Bütün şarkılarımızı ve birkaç cover şarkıyı kaydedip albüm yaptık. Sosyal medya hesaplarımızda çok takipçimiz var ve albümlerimiz satıyor. Spotify dinleyicilerimiz de oldukça fazla.
Gittikçe konserlerimizie daha fazla kişi geliyor ve alana sığmamaya başlıyorlar. Daha büyük bir şirketle anlaşıyoruz.
İlk turnemize bir ay sonra çıkacağız. Gittikçe daha da profosyonelleşiyoruz. Sahnede hepimiz çok rahatız ve hiç hata yapmıyoruz.
Sarah’la ilişkim de çok iyi. Yorgun olmadıkça küçük buluşmalar ayarlıyoruz ki eğlenceli oluyor. Grup buluşmaları da sıklıkla yapıyoruz.
Çoğu zaman olduğu gibi evdeyim. Yine gitar çalıyorum. Günlük rutinim fazla değişik değil. Daha sonra kapı çalıyor.
-“Kim o?”
-“Athena”
Kapıyı açan cidden oydu.
-“Benimle gelmen gerek.”
Biraz ciddi bir durum var sanırım. Onunla gelmeliyim. Tam bu sırada kötü bir şey yaşayacağımı seziyorum. Söylemiş miydim bilmiyorum ama sezgilerin aşırı kuvvetlidir.
-“Ben su içip geliyorum bir geliyorum bir saniye.”
Mutfağa gidiyorum ve olabildiğince sessiz bir şekilde bir bıçak alıp ceketimin cebine saklıyorum.
Fark ettirmemek için su da içiyorum tabi.
Sonra Athena’yla ormana gidiyoruz.
-“Burası çoğu elfin toplandığı yer. Biz şu tarafa gideceğiz.”
Kitapların olduğu küçük bir alana gidiyoruz. Başka elfler de görüyorum ve bana dik dik bakıyorlar.
Athena bir kitap alıyor ve yerde alçak bir masanın olduğu korkutucu derecede tenha bir yere geçiyoruz. Masada karşı karşıya oturuyoruz. Athena kitabı masaya koyuyor.
-“Dinle, bunu senden istemeyecektim fakat mecbur kaldım. Hava elflerinin büyük bir kısmını karşı bir saldırıda kaybettik. Senden isteğim, hayatına o kadar dokunduktan ve senin bu yerlere gelmeni sağladıktan sonra benim için bu fedakarlığı yapman. Liam Vance, seninle bağlantı kurmak için iletişime geçen toprak elfi Athena Lunaris olarak senin elf olmanı istiyorum.”
Şoka girdim. Bir süre hiçbir şey düşünemeyerek ve söyleyemeyerek öylece kaldım. Ama aklımda korkunç bir fikir vardı ve bunu maalesef yapacaktım. Reddedersem kabul etmeyecek veya sürekli başıma kakıp duracaktı çünkü.
-“Tamam, elf olmayı kabul ediyorum.”
-“Güzel, ritüele başlıyorum. Elimi tutman lazım ve gözünü kapat.”
Değişik bir dille bir şeyler söylemeye başlıyor. Kısa bir süre sonra bütün vücudum karıncalanıyor ve çok farklı hissediyorum. Bundan kurtulmam lazım üzgünüm Athena…
Ani bir çeviklikle cebimdeki bıçağı alıyorum ve çok hızlı bir şekilde Athena’nın karnına saplıyorum. İkinci kez bıçaklayamam gerçekten çok kötü hissederim.
Bir şey söyleyecek gibi oluyor ama çok geçmeden bayılıyor. Hemen buradan uzaklaşmam lazım. Var gücümle koşuyorum.
Ne yaptım ben? Değer miydi? Belki de reddetseydim farklı olurdu. Kesinlikle ölmez. Ya bana yada arkadaşlarıma zarar verirse? Bu bir suç mu? Ya hapse girersem?
Bir anda duruyorum. Aldığım nefes bana yetmemeye başladı. Başım dönüyor, ayakta durmakta zorlanıyorum.
Derin nefes almaya çalışıyorum, biraz daha iyiyim.
——————————————————————
Olayın üstünden tam bir ay geçti. Turnemizin sonundayız.
Doğru düzgün yemek yiyemiyorum, uyuyamıyorum uyursam rüyamda onu görüyorum. Halisülasyonlar görüyorum, bazen istemsizce sayıklıyorum.
Sarah’a zarar gelsin istemediğim için onu kendimden soğutmaya çalışıyorum ama işe yaramıyor.
Seyircilerle vedalaşıp sahneden iniyoruz. On beş dakika kadar sonra tamamen alandan çıkmış oluyoruz. Sarah yanıma gelip elimi tutuyor.
-“Hey, yakınlarda çok gitmek istediğim bir sanat müzesi var. Gidelim mi? Kafamız dağılmış olur.”
