sara umay@saraumaymasamdaki mumun titrek ateşi ağlıyor, sönecek az sonra. kalemimin mürekkebi silik duruyor eskimiş sarı defterimde. kutsal kitaplarımı dizdiğim raf rutubet kokuyor, evimin kolonları dayanıklığını yitirmiş. yanları dökülmüş, ahşap süslemeli duvar saatimin sesleri yankılanıyor boş odada, çatlamış ellerim kalemi tutmakta zorlanıyor. dudaklarım titriyor. sen yokken evim böyle oluyor. kurumuş gül yapraklarıyla süslediğim çerçevede resmin varmış gibi bakıyorum uzun uzun. çerçeveyi mum ışığına yakın tutuyorum. kumral tenin parıldıyor güneşin altında, saçlarını yarım toplamışsın, güneşin sert ışıklarından korumak için gözlerini, kısılmış göz kapakların. dudakların aralık, en güzelin kanıyla yıkanmış yüzüne bir tutam saç düşmüş, dudaklarının üzerinde, parıldıyor. görüntü bulanıklaşıyor ben uzatırken sana elimi. gözlerimi açıyorum. ne resmin ne de sen varsın. özlüyorum güzelim, çok özlüyorum..


