🖤🤍
Kaos, bir anda başlamaz.
Önce küçük bir şey olur. Bir bakış. Bir cümle. Bir anlık sabır kaybı. Sonra zincir kopar.
O gün o zincirin koptuğu gündü.
Eren bizi merkeze çağırdığında havada zaten bir gerginlik vardı. Dosya büyüyordu, ekip genişliyordu ve herkes bir şeylerin ters gittiğini hissediyordu ama kimse açık açık söylemiyordu.
Ben içeri girdiğimde ortam kalabalıktı. Farklı birimlerden insanlar, masa başında konuşmalar, yarım kalan cümleler… Herkes bir şey biliyor ama kimse tamamını bilmiyor gibiydi.
Karan içeri benden birkaç saniye sonra girdi.
Bunu fark ettim.
Fark etmek istemesem de ettim.
Gözleri odayı hızlıca taradı, sonra bana kaydı.
Sadece bir saniyeliğine.
Ama o bir saniye… fazla uzundu.
Eren yanıma geldi.
“Yeni biri var,” dedi. “Siberden destek.”
Başımı çevirdim.
Masanın yanında biri duruyordu.
Uzun boylu, rahat tavırlı, fazla özgüvenli.
Eren devam etti.
“Emir.”
Adam bana döndü, hafifçe gülümsedi.
“Savcı Derin, değil mi?”
Ben de hafifçe başımı salladım.
“Evet.”
Elini uzattı.
“Emir.”
Elini sıktım.
Normalde tokalaşmalar kısa olur.
Bu biraz uzun sürdü.
Bilinçli miydi, değil miydi bilmiyorum.
Ama ben elimi çekmedim.
“Dosyayı inceledim,” dedi Emir. “Kodlar temiz değil.”
“Ne demek o?” dedim.
“Yani birisi iz bırakmış ama saklamamış. Bu… ya aptallık ya da meydan okuma.”
Ben hafifçe gülümsedim.
“Ben ikinci ihtimali seviyorum.”
Emir de gülümsedi.
“Ben de.”
Bu konuşma sıradandı.
Ama değildi.
Çünkü ben konuşurken bir şey hissettim.
Bir bakış.
Keskin.
Rahatsız edici.
Başımı hafifçe çevirdim.
Karan.
Bize bakıyordu.
Ama bu seferki bakışı farklıydı.
Ölçmüyordu.
İzlemiyordu.
Rahatsızdı.
Ben bakışını fark ettiğimi belli etmedim.
Ama içimde bir şey…
hafifçe kıpırdadı.
“Beraber çalışacağız sanırım,” dedi Emir.
“Zaten herkesle çalışıyorum,” dedim.
“Benimle çalışmak daha keyifli olabilir,” dedi.
Bu cümle…
bilinçliydi.
Ben de bilinçli cevap verdim.
“Henüz karar vermedim.”
Arkamdan bir ses geldi.
“Çok uzun sürmez.”
Döndüm.
Karan.
Yanımıza gelmişti.
Sessizce.
Ama varlığı bir anda ortamı değiştirdi.
Emir kaşını hafif kaldırdı.
“Sen de mi ekiptensin?”
Karan gözlerini ondan ayırmadı.
“Ben zaten içindeyim.”
Bu cümle…
sınır çizmekti.
Emir hafifçe güldü.
“Güzel. O zaman işimiz kolaylaşır.”
Karan bir adım yaklaştı.
“Sanmam.”
Ben araya girdim.
“Konuyu dağıtmayalım.”
Ama aslında dağıtan bendim.
Bunu fark ettim.
Ama durmadım.
Emir bana döndü.
“Dosyada bir IP zinciri buldum,” dedi. “Ama tek başıma çözmem zor.”
“Beraber bakarız,” dedim.
Karan hemen konuştu.
“Gerek yok.”
İkimiz de ona döndük.
“Ne demek gerek yok?” dedim.
“Zaman kaybı,” dedi.
“Kararı sen mi veriyorsun?” dedim.
“Yanlış kararları önlemeye çalışıyorum.”
Bu cümle…
bilerek söylenmişti.
Ben bir adım yaklaştım.
“Benim kararlarım yanlış değil.”
“Henüz sonuçlanmadı,” dedi.
“Senin operasyonların gibi mi?”
Sessizlik.
Bir anlık.
Ama ağır.
Emir araya girdi.
“Tamam, tamam… sakin olun.”
Ama kimse sakin değildi.
Karan bana döndü.
“Onunla çalışmayacaksın.”
Bu cümle…
emir gibiydi.
Ben kaşımı kaldırdım.
“Pardon?”
“Anlamadın mı?”
“Anladım,” dedim. “Ama kabul etmiyorum.”
Emir bu durumu izliyordu.
Gözlerinde hafif bir şaşkınlık, hafif bir eğlence vardı.
Bu da beni daha çok sinirlendirdi.
“Bu senin alanın değil,” dedi Karan.
“Benim alanım her yer,” dedim.
“Değil.”
“Oldu.”
Bu noktada sesler yükseldi.
Etrafımızdaki insanlar susmaya başladı.
Herkes bakıyordu.
Karan bir adım daha yaklaştı.
“Onunla fazla samimisin.”
Bu cümle…
beklemediğim bir yerden geldi.
Bir an durdum.
Sonra güldüm.
Ama bu gerçek bir gülüş değildi.
“Bu seni ilgilendirmez.”
“İlgilendiriyor.”
“Hayır.”
“Evet.”
Emir araya girdi.
“Bakın, ben sadece işimi yapıyorum—”
“Sen karışma,” dedi Karan.
Bu sefer Emir’in yüzü değişti.
“Bana ne yapacağımı söyleme.”
Ben araya girdim.
“Yeter.”
Ama bu “yeter” işe yaramadı.
Çünkü bu artık konuşma değildi.
Bu, güç savaşıydı.
Karan bana döndü.
“Bu dosya oyun değil.”
“Ben oyun oynamıyorum.”
“O zaman neden risk alıyorsun?”
“Çünkü korkmuyorum.”
“Bu cesaret değil,” dedi. “Bu aptallık.”
Bu cümle…
fazla ileri gitti.
Ben gözlerimi sabitledim.
“Ben en azından ne yaptığımı biliyorum.”
“Hayır,” dedi. “Sen sadece inandığını yapıyorsun.”
“Sen de sadece sana söyleneni.”
Sessizlik.
Bu sefer daha ağır.
Etrafımızdaki herkes durmuştu.
Kimse konuşmuyordu.
Karan bir adım geri çekildi.
Ama bakışlarını benden ayırmadı.
“Bu böyle gitmez,” dedi.
Ben de geri çekilmedim.
“Gitmek zorunda değil.”
Emir hafifçe başını salladı.
“Sanırım bu ekip… eğlenceli olacak.”
Ben ona baktım.
Sonra tekrar Karan’a döndüm.
Ve o an şunu fark ettim:
Bu sadece bir tartışma değildi.
Bu…
kontrolün kırıldığı andı.
Ve en tehlikeli şey şuydu:
Hiçbirimiz geri adım atmıyorduk.
🖤🤍
Asklarr nasılsınız
Bölüm nasıldı
Beğenirsiniz inşallahh
Görüşürüz seviliyorsunzzzzz
🖤🤍