Skip to content

Düş

Chapter 3 · 13 min read

Düş

Chapter 3

Bölüm 3: Sahne Heyecanı

Aradan iki ay geçti. Yalnızlığa alıştım, karamsar düşüncelerden kurtulmaya başladım. Evden provalara, provalardan eve gidip duruyorum be bu süreçte yaptığım tek şey gitar çalışmak. Parmaklarımdaki nasırlar gittikçe garipleşiyor. Arada sırada Athena’yı görüyorum ve onunla konuşmak iyi hissettiriyor. Diğer grup üyeleriyle aram çok daha iyileşti ve şarkı bile yazmaya başladık.

Anlayacağınız, gittikçe düzeliyorum ve zaman iyileştiriyor.

Yine her zamanki gibi gitar çalarken bir sürü bildirim ve arama sesiyle karşılaşıyorum. River beni arıyor. Fazla bekletmeden telefonu açıyorum.

-“LİAM ÇABUK ***** PARKINA GEL ACİL BİRŞEY KONUŞMAMIZ LAZIM HADİ ÇOK ÇOK ÇOK ACİL”

Tamam, bu çocuğun enerjisi sınırsız ama bu ayrı bir seviye. Fazla düşünmeden hızlıca üstümü giyip evden çıkıyorum. Durağa koştuğumu bile fark etmedim o derece hızlı yetişmeye çalışıyorum.

En hızlı şekilde geldim ve herkes toplanmış beni bekliyordu. Geldiğim anda herkes bana heyecanlı bir şekilde baktı. River neredeyse üstüne zıplayacaktı.

-“LİAM ÇOK ÖNEMLİ BİRŞEY OLDU!”

Meraktan çatladım çatlayacağım.

-“Hadi söyle bak aşırı meraklandım”

Sanırım daha bu önemli birşeyi diğer grup üyeleriyle paylaşmadı. Herkes benim kadsr sabırsız göeünüyordu.

-“Tamam tamam, abim küçük bir grupta baterist ve çalabileceğimiz kafe tarzı mekanları ona sordum ve bütün isimleri aldım. Tam şu anda görüşmek için gidiyoruz.”

Sarah biraz hararetli bir şekilde atıldı.

-“NE ŞİMDİ Mİ?”

River kafasını saladı. O sırada Ash’in bana baktığını fark ettim. “Ne oluyor?” Dercesine bir bakış attıktan sonra Ash omuz silkince onun da en az benim kadar şaşkın olduğunu fark ettim. Bu sırada River bizi sürükleye sürükleye ilk yere götürdü.

Tatlı görünen bir kafenin önündeydik. Açıkçası bar falan bekliyordum ama bu kesinlikle daha iyi.

River hepimize dönüyor.

-“Bakın, ben bütün sosyal insanların imparatoru olarak genel konuşmayı ben yapacağım. Arada Sarah beni destekleyebilir ama siz ikiniz asosyaller olarak susun ve sadece dinleyin.”

Aşağılanmış hissediyorum ama aslında haklı. Fazla geçmeden kafeye giriş yapıyoruz ve etrafı çok sevdiğim kahve kokusu sarıyor. River hemen sipariş verilen yere gidiyor.

-“Merhaba, müdürünizle görüşebilir miyiz acaba?”

Barista müdürün odasının yerini tarif ediyor ve vakit kaybetmeden gidiyoruz.

River konuşup çalıp çalamayacaklarını soruyor ama şu anda zaten sürekli gelen bir grupları olduğu yanıtını alıyor ve reddedildiğimiz için çıkıyoruz.

Sokağın ortasında River kağıda bakıyor ve aniden bize dönüyor.

-“Eveeet, moral bozmak yok daha 3 mekan daha var. Sıradaki durak bir bar. Abim orada çalıyordu bir ara ama şimdi orada değil. Düzgün bir yer olduğunu söyledi hadi gidelim!”

