🖤🤍
Bazı karşılaşmaların etkisi hemen geçmez. İnsan eve gider, su içer, normal hayatına dönmeye çalışır ama zihin aynı yerde takılı kalır.
Benim için de öyle oldu.
O odadan çıktıktan sonra koridor aynıydı. İnsanlar aynı şekilde yürüyordu. Dosyalar aynı hızla taşınıyordu. Ama benim içimde bir şey yerinden oynamıştı.
Bu rahatsız edici bir şeydi.
Çünkü ben genelde bir şeyi gördüğümde sınıflandırırım. Kapanır. Biter. Bir dosya olur, bir isim olur, bir sonuç olur.
Ama Karan…
O “sonuç” gibi durmuyordu.
Daha çok bir başlangıç gibi.
Bunu kabul etmek istemedim.
Ama bazı şeyler kabul edilmez, sadece fark edilir.
Dosya masamın üstündeydi.
Açmadım.
Çünkü açmak bazen görmek değildir. Bazen içine düşmektir.
Ben düşmek istemiyordum.
Ama yine de o isim zihnimin içinde kalmıştı.
Karan.
Tek isim.
Ama garip bir şekilde eksik hissettirmiyordu. Tam tersine fazla netti. Sanki bir şeyin tamamı değil de sadece en tehlikeli parçasıydı.
Ertesi gün çağrıldım.
Üst birim.
Klasik bir toplantı odası.
Yuvarlak masa.
Soğuk yüzler.
Ve her zamanki cümle:
“Bu dosya hassas.”
Hassas kelimesi, genelde “bir şeyler saklıyoruz” demenin resmi versiyonudur.
Ben bunu bilirdim.
Ama yine de dinledim.
Dosya masaya açıldı.
Operasyon raporları.
Koordinatlar.
Zaman çizelgesi.
Ve en altta bir satır:
“Operatör: Karan.”
O an kalemimi oynatmadım.
Ama içimde bir şey hafifçe gerildi.
Çünkü isim artık bir yüzle birleşmişti.
Ve bu, işleri daha tehlikeli yapıyordu.
Toplantı bittikten sonra beni durdurdular.
“Savcı Yalçın,” dediler.
Döndüm.
“Operatör tarafı ile tekrar görüşme yapılmayacak. Şimdilik.”
Bu cümle önemliydi.
“Şimdilik” kelimesi, hiçbir zaman şimdilik kalmazdı.
“Sebep?” dedim.
Cevap basitti.
“Kontrol.”
Ben başımı hafif eğdim.
“Kontrol mü?” dedim.
Kimse cevap vermedi.
Çünkü bazen cevap yoktur.
Sadece yönlendirme vardır.
Binadan çıktığımda hava aynıydı.
Ama ben aynı değildim.
Karan’ın söylediği bir cümle zihnime geri geldi.
“Ben duyguyla hareket etmem.”
Bunu tekrar düşündüm.
İnsanlar genelde bunu söylerken aslında bir şeyi saklar.
Ama onda saklama hissi yoktu.
Bu daha kötüydü.
Akşam saatlerinde telefonum çaldı.
Numara gizliydi.
Açmadım.
Ama ikinci kez çaldığında açtım.
“Dinliyorum.”
Karşı tarafta kısa bir sessizlik oldu.
Sonra bir ses.
Erkek.
Sakin.
Kontrollü.
“Dosyayı kapatmayacaksın.”
Bir an sustum.
“Sen kimsin?” dedim.
Cevap gelmedi.
Sadece nefes sesi.
Ve sonra aynı ses:
“Yanlış yerdesin.”
Telefon kapandı.
O gece uzun süre uyuyamadım.
Çünkü bazı cümleler insanın kulağında kalmaz.
Zihninin içine yerleşir.
“Yanlış yerdesin.”
Bu basit bir cümle değildi.
Bu bir uyarı değildi.
Bu bir işaretti.
Ve ben işaretleri severdim.
Ama bu sefer…
Bu işaret bana değil, bana yaklaşan şeye aitti.
Ertesi sabah dosyayı açtım.
İlk kez.
Sayfaları tek tek çevirdim.
Her satır aynı şeyi söylüyordu:
“Emir verildi. Uygulandı. Çıkıldı.”
Ama hiçbir satır nedenini söylemiyordu.
En altta bir boşluk vardı.
İmzalanmamış bir onay.
Ve o boşluk…
Rahatsız ediciydi.
Çünkü eksik olan şey bilgi değildi.
Eksik olan şey iradeydi.
O gün tekrar aynı odaya gittim.
Onu görmek için değil.
Cevap almak için.
Ama içimde küçük bir ihtimal vardı.
Ben onu tekrar gördüğümde, önceki kadar kontrol sahibi olmayabileceğini düşünmüştüm.
Yanılmışım.
O hâlâ oradaydı.
Aynı duruş.
Aynı bakış.
Aynı sessizlik.
Ama bu sefer benim içimde bir fark vardı.
Bu sefer ben de hazırdım.
O beni gördüğünde kaşını bile kaldırmadı.
Sanki dün yaşanan hiçbir şey olmamış gibi.
Ben oturdum.
Bu kez dosya açıktı.
“Konuşacağız,” dedim.
O başını hafifçe yana eğdi.
“Zorunda mıyız?”
Bu cümle beni ilk kez direkt hedef aldı.
“Evet,” dedim.
Kısa.
Net.
O bana baktı.
“Savcılar genelde ‘zorunda mıyız’ sorusuna ‘evet’ demeyi sever,” dedi.
Ben kalemimi masaya bıraktım.
“Sen genelde konuşmayı uzatmayı seviyorsun,” dedim.
İlk kez bakışı değişti.
Çok küçük.
Ama dikkatli biri için yeterliydi.
“Ben uzatmıyorum,” dedi. “Sadece gereksiz olanı eleiyorum.”
Ben öne eğildim.
“Gereksiz olan ne?”
“Duygu.”
Bu kelime tekrar geldi.
Ve bu sefer daha sert çarptı.
Ben gözlerimi ondan ayırmadım.
“İnsanları öldüren şey duygu değil,” dedim.
O an sessizlik oldu.
Ve ilk kez…
O sessizlikte bir şey değişti.
Çünkü bu kez sadece o değil, ben de konuşuyordum.
Ve bu, dengeyi bozuyordu.
🖤🤍
Selammmmmm asklarddd
Nabersinizzz
Bu bölüm sonlarında sizi çok tutmak istemiyorum amaa yasasımda geliyorrrdd
Çok kararsizimmmm aglcm.
Nehsemmmmm bölüm nasildiii beğendinizmiiii
Bölüm hakkında düşüncelerinizi yazabilirmisinizz lütfennn
Şimdiljk görüşürüzzzzz seviliyorsunuzzz
🖤🤍

