Skip to content

SİMÜLATÖR

Chapter 7 · 5 min read

SİMÜLATÖR

Chapter 7

BEN KİMİM?

~Elgin Alkım Sanberk Anlatımı~

Birkaç saat öncesi

Pencereden yağan karı izlerken kapının önünde kanlar içinde yatan bir kız görünce hemen merdivenlerden aşağı inmeye başladım."Umarım yine intihara kalkışan bir hasta değildir. Rapor yazmak istemiyorum."diye mırıldandım. " Bu düşüncem size bencilce geldiyse çok normal. Onca kağıdı ben dolduruyorum siz değil ve nasıl mı sizinle konuşabiliyorum? Hmmhh... Bu da başka bir bölümün konusu olsun..." dedim içten gülerek.

Aşağı indiğimde Elvin'le ,sevgilim ile karşılaşmayı beklemiyordum. En son bilim çalışmamızda kaybolmuştu.Hepimiz öldüğünü düşünmüştük. Hatta onun anısına hastanenin ona ait olan odasına dokunamamıştık bile. Şaşkınlıktan ne yapacağımı bilemedim. Ya yatan kişi Elvin değilse? Ya sadece ona benzeyen biriyse? Onu unutamadım ama bir hastayı ona benzetemem değil mi? Çocukluktan beri tanıdığım sevgilimi başkalarıyla karıştıramam değil mi? ''Olmaz, olmaz...Tekrar ölemezsin....Duydun mu beni? Bu sefer seni bırakmayacağım Cennet Çiçeği.'' diye söylendim. Ah, kendine gel Alkım. Sen doktorsun. Sakinliğini koru diyerek kendimi rahatlatmaya çalışıyordum ama pek bir etkisi olmadı...

Onu kurtarmam gerek. Bırakmamam gerek sevgilimi ama ya değilse? Neyi bu kadar düşünüyorum ki? ''Sedye getirin!'' diye bağırdım. Gelenler de en az benim kadar şaşkındı. ''Onu tekrar kaybedemem. Acele edin.'' diye bağırdım. Neyse ki benden sonra birkaç doktor daha dışarı çıkmış Elvin'imin yaralarına bakıyordu. Cennetim'in elini tutup ''Ben yanındayım. Bu sefer yanındayım. Lütfen uyan. Lütfen Kara Meleğim. Bir kerecik daha aç o güzel gözlerini, bebeğim. Bu sefer seni ne koşulda olursak olalım bırakmayacağım.'' diyerek ağlıyordum. Amara ''Lütfen zorluk çıkartma Alkım. Giremezsin. O iyi olacak, merak etme.'' dedi kahverengi gözlerindeki umut veren ışıkla. ''Olmaz. Onu bir kez daha bırakamam.'' dedim dolu gözlerle. Amara derin bir nefes alıp ''Üzgünüm ama giremezsin. Zorluk çıkardıkça onu kaybediyoruz ağabey.'' dedi. Haklıydı. ''Tamam. Onu kurtar yeter. Kara meleğime zarar gelmesin.'' dedim. ''Söz'' dedi ve ellerimizi ayırıp ameliyathane kapısını kilitledi.

Başımı ellerimin arasına alıp ''O ölmeyecek. Bu sefer gitmeyecek. Benimle kalacak. Benim Kara Meleğim güçlüdür. Beni bırakmaz. Beni bırakmayacak. İyi olacak, iyi olacak...''diye kendimi sakinleştirmeye çalıştım. Peki ben Elvin'im uyanınca ne diyeceğim? Beni hatırlayacak mı? Benim yüzümden, benim seçimim yüzünden ortadan kaybolmuşken beni affedebilir mi? Tekrar beni sevebilir mi?

Olmaz. Beni affetmemeli. Onu koruyamadım. Affetmemeli. Hatta, hatta hatırlamamalı. Döndüğünü öğrenirlerse yine yavaş yavaş yok oluşunu izlerim. Benimle kalmalı burada kalırsa hatırlar. Hatırlarsa onu görme şansım tamamen biter. Evet, evet hatırlamasına engel olmalıyım. Artık Kara Meleğimden hiç uzaklaşmayacağım diye düşünürken ameliyathanenin kapısı açıldı. Amara yanıma gelip. ''Korkma. Yaraları biz dokunmadan önce iyileşmeye başladı. Biz de yardım ederek iyileşmesini hızlandırdık. Sanırım kayıp olduğuna inanıp aramalıydık. Sen haklıydın. İyi ki onu beklemişsin. Onu kendi odasına götürdük ama bence hiçbir şey hatırlamıyor. Bu senin açından iyi değil mi?'' dedi kaşlarını havaya kaldırarak.

''Teşekkürler. Ben onu görmeye gideyim o zaman. Hastanedeyken tek kalmaktan korkar bebeğim.'' dedim ve bir şey demesine izin vermeden cennet çiçeğimin odasına girdim. Uyanmamıştı. Dalgalı saçı ile oynayarak ''Çok güzelsin. Öyle güzelsin ki bazen seni kimseye göstermeyesim, kaçırasım var. Fazla bencilim değil mi? Benim yüzümden acı çekmişken ben seni herkesten uzaklaştırmak istiyorum. Aslında seni kendimden uzaklaştırmalıyım. Bunu yapamayacağım için affet Kara Meleğim. Seni çok seviyorum.'' dedim. Daha sonra derin bir nefes alarak ''Biliyorum anılarını değiştirmemem lazım ama bunu yapmalıyım. Hafıza değiştiricimi başına dayadım ve ne hatırlaması gerekiyorsa öyle ayarladım...