Aşırı hızlı bir şekilde yola koyuluyoruz ama elli metre falan sonra orada oluyoruz çünkü gerçekten çok yakın.

Bodrum gibi bir yere yapmışlar merdiven inip giriyorsun ki bu bir tık korkunç. Her neyse, içeri girdiğimizde bizi tam ortaya yerleştirilmiş yüksek bir masa ve bir çalışan karşılıyor. River müdürle görüşmek istediğimiz söylediğinde oranın sahibinin o adam olduğunu öğreniyoruz

Kısa bir görüşmenin ardından kabul ediliyoruz. Sadece yarın bi gelip bizi duymak istediğini söyledi ve saat sekizden önce kesinlikle burada olmamızı, yoksa burada çalamayacağımızı söyledi. Yalan yok, adamı cidden sevdim.

Dışarı çıktığımız anda Sarah bir sevnç çığlığı atıyor ve zıplayıp duruyor. Ona sevinçle bakıyorum çünkü mutluluğu içime işleyerek beni ısıtıyor sanki. Bir ara Sarah’ın minik sevinç gösterisine katılıp onunla zıpladığımı hatırlıyorum ki bunu asla yapmam.

Bunu kutlamaya karar veriyoruz. Benim evime geliyorlar ve pizza sipariş edip film izliyoruz. Ash erken gitmek zorunda olduğundan hepsi birazcık erken gidiyorlar ama yine de eğlenceli vakit geçirmiş oluyoruz. Fazla vakit geçmeden uykuya dalmaya karar veriyorum.

——————————————————————

-“Bunlar ileride çok popüler olacak demedi deme.”

Biz görüştüğümüz barda kendi şarkılarımızı çalarken müdürün başka bir çalışanla konuşmalarını duyuyorum. Bize hayranlıkla bakıyorlar ve bundan gerçekten keyif aldım.

İŞİ KAPTIK BU AKŞAM BAŞLIYORUZ!

Aşırı derecede heyecanlıyım. Akşam olmadan uzunca bir prova almak için stüdyoya gidiyoruz. Sanırım artık stüdyo terimini kullanmam uygun olacak çünkü kayıt almaya falan da başlamışlar.

Gerçekten yorucu bir prova. Fakat vakit geldi çattı. Eşyalarımızı topladık ve yola koyulduk. Neyseki fazla uzak değil. O sırada Sarah’ta bir gariplik fark ediyorum. Bir tık arkada yürüdüğü için yavaşlayarak ona yetişiyorum.

-“Hey, iyi misin?”

Dalgın görünen Sarah bir anda ana geri gelmiş gibi bana dönerek gülümsüyor.

-“Ha? Evet, sadece biraz fazla heyecanlıyım. Çok seyirci olacak fazla alışkın değilim.”

Küçük bir kahkaha atıyorum ve aşırı nazikçe elimi omzuna koyuyorum. Onu ürkütmekten o kadar korkuyorum ki asla anlatamam. Ama neyse ki korktuğum başıma gelmiyor ve onun yerine sıcak bir gülümsemeyle karşılık veriyor.

-“Ya hata yaparsam?”

Bu korku benim için biraz daha fazla geçerli sanırım ama bunu kabullendim ve pek te sorun değil sanırım.

-“İlk canlı performansımız. Kesinlikle hatalarımız olacaktır ama çaktırmadan devam etmeye gayret göster. Gittikçe iyileşeceğiz ve sahne aldıkça sahne hakimiyetimiz artacak.”

Çok daha rahatlamış görünüyor. Bu kesinlikle bugün görüp görebileceğim en iyi şeylerden bir tanesi. Biz de barın önüne gelmiş bulunuyoruz.

-“Teşekkür ederim…”

Aniden bana sarılıyor. Ne yapacağımı bir an şaşırıp donuyorum sonra ben de ona sarılıyorum. O sırada River ve Ash fısıldaşıp gülüşüyorlar.

