Skip to content

AÇLIK

Chapter 1 · 1 min read

AÇLIK

Chapter 1

Boş Tabaklar

"Günde bir öğün."

Bu cümleyi herkes ezbere bilirdi.

Sabah güneş doğmadan önce uzun kuyruklar oluşur, insanlar ellerindeki metal kaseleri sıkıca tutarak beklerdi. Kuyruğun sonunda ise yalnızca sulu bir çorba ve bayat bir ekmek parçası vardı.

Kimse şikâyet etmezdi.

Şikâyet edenler ertesi gün kuyruğa gelemezdi.

Ana karakter de her sabah olduğu gibi sessizce sırada bekliyordu. Midesi saatlerdir gurulduyordu ama artık buna alışmıştı. Açlık, acı olmaktan çıkıp bedenin bir parçasına dönüşmüştü.

Önündeki küçük çocuk kasesini uzattı.

Görevli, kepçeyi daldırdı.

Kepçeden yalnızca iki patates parçası düştü.

Çocuk gülümsedi.

"Bugün şanslıyım."

Ana karakter başını çevirdi. İki parça patatesin şans sayıldığı bir dünyada yaşıyorlardı.

Sıra ona geldiğinde görevli soğuk gözlerle baktı.

"Kimlik."

Boynundaki metal tasmayı gösterdi.

Görevli numarayı kontrol etti ve çorbayı kasesine boşalttı.

"Bir sonraki."

Hepsi bu kadardı.

Ne isimleri vardı ne de değerleri. Onlar sadece numaralardan ibaretti.

Kasabasına dönerken yolun karşısında siyah camlı, altın işlemeli bir araba durdu. Herkes başını eğdi.

Soylular...

Arabanın kapısı bir anlığına aralandı.

İçeriden yayılan taze ekmek kokusu rüzgârla birlikte sokağa karıştı.

O koku, çorbadan daha ağırdı.

İnsanlar istemsizce derin nefes aldı.

Sonra kapı kapandı.

Koku da kayboldu.

Yaşlı bir adam fısıldadı:

"Bir gün gerçekten doymanın nasıl bir şey olduğunu unuttum."

Kimse cevap vermedi.

Akşam olduğunda ana karakter kırık dökük odasına çekildi. Önündeki boş tabağa uzun süre baktı.

Annesi yıllar önce söylediği sözü hatırladı.

"İnsan açlıktan önce umudunu kaybeder."

O gece uyumaya çalışırken dışarıdan çan sesleri yükseldi.

Üç kez...

Bu ses yalnızca önemli bir şey olduğunda çalardı.

Kapının önüne bırakılmış kırmızı mühürlü bir zarf vardı.

Üzerinde tek bir cümle yazıyordu.

"Yarın gün doğmadan önce Saray Meydanı'nda ol. Bu bir emir."

End of chapter

2 comments