Skip to content

𝑳 𝑨 𝑽 𝑰̇ 𝑵 𝑰̇ 𝑨

Chapter 2 · 3 min read

𝑳 𝑨 𝑽 𝑰̇ 𝑵 𝑰̇ 𝑨

Chapter 2

Cehennem kadar sıcak yeni bir yuva.

Sarayın büyük görkemli kapılarından geçtik. İç tasarımı genellikle krallığı temsil eden şarap kırmızısı rengi ile dekore edilmişti. Güzeldi, sıcaktı ve bir yuva gibiydi ama bana ait gibi değildi. Ben hâlâ bir yabancıydım.

Sarayı biraz daha gezdikten sonra Aiden "diğer katlarda misafir odaları var orayı gezmemize gerek yok sanırım" dedi. Bence gerek vardı çünkü ben onunla beraber aynı odada ve en kötüsü aynı yatakta yatmak istemiyordum ama yinede başımı olumlu şekilde salladım. "Kendi odamıza gidelim o halde." deyip yürümeye devam etti. Bende zorunlulukla onu takip ettim.

Yalan söylemeyeceğim. Saray ve odamızın dekorasyonu gayet güzeldi ama ben önceki evimi tercih ederim. Küçük bir kasabada, gözden uzak yaşamak kesinlikle kraliçe olmaktan daha iyi bir seçenek ama sanırım seçme hakkım yok. "Ne düşünüyorsunuz böyle uzun uzun kraliçem?" dedi Aiden. "Söylesem anlıyacak mısın sanki?" dedim sert ve kendimden emin bir ses tonuyla. "Anlarım neden anlamayayım?" dedi. Anlamazdı tabii. O, bu sarayda doğup büyümüştü yuvasından ayrılmanın acısını bilemezdi. Gözlerimi onun turkuaz ve karşı konulamaz gözlerinden kaçırdım. Çenemi eliyle nazikçe tuttu. Bu adam ne yapıyordu? Yüzümü yüzüne yaklaştırdı nefesini tenimde hissedebiliyordum. Onu itmeli miydim yoksa karşı koymayarak ona teslim mi olmalıydım? Başım düşüncelerin fazlalığı ile zonklarken prensin sesi duyuldu: "Seni burada rahatsız eden nedir?" Beni kahrolası evime geri götür ve kendine her hangi başka birini bul desem beni bırakır mıydı yoksa zindanı mı boylardım? İkilem arasında kalmıştım. Aslında neden tadını çıkarmıyorum ki? Kraliçe oluyorum sonuçta. "Kraliçe olmak biraz karışık geliyor" dedim. Tabi ki yalan söylüyorum. Kraliçeler barolara katılmak ve zarif görünmekle kafayı bozmuş ve tek hayat amacı bu olmuş insanlar. Yani.. En azından bu krallık ta öyle.

"Merak etme herşey kontrol altında sadece tadını çıkar." Öyle yapacağımdan şüphen olmasın. "Peki. Taç giyme töreni ne zaman olacak?" dedim merakla. "3 gün sonra akşam saatlerinde olması planlanıyor." "Neden 3 gün daha erken olamazmı?" dedim yüzüme çapkın bir ifade takınarak prensin ona aşık olduğumu sanması gerekiyordu böylece kendi iradesiyle bana tapacaktı ve ne istersem yapacaktı. Yavaş ve usulca güldü. "İstersen tören tarihini ilerletip hızlıca düzenleyebilirim" dedi. İşte bundan bahsediyorum benden etkilenmiş sin prens "Evet lütfen." Yüzlerimiz hala çok yakındı ve gözleri sürekli bir dudaklarıma bir gözlerime bakıyordu.

"Çok güzelsin 𝑳𝒂𝒗𝒊𝒏𝒊𝒂 büyüleyici bir etkin var ve..bana garip hissettiriyor." Tanıştırayım prens buna aşk denir ama şanssız birisin çünkü duygularımız karşılıklı değil. Daha fazla dayanamadım ve onu yavaşca kendimden uzaklaştırdım. " Biliyorum yeni tanıştık ve beni tanımıyorsun ama ben seni tanıyorum. Herzaman da tanıdım. Küçükken bakıcım bana uyumadan önce seni anlatırdı ve haklıymış dediği kadar güzelsin." Benimi anlatırdı? Beni nerden tanıyorlarmış. "Nasıl beni anlatırdı beni nerden biliyormuş?" dedim sesim istediğimden biraz daha sert çıkmıştı. "Bilmiyorum ama o kadın krallıktan sürgün edildi büyücü yada bir cadı olduğu söyleniyor büyük ihtimalle cadı olduğu için seni biliyordur." O Medruyasa 'dan bahsediyor. Beni büyüten kadından. "Onun siyah uzun saçları, beyaz teni ve çekik gözleri mi vardı?" kesinlikle ondan bahsediyor du "Evet onu tanıyor musun?" "Medruyasa" dedim fısıltıya yakın bir sesle " Medruyasamı? Adı bu mu?" başımı olumlu şekilde salladım.Acaba şimdi ne yapıyordu zaten buraya geleceğimi biliyordu ama üzülmüş olmalıydı. "Um...peki sen biraz dinlen bende gidip tören tarihini düzenliyeyim olurmu? " yapacak başka birşey yoktu saat geç olmaya başlamış hava kararmıştı. Büyük yumuşak yatağa uzandım ve kendimi uykunun kollarına teslim ettim.

End of chapter

0 comments

No comments on this chapter yet. Write the first one.