Mert, kanlar içindeki kendisine korkuyla baktı.
— Sen... kimsin?
Kanlı Mert derin bir nefes aldı.
— Ben, bu kapıyı yıllar önce açan Mert'im... Başaramadım. Şimdi sıra sende.
Bir göz kırpması kadar kısa sürede ortadan kayboldu.
Koridor yeniden sessizliğe büründü.
13 numaralı odanın kapısı yavaşça sonuna kadar açıldı.
İçeriden Elif'in sesi yükseldi.
— Mert... Ne olur, kurtar beni...
Bu kez Mert durmadı.
Odaya adım attığı anda kapı arkasından kapandı.
Oda, dışarıdan göründüğünden çok daha büyüktü.
Duvarlar yoktu.
Sonsuz bir karanlığın ortasında eski, taş bir kapı duruyordu.
Kapının üzerinde şu cümle yazıyordu:
"Korkunu kabul etmeden bu kapı kapanmaz."
Tam o sırada siyah sis yeniden ortaya çıktı.
Sis yavaş yavaş insan şekline büründü.
Artık yaratığın yüzü görünüyordu.
Ama bu yüz...
Mert'in yüzüydü.
Yaratık gülümsedi.
— Ben senin korkularınım. Benden kaçamazsın.
Mert gözlerini kapattı.
Kaçmayı bıraktı.
Sakin bir sesle konuştu.
— Hayır... Artık senden korkmuyorum.
Bir anda odanın içini güçlü bir ışık kapladı.
Yaratık acıyla çığlık attı.
Duvarlar sarsıldı.
Elindeki 13 numaralı anahtar parlamaya başladı.
Anahtar havaya yükseldi ve taş kapının kilidine girdi.
TAK!
Kapı büyük bir gürültüyle kapanmaya başladı.
Yaratık son kez bağırdı.
— Bu daha bitmedi! Ben her zaman geri dönerim!
Siyah sis girdabın içine çekildi.
Oda sessizleşti.
Tam Mert rahat bir nefes alacakken...
Arkadan tanıdık bir ses geldi.
— Mert...
Arkasını döndü.
Elif oradaydı.
Ama gözleri tamamen siyahtı.
Yüzünde yavaşça ürkütücü bir gülümseme belirdi.
Ve fısıldadı:
"Ben artık Elif değilim..."
O anda motelin bütün ışıkları yeniden söndü.
Karanlığın içinden yüzlerce fısıltı aynı anda yükseldi.
"Son kapı henüz kapanmadı..."
12. Bölüm Sonu...