"İyi misiniz? Solgun görünüyorsunuz. Bir ihtiyacınız olursa bana seslenebilirsiniz.'' diye ayarladım ilk tanışmamızı.

"İsmini bilmeden nasıl sesleneceğim. Hem sen niye bana nazik davranıyorsun. Yoksa yeni misin sende? Burada doktorlar hastalarına iyi bakmaz ki..."dedirttim. Benim meleğim inatçı ve biraz geveze kalmalı.

"Aslında biz önceden tanışmıştık ama galiba unuttunuz. Ben Elgin Alkım Sanberk. Amara'nın abisiyim. Benden korkmanıza gerek yok. Burada güvendesiniz. Galiba yine kötü bir rüya gördün. Burada doktorlar herkese iyi davranır. Sana kötü davranan doktor... Gerçi doktor demeye bin şahit ister. Aslında Todestrum'da yaratılan doktor robotlardan. " Ah keşke söyleyebilsem sadece robotların değil de düşmanlarımın, araştırma karşıtlarının zarar verdiğini ama yapamam birtanem.''

"Buranın da ismi Todestrum. Sen de mi robotsun? Aynı zamanda ne seni ne de Amara'yı hatırlamıyorum doktor." dedirttim. Hiçbir şeyi hatırlamamalısın ki bana tekrar inan.

Hayal kırıklığına uğramış bir ifadeyle ''Normal insanlar hatırlanmayınca üzgün olur değil mi?'' Tamam. Bizi hatırlamaman önemli değil... Burası Todestrum 2. Sadece isimleri benziyor o kadar ve hayır robot değilim cennet çiçeği."

"Ne fark var ki bu iki tımarhane arasına?" ''Tüm hastaneleri tımarhane olarak görürdün.''

"Öncelikle burası tımarhane değil. Ruh ve sinir hastalıkları hastanesi. Aradaki farkı hemen açıklayayım. Todestrum hastaları denek niyetine kullanır. İşe yarar ama itaatsiz olanları yarı robot yapar. Todestrum 2 ise hastalarla aile gibi ilgilenir. Oyun odasında yemek saatine kadar kalabilir herkes. İkisinin isminin birbirine benzeme ve sonradan ayrılma sebebi kardeş kavgası." dedim yalan söyleyerek. ''Bir hikâyeye kılıf uydurduğun an devamı sorulmaz değil mi?''

"Bir şey soracağım. Ben niye bunlar sürekli tekrarlanıyormuş gibi hissediyorum?" dedi. ''Ben hep yanındaydım sevgilim. Bu yüzden...''

"Aslında sürekli olarak tekrar ediyorum ama ertesi gün her şeyi unutuyorsun Elvin." dedim üzgünce.

"Söz veriyorum. Bu sefer hatırlamaya çalışacağım Baran." dedi. Biraz samimiyet eklemeliyim zihnine. Yoksa benden diğer doktorlar gibi olduğumu düşünüp kaçabilir.

"Umarım hatırlarsın cennet çiçeği. Sözünü tutamamaktan nefret edersin çünkü." Bu anılarında tek gerçek olabilir. Ne kadar unutkan olursa olsun düşmanına karşı bile verdiği sözü tutar benim meleğim.

"Hey, nelerden nefret ettiğimi nasıl biliyorsun?" dedirttim meraklandırarak.

"Geçmişte de karşılaştık şimdide de. Umarım gelecekte de karşılaşırız. Şimdi yemek saati. Lütfen aşağı gel." dedim. Bu da doğruydu ama anlamayacağını biliyorum. Çocukken karşılaştığımızı ona söylersem çok soru sorar.

"Dediklerini anlamadım ama karnım zil çaldığı için geliyorum." dedi gülümseyerek.

''Sanırım anılarında bu kadar değişiklik şimdilik yeter. Dengeni bozmak istemiyorum. Hatırlamıyorsan bile umarım beni affetmişsindir.'' Biraz durduktan sonra ''Ah ne kadar aptalım. Son konuşmamız yemekhaneye gitmek ama seni hala yatarken ki halinde bırakmışım. Son kez merdivenlere gelmen için zihninle oynayacağım sonra hatırlamadığın müddetçe asla hatıralarını değiştirmeyeceğim. Söz.'' dedim kendi kendimi kandırarak. Günah tohumlarımdan güvenin daha da solduğunu hissettim ama artık her şeyi düzeltmek için çok geç.

Kötü biri olduğumu düşünebilirsiniz. Ben sevdiklerimin ne koşulda olursa yanımdan ayrılmasını istemeyen bencil biriyim, bu doğru. Peki bencil sevgim beni kötü biri yapar mı? Sanırım evet... Elvin ile merdivene gelince parmağımı şıklattım ve rolüme uyarak ''Yemekhanemiz bu tarafta.'' dedim. Hiçbir şeyden şüphelenmeyerek ''Umarım sevdiğim şeylerden vardır. Hastane yemekleri genelde kötü olur.'' dedi ve yiyeceklerini tabldota doldurmaya başladı...

End of chapter

The next chapter is locked

Open chapter 8 for 5 coins in the app and carry on where you left off.

1 comments