Kapı büyük bir gürültüyle kapandı.
GÜÜÜM!
Mert hızla kapı kolunu çevirdi.
Kilitlenmişti.
Elif bütün gücüyle kapıya vurdu.
— Açın! Bizi duyuyor musunuz?
Dışarıdan hiçbir ses gelmiyordu.
Sanki motelin geri kalanı yok olmuştu.
Odanın içi sessizdi.
Tam o sırada eski bir duvar saati kendi kendine çalışmaya başladı.
Tak... Tak... Tak...
Her saniye geçtikçe odadaki hava daha da soğuyordu.
Ege el fenerini odanın köşesine tuttu.
Orada büyük, eski bir ayna vardı.
Aynanın camı çatlamıştı.
Fakat...
Aynadaki görüntü gerçek değildi.
Mert, Elif ve Ege aynada görünmüyordu.
Onların yerine üç yabancı kişi vardı.
Üçü de eski kıyafetler giymişti.
Yüzleri korku içindeydi.
Birden aynadaki adamlardan biri bağırdı:
— Kaçın! Kapıyı kapatın!
Tam o anda aynanın arkasından uzun siyah parmaklar uzandı.
Bir anda aynadaki üç kişiyi karanlığın içine çekti.
Onların çığlıkları saniyelerce odada yankılandı.
Sonra...
Her şey sessizleşti.
Elif korkuyla geri çekildi.
— Bu ayna... Geçmişi gösteriyor.
Yaşlı bir kadın sesi odanın içinden duyuldu.
— Hayır... Geleceği gösteriyor.
Herkes aynı anda arkasını döndü.
Odanın köşesinde, sallanan sandalyede yaşlı bir kadın oturuyordu.
Üzerinde siyah bir gelinlik vardı.
Gözleri tamamen beyazdı.
Kadın yavaşça ayağa kalktı.
Elindeki eski bir anahtarı Mert'e uzattı.
Anahtarın üzerinde tek bir sayı yazıyordu:
13
Kadın fısıldadı:
"Bu anahtar kapıyı açmaz... Onu mühürler."
Tam Mert anahtarı alacakken...
Kadın bir anda çığlık attı.
— ARKANA BAKMA!
Mert istemsizce arkasını döndü.
Aynanın içinde artık kendi yansıması vardı.
Ama...
Yansıması gülüyordu.
Oysa Mert'in yüzünde korkudan eser kalmamıştı.
Aynadaki Mert yavaşça elini kaldırdı.
Ve camın içinden dışarı çıkmaya başladı...
9. Bölüm Sonu...