Geri çekildiğinde içeri giriyoruz ve Ash bir anda yanıma gelip dirseğiyle hafifçe koluma vuruyor. Azıcık kızıyorum ama yine de gülebiliyorum.

Yaklaşık on beş dakika sonra sahne alacağımızdan gitarımı hazırlayıp kendimi sakinleştirmem lazım.

Tamam… sahnedeyiz neredeyse şimdi çalacağız. Derin nefes alıp vermeye çalışıyorum heyecanım gittikçe artıyor. Açılışı yapmak üzere Sarah küçük bir konuşma yapacak.

“Herkese iyi akşamlar. Glass Horizon grubu olarak ilk sahnemizi şimdi alacağız. Vokalde ben Sarah Sterling. Gitarda Liam Vance. Basta River Vesper ve son olarak bateride Ash Miler. İlk şarkımız Tame Impala’dan Borderline. Keyfini çıkarın!”

Sesi biraz titriyor ama gayet iyi durumda gibi. Ash çubuklarını birkaç kere birbirine vurunca başlıyoruz.

SONUNDA BİTTİ, SONSUZA DEK SÜRMÜŞ GİBİYDİ.

Birkaç hatayla sıyırdım. Bazı şarkıları hatasız çaldık ve seyircinin ilgisini çekmeyi başardık. Bir iki kişi yanımıza gelip sohbet etmek bile istedi. İlk performansımıza göre iyiydi ve gerçekten çok az hata yaptık. Bayağı alkış topladık ki bu beni fazlaca motive etti.

Hepimiz yorgunluktan öldüğümüzden hemen evlere dağıldık. Bundan sonra her akşam buradaydık ki bu gerçekten çok güzel. Belli bir miktar para bile kazanıyoruz.

——————————————————————

İki hafta geçti. Prova, sahne, ev diye diye koca bir yarım ay geçti. Sahneye alıştık ve kendimizi daha iyi ifade edebiliyoruz. Bütün olanları Athena’ya birer birer anlatıyorum. O da bana ormanda neler yaptığını anlatıyor.

Bu süreçte farklı olarak bir şey fark ettim. Sanırım Sarah’tan hoşlanıyorum ki bu uzun süredir böyle sadece adını koyamadım. Açıkçası bir tık korkuyorum o yüzden şimdilik bir şey yapmayacağım.

Bunları düşünürken yeni bir arama sesiyle irkiliyorum ama bu sefer River’dan yada başkasından değil. Bilmediğim bir numara. Yine de açıyorum çünkü dolandırıcılarla nasıl baş edileceğini iyi biliyorum.

-“Alo?”

Hemen karşı taraftan cevap geliyor.

-“Merhaba, Liam Vance ile mi görüşüyorum acaba?”

Meraklandım. Yani kaybedeceğim başka biri kalmadığı için ölüm haberi falan da olamaz o yüzden aşırı heyecanlandım.

-“Benim.”

Evet dememem lazım bu yazılmamış bir kuraldır.

-“Ben bir organizasyon şirketinden arıyorum. Küçük mekanlara gidip beğendiğimiz performanslara sahne imkanı veriyoruz. Sizin numaranıza ulaşabildiğim için sizi aradım. Bugün saat 17.30 da ***** adresine gelebilir misiniz?”

Her şey çok hızlı gelişiyor. Dona kaldım açıkçası. Bu kadar yetenekliysek gerçekten kariyerim bu olabilir mi?

Fazla bekletmeden cevap veriyorum.

-“Tabii ki. Performansımızı beğenmenize çok sevindim. En erken şekilde orada olacağız.”

-“Güzel, Hoşçakalın.”

Telefonu kapatmamla çığlık atmam bir oluyor. Gerçekten normalde yapmam ama Sarah’ın davranışları bana da geçmeye başladı.

Hemen River’ı arayıp grubu toplamasını söylüyorum.

