تخطٍ إلى المحتوى

Kurtuluş

الفصل 4 · قراءة 11 دقيقة

Kurtuluş

الفصل 4

Mayitalar

" Ben büyüdüm artık anne. 5 yaşında değilim!

Bana babam ile ilgili gerçekleri söylemek zorundasın! Okuldaki herkesin benimle alay etmesinden bu konuyu yüzüme vurmasından çok sıkıldım, senin bana bir cevabın olmalı ki benim de onlara olmalı benim babam kim bana her şeyi anlatmalısın! çok sıkıldım!"

"Peki, bak sevgili kızım bu konuyu anlamalısın sana anlatabilseydim en başından anlatmaz mıydım?

Lütfen üzerime gelme ve bu konuyu kapat ileride beni anlayacaksın.

" Anne ben ileriye değil şimdi düşünmek istiyorum bana bütün gerçeği anlatmalısın.

Diz çöktü ellerini birbirine bağladı sonra yavaşça kafasına götürdü.

"Anlatamıyorum! Olmuyor!"

Bana döndü.

" O bunu hak etmiyor."

Ağlamaya başladı. O kadar üzgündü ki kıyamadım aşağı indim dizlerimin üzerine.

Kendime çekip ona sarıldım.

" Özür dilerim seni kırmak istememiştim çok özür dilerim."

O günden sonra bir daha açmadık bu konuyu.

Sustuk.

İçimize gömdük.

Ne ben, ne o.

Hayatımıza devam ettik. Babamı düşünmeden o hiç var olmamıştı, artık olmasında gerek yoktu biz birbirimize sahiptik ve ben çok mutluydum ve ben bu mutluluğun da tadını çıkarmak istiyorum.

Madem babamı düşünmek beni mutsuz edecek ben de onu düşünmem!

Annem ve ben hep mutlu o olduk ve olacağız.

_____

O kızı gördüğümden beri ben yerimde dona kalmıştım.

Kız beni fark edince yavaştan geri geri yürüdü okulun kapısının arