تخطٍ إلى المحتوى

Resfeber

الفصل 3 · قراءة 7 دقيقة

Resfeber

الفصل 3

Chapter 3

Alessia Sakinleşen soluklarımızla üzerine uzanmıştım ve şimdi huzurlu bir mahmurluk içindeydim. Kesinlikle ölmeden önce yapmam gereken bir şey olduğunu şimdi çok daha iyi anlıyordum. Bu hissi tekrar yaşayamadan ölecek olma ihtimali beni ürpertti. Düşünmeden anın tadını çıkarmaya ne kadar uğraşsam da yakınızda olan ölüm pek de düşünülmeyecek gibi değildi. Yanağımı üzerine yerleştirdiğim göğsünde tıpkı sırtındaki gibi yer yer dövmeler vardı. Çok karmaşık değillerdi ve aşırı fazla da değillerdi. Vücudunun bazı yerlerinde eski yaralar vardı, izi geçmeyecek kadar derin yaralandığı belliydi.İç çekip adamın göğsünde hafifçe kıpırdadım, bana mükemmel bir ilk yaşatmıştı.Kısıkken bile gür hissettiren sesiyle bana soru sorduğunda gözlerimi araladım."Adın ne?""Neden adını bile bilmediğim bir adama adımı söyleyim?""Marco" dedi öfkeyle.Güldüm, çok güzel bir ismi vardı, neden sinirli olduğunu sorgulamadan,"Peki Marco," dedim parmağımı göğsündeki en belirgin dövmelerden birinin şekillerinin etrafında yavaşça gezdirerek. "Neden sadece adını bildiğim bir adama kim olduğumu söyleyeyim? Üstelik cinayet itirafında bulunmuşken."Belime doğru attığı kolu sıkılaşırken, "Yanlış." dedi hırs dolu bir sesle. "Doğrusu adını bildiğin, bekaretimi verdiğin ve hayatını kurtardığın adam olacaktı.""Sıralamasının tam tersi olması sence de çok komik değil mi. Ayrıca bu bekaret işini de çok ciddiye alma. Bu gece sen olmasan başkası olacaktı."Vücudu kaskatı kesildi, belimdeki eli etime gömülecekti neredeyse ama bunun farkında değil gibiydi."Ama ben oldum." dedi. "İlkin ben oldum öyle değil mi?"Sorduğu sorunun saçmalığıyla homurdanmak istesem de şu an bu keyifli anın tadını çıkarmak istiyordum."Öyle," dedim.Hala alkolün etkisini hissediyordum ve bu da beni daha konuşkan hale getiriyordu.Uykulu ve mayışmış bir şekilde ona iyice sokuldum."Sana kocamın iğrenç soyadını söyleyeyim mi Marco?" diye sordum."Bana kendi adını bile söylemedin, kocanın soyadını mı söyleyeceksin?" dedi öfkeyle."Evet, çünkü gerçekten adıma hiç yakışmıyor soyadı, söyleyeyim mi?""Söyleme!""Orlandi, kimliğimde görmek benim için gerçekten katlanılmaz" dedim iç çekerek.Marco duraksadı, gerginliğini hissedebiliyordum."Orlandi mi, umarım kocan doktor falan dır, gattina.""Doktor mu?" Kıkırdadım. "İnsanları iyileştirmekle uzaktan yakından alakası yok.""Siktir, bana kocanın adının Nico falan olduğunu söyle!""Hayır, Fabio."Marco hızla doğruldu, üzerine yayılarak yattığım için beni ittirmiş gibi olmuştu. Homurdandım."Sen Fabio Orlandi'nin karısı mısın?" dedi bu sefer hiç de kısık olmayan bir sesle."Karısı deme." dedim kaşlarımı kaldırarak. "Müstakbel eski karısı.""Kahretsin Alessia, bana Fabio'nun karısının ilkini alacağımı daha erken söyleyemez miydin?" Sesinde ilk defa bu kadar endişe veya dehşet benzeri bir şey vardı. Hayal kırıklığına uğramış gibi duruyordu, ya da onun gibi bir şey işte."Adımı nereden biliyorsun?" dedim hayretle. Sarhoşluk biraz dilimi çözmüş olsa da ne söylediğimi ve ne söylemediğimi gayet net hatırlıyordum. Ona adımı söylememiştim. Ayrıca bana üçüncü kulağım çıkmış gibi baktığını anlamıyordum, acaba Fabio'nun adamı ya da arkadaşı falan mıydı ki? Belki de bana yaşattığı bu geceden sonra onu arayıp yerimi haber verecekti. Ölümüme saatler kalmış olabilirdi, ama bu düşünce bile keyfimi kaçırmıyordu.Öfkeli bir soluk daha bıraktı ve sırtını yatak başlığına dayayarak oturdu. Onun ne yaşadığını umursamadım ve yatağa yastık olmadan kıvrıldım, kapanan gözlerime daha fazla karşı koyamazdım.Uykudan iyice içime kaçan sesimle mırıldandım;"İnsanlar tek gecelik ilişkilerinde hep birbirlerine lakap mı bulurlar, Marco?"Cevap vermedi, ya da uyuduğum için duyamadım.