——————————————————————

-“Oldukça yetenekli gençlersiniz. Elimizden geldiğince size yardım edip ünlenmenizi sağlayacağız. Daha önce bizimle çalışan profosyonel sanatçılarla görüşeceğiz. Şimdilik çaldığınız yerde devam edip hafta sonu bir gün burada çalabilirsiniz ilerki tarihleri ayarlarız. Yapabilirseniz grubunuza poster hazırlayın. Şimdilik görüşürüz çalışmalaranızı sakın aksatmayın.”

Vedalaşıp buradan da çıkıyoruz. Temiz hava iyi geldi iyice daralmıştım.

Beklediğim gibi yüksek bir çığlık Sarah’dan geliyor ama bu sefer River da eşlik ediyor.

Ve tabii ki bunu da kutlamaya gidiyoruz ama bu sefer lunaparka. Aslında hep gerçekten yakın olduğum arkadaşlarımla lunaparka gitmenin hayalini kurmuştum. Bunu gerçekleştirmek eğlenceliydi.

-“ASH SENİN ************”

Ağız dolusu küfür River’dan Ash’e gidiyor hemde hızlı trenin tam hızlandığı kısımda. Küfürlerin çoğu Türkçe o yüzden pek birşey anlamıyorum açıkçası.

Bir ara bedduaya da geçti umarım Ash bugünü ölmeden atlatabilir.

-“RİVER SENİN YÜZÜNDEN SAKAT KALICAM DUR ARTIK”

Kurban olduğum saydırmaya devam ediyor. Ne zaman öndekilerden uyarı aldık o zaman durdu.

İndik sonunda. Ash su almaya gitti River da kusmamaya çalışıyor.

-“Eğlenceliydi!”

Sarah tam olarak sözünü bitiremeden River kustu. Koşarak lavaboya gitmeye çalışıyor garibim.

-“Bence de. Ama River kalsa daha iyiydi sanki.”

Kahkaha atıyor.

-“Kesinlikle.”

Ash geldi. Koşan River’a bakıyor ve yüzünde soru işaretleriyle bize birkaç el işareti yapıyor.

-“Kusmaya gitti.”

Ash azıcık üzülmüş görünüyor. River’ı zorlayan kendisiydi çünkü. Suyunu açıp içiyor ki birden öksürmeye başladı. Ben sırtına hafifçe vururken yüzü morarmaya başladı ki biraz korktum. Yine de sonra geçti. Onun iyi olduğunu gören Sarah konuştu.

-“Hepsi River yüzünden. Hah, geldi bizimki. Senin yüzünden çocuk ölüyordu cidden.”

River geldi. Büyük bir kahkaha patlattı.

-“Yani pek te üzülmedim.”

Ash River’ın bacağına tekme atınca acı dolu bir bağırış geliyor sonra başka bir alete binmeye karar veriyoruz. Gün çoğunlukla böyle geçiyor.

Sarah ve River’a pamuk şeker ısmarladım. İki küçük çocuğumu mutlu ettiğim için mutluyum. Şimdi evlerimize doğru gidiyoruz ve yarın çalacağımız şarkıları planlıyoruz. Ash yeni bir şarkı yazmış onun hakkında da biraz konuşuyoruz ve en sonunda ayrılıyoruz.

——————————————————————

Hafta sonu geldi. Bugün gerçek bir sahneye çıkacağımız gün. River’ın bir arkadaşından poster tasarlamasını istedik ve tasarladı. Çevredeki her yere posterimizi astık ve bara konserimizin bugün olduğunu söyledik. Umarım seyircimiz olur çünkü yeterince kişi gelmezse bir daha sahneye çıkamayabilirmişiz.

Sanırım bulabileceğim en havalı kıyafetleri giyiyorum. Daha sonra birşeyler atıştırıp grup mesajlarına göre çıkıyorum.

Hava karanlık fazla kimse yok. Ormana gidip Athena’ya uğrayabilirim sanırım çünkü gerçekten erken çıktım.

