تخطٍ إلى المحتوى

quote

الفصل 2 · قراءة 3 دقيقة

quote

الفصل 2

2. Bölüm

hyunjin bahçedeki çiçekleri ve etrafı incelerken yanına bir grup çocuğun geldiğini fark etti ve irkilerek onlara baktı, 5-6 kişiden oluşan bu grubun önündeki mor saçlı olanın liderleri olduğunu tahmin ediyordu. daha yeni gelmişti okula, bunların onunla ne derdi olabilirdi ki? sanırım okula yeni gelen herkese bunu yapıyorlardı, bir gelenek gibi diye düşündü ve korkmamaya çalıştı hyunjin. yine mor saçlı olanın elindeki çakıyı ona doğru göstermesiyle irkildi, kaçmak için bir hamle yaptı ancak çocuğun onu omzundan tutarak duvara sertçe yapıştırmasıyla etkisiz kaldı.canı az da olsa acımıştı, yüzünü buruşturdu ve hareket etmeden yerinde öylece kaldı. rahatsız edici bir şekilde hyunjin'in vücudunu inceliyordu liderleri, en son elindeki çakıyla hyunjin'in eline yavaşça, küçük ama acı veren bir çizik attı ve grubuna bir işaret yaparak onları da peşine takıp yürümeye başladı, ancak hyunjin'in ona seslenmesiyle fazla gidemeden tekrar arkasına döndü. yüzünü buruşturmuş, kanayan elini tutan hyunjin ona bağırınca.

H: hey, mor saçlı olan.. yeni gelen birine bıçak çektiğine göre fazla cesaretlisin bakıyorum? en azından ismini söyleseydin.

diğerlerini uzaklaştırdı, ellerini cebine koyarak yavaş adımlarla hyunjin'in yanına doğru ilerledi. sonunda yanına ulaştığında bir elini hyunjin'in saçına uzatarak oynamaya başladı ve sadece bir cümle fısıldadı.

M: lee.. lee minho. Tanıştığımıza memnun oldum küçük.

hyunjin kendisine böyle hitap edilmesiyle afallamıştı, dışarıdan gerçekten küçük biri gibi mi gözüküyordu? duymayacağını bile bile arkasından bağırdı minho'nun, ama nafile.. minho çoktan arkadaşlarını toplayıp uzaklaşmıştı, bir yandan da hyunjin'i böylesine aşağıladığı için keyiflenmiş olmalıydı.

H: hadi ama, aynı yaşta olduğumuzu zannediyordum..

ders zilinin çalmasıyla hyunjin tekrar sınıfa döndü ve arka taraftaki sırasına geçip oturdu, öğretmeninin anlattığı uyku getiren, sıkıcı konuyu dinlemeye başladı.

bir kaç saat sonra zamanın nasıl geçtiğini anlamasa bile ders bitmişti, herkesin eşyalarını toplamaya başlamasıyla hyunjin irkildi ve kendine geldi. ağır hareketlerle çantasını toplayıp tek koluna taktı ve yavaş adımlarla sınıftan uzaklaştı.

dışarı çıktığında ablasının onu almaya geldiğini gördü ve gülümseyip el salladıktan sonra yanına yürüdü.

H: merhaba, seni buralarda görmek ne kadar güzel! hangi rüzgar attı seni buraya?

J: Çok konuşma, eve gidelim hyunjin seninle konuşacaklarımız var.

hyunjin kaşlarını çattı ve dudağını büküp omuz silkti, evin yoluna doğru yürüyen ablasını peşinsıra takip etmeye başladı.

yaklaşık 15 dakika kadar sonra eve gelmişlerdi, ablası evin kapısını açmak için kozmetik dükkanından farksız olan çantasında evin anahtarını ararken hyunjin de ellerini arkasında birleştirmiş yerdeki çakıl taşlarını inceliyordu. kapı açılınca hyunjin sıcak havadan klimalı eve geçmenin sevinciyle kendini içeri atıp favori koltuğuna yayıldı, ablası ise karşısındaki koltuğa geçti ve ellerini dizlerinde birleştirip hyunjini baştan aşağı süzmeye başladı. bir süre bu böyle devam etti, hyunjin rahatsız olmaya başlayınca kaşlarını çalarak ablasına sordu.

H: abla ne oldu, niye öyle bakıyorsun? bir şey mi yaptım yoksa yine?

ablası dalmıştı, hyunjin'in sözüyle kendini toparladı ve gözlerini hyunjin'inkilere kitleyerek konuşmaya başladı.

J: kimdi o yanındaki mor saçlı serseri ve çetesi? bugün okula işlerimi halletmek için gelmiştim ancak seni onunla görünce bir bakayım dedim.. hareketleri ve gülüşü hiç hoşuma gitmedi, ondan uzak dur hyunjin.

nefes almadan arka arkaya bunları söylediği için yorulmuştu jisoo, üstünü başımı silkeledi ve hyunjin'den gelecek cevabı dinlemeye başladı. hyunjin ise ilk başta ablasının ne demeye çalıştığını idrak edememişti, ancak sonra anlamıştı ve cevabını kafasında toparlamaya çalıştı. içinden de " umarım jisoo o çocuğun elime çakıyla çizik attığını görmemiştir.. " diye geçiriyordu.

H: tamam, bundan sonra dikkat edeceğim. bana karşı yanlış bir hareketi olursa okul idaresine bildiririm zaten.. beni bu kadar düşünmene gerek yok jisoo.

hyunjin'in bu sözleriyle jisoo gözlerini devirdi ve ayağa kalkıp her zaman yaptığı gibi odasına kapattı kendini.

ablasının ardından bakakalan hyunjin de yapacak bir şey olmadığı için odasına ilerlerken aklında tek bir şey vardı.

minho hyunjin'in yanındayken duvarın kenarındaki öğrenciler neden kıkırdayarak ikisini izleyip, fotoğraf çekiyorlardı?

نهاية الفصل

0 تعليق

لا توجد تعليقات على هذا الفصل بعد. اكتب أول تعليق.