaydı*
*Aradan saatler geçti ve Evan kütüklerin hepsini bitirmişti ama kendisi de bitmişti sabah saat 07.00 de başladığı işi şimdi saat akşam 12.45 de bitmişti*
*Muhafız Evan'a baktı çok kötü halde gözüküyordu onu diğer kölelerin yanına götürdü o sırada diğer kölelerinde neredeyse bayılıcak halde olduklarını gördü ve yüksek bir ses tonuyla bağırdı*
*Muhafız*:BU GÜNLÜK BU KADAR YETER SİZİ ZAVALLILAR YARINA KADAR GÜÇ TOPLAYIN YARIN DAHA BÜYÜK İŞLERİNİZ VAR!
*Bunu duyan köleler hem dinlenebilecekleri için mutluydular ama hem de yarın daha yorucu işlerle karşılaşıcakları için mutsuzlardı bu sırada köleler yavaş yavaş yaşadıkları köpek kulübelerine gidip orada uyumaya başladılar*
*Evan'da şatonun kapısına girdi ve kapıyı açtı yavaş yavaş merdivenlerden çıktı ve odasını bulmaya çalıştı göz kapakları gittikçe ağırlaşmaya başladığı için doğru dürüs birşey ayırt edemez oldu o sırada odaya girdi ve kapıyı arkasınsan kapattı yatağa doğru ilerledi tam yatağa yatıcakken birinin ona seslendiğini duydu*
*Octavia*:EVAN BURADA NE İŞİN VAR?!
*Evan bu sesle irkildi ve olduğu yerde sıçradı tam o sırada karşısında Octavia'yı görünce bir şokla olduğu yerde kala kaldı sonrada şok etkisinden kurtuldukça yavaş yavaş dudakları aralanmaya başladı*
*Evan*:Asıl senin burada ne işin var?Burası benim odam Octavia
*Octavia*:Hayır Evan burası benim odam etrafına bak bi
*Evan etrafına baktı ve etrafta makyaj malzemeleri ve farklı kıyafetler görünce buranın kendi odası olmadığını anladı*
*Evan*:B-BEN ÇOK ÖZÜR DİLERİM YANLİŞLIKLA SENİN ODANA GELDİM
*Evan utanmış bir şekilde Octavia'ya baktı ama o sırada birşey fark etti*
*Evan*:Octavia?...Neden bu kadar mutsuzsun
*Octavia Evan'a baktı ve konuşmaya başladı*
*Octavia*:Abim çok kötü hasta yataktan kalkamıyor onun için endişeleniyorum da o yüzdendir
*Evan*:Andrew mı nesi var lütfen söyle!
*Octavia*:Soğuk almış ateşi ama çok yüksek en son gördüğümde ateşi kırktı
*Bunu duyan Evan hemen Octavia'dan müsade istedi ve telaşla odadan çıktı koşarak Andrew'ın odasına gitti ve kapıyı tıklattı içeriden Andrew'ın halsiz bir şekilde sesini duydu*
*Andrew*:K-Kim o
*Evan*:Benim Andrew! Evan içeri gelebilir miyim? !
*Andrew*:Evet gel
*Bunu duyan Evan hemen kapıyı açtı ve oda da gözü Andrew'ı aradı ve onu yatakta halsiz bir şekilde yatarken buldu*
*Onun yanına kızlı adımlarla gitti ve yatağın bir köşesine oturup elini Andrew'ın anlına koydu*
*Evan*:Yanıyorsun! Nasıl bu hale geldin?!
*Andrew Evan'ı endişeli bir şekilde görünce şaşırdı*
*Andrew*:Sen benim için endişelendin mi?
*Evan*:ENDİŞELENDİM TABİ APTAL OCTAVİA SÖYLEMESEYDİ HABERİM OLMAYACAKTI!
*Bunu söyleyen Evan'ın gözünden yaşlar dökülmeye başladı ve gitgide daha fazla duygusallaştı*
*Andrew ise bunu gördüğünde şaşkınlığı daha fazla arttı ama sonradan da yüzünde ki şaşkınlık tebessüme dönüştü yavaşça yerinden doğruldu ve oturma pozisyonuna geldi*
*Evan*:Niye kalktın yat sen çok kötüsü-
*Evan sözünü bitiremeden Andrew Evan'ın alnına bir öpücük kondurdu o kadar ateşi vardır ki Andrew'ın öptüğü yer yanmaya başlamıştı*
*Evan*:Andrew?
*Andrew Evan'ın yanağını bir eliyle tuttu ve tatlı bir tebessümle ona doğru baktı*
*Andrew*:Ben iyiyim Evan endişelenmene gerek yo-
*Evan Andrew'ın boynuna sarıldı ve kendi dudağını onun dudağına bastırdı bunu gören Andrew ise karşılık verdi onu belinden tutarak kendine çekti ve onu yatağa kendisiyle beraber yatırdı*
*Yatakta birbirlerine sevgiyle bakıyorlardır*
*Andrew*:Evan?
*Evan*:Evet?
*Andrew*:Seni seviyorum~
*Bunu duyan Evan'ın mutluluğu yüzünden anlaşılıyordu ve Andrew'ı öptüğü dudaklarla şunu söyledi*
*Evan*:Bende seni seviyorum~
*Andrew bu söz karşısında Evan'ı kendine çekti ve ona sarıldı*
*Andrew*:Beni bırakmayacağına söz ver
*Evan*:Söz veriyorum
*Birbirlerine karşı besledikleri aşk onları sıcak tutmuştu,birbirlerine karşı nazik dokunuşları ikisininde güvende hissetmesini sağlamıştı, birbirlerine bastırdıkları dudakları sanki ateşten kavruluyormuşcasına sıcacıktı ve ikiside bu hissiyatla tatlı bir uyku çekmeye başlamışlardı bile*
812 kelime