-“Hey, Selam!”

Fazla geçmeden onu buldum. Konserim olduğunu ve hemen gitmem gerektiğini söyledim. Gelmekte ısrar etti ve şu an üstünü değiştirmesini bekliyorum. Fazla geçmeden geldi. Hızlıca durağa gittik.

——————————————————————

MUHTEŞEM BİR KONSERDİ!

İstediğimizden fazla kişi geldi. Sanırım topluluğun yarısını River’ın ve abisinin çevresi oluşturuyor. Bahse girerim bu çocuğun yüzden fazla arkadaşı vardır.

Hepimiz nefes nefese kaldık. Yine de seyircilerimizin alkışları bizim yeniden enerji dolmamızı sağlıyor.

Tam bu sırada River bir yere kenetlenip donakalarak bakıyor ve hızlıca sahneden inip seyircinin yanına iniyor. Ne olduğunu kestiremedim gerçekten.

Ash sanırım olayı anladı.

-“Uzun zamandır görüşmediği kız kardeşini gördü. Bak, sarılıyorlar.”

Ne kadar da tatlılardı öyle. Galiba River ağlıyor. Kardeşini omzuna alıp sahneye çıkarmaya karar verdi.

-“SELAAAM!”

Kardeşi de onun kadar enerjik sanırım. İsminin Raya olduğunu öğreniyoruz. Sarah kıza bayıldı sanırım artık onun da kardeşi.

River onu tanıtıyor sonra seyircilerle vedalaştıktan sonra sahneden iniyoruz. İndiğim gibi Athena koşarak ne kadar harika olduğumuzu söylüyor. Daha sonra hemen gitmek zorunda olduğunu söyleyip hızlıca uzaklaşıyor.

Sarah yanına yaklaştı.

-“Hey, bugün otobüsle eve gitmek istiyorum cidden yorgunum. Sana eşlik edebilir miyim?”

-“Tabii ki.”

Aşırı mutluyum. Tam o anda fark ettin ki yalnızlığın getirdiği yükü Sarah olmasaydı kaldırabilir miydim emin değilim. Sevmek hayata sıkı sıkıya tutunmamızı sağlayan asıl şey olabilir.

Dışarı çıktığımızda yağmur başlıyor. River ve Ash daha çıkmadılar çünkü Ash River’ın abisi Rex’le konuşuyor. Ben de tanıştım onla gerçekten süper havalı birisi.

Ceketimi çıkarıp ona vermiyorum tabii ki. Onun yerine şemsiye gibi başımın üstüne tutuyorum ve Sarah ta ıslanmamak için yanıma geliyor. Neyse ki ceketim büyük.

Durak yakın ama yağmur çok fazla. Koşmamız gerekiyor ki bunu kahkahalarla beraber yapıyoruz. Sürekli onunla vakit geçirmeyi dilerdim.

Durak bomboş. Saat biraz geç olduğundan olabilir. Islanmadığımız için mutluyum.

Bir süre sessizlikten sonra Sarah kablosuz kulaklığını çıkarıp müzik dinlemeye başlayınca bir an bana bakıyor.

-“Dinlemek ister misin?”

Başımı sallıyorum ve gülümsüyorum. Kulaklığının tekini veriyor ve dinlemeye başlıyorum.

Müzik zevkinin kötü olma olasılığı olmadığını biliyordum ama en sevdiğim sanatçılardan birini dinlemesi güzel bir şeydi.

-“Opeth mi dinliyorsun?”

Ağzı kulaklarına varıncaya kadar gülümsüyor. Hareketlerinden heyecanlandığını anlıyorum. Aslında benim için de aynısı geçerli. Kalbim yerinden çıkacakmış gibi. Göz teması kurmakta çok zorlanıyorum. Ellerimle oynamaya başlıyorum aniden.

-“Evet, aşırı severim.”