***Telefonumun zil sesi kulaklarıma dolunca zorlukla gözlerimi açtım ve yataktan kalkıp sırt çantama ulaşmaya çalıştım.Bacaklarımın arası sızlıyordu ve başım çatlıyordu. Neyse ki her şeyi hatırlıyordum ve nerede uyandığımı biliyordum. Çantadan çıkardığım telefonu alıp yatağa oturdum ve aramayı açtım. Açar açmaz kulağıma dolan yüksek sesle yüzümü buruşturdum."Kızım sen nerdesin ya, kaç saattir bekliyorum pansiyonun girişinde, mesajlarıma da bakmıyorsun. Açım uykusuzum çok kötüyüm ya.""Geldin mi?" dedim şaşkınlıkla. Dün telefonu aldığımda mesajla Fabio'dan kaçtığımı ve attığım konumda olduğumu söylemiştim Amara'ya. Hemen atlayıp geleceğini tahmin etmem gerekirdi.Marco yatakta doğrulmuş uyku mahmuru gözlerini kısmış beni izliyordu."Tamam ben geliyorum hemen, bekle." deyip telefonu kapattığımda sorgular bir ifadeyle beni izliyordu.Onu umursamayıp yerdeki elbisemi üzerime geçirdim. Saten iç çamaşırım parçalanmıştı, en azından elbisem tek parça olduğu için mutluydum.Banyoya girip yüzümü yıkarken Marco da banyoya gelmişti. Üzerinde sadece iç çamaşırı vardı. Ağzımı çalkaladım ve aynada kendime baktığımda çığlık attım. Boynumun sağ tarafı mosmordu. Ve öyle ceviz büyüklüğünde falan değil bayağı bir elma kadar büyüklükte bir morluktu."Bu ne?" diye cırladım. "Ne yaptın sen bana?"Bir şeyler homurdandı, ama nedense hiç yaptığından rahatsız olduğunu hissetmiyordum."Ne yapacağım şimdi ben?" diye yakındım."Fondötenin yok mu?"Hızla ona döndüm."Bu kadar morartacağını önceden söyleseydin gelmeden bir tane alırdım."Her an gülecek gibi duruyordu, bunun beni sinir etmekten başka bir işe yaramayacağını bildiğim için onu umursamaktan vazgeçtim. Aynada son bir defa daha boynuma baktıktan sonra banyodan çıkıp dış kapının yakınlarında bir yere fırlattığım ceketimi giydim, ve önünü boğazıma kadar kapattım.Sonra ben niye saklıyorum ki dedim kendi kendime, insanların düşüncelerini neden umursayayım ki? İleride karşılaşma ihtimalimin bile düşük olduğu insanları tekrar göremeyecek kadar kısa bir ömrüm kalmışken üstelik.Kendimi son derece haklı bularak ceketi üstümden çıkardım, ve Marco'nun hala banyoda olmasını fırsat bilerek çantamı aldığım gibi evden çıktım.Vedalaşmanın gereksiz ve saçma olduğu bu durumda kapıya gelmesini, ya da bir şeyler söylemesini istemiyordum, o yüzden kapıyı hızla arkamdan kapattım.Asansörü yukarı çağırmak için tuşa bastığım esnada kapıları açıldı, ve sarışın bir adam sanki aceleden beni görmüyormuş gibi asansörden koşar adım çıktı.Asansör kapılarını kapatma girişimiyle bana kendini hatırlatana kadar binmeyi unuttuğum saniyeler boyunca, sarışın adamın az önce çıktığım evin kapısına attığı tekmeleri şaşkınlıkla izledim.Marco'nun kapıyı açtığını görmeden asansöre bindiğimde telefonum tekrar çaldı."Alo."Amara'nın telaşını görmediğim halde çok net hissettiren sesi ile dikkat kesildim."Alessia sakın pansiyona gelme, Fabio burada.""Ne?"Sabah erkenden aç karnına öleceğime inanamıyordum."Evet, ben görünmeden valizini alıp çıktım.""Sen neredesin şu an?""Bir tane parkta oturuyorum konumu attım sana.""Tamam, geliyorum."Telefonu kapattım ve asansörün açılan kapısından koşarak çıktım.Bu kadar tenha olan üstelik kimlik numaramla isim soy ismimden başka bir bilgimi bile vermediğim bir pansiyonda, beni bu kadar hızlı bulmuş olması cidden takdire şayandı.Bulduğum ilk taksiyi durdurarak konumdaki parka gittim ve daha girmeden gözlerimle taradığım parkta fark ettiğim arkadaşımın yanına koşup sımsıkı sarıldım.Benim için bu kadar riskli ve tehlikeli olmasına rağmen kalkıp buraya