تخطٍ إلى المحتوى

𝐁𝐞𝐚𝐮𝐭𝐢𝐟𝐮𝐥 𝖒𝖔𝖓𝖘𝖙𝖊𝖗 / 𝓳𝓲𝓱𝓪𝓷

الفصل 3 · قراءة 4 دقيقة

𝐁𝐞𝐚𝐮𝐭𝐢𝐟𝐮𝐥 𝖒𝖔𝖓𝖘𝖙𝖊𝖗 / 𝓳𝓲𝓱𝓪𝓷

الفصل 3

onları haklı çıkardın.

♡

Bugün pazar günüydü.

Sabah seungkwan ve ben erken kalktık ve müzik eşliginde kahvaltı hazırlayıp müzik eşliğinde evi temizledik. Ardından duş alıp oyun oynadık.

Eski günlerdeki gibi alışverişe çıktık, kahve içtik ve eve geri döndük.

Akşam üstüydü. Hiç tartışmamış ve çok mutluyduk. Yani en azından seungkwan'ı bu kadar enerjik görmek bana herşeyi unutturmuştu.

Aynı şekilde oda beni mutlu gördüğü için mutluydu. Alışverişten aldıklarımızı yerleştirdikten sonra seungkwan sıkıca bana sarıldı. Uzun zaman sonra ilk defa bu kadar sıkı sarılıyorduk aynı şekilde bende ona karşılık verdim

𝐒𝐞𝐮𝐧𝐠𝐤𝐰𝐚𝐧: şimdi çıkacağımm, akşam geç geleceğim.

𝐉𝐨𝐬𝐡𝐮𝐚: nereye kwanie?

𝐒𝐞𝐮𝐧𝐠𝐤𝐰𝐚𝐧: sadece hansol ile vakit geçireceğim, shua.

𝐉𝐨𝐬𝐡𝐮𝐚: dikkatli ol. Döndüğünde evde olmayabilirim endişelenme.

𝐒𝐞𝐮𝐧𝐠𝐤𝐰𝐚𝐧: tamamm, görüşürüz

Seungkwan çıktığında hazırlanmak için odama gittim. Jeonghan geç gittiğimi fark edecek miydi acaba?

✩

Evden çıktıktan sonra müzik dinleyerek Han nehrine doğru yürümeye başladım.

Hansol bana önemli bir şey söyleyeceğini söylemişti. Çıkmaya başladığımızda hiçbir şey saklamayacağımıza söz vermiştik. Sözünü tuttuğu için mutluydum ve kendimi iyi hissediyordum.

Hava şimdi kapalı ve soğuk olsa bile günümüz çok güzeldi.

Bunu hiçbir şeyin bozmamasını umuyordum.

Han nehrine vardığımda telefonumu ve kulaklığımı çantama koydum.

Hansol sessizce nehri izliyordu.

Çok yakışıklıydı, bir tanrı gibiydi

Ona arkasından sarıldığımda

Bana dönüp her zaman ki gibi beni sıkıca sardı ve dudaklarımızı birleştirdi.

Bir süre sonra ellerimizi kenetleyip banka oturduk.

Hansol endişeli gözüküyordu.

Elini okşadım.

★

Ona Jeonghan'ın arkadaşı olduğumu söyleyecektim. Bunu işleri bozmak için değil bir gün öğrenmek zorunda olacağı için ona söylemem gerekiyor.

Belkide benden nefret edecek ve bir daha geri gelmeyecekti ve belkide ona anlatacaklarımı dinleyecek ve benimle kalacaktı.

Yine de bilmesi gerekiyordu.

Ondan bunu uzun süre saklamamın imkanı yoktu.

Elimi okşayan eline bir öpücük bıraktım ve son kez olduğunu düşünerek onu tekrar öptüm.

O çok güzeldi..

𝐒𝐞𝐮𝐧𝐠𝐤𝐰𝐚𝐧: bir şey söylemeyecek misin?

