Yolda , keremin bana verdiği kulaklıkla en sevdiğim şarkı olduğunu söyledikleri paris texas / lana del rey dinlerken pencereden yansıyan kendi yüzüm ile göz göze gelmemle dumura uğradım şuana kaçtığım gerçekler yüzüme bir bir çarparken yanımdaki insanların sevgi dolu bakışları bile sakinleştiremedi beni on yedi yılımı unuttuğum gerçeği ile yüzleşmek karşımdaki insanlara karşılık verememek ruhumdan bir parça kopardı sanki iki katlı mavinin ve yeşilin açık tonlarının hakim olduğu bir evin önünde indiğimizde omzumda bir el hissettim kerem beni yönlendirmeye başladığında azımı açmadım ve ona ayak uydurdum beni odam olarak tahmin ettiğimde gülümsedi ve birazdan yanıma geleceğini söyleyip çıktı bende bu sırada odayı incelemenin iyi bir fikir olduğunu düşündüm . Beyaz renklerinin hakim olduğu odada duvarlar posterle değil , şekilli ayna bitki ve kitaplarla doluydu sonra aklıma geldi ya bir günlük tutuyorsam? Ve her yerde günlük aramaya başladım yatağın altına dolapların altına duvarlardaki aynaların arkasına kadar çıldırmış gibi bakmaya devam ettim taki kapı açılıp içeri babam girene kadar ikizim annem ve babam arasında suana kadar en az konuştuğum babamdı şok oldum bir anda , hayır beni şok eden babamın bir anda odaya dalması değildi beni şok eden hocaman adamın karşımda gözleri dopdolu bir şekilde bana bakmasıydı ben daha şoku atlamadan oldukça aceleci adımlarla bana doğru yaklaştı ve kollarını bana sardı tereddüt etmeden karşılık verdim ona aileme üzülüyordum ben hiç bir şeyi hatırlamazken onlar tüm kötü anları hatırlıyor ve sadece hatırlamakla kalmıyor her gece uykularından sıçrayacak kadar düşünüyorlardı da babam toparlanıp bana baktığında ne söyliyeceğini bilmediğini fark ettim ne kadar yersiz olsa da aklımı lurcalayan soruyu sordum ;
+ Belki bir şeyler öğrenirim diye günlük aramaya başladım ama hiçbir yerde bulamadım sizin bir günlükten haberiniz var mıydı ?
kenan(baba): Bana bir günlükten hiç söz etmedin kerem ve ya annenin bu konuda bir fikri var mı bilmiyorum ama .
Bu her ne kadar moralimi bozsa da zaten çok kötü görünen adamı daha fazla yormak istemediğimden gülümsedim ve annemi veya keremi bulmak umuduyla odadan ayrıldım aşağı indiğimde salonda annem ve onun dizlerine uzanmış kerem sıcacık hissetmemi sağladı onları rahatsız etmek istemedim tekrar odama çıktım masamın üstünde duran kağıt ve kalemi alıp bahçeye indim çizim yapmak çok tanıdık hissetiriyordu ve bu yüzden yapmak istemiştim aklıma gelen annem ile gülümseyip onu çizmeye başladım yüzündeki her bir ayrıntıyı geçirdim kalemimle yüzündeki altı beni boynundaki yara izini göz altındaki kırışıklıkları gördüğüm her bir detayı atlamadan unutmadan çizmeye başladım tek tek , dalmış olacağım bacağımın üstüne çıkıp sanki her zaman orda yatıyormuş gibi uyumaya başlamasıyla kahkahamı tutamadım ben kediyi severken kerem geldi yanıma gözleri önce ben ve kedide sonra çizdiğim resimde oyalandı iki yana kıvrılan dudakları ile beğendiğini anlarken ben de mutlu oldum " bakabilir miyim " diyip elimden aldı çizimimi :
Kerem : Normalde çizimlerini bize göstermez odandaki kutunda saklarsın ne zaman görmek istesek hep " beğendiğim çizimimi size göstericem söz " der hiçbir zaman da çizimlerini beğenmezsin . Bir de bu bende kalabilir mi lütfen ?
Çizimi ona hediye ettim ve birlikte oturmaya devam ettik ara ara kediyi seviyor ve bulutların şekilleri hakkımda konuşuyorduk . Ne zaman bu çoçukla konuşmaya başlasam bütün bu karmaşanın arasında kendimi iyi hissetmekten kendimi alamıyordum. Serinleyen hava ile içeri geçmenin iyi bir fikir olacağına karar verdik ve içeri geçtik salonda bir filmin başında oturmuş annem ve babam girdi görüş açımıza kerem elimden tuttu ve beni oraya yönlendirdi oturup geceye ve hepimiz televizyonun başında uyuya kalana kadar film izledik.