Skip to content

MURKOV

Chapter 4 · 6 min read

MURKOV

Chapter 4

Laia

Her şey için çok geç ola bilir, ama bilmediyin şeyi yaşamakta, zevk vere bilir...

Murkov krallığı nof 10

Bu gün krallık için, daha sessizdi. Her kes, sanki istemsizce susuyor, kimseyle konuşmuyordu." Neden?. Neden bizim kralımız? Neden o? Neden sadece o zorlanıyor?" Diye halk, olur olmadık yerelerde konuşuyordu. Halk sadece onu değil, kendi durumlarını da düşünüyordu. O, kapı ya kapanmazsa, ya içinden biri çıkarsa,ve Krallığı mahv edecek güçte olursa. Hayır, bunu düşünmek çok zordu. Hem kendileri için, hemde şuan hasta kral için.

Kenarda oturan, sanki sessizlik için, bu ormana gelen bir kız vardı. Kapının yanında durup kapıyı seyr ediyordu. Bunun ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. Sessiz bir biçimde, sadece izliyordu. 18 yaşlarında genç bir kızdı. Saçları, simsiyahdı. Boyu da uzundu. Birden, kızın anlamadığı şekilde kapı parlamaya başladı. Ürkerek ayağa kalkdı. Derin nefes alıp veriyordu. Çok korkmuşdu. Kapı yerinde durmuyor, Haraket ediyordu. Birden içinden Sofia çıktı. Sert bir şekilde yere çarptı. Kız anlayamayıp etrafa bakıyordu. Adım-adım geri çekiliyordu. Sofia, saçlarını düzeldib etrafa baktı. Kızı görünce oda şok oldu. Kız etrafa bakındığında önden, sayısı çok olan muhavız örgütü geliyordu. Hemen öne gelib, Sofia' nın elinden tutdu. Koşarak ordan uzaklaşdılar. Sofia " ne oluyor?" Diye sordu. Kız nefes-nefese, kalmışdı. Ne yapacağını şaşırdı. Bir ağacın altında durdu. Sofia'nın elini bırakıb, dinlenmeye çalıştı. Sofia, cevabı alamadığından, bir daha sordu."ne oluyor?" Kız Sofia ya bakıp. "Evet... ne oluyor ve sen kimsin?" Dedi. Sofia şaşkın şekilde, " beni koşturan sensin!"dedi.

"Buraya gelende sensin!" Ardından, Kız cevap verdi. " seni öldürecekler farkında mısın?" Kız ard-arda dedi. "N-nasıl yanı... burası neresi!" " Burası Murkov krallığı.!" Dedi. Sofia anlamayıp gözlerini belertdi. Kızıl saçlarını savurup,"krallık? Nasıl?"

"Sen nereden geliyorsun? Kimsin" kız yeniden sordu? "B-ben Sofia... İstanbuldan geliyorum" Sofia, hâlâ şok etkisindeydi. Kız aniden durup, "İst... Ne?" Dedi.Kız, Sofianın cevap vermeyeceğini görüp.

-tamam... eyer buraya başka bir yerden gelen olursa, burası da bizde yok oluruz. Anladın mı şimdi sen, geldiyin gibide git.

-hadi, o zaman geri dönelim.

Kızlar, hızlı yürüyerek aynı yere vardılar. Orda bir sürü insan vardı.

Sofia kaşlarını çatıp." Bu da ne?"

Dedi. Kız cevap olarak " sen burda bekle ben ne olduğunu sorup geliyorum. Zaten kiyafetin bir ayrı, sen bir ayrı. Bekle.." Kız insanların arasından geçip kapını yanına geldi. Bir terslik vardı. Kapı yerinde yoktu. Kız anlamayıp muhavızdan sordu cevsbında ise"bizde anlamadık. Biz buraya geldiğimizde yok oldu." Kız kafasında hesaplayarak, düşünceli şekilde Sofianın yanına geldi. "Noldu"

"Kapı yok" "n...nasıl... yok!" Sofia yere oturarak ağlamaya başladı. Kız, yerde oturan Sofia ya elini uzatıp. Ciddi şekilde" Yanlız mı geldin?" Sofia, kızın elini tutup, birden ayağa kalkdı. "Sunaz... Sunaz yok.. arkadaşım" " yok mu?" "Hayır yok" " nerdeki acaba? " " bilmoyorum... bir tek onu biliyorum ki, seni de,benide dar ağacından asacaklar."dar ağacı?... 21. Asırdayız kaldımı yani o.?" Kız kaşlarını çatarak. " 21.asır mı?... 16. Asırdayız"

Sofia sonunda, zaman yolculuğu yaptığının farkına vardı. Doğrusu, kızın kiyafetine bakınca anlamalıydı ama, bir az geç oldu. " 5 asr? ... o zaman 500 yıl gerideyiz.. 1522. Yıldamıyız?" " evet de bunu neden soruyorsun? Bilmiyor musun?" " ben 2022 den geliyorum" kız şaşkın gözlerle Sofia ya baktı." Kesinlikle dar ağacı" iç çekerek cevap verdi. "Aslında, kiyafetin güzel" Sofia gülümseyerek dedi. " seninkiler bir qarip..." " bu arada benim ismimi öyrendinde senin ismin ne?" " Laia.. ismim" "Aa harika ismin var" "seninki klassik.. burda her kesde var o isimden." " evet biliyorum bizim dönemde de var" " peki Laia ismi var mı?" "Hiç duymadım" "burda çok kalmayalım bence... gel benim eve gidilelim sana kiyafet vereyim" " Döne bilir miyim sence.." " inanırsan dönersin"

Kızlar uzun sohbetden sonra kalkıb, Laia nın evine gitdiler. Filimlerdeki gibi eski bir evdi, ama içi klassik eşyalarla doluydu. Laia, kiyafetinin birini Sofia ya verdi. Çok iyi olmasada kiyafetdi.Sofiayaysa prenses kiyafeti gibi geliyordu. Çünki, o genellikle hep pantolon giymişdi, şimdi ise ayağına kadar uzanan, kahverengi, düymesi olan düz bir elbiseydi.