𝐕𝐞𝐫𝐧𝐨𝐧: söyleyeceğim, sevgilim.

𝐒𝐞𝐮𝐧𝐠𝐤𝐰𝐚𝐧: seni dinliyorum~

Derin bir nefes aldım.

𝐕𝐞𝐫𝐧𝐨𝐧: belki sonrasında beni dinlemeyeceksin ama ben..

Ben jeonghan'ın en yakın arkadaşıyım kwan. Daha önce söyleme-

𝐒𝐞𝐮𝐧𝐠𝐤𝐰𝐚𝐧: ne? Bildiğimiz yoon Jeonghan'ın mı?

𝐕𝐞𝐫𝐧𝐨𝐧: evet ama ben-

𝐒𝐞𝐮𝐧𝐠𝐤𝐰𝐚𝐧: sen.. Sen aşağılıksın! Onun joshua'yı paramparça edeceğini bilmene rağmen bana o gün söylemedin! Benimle joshua onun yanına gidebilsin diye oyalanıyordun başından beri!!

Aptal olan gerçekten benim. Sana inanmıştım senin gerçekten seviyordum.

Ah tanrım hansol neden..

𝐕𝐞𝐫𝐧𝐨𝐧: özür dilerim ama bak seungkwan evet başında her zamanki gibi bir oyundu ama sonra herşey değişti ben sana gerçekten aşığım, aramızdaki herşey gerçekti.

𝐒𝐞𝐮𝐧𝐠𝐤𝐰𝐚𝐧: hansol bu sadece bizimle ilgili değil. Anlamıyor musun?!

Lanet olsun gerçekten neden şuan seni senin gibi birini hala seviyorum? Vernon lanet olsun..

Ona cevap veremedim çünkü ne dese haklıydı. Sadece yağmaya başlayan yağmura karışan gözyaşlarını dindirebilmek için onu kollarımın arasına aldım.

Bana o kadar sıkı sarılmıştı ki kalbimin parçalandığını hissedebiliyordum

Kendimden nefret ettim.

♡

Gittiğimde jeonghan her zaman beni beklediği yerde ve odamızda değildi.

Pazar olduğu için gelmediğini düşünmeye başladım ama özellikle pazar günü çalıştıklarını söylemişti.

İçeriye bakmak istemiyordum çünkü böyle yerlerden korkuyordum aslında böyle yerlerden değil insanlardan. Onların aralarından geçebilmek için Jeonghan'a ihtiyacım vardı ama şimdi onu bulmak için burdaydım.

Bir terslik vardı, endişeliyim.

İçeriye o kadar insanın arasına girdiğimde ilerideki masada Jeonghan'ı gördüğümü düşünüp daha yakına gittim.

Gördüklerim karşısında gözyaşlarıma engel olamamıştım. Kalbim tekrar ağrımaya başlamıştı. Yağmur sanki bunu anlamış gibi daha çok yağmaya başlamıştı.

Jeonghan seungcheol'un kucağında onunla öpüşüyordu tıpkı benimle yaptığı gibi..

Elimdeki hediye kutusu yere düştüğünde Jeonghan orda olduğumu fark etti. Gözlerinde ilk defa bir his görmüştüm. Her zaman bunun aşk olmasını dilemiştim ama bu korkuydu.

Seungcheol denen piçinin yüzüne bakmaya bile tahammül edemiyordum.

𝐉𝐞𝐨𝐧𝐠𝐡𝐚𝐧: Joshua..?

Jeonghan bana doğru yaklaşmaya başladığında hiç bir şey demeden hızla ordan çıktım ve yağmurun gözlerimdeki yaşları silmesine izin vererek yürümeye başladım.

Onları birlikte gördüğüm anda herşey büyüsünü yitirmişti hiçbir şeyin özelliği kalmamıştı.

