Bölüm 14 — İHANET
Komutan Draven, Dominion Başkenti'ne döndüğünde, karşılaması hiç de kahramanca olmadı.
Konsey Salonu'na girdiğinde, on iki üyeden oluşan Yüksek Konsey, onu soğuk, hesaplayan bakışlarla karşıladı. Başkan Reyna Voss, masanın başında oturuyordu, yüzünde hiçbir duygu belli etmeden.
"Komutan," dedi Voss, sesi keskin. "Bize Eclipse Mark'ı getirmediniz. Bunun yerine, onun kaçmasına izin verdiniz, ve şimdi bize geliyorsunuz, ittifak öneriyorsunuz. Feral ve Noctis ile. Bunu doğru anladım mı?"
"Doğru anladınız, Başkan," dedi Draven, sesini sabit tutmaya çalışarak. "Ama durumu tam olarak anlamıyorsunuz. Bu, artık bir güç yarışı değil. Dünyanın altında bir şey uyanıyor, ve eğer birlikte hareket etmezsek—"
"Otuz yıldır," diye sözünü kesti Voss, "bu Konsey, Eclipse Mark'ı bulmak için kaynak harcadı. Ve şimdi siz bana, onu kontrol etmek yerine, ona itaat etmemizi mi öneriyorsunuz?"
"İtaat etmiyoruz," dedi Draven, sesi sertleşerek. "İş birliği yapıyoruz. Fark var, Başkan."
Konsey üyelerinden biri, yaşlı bir adam olan Kanan, öne eğildi. "Komutan Draven, sizin sadakatinizi sorguluyoruz. Belki de İlk Doğan'ın etkisi altında kaldınız. Belki de artık Dominion'ın çıkarlarını temsil etmiyorsunuz."
Draven'ın yumrukları sıkıldı, ama sesini kontrol etti. "Ben otuz yıldır bu Konsey'e hizmet ettim. Ve şimdi size söylüyorum ki, eğer gerçeği görmezden gelirseniz, hizmet edecek bir Dominion kalmayacak."
Voss, uzun bir süre ona baktı, sonra diğer üyelere döndü. "Oylama yapacağız," dedi. "Komutan Draven'ın önerdiği ittifaka katılıp katılmayacağımıza."
Oylama, Draven'ın beklediğinden çok daha kötü sonuçlandı: yedi kişi karşı, beş kişi lehte.
"Karar verildi," dedi Voss, sesinde bir tatmin vardı. "Dominion, hiçbir Feral ya da Noctis gücüyle ittifak kurmayacak. Bunun yerine, Komutan Draven, siz İlk Doğan'ı bulup, onu Konsey'e teslim edeceksiniz. Zorla, gerekirse."
"Bu bir hata," dedi Draven, sesi öfkeyle titriyordu.
"Hata olup olmadığına biz karar veririz, Komutan. Siz sadece emirlere uyarsınız."
Draven, salonu terk ederken, kalbi öfkeyle çarpıyordu. Koridorda, genç subayı — kendisine ilk raporu getiren, adı Marek olan asker — onu bekliyordu.
"Komutan," dedi Marek, sesi alçak. "Duydum. Konsey'in kararını."
"O zaman bir sonraki adımımı da tahmin edebilirsin," dedi Draven, sesi sert.
Marek, tereddüt etti, sonra konuştu: "Komutan, ben sizinle geliyorum. Konsey'e karşı. Çünkü... çünkü ailem Güney Kıyı'da yaşıyordu. Eclipse Gecesi'nde kaybettim onları. Ve eğer gerçekten daha büyük bir şey geliyorsa, umursamıyorum kimin emrinde olduğumu. Umursadığım, hayatta kalmak."
Draven, ona uzun uzun baktı, sonra başını salladı. "O zaman sessizce hareket etmemiz gerek. Konsey'in haberi olmadan."
O gece, Draven, gizli bir iletişim kanalından Sable'a ulaştı — Noctis teknolojisinin, Dominion'ın izleme sistemlerinden gizlenebilen tek şey olduğunu biliyordu.
"Konsey reddetti," dedi, sesi yorgun. "Beni, sizi bulup Kael'i teslim etmekle görevlendirdiler."
Sable'ın sesi, hattın diğer ucunda gergindi. "Peki ne yapacaksın?"
"Yapmayacağım," dedi Draven. "Ama bu, benim artık bir hain olduğum anlamına geliyor, Dominion'ın gözünde. Konsey, beni durdurmak için başka birini gönderecek."
"Kimi?"
Draven'ın sesi ağırlaştı. "General Thorne'u. Benden daha genç, daha hırslı, ve Konsey'e sorgusuz sualsiz sadık. Eğer o gelirse, müzakere etmeyecek. Doğrudan saldıracak."
Hattın diğer ucunda bir sessizlik oldu, sonra Sable konuştu: "Bize ne kadar zaman kaldı?"
"Bilmiyorum. Ama tahminimce, birkaç gün. En fazla."
OKYANUS — MERKEZE GİDEN YOLDA
Sessiz Yas, derin sularda ilerlerken, Kael, geminin küçük gözlem odasında oturmuş, Draven'dan gelen haberi düşünüyordu.
"Yani şimdi Dominion da bize karşı," dedi, sesi yorgun.
"Sadece Konsey," dedi Sable, yanına oturarak. "Draven değil. Ve bu bir fark yaratır."
"Ama yeterli mi?"
Sable, cevap vermedi hemen. Sonra: "Bilmiyorum. Ama biliyorum ki, her taraf da kendi içinde bölünüyor. Dominion'da Draven'ın karşısında Konsey var. Feral'de Alfa'nın karşısında ayrılıkçılar var. Ve Noctis'te—" duraksadı.
"Ve Noctis'te?" diye sordu Kael.
Sable'ın yüzü gerginleşti. "Lord Corvin, Ysolde'nin yokluğunda tahtı yönetiyor. Ve eğer onun da farklı bir planı varsa..."
Ysolde, kapıdan içeri girdi, yüzünde ciddi bir ifade vardı — belli ki konuşmanın bir kısmını duymuştu.
"Corvin'e güvenmiyorum," dedi açıkça. "O her zaman gücü, iş birliğinden daha değerli buldu. Eğer geri dönersem ve o hâlâ tahtta oturuyorsa, bir mücadele olacak."
Kael, ikisine de baktı, içindeki üç sesin hepsi aynı anda uyardı: tehlike her yönden geliyor.
"O zaman," dedi, "umarım merkeze, herkes bizi bulmadan önce ulaşırız."
Geminin sonarı, o anda, uzaktan yaklaşan bir sinyal yakaladı — büyük, hızlı, ve doğrudan onlara doğru geliyordu.
"Bu iyi bir sinyal değil," dedi Sable, ekrana bakarak, yüzü gerginleşti.
"Dominion mı?" diye sordu Kael.
"Hayır," dedi Sable, sesi yavaşladı, dehşetle. "Bu... bu merkezden geliyor. Ve bizi zaten fark etmiş görünüyor."
Devam edecek — Bölüm 15: Kırılma