Güzel bir fikir. Ne kadar belli etmesem de onunla vakit geçirmeyi çok özledim.
-“Tabi… eğlenceli duruyor.”
-“Aşırı iyiydi.”
Sarah büyülenmiş gibi duruyor. Ben de çok etkilendim. Gerçekten güzel eserler vardı.
Bir anda elimi bırakıyor. Ben biraz önde duruyorum.
Elini omzuma koyuyor ve başımı arkaya çeviriyorum.
Ve onu görüyorum.
Athena
Fazla yüksek sesli ve kulak tırmalayıcı bir çığlık atıyorum. Geri çekilmeye çalışırken yere düşüyorum ve yerde sürünüyorum.
-“YAKLAŞMA!”
Hala dehşet içindeyim.
-“Hey…”
Tekrar baktığımda onun Sarah olduğunu görüyorum. Korkmuş ve çok üzgün görünüyor.
Ayağa kalkıyorum.
-“Sarah ben…”
Bana sarılıyor. Sanırım onun sevgi dili sarılmak.
Hıçkırarak acınası bir şekilde ağlamaya başlıyorum.
-“Sorun yok, geçti. Ben burada olduğum sürece sana bir şey olamaz.”
Daha da kötü ağlıyorum. Gücüm kalmadığı için kollarımı bırakmak zorunda kalıyorum.
Kızın sol omzunu fena şekilde ıslattığımı düşünüyorum.
——————————————————————
Bu sefer gitar çalmak yerine biraz kitap okuyorum. Gitar çalışmadığım boş günümdeyim. Saatlerce çalışmanın bir molası olmalı.
Kapı çalıyor. Açıkçası gelen kişi Athena’dır diye çok korksam da kapı deliğinden River‘ı görünce kapıyı açıyorum.
Benim aksime oldukça neşeli ve arkadaş canlısı bir tavırla beni karşılıyor. Bu enerjisini görünce ben de istemsizce gülümsüyorum.
-“Liam! Nasılsın dostum?
-“Olabildiğim kadar…”
İçeri geçmesini işaret ediyorum. Salondaki koltuğa oturunca ben de yanındaki koltuğa oturuyorum.
-“Seninle konuşmamız lazım.”
Biraz endişeleniyorum. Dünkü olayı Sarah ona anlatmış olabilir mi?
-“Ne hakkında?”
Yüzü daha ciddi bir hale bürünüyor. Sanırım onu en ciddi gördüğüm anlardan biri olabilir.
-“Haftalardır garip davranıyorsun. Sarah’ın getirdiği kurabiyeleri bile yemiyorsun ayrıca bilerek Sarah’tan kendini soğutmaya çalıştığının farkındayız. Medyayı takip etmiyorsun ama gözündeki morluklar ve sahnedeki hareketlerinden dolayı medya senin uyuşturucuya başladığını falan düşünüyor. Biz de düşünmeye başladık ama sen öyle biri değilsin.”
Şaşırıyorum. Yani gelip bunu sorması gayet normal aslında.
-“Hayır, öyle birşey yok. Sadece… çok kötü bir şey oldu ama sana söyleyebilir miyim emin değilim.”
Yüzü kuşkuyla dolup taşıyor.
-“Yani, sen bilirsin ama eğer anlatmazsan bu şekilde yaşamına devam edersin ve muhtemelen kariyerin de son bulur.”
Kesinlikle haklı.
-“Peki, sana güvenebilir miyim?”
Küçük bir kahkaha atıyor.
-“Sosyal olabilirim ama asla arkadaşlarımın sırrını kimseyle paylaşmam. En yakınımla bile. Peki söyle, hiçbir zaman yakın arkadaşım Ash’in herhangi bir sırrını sizle paylaştım mı?”
Kafamı olumsuz anlamında sallıyorum.
Her şeyi anlattım. Biraz şaşırmış ve endişeli görünüyor ama kesinlikle beni desteklediğini hissediyorum.
-“Yani, aslında pek bir şansın yokmuş. Yaşadığından da eminsin o zaman pek de problem yok.”
İşte sıkıntı burada başlıyordu.
-“Sarah’a, bana yada size zarar gelebilir. En büyük korkum da o.”
Elini elimin üstüne koyuyor. Sanırım beni rahatlatmak için çabalıyor.
-“Biz kendimizi koruruz. Sen de koruyabilirsin. Sarah demişken, böyle davranarak ona çok zarar veriyorsun. Görmüyorsun ama her provalardan ve sahneden sonra sürekli ağlıyor. Bu ani değişimini içinde tutamayarak senin hakkında bir şarkı bile yazmış.”
Ah, güzel sevgilim… gerçekten böyle olsun istemezdim.
Hüzünlendiğimi gördü ve konuyu dağıtmaya çalıştı.
-“Hey, abim psikoloji okudu. Şu an bir işi yok ama istersen onunla konuşabilirsin. Seans gibi düşünme, muhabbet tadında yapacağına eminim.”