Laia yemek hazırlayıp, Sofia yı çağırdı. O elini yıkayıp yemeye geldi. Yemekte, ise tavuklu çorba vardı. Bir değişik görünüyordu. Ama yiyilirdi. Kokusu güzeldi. Laia, Sofia nın yemeye bakıp, yemediyini görünce söylenmeye başladı. " Hanmefendi, beyenmedinizmi. İsterseniz, hizmetçilere söyleyeyim daha güzelini yapsınlar." Sofia dalga geçtiyini anlayıp, kafasını sağa, sola buladı. " hayır, sadece bu bizimkilere hiç benzemiyor" " ama, yesen tadına bayılırsın" Sofia ağzına bir kaşık koydu, tadına bayılmış gibiydi. Hepsini bitirdi adeta. " sevdin qaliba" " evet güzelmiş" "bir şey sorucam burda yanlız mı kalıyorsun?" " seni ilgilendiren bir konu var mı?" Laia, Sofia yı terslemiş gibi oldu. Sofia yanlış anladığını düşünüp. " hayır o manada değil sad.." "tamam anladım. Evet, annemle babam Krala karşı geldikleri için öldürüldüler." " çok özür dilerim" " yok canım önemi yok.." Sofia, hemen konuyu değiştirdi." Burayı bana anlatır mısısın?"

Laia, krallığı baştan sona anlatdı. Neyin yanlış olduğunu, neyin doğru olduğunu. Her şeyi. Sofia bu saçma şeyleri nasıl dinlediyine şaşmışdı. Laia sofrada kalkıb. Odaya doğru gitdi. Elind e bir kılınçla geri döndü." Odan hazır... buda kılıcın. Deyerini bil. Babamındı, sana amanet ediyorum. Gözün gibi bak" kılıncı Sofia ya doğru uzatarak dedi. " bunu ne için veriyorsun" " bu ülkede kimse kılıncsız gezmez" " tamam anladım sofia kılıncı beline takıp. " Bunu gidince sana vericem. Söz veriyorum" "hadi bakalım." Kızlar konuştukdan sonra dışarı gezmek için çıktılar. Laia, her tarafı Sofia ya teker teker anlatdı. Laia konuşurken Sofia, ağzını ayırarak, insanlara bakıyordu. Laia birden durup. " aa bir az beni burda bekle. İstediyim kumaş gelmiş" der demez Laia gözden kayb oldu. Sofia nereye gitdiğini göremedi. O gelene kadar yerinde durmağa çalıştı ama mümkün değildi. Her taraf bir- birinden güzeldi. Sofia bir az ilerleyip eteafa bakındı. Birdan siyah örtülü. Yüzü görünmeyen adama çarptı. " Çok özür dilerim.. benim hatamdı.." adamın kılıncı harikaydı.

Bu prens Bartuydu. Gizli kalmak için siyah pelerin takmışdı. Ahalinin, aradına sızıb, ne yaptıklarına bakacaktı. Prensin yüzü görünüyordu ama, Sofia bir tepki vermiyordu. Çünki kim prensi görürse. Yerinde duramayıp, onun gözüne girerdi. Ama, bu kız öyle değildi. Sadece, saf bir şekilde özür dileyip yol verdi.prens dayanamayıp, " İsminiz ne?" Diye sordu. Sofia bir az durup sonra cevap verdi. "İsmim... Sofia" prens dikkatle bakıyordu. kızın yüzünü beynine yazıyordu sanki. " neden öyle bakıyorsunuz" " y...yok bir şey brn gideyim." Sofia yoldan çekilib, yol verdi. Prens se arkaya baka baka saraya doöru gitdi. Sofia omuz silkib ne olduğunu anlamadı. Tam bu sırada Laia geldi. Eve doğru yürüdüler artık akşam oldu. Sofia dayanamayıp." Az önce bir adam gördüm" " ne.. nasıl? Bir şey anladımı?" Laia panik olmuşdu. " hayır bir şey anlamadı. Ama qaripdi. Böyle yakışıklı, karizmatik, üzerinde siyah pelerin vardı" " siyah pelerin?.. yakışıklı? .. anlamadım ki" " benden adımı sordu... bende Sofia dedim" "eeee?" " e si işte bir qaripti. Sorar sormaz gitdi" " belkide hırsızdır" " ola bilir"

Kızlar eve doğru gitdi. Sofia yolda sadece Sunazı düşünüyor, şuan ne yapıyor diye merak ediyordu. Acaba, oda başka tarihemi gitdi? Diye sadece kendi kendine konuşuyordu... Ümüdini yitirmek üzreyken, gecenin saflığını düşündü...

BÖLÜMÜN SONU...

EVET İNŞALLAH BEYENMİŞSİNİZDİR. OKUNMA SAYIMIZ GÜN GEÇTİKCE ARTIYOR... AMA LÜTFEN YORUMLARDA ANLAMADIĞINIZ YERLERİ BELİRTİN... SİZLERİ SEVİYORUUUUUMMM》♡♥︎♥︎♡♥︎♥︎♡♠︎♤♣︎♧■☆☆☆★

End of chapter

0 comments

No comments on this chapter yet. Write the first one.