uzun bir lise yılının ilk günüydü, öğrenciler tatil havasından çıkamadıkları için ilk hafta biraz zor ve yorucu olacaktı. sabah herkesin alarmının aynı saatte çalmasıyla birlikte öğrenciler her günkü rutinlerini uyguladılar, hazırlandılar ve o sabah okulun kapısında buluştular.
küçük bir açıklama yapmak istiyorum, kitaptaki şiddet olaylarında üyelere hiçbir nefret duyulmamaktadır.
12. sınıflardaki herkes sınıfa yeni gelecek öğrenciyi merak ediyordu, daha dersin başlamasına 15 dakika vardı. etraf, onun yakışıklı olup olmayacağını düşünen kızlar ve onun erkek veya kız olup olmadığını tartışan erkeklerle doluydu. tam bu sırada okula bir öğrenci girdi ve kimseye görünmemeye çalışarak ilerledi. maalesef bu çabası boşa çıktı, çünkü zaten diğer 12. sınıflar onu farketmişti. yanına gidip konuşmasalar bile onu baştan aşağı şöyle bir süzdüler. yeni çocuk bu tepkilerden biraz rahatsız olmuştu, ama daha yeni olduğu için söz hakkı olmadığını düşünüyordu ve şimdilik susmaya karar verdi.
ders zili çaldığında herkes sınıfına ilerledi, o da rastgele bir 12. sınıfa ilerledi. bunun sorun olmayacağını düşünüyordu. öğretmen gelince herkes saygı gereği ayağa kalktı ve öğrenciler hafifçe eğildiler. öğretmen pek güler yüzlü bir insandı, yeni gelenin içi rahat etmişti bu yüzden. içinden bunları düşünürken öğretmen direkt olarak onu hedef aldı, ve bir baş hareketiyle konuşmasını istedi.
sen yeni gelen çocuk olmalısın.. bize kendini tanıtmaya ne dersin genç adam? böylece sınıf arkadaşların da senin kim olduğunu öğrenebilir.
utanarak ayağa kalktı ve kafasını önüne eğerek anlatmaya başladı.
adım hwang hyunjin, 19 yaşındayım ve buraya busan'dan geliyorum. başka da söylemem gereken bir şey yok sanırım? memnun oldum.
birkaç öğrenci kıkırdarken o ne olduğunu anlamamıştı, kendini aptal gibi hissetmişti. soru soran bir yüz ifadesiyle doğruca öğretmenine baktı ve öğretmenin hafif, onaylayan baş hareketiyle yerine geçip oturdu. ders şimdiden sıkıcı geçecek gibi görünüyordu. kafasını sıraya koyup biraz uyuklamaya karar verdi. arka sıralarda oturduğundan fark edilmezdi zaten.. gözlerini kapatır kapatmaz uykunun kollarına kendini bırakmıştı. kafasını kaldırdığında zil çalmıştı ve öğrenciler dağılmıştı, o da dışarı çıkıp etrafı keşfetmeye karar verdi.