Skip to content

𝐄𝐠𝐞𝐝𝐞 𝐛𝐢𝐫 𝐍𝐞𝐡𝐢𝐫༄

Chapter 3 · 2 min read

𝐄𝐠𝐞𝐝𝐞 𝐛𝐢𝐫 𝐍𝐞𝐡𝐢𝐫༄

Chapter 3

Bencillik miydi?

Eve varmıştım, annem her zaman olduğu gibi evde değildi. Genelde annemi sadece sabahları görürdüm, abim odasında uyuyordu. Sütlaç camın önünde oturuyordu, annem yemek hazırlamamıştı. Büyük ihtimalle işe erkenden gitti. Kendime hızlıca tost yapıp odama geçtim, rahat bir şeyler giydikten sonra çalışma masama oturup tostumu yedim. Saat çoktan 21.00 olmuştu bile, tostumu bitirmiştim. Abim uyanmıştı, odama girdiğinde uyandığını öğrendim.

-“Naber ufaklık?”

-“iyiyim abi sen?”

-“bende iyiyim işte, sana bir hediyem var!”

Ona bakınmaya devam ettim, arkasından hediye paketine kaplanmış bir kutu uzattı. Kutuyu açtığımda, o çok istediğim kulaklığı aldığını gördüm. Bu tamamen aklımdan çıkmıştı, annem ona teşekkür etmemi tembihlemişti. Ayağa kalkıp ona sarıldım, bu pek sık yaptığım bir şey değildi. Abimin şaşırdığını anlamıştım, bana sıkı sıkı sarıldı, “Teşekkür ederim bu iyiliğini hiç unutmayacağım”

-“aldığın harçlığın sana yetmediğini biliyorum, biriktirmekte zorlanıyorsun. Kulaklığı ne kadar beğensende sana pahalı geldiği için paranı kitaplara harcıyorsun, seni anlıyorum. Seni mutlu etmek istedim kulaklığının ses kalitesinin kötü olduğunuda biliyorum. Yük olmak istemediğin için bunu söylemediğinide biliyorum, sadece şunu bil ufaklık sen yük değilsin.” Bu kadarını bildiğini bilmiyordum, ağzım açık kalmıştı. Gözümden yaş akmaya başlamıştı, bunu durduramıyordum. İlk defa bu kadar zayıf hissetmiştim, ailemizin durumu çok iyiydi ancak bir şeyler isteyerek bencillik yaptığımı düşünüyordum. Onlar bana ellerinden geleni verirken benim daha fazla istemem bencillikti, ben öyle düşünüyordum.

-“Ağlayabilirsin ufaklık, zor zamanlardan geçiyorsun, babamızın hayatını maf ettiğini hepimiz biliyoruz. Sadece üstesinden geliyormuş gibi davranıyorsun, annem bunun farkına varamayacak kadar meşgül ama unutmaki bir abin var ve suçsuz olsan bile arkanda duracak bir abin var.” Ellerim titremeye başlamıştı. Göz yaşlarım istemsizce akıp gidiyordu, bedenimin ağırlaştığını çok iyi hissediyordum. Hıçkırıklarımın sakladığı çığlıkları bir birini yiyordu, abimin bana daha sıkı sarıldığını hatırlıyorum. Çok güçsüz hissediyordum, sanki şimdiye kadar benim anlatmama rağmen her şeyi bilen birisiyle değilde, yaralarımı saran bir ruh doktoruyla sarılıyordum. Ruhum pes etmişti, bedenimin pes etmesini bekliyordum. Her geçen gün bedenim ruhumun üzerine toprak atıyordu, ama ilk defa birisi ruhumun üzerine toprak atmak yerine o topraktan aldı..

End of chapter

0 comments

No comments on this chapter yet. Write the first one.