Aslında kötü bir fikir değil. Destek almaktan hiçbir zaman kaçınmamam gerek.
-“Tamam. Sana ne kadar teşekkür etsem az River.”
Gülümsüyor. Elini çekti.
-“Hiçbir şey yapmadım. Sadece yeterince yediğinden, uyuduğundan ve Sarah’la ilgilendiğinden emin ol yeter. Yarın provadan sonra evime gelebilirsin.”
——————————————————————
Bugün mutluyum çünkü uyuyabildim. Kusmadan yemek te yiyebildim. Sanırım bu yükü biriyle paylaşmak bana iyi geldi.
Provayı şimdi bitirdik ve toparlanıyoruz. Sarah’ın yanında olduğumdan emin oluyorum. İyi olduğundan da emin oluyorum ve ona soğuk davranmıyorum. Bu onu mutlu etmiş olacak ki provada daha canlıydı. Yazdığı şarkıyı ilk defa çalarken istemsizce ağladım ama kimse görmedi.
Sanırım her çaldığımızda ağlayacağım.
River’a bir süre Sarah’la olacağımı söylüyorum.
Sarah’la vedalaştığımızda içeride Ash’le muhabbet eden River’ı görüyorum. Beni görünce onunla vedalaşıp yanıma geliyor.
-“Abi, bu Liam. İlk konserimizde tanıştığın gitaristimiz.”
Elimi sıkıyor. Nedense ona büyük bir hayranlık duyuyorum.
-“Memnun oldum Liam. Ben Rex. İstersen içeri geçelim.”
-“Ben de sizi yalnız bırakayım.”
River kendi odasına geçiyor. Babaları evde olmadığından salona geçiyoruz.
-“Anlat dostum, seni bu kadar hırpalayan ne? Şunun hakkında emin olabilirsin, konuştuklarımız sonsuza kadar ikimiz arasında. Bir suç işlemiş olsan bile uzman bir psikolog olmadığım için seni ihbar edemem o yüzden rahatça anlatabilirsin.”
Yorgun ama samimi bir gülümsemeyle bana bakıyor. Konuşurken dostane ve samimi bir tavır sergilemesi gözümden kaçmadı ve bana güven verdi.
Anlatmaya başlıyorum.
-“Aslında bir suç işlemiş sayılmazsın nefsi müdafaaya giriyor senin yaptığın. Ayrıca kesinlikle ölmediğini söylüyorsun. Öncelikle şunu aklından çıkar, sana veya bir sevdiğine zarar veremez çünkü kendinizi kesinlikle koruyabilirsiniz. Ayrıca, ormanda kaçarken yaşadığın bir panik ataktı ama seni tebrik ederim, tam olarak doğru yöntemle başa çıkmışsın. Ayrıca travma sonrası stres bozukluğu yaşıyorsun ama merak etme, kesinlikle tedavi edilebilir bir rahatsızlıktır. Şimdi biraz Sarah’tan bahset.”
Son cümleden sonra yüzünde meraklı ve oyuncu bir gülümseme oluşuyor.
İsmini duyunca bile derin bir sevgi hissediyorum. Sanırım yüzümden de okunuyor.
-“Onu kesinlikle seviyorum, o da beni seviyor. Onunla zaman geçirmek çok güzel ve onun yanında bulunmak beni rahatlatıyor. Her ne pahasına olursa olsun hayatım boyunca onu korumak istiyorum. Ama bu halimi görünce o da harabeye döndü.”
Mutlu başladığım konuşmanın sonuna doğru içimi bir karanlık kapladı.
-“Yaaa, ne kadar da tatlı. Adına gerçekten sevindim. Umarım sürekli beraber olursunuz. Bu arada, onu kendinden soğutmaya çalıştığını söylemiştin, bu onu etkiledi mi?”
-“Kesinlikle. Bugün onunla daha çok ilgilenerek yanında oldum. Daha mutlu olduğunu gözlemledim ki bu beni çok mutlu etti. İlişkimiz daha iyi bir yere gidiyor.”
Daha mutlu gözüküyor.
Kendimden daha fazla bahsediyorum. Beni daha iyi anlıyor. O da kendinden bahsediyor ve genel olarak muhabbet tarzında geçiyor
Beni kardeşi kabul ediyor ve arada sırada uğramamı söylüyor. Ben de onu çok havalı bulduğumu falan söylüyorum ve o da benim havalı olduğumu düşündüğünü söylüyor. Kafa bir insan. Yeni bir arkadaş edinmek güzel.
Rex’i yalnız bırakıp River’ın odasına gidiyorum. Beni görünce heyecanlanıyor.
-“İyi anlaştınız mı?”
Gülümsüyorum.
-“Artık benim de abim.”
Hemen kızdı.
-“NE HAYIR O BENİM ABİM!”