O an aslında jeonghan'ı sevdiğim için herkesin gördüğünden daha güzel gördüğünü fark ettim. Onu güzel kılan tek şey bendim, benim sevgimdi.

Oda herkes gibi sıradandı. Seungkwan hep haklıydı onu her zaman önemli biri olarak görüp iyi olduğunu söyleyen bendim çünkü onun böyle olmasını sağlayan benim sevgimdi.

Ama şimdi seni gerçekten sevmiyordum jeonghan.

Kalbim daha çok ağrımaya başladığında biraz durmaya karar verdim. Çünkü atmadığından endişeliydim. Jeonghan bana yetişmişti.

𝐉𝐞𝐨𝐧𝐠𝐡𝐚𝐧: Joshua.. Joshua ben özür dilerim gelmeyeceksin sandım ben sadece-

Bu sözleri söyledikten sonra bana yaklaşmaya çalışan jeonghan'ı ittim ve ondan biraz daha uzaklaştım. Öfkeliydim.

Kendimi daha fazla tutamadım.

𝐉𝐨𝐬𝐡𝐮𝐚: Sen... Sen onları haklı çıkardın!!!Ondan ayrıldığını sanmıştım. Beni sevmeye başladığını sanmıştım. Gözlerinde bir şey görmeye başlamıştım ama sen lanet bir yalancısın. Çok iyi olduğunu ve senin için yeteri kadar iyi olmadığımı düşünüyordum ama değilsin seni bu şekilde kılan bendim seni kendim için ulaşılmaz yaptım aptalım çok aptalım sana senden nefret ettiğimi söylemeyi o kadar çok istiyorum ki ama olmuyor.

Neden biliyor musun?

Çünkü içimdeki lanet aşk nefrete dönüşmüyor, artıyor yoon jeonghan.

Ama sen asla bilemezsin, sen asla öğrenemeyeceksin.

Sakın bir daha karşıma çıkma.

𝐉𝐞𝐨𝐧𝐠𝐡𝐚𝐧: Joshua, Joshua lütfen gitme.

Onu duymuyordum bile yağmur çok şiddetliydi.

Kendimi tekrar paramparça etmiştim ve bu sefer hiç toparlayamayacaktım.

Tekrar aynı hata ama farklı insanlar.

Gitmekten başka ne yapabilirdim?

Kalıp görmemiş gibi yapamazdım tekrar. Sırf aşkımdan vazgeçemediğim ve çok bağlandığım için beni sevmeyen biri ile kalmaya devam edemzdim tekrar.

Tekrar aynı şeyi yapmayacaktım.

✩

O giderken onu izlemekten başka bir şey gelmiyordu elimden.

Bunu yaptıktan sonra ona kal diyemezdim ama gitmesini hiç istemiyordum. Arkasından dışarı çıktığımda artık onu hiç bir yerde göremiyordum.

Seungcheol arkamdan dışarı çıktığında gözyaşları içinde olduğum yere yığılmıştım.

Bu gece benim için herşeyin sonuydu..

- 𝒚𝒐𝒐𝒏 𝒋𝒆𝒐𝒏𝒈𝒉𝒂𝒏 & 𝒉𝒐𝒏𝒈 𝒋𝒐𝒔𝒉𝒖𝒂

~ 𝒃𝒐𝒐 𝒔𝒆𝒖𝒏𝒈𝒌𝒘𝒂𝒏 & 𝒗𝒆𝒓𝒏𝒐𝒏 𝒄𝒉𝒘𝒆 𝒉𝒂𝒏𝒔𝒐𝒍

𝘉𝘺: 𝒕𝒉𝒆 𝒍𝒂𝒅𝒚 𝒐𝒇 𝒕𝒉𝒆 𝒎𝒐𝒐𝒏 [𝒎𝒐𝒐𝒏𝒍𝒊𝒚𝒖_𝒚𝒂]

نهاية الفصل

0 تعليق

لا توجد تعليقات على هذا الفصل بعد. اكتب أول تعليق.