gelmiş olması, üstelik bunu istememiş olmama rağmen kendisinin düşünmesi beni çok mutlu etmişti.Birbirimizden ayrılıp banka oturacağımız sırada beni durdurarak kolumu tutması ile ona döndüm. Ne olduğunu soracakken boynuma kilitlenmiş dehşet dolu bakışlarından durumu kavrayarak rahat bir şekilde oturup arkama yaslandım. O sessiz çıkarmaya çalıştığı bir çığlıkla yanıma otururken;"Fabio sana ne yapmış böyle?" Dedi. "Eğer bunun için kaçıyorsan kaçmakta çok haklısın arkadaşım.""Bunun için kaçmadım, zaten bunu da Fabio yapmadı.""Fabio yapmadı mı? Başka biriyle mi birlikte oldun? Gerçi bunu bir insan yapmış olamaz ama.""Yakışıklı bir vampir yaptı."Bön bakışlarla bana bakmaya başlayınca ofladım, sanırım vampir olayını ciddiye almıştı ve doğal olarak hiçbir şey anlamamıştı. Amara fantastik filmlere, özellikle vampir konulu olanlara bayılırdı. Dünyanın en saçma ve anlamsız filmi de olsa içinde vampir varsa izlerdi. Kitap okumayı sevmezdi, ama içinde vampir konusu varsa okurdu. Sırf vampir konusundan oluşan bir kütüphanesi vardı. Ve ben tutup böyle bir insana Vampir demiştim, üstelik Yakışıklı bir Vampir.Yaptığım espriden pişman olarak şapşallaşan ifadesine baktım. Sürekli olay anlatmak çok sıkıcıydı. Benim için endişelendiğini biliyordum ve yıllardır süregelen dostluğumuz göz önüne alındığında kesinlikle öğrenmeye hakkı vardı. Kendimi zorlayarak gerçekten dünyada bir vampir olduğuna inanmasını engellemek için özetle olayları anlattığımda bir süreliğine vampirleri unutmuştu. Şimdi Fabio'ya inanılmaz öfkeli, ve her an ağlayabilecek bir ruh halindeydi."Sakın ağlama," dedim. Buna şahit olmak istemiyordum."Resmen karşıma geçmiş bana ben her an ölebilirim ve sen de buradan git diyorsun. Bunları sadece duymak bile ne kadar korkunç biliyor musun? Rüyamda görsem ağlayarak uyanırım belki haftalarca toplanamam."Kendisini sıkmasına rağmen gözyaşları yanaklarına süzülünce ona kollarımı doladım;"Sen harika bir arkadaşsın biliyorsun değil mi?""Biliyorum."Amara çocukluğumuzda biraz çekingen ve kendini ezik hisseden bir çocuktu. Ona harika bir arkadaş olduğunu ne zaman söylesem utanıp ne yapacağını şaşırdığını fark ettiğimde, ona sadece biliyorum demesini söylemiştim. O günden beri aramızda kendimizce bir şey kalmıştı. Teşekkür ederim'i hep biliyorum'la değiştirdik.Saçların çok güzel. Biliyorum.Seni çok seviyorum. Biliyorum.Zihnimizde aynı anıların canlandığını bilerek içimiz acıya acıya güldük.İçinde bulunduğumuz durumu hatırlayınca anıları hatırlamayı bırakıp;"Bak," dedim. "Hemen buradan gitmen lazım, bu işlere bulaşmanı istemiyorum bu benim başka biriyle beraber verebileceğim bir savaş değil."Gözlerini devirdi, ağlamamak için böyle davrandığını bilmek canımı acıtıyordu."Biliyorum, biliyorum gideceğim. Ama önce şu vampir kimmiş anlat bakalım."Sırıttım;"Kim olduğunu bilmiyorum ama ölmeden önce kesinlikle yaşamam gereken bir deneyimmiş.""Nasıldı, nasıl biriydi.""Çok koyu lacivert gözleri vardı, tipi fena değildi ve en önemlisi erkeksiydi. Ama Fabio'nun adını duyunca gerildi ve ben söylemediğim halde adımı biliyordu.""Fabio'nun adamı falan olabilir mi acaba?"Katil olduğu detayını geçmeyi unuttuğumu fark etsem de bir de o konuyu detaylı detaylı anlatmaya üşendiğim için görmezden geldim."Bilmiyorum, ama benim de aklıma gelmedi değil. Her neyse ben yakalanmadan kendime bir yer bulsam iyi olacak."Son kez heyecanla bir şey konuşmuştuk muhtemelen, ve son kez sarılacaktık. Sıkıca birbirimize sarıldığımızda ne bir sevgi ne de bir veda sözcüğü söyledik birbirimize.Dilimizle söylemediğimiz her şeyi kalplerimiz duyuyordu zaten…

نهاية الفصل

0 تعليق

لا توجد تعليقات على هذا الفصل بعد. اكتب أول تعليق.