Bir süre Opeth hakkında konuştuk. Sonra aniden konu değiştirdi.

-“Bu arada, sormak istediğim bir şey var. Fark ettim ki ne zaman yanımda olsan elin ayağına dolaşıyor, heyecanlandığını hatta endişelendiğini hissediyorum.”

Siktir. Ne yapacağım? Yüzümün kızardığını hissediyorum ne yapacağım? Biri beni kurtarsın. Bence tam şimdi otobüs gelmeli.

Sanırım donakaldığımı ve paniklediğimi fark etti. Elini koluma koydu.

-“Sakinleş. Aslında sana bugün söylemeyi düşünüyordum.”

Yola bakmaya başladı. Onun da eliyle oynamaya başladığını görüyorum.

-“Neyi?”

Sesim titredi. Neredeyse kekeleyecektim ama zor durdum.

-“Salak, hala anlamadın mı?”

Neden bahsettiğini anlamadım. Başımı öne eğdim.

-“Utanmana gerek yok, ben de aynı şeyleri yaşıyorum.”

Otobüsüm geldi. Ama onu burada bırakamam. Bir dakika- NE DEDİ O?

-“Ne?”

Tekrar güldü. Kıpkırmızı olduğumu hissediyorum. Sanırım kızaran taraf ben olmamalıydım.

-“Kalbim nasıl atıyor bak.”

Elini uzattı. Parmağımla nabzına baktım. Gerçekten çok hızlıydı.

-“Tamam şimdi anladım.”

Gerçekten büyük bir kahkaha patlattı. Sonra otobüs gitti.

-“Bu sondu. Ne yapacaksın?”

-“Bilmem, yürürüm sanırım.”

-“Bu havada?”

-“Evet, sorun olmaz.”

Beklemediğim bir anda bana sarıldı.

-“Seni cidden seviyorum biliyorsun değil mi?”

Gülümsedim. Gerçekten çok şanslıydım.

-“Evet, şimdi biliyorum.”

Onun da otobüsü geldi. Daha da beklenmedik bir şekilde yanağımdan öptü.

Hızlı adımlarla gitti. O gülümseyip el sallarken bir dakikalığına dona kaldım. Sanırım hayatımın en güzel günü falandı.

——————————————————————

Hepimiz müdüre şaşkın bir şekilde bakıyoruz. Her zamanki gibi bara geldik ama bu sefer farklı.

-“Peki nedenini sorabilir miyiz?”

River durumu kurtarmaya çalışıyordu.

-“Başka bir grubu aldık. Hem siz işleri büyütmüşsünüz, pek bize ihtiyacınız yok.”

Kovulduk. Hemde aşırı sebepsiz bir şekilde.

Sarah elimi tuttu. Grupça dışarı çıktık.

-“Peki şimdi ne yapacağız?”

Hepimiz mahvolmuştuk. Eğer sahne de bizi bir şekilde kovarsa başka bir yer bulamayabiliriz.

-“Başka barlar falan da vardı. Onlara gidemez miyiz?”

Bu fikir Ash’ten çıktı.

-“Evet, bir şansımızı deneyelim.”

O sırada aklıma güzel bir fikir geldi

-“Hey, kabul edilsek de edilmesek de bir sosyal medya hesabı açabiliriz.”

Bu fikir onaylandı. Hesabın asıl admini River olacaktı. Videoları genelde o paylaşacaktı. Veya diğer yorum yada mesaj işleri falan.

-“Belki de kayıt yapmaya başlamalıyız?”

Bu fikir de beğenildi. Zaten stüdyomuzda halihazırda kayıt alabiliyorduk. Hatta yarın bir kayıt almaya çalışacaktık.

Şimdi birkaç mekan gezip evlere dağılmayı düşündük. Instagram hesabını River bugün açacakmış. Yarından itibaren her gün bir video yüklemeye karar verdik.

——————————————————————

Hiçbirine kabul edilmedik. Fazla geç olmadığı için bir de sahne aldığımız organizasyonla görüşeceğiz. Daha sık sahne almak istediğimizi söyleyeceğiz ve bize yardım edecek biri olup olmadığını soracağız.

-“Bir tanıdığımla sizin için görüştüm. Kayıtlarınızı aldıktan sonra ona gönderin. Beğenirse reklamınızı yapacağını ve size yardım edeceğini söyledi. Ve evet, daha fazla sahne alabilirsiniz. Zaten şu an fazla grupla anlaşmamız yok.”

Bu güzel bir haber. En azından sahne alabiliyoruz.

Ayrıca şu an halihazırda 4 şarkımız var ki bu düşük bir sayı değil bence. Sahnede de sosyal medya platformlarımızın reklamını yapar ve orada da şarkılarımızı yayınlarsak belki başarıya ulaşabiliriz.

Fazla durmadan gitmeye karar veriyoruz.

Bu sırada herkes düşünmekle o kadar meşgüldü ki ne Ash ne River Sarah’ın elimi tuttuğunu fark etmedi. Sonradan River heyecanlı bir şekilde vatan gülüşüyle bize baktı.

-“Siz?-“

-“Evet River…”

Cevaplıyorum. Aşırı sevindi ki Ash’in üstüne atıldı. Neredeyse ikisi de yere düşüyordu. Neden bu kadar ilgilendiklerini anlamıyorum.

-“Baştan beri yakıştırıyordum sizi.”

Aynı anda kızardık sanırım. Yürümeye devam ettik.

——————————————————————

Eve gitmeden önce Athena’yı görmek istiyorum. Yine ormana gittim.

-“Yani artık o barda çalmıyoruz.”

Biraz üzülmüş görünüyordu. Yine de beni biraz teselli etti. Bu sırada aklıma bir şey geldi.

-“Athena, kendinden neredeyse hiç bahsetmedin. Mesela elf olmadan önce ne yapıyordun?”

Biraz dalgın göründü önce gözüme. Sonra toparlandı.

-“Normal bir kızdım işte. Arkadaşlarım, ailem, sevdiklerim vardı. Üniversiteyi bitirmiş, işimi elime almış birkaç yıldır aynı ile devam ediyordum. Aşçıydım ve bir restoranım vardı. İşlerim bayağı iyi ilerliyordu ki artık kendi yaşamımı idame ettirecek zamana gelmiştim. Bir nişanlım oldu, onunla evlenecektim. Sonra aynı benim sana yaptığım gibi bir elf rüyama girdi ve beni elf yapacağını söyledi. Çok geçmeden 26 yaşımda elf oldum ve hiç yaşlanmadım.”

Bu biraz kafamı karıştırdı. Yani Athena da beni elf yapmak için mi seçmişti?

-“Elf nasıl oluyorsunuz? Türünüz kendiliğinden çoğalmıyor mu? Sen de beni elf yapmak için mi seçtin?”

Ardı ardına sorduğum sorular onu biraz bunaltmış olacak ama yine de cevaplıyor.

-“Bir çeşit büyüyle insanları elf yapabiliyoruz. Geri dönüşü olmuyor diye biliyorum. Evet, türümüz kendiliğinden çoğalıyor ama böyle bir yol da var istersen reddedebiliyorsun. Aslında hayır, arkadaş aradığım için seçtim. Benim gibi arkadaş arayan ve bu yüzden insan seçen çok arkadaşım var.”

Bu biraz daha her şeyi açıklığa kavuşturdu.

-“Bu arada Sarah ve ben…”

Sanırım söylemeden anladı.

-“CİDDİ MİSİN! TEBRİK EDERİM ADINA ÇOK SEVİNDİM.”

Çok mutlu oluyor. Fazla vakit geçmeden ayrılıyorum.

End of chapter

0 comments

No comments on this chapter yet. Write the first one.