onunda gün okul bitti ve odamdayım...
Hızlıca duşa girdim. Çıkıp pijamalarımı giydim ve saçımdaki havluyla mutfağa girdim. O kadar acıkmışım ki karnımda bir çukur oluşmuş gibi hissediyorum. Hızlıca bir sandviç hazırladım. Saat daha 5 olmuştu bile. Sen de içime alıp odama doğru yola koyuldum tam Meyve suyundan Bir yudum alırken telefonum çaldı. Hızlıca sandviçimi ve meyve suyumu masaya bırakıp telefonuma elime aldım. Annem beni arıyordu "Alo" "alo kızım Eve gittin mi?" "Evet evdeyim." "bizim işimiz daha bitmedi Biraz gecikebiliriz." derin bir nefes alıp gözlerimi duvara diktim zaten Beklediğim bir şeydi bıkkınca soğuk bir sesle cevap verdim. "peki Keyfinize bakın" Annem acele ile konuşmaya devam etti "yemeğini yemeyi unutma görüşürüz" süper! Bugün de evde tekim. gözüm tekrar saati buldu beşi beş geçiyordu. iyice oyalanmıştım Bugün hemen masanın başına oturup Kitaplarımı çıkardım birkaç Kahve molası haricinde hiç kalkmadım.
saat 11'i geçerken iyice midem bulanmaya başlamıştı. okuduğumu anlamam için birkaç defa tekrarlamam gerekiyordu. başım iyice ağrıyıp uyuşmaya başlamıştı. ama bu saatte kalkacak değildim. zaten Eğer yeteri kadar çalışıyor olsaydım bu kadar gerilemezdim. masadan kalkıp derin bir nefes aldım ve günün 3. kahvesini yapmak için mutfağa gittim. Bu sefer daha çok kahve attım, daha çok buz, daha süt. tadına baktım ve refleksle yüzme buruşturdum. demek ki istediğim gibi olmuş. çok acı, birkaç saat yeter bana bu. tekrar masanın başına geçtim ve gece saat ikiye gelene kadar çalışmaya devam ettim. son yarım saat ne çalıştığımı bile farkında değildim.
Ama yine de ısrarla kalkmadım masanın başından. artık iyice gözüm kapanmaya başlamıştı. mecburen masadan kalktım ve Kitaplarımı üste koyup topladım. o sırada kapı kilidi sesi geldi annemler eve gelmişti. Şu an hiç sorularını dinleyecek bir halde değildim. hızla yatağıma yattım ve yorganımı kafama kadar çektim. birkaç dakika sonra kapı sesini duydum. yaklaşık bir dakika sonra giren kişi çıkmıştı yorgana hafif indirerek etrafa baktım masanın üstündeki 200 lirayı gördüm derin bir nefes aldıktan sonra tekrar kafamı yastığıma koydum O kadar yorgunum ki gözlerim yavaş yavaş kapanıyordu...
Sabah kahvaltılık yemek yiyip hızla evden çıktım. Kulaklığımı takıp ders notlarımı dinlemeye başladım ama bir türlü kafamı veremiyordum bu yüzden de kendime çok sinirleniyorum geride olmama rağmen bir türlü çalışıp kafamı veremiyorum derslere birkaç derin nefes'in ardından odaklanmaya çalıştım yürüyüş yapmak istediğim için servise binmemiştim tempolu bir şekilde okula gitmek çok iyi geliyor bana Bu stresleri bir kenara bırakıp temiz hava içime çekerek yürüyüş yaptım.
Sınıftan içeriye girdim ve Duvar kenarında köşedeki Yerime oturdum yürüyüş falan derken vakit kaybetmiştim O yüzden hızla test Kitaplarımı masama çıkardım ne yapacağımı kısaca göz attıktan sonra matematik çözmeye başladım Bugün okulda daha çok çalışmalıydım ki eve gittiğimde kafam daha rahat olsun.
~~~
Hiçbir Teneffüse çıkmamıştım ve 3 derste bitmek üzereydi okuduğumu birkaç defa da anladığımı fark edince Biraz ara vermem gerektiğini Anladım kitabı kapatıp etrafıma bakındım. Bazıları ders çalışıyor. Bazıları da sohbet edip gülüşüyorlardı.
Esneyeceğimi anlayınca elimle ağzımı kapattım. O sırada sınafa yeni gelen çocukla gözgöze geldim refleksle tekrar kitabımı açtım.
Niye gereksiz saçma davrandım ki ben. Ne var bunda?
Test çözerken çaprazımdaki yeni çocuğun ara ara gözlerini üzerimde gezdirdiğini fark ettim. Acaba sırf yakışıklı diye paranoyaklık mı yapıyorum.
Aman her neyse.
~~~
Altıncı derse gitmiştik gün iyice sıkıcılığını arttırıyordu. Edebiyat hocası içeriye girdi. Yerimize oturduktan sonra birkaç kağıt çıkardı çantasından. Derin bir nefes alıp iki elini birbirine vurdu ve konuşmaya başladı. "Evett. Size farklı bir ödev hazırladım. Hem eğlenirsiniz hem de öğretici olur. "
Herkes pür dikkat hocayı dinliyordu.
"Etkinlik yapacağınız bir proje ödevi olacak. "
Sınıftan "of bu ne, 12yiz yaa" Gibi homurdanmalar yükselmeye başlamıştı.
Esra hoca elini masaya vurup "dinleyin bir, size katkı da sağlayacak. Hem hep ders hep ders olmaz. Bu projeye önem verirseniz sınavlarda zorlamayacağım sizi. "
Derin bir nefes alıp konuşmaya devam etti.
"Çocuklar sizleri 6 kişilik takımlara ayıracağım. Zaten sınıfımız 30 kişi kimse dışarıda kalmaz. Herkes kendi grubuyla verdiğim kitaplardan bazılarını seçip okuyacak. Kitaplardan birinin de farklı bir sonda devamını yazacaksınız. "
Aslında gayet mantıklı bir ödevdi. Tek korkum dersleri etkilemesi. Eğer öyle bir durum olursa ödeve devam etmem heralde. Bir de takımları nasıl oluşturacağız ki? Benim sınıfta bir kaç arkadaşım var. Hiç biri ile de o kadar yakın değilim.
Esra hoca sevecen bir sesle devam etti. "Çocuklar bu etkinliği lütfen boş görmeyin o kadar vaktinizi almaz. Ve inanın katkı sağlayacaktır size." Gülümsedi ve kafasını kaldırıp bir şeyler arar gibi gözlerini üzerimizde gezdirdi.
"Takımları ben oluşturacağım çocuklar. "
Yine birkaç homurdanma duyuldu sınıftan. Eda sitemli ve şımarık bir tonda konuşmaya başladı.
"Ya ama hocam biz arkadaşlarımızla grup olacaktik ya. "
Esra hoca sabırla konuştu tekrar.
"Edacığım bu sizin son yılınız yakın olduklarınızla elbet görüşürsünüz. Belki anlaşamayacağınızı sandığınız kişilerle arkadaş olacaksınız. Belki yeni dostluklar kurup birbirinize yardım edeceksiniz. "
Evet takımları kurmaya başlıyorum...