Skip to content

𝙲𝙰𝚂𝚄𝚂

Chapter 3 · 2 min read

𝙲𝙰𝚂𝚄𝚂

Chapter 3

Gözcü ve yükseliş

Kuzey, nefes nefese, karanlık tünelin içinde durdu. Vücudundaki her kas titriyordu, özellikle sol omzundaki kurşun sıyrığı zonkluyordu. O acıyı bastırıp sigara paketinden çıkardığı hafıza kartını dikkatlice, parmak izi bırakmadan, infazcının parçaladığı GPS izleyicisinin bulunduğu yerde açtığı küçük bir yırtığa yerleştirdi. Silahı yanına bıraktığı baygın Voran ajanı, şimdilik tehlike olmaktan çıkmıştı. Kuzey, geride hiçbir iz bırakmamalıydı. Ajanın bileğindeki gümüş zincirli saati çıkardı ve tünelin derinliklerindeki su birikintisine fırlattı. Artık izleme şansı kalmamıştı. Notta yazan üç kelime, zihninde yankılanıyordu: "Gözcü, Yedi Tepede." Bu, basit bir not değildi; bir uyarıydı. İstanbul'un yedi tepesi, şehrin tüm silüetine ve hareketine hâkimdi. Bu tepe noktalarından biri, Kuzey'in ajansının bilmediği bir üçüncü tarafın, tüm buluşmayı izlediği anlamına geliyordu. Bu, Hayalet'in kartı teslim etme riskini göze almasının asıl sebebi olmalıydı: Bilgiyi, onu izleyenlerden kurtarmak. Kaçış Rotası: Sirkeci Kuzey, zamanının kısıtlı olduğunu biliyordu. Birkaç dakika içinde Voran, ajanının sinyalinin kaybolduğunu fark edecekti. Tünelin içinde koşmaya başladı. Hedefi, tünel sisteminin Sirkeci Garı yakınlarındaki bir çıkışıydı. Bu güzergâh, binlerce İstanbullu tarafından kullanılan eski bir kargo yolu olduğu için, acil durumlarda hızlı kaçış imkânı sunuyordu. Tünel, dar ve nemli bir labirente dönüştü. Kuzey, ağır adımlarla yürüyen bir fare kadar sessizdi. Yaklaşık on dakikalık bir yürüyüşün ardından, yukarıdan gelen daha güçlü bir ışık ve rayların ıslak demir kokusunu aldı. Sirkeci’ye varmıştı. Duvardaki gizli bir servis kapağını iterek dışarı çıktı. Kendisini, trafiğin gürültüsü ve insan sesleriyle dolup taşan, canlı bir şehir karmaşasının içinde buldu. Saat gece yarısını geçmişti ama Sirkeci, her zaman canlıydı. Kuzey, hemen ilerisindeki kalabalık bir büfenin köşesine sığındı. Hızla bir gazete alıp omzundaki yaraya bastırdı. Kanamayı durdurmak öncelikliydi, ama daha acil olanı "Gözcü" meselesiydi. İstanbul'un Yedi Tepesi: Sarayburnu (Topkapı) Çemberlitaş Beyazıt Fatih Yavuz Selim (Sultan Selim Camii) Edirnekapı (Mihrimah Sultan Camii) Kocamustafapaşa Bu yedisinden hangisiydi? Kuzey'in ilk sezgisi, en yüksek ve en stratejik tepe olan Yavuz Selim Tepesi'ne (5. Tepe) odaklanması gerektiğini söylüyordu. Orası, Boğaz'ı, Haliç'i ve Karaköy'ü kuş bakışı görebilen tek yerdi. Yedi Tepenin Gizemi Hemen yakındaki tenha bir köşede, cep telefonunu çıkardı. Bu, şifrelenmiş, tek kullanımlık bir cihazdı. Amacı, hafıza kartını açmak için gereken anahtarı ajansından istemekti. Mesajı yazdı: "TEMİZ. KARTE SİSTEME GÖNDERİLİYOR. ANAHTAR GEREK. NOT: YEDİ TEPEDE GÖZCÜ VAR. 5. TEPE'Yİ KONTROL EDİN." Gönder tuşuna basmadan önce, bir an duraksadı. Karttaki bilgi, Hayalet'in dört aylık yokluğunun nedenini ve kimin için çalıştığını ortaya çıkaracaktı. Eğer bu üçüncü taraf ("Gözcü") gerçekten oradaysa, ajansı bile tehdit altında olabilirdi. Bilgiyi göndermek, tehlikeli bir hamleydi. Kuzey, telefonu yere bıraktı ve ayağıyla ezerek parçaladı. Hayır. Bu bilgiyi başka biri görmeden önce, Gözcü'yü kendi başına bulmalıydı. Eğer Gözcü, Hayalet'in düşmanıysa, karttaki veriler tehlikeye girebilirdi. Eğer Gözcü, Hayalet'in ortağıysa, bu, ajansın güvenebileceği tek adamın bile ihanet ettiği anlamına gelirdi. Yaralı omzuna rağmen, bir taksiyi durdurdu. "Abi, Yavuz Selim Camii'ne gidelim. Hızlı olalım, geç kaldım." Taksi, İstanbul trafiğinde ilerlerken, Kuzey, arkasına yaslandı. Artık avcı değil, avlanandı. Gözcü onu görmüştü. Gözcü, onun kaçışını izlemişti. Gözcü, muhtemelen şimdi onun hareketlerini tahmin ediyordu. Kuzey, palto cebindeki hafıza kartını hissetti. Sadece dakikalar içinde, Yavuz Selim Tepesi'ne ulaşacak ve şehrin en yüksek noktasında, kendisini izleyen gölgeyle yüzleşecekti

End of chapter

0 comments

No comments on this chapter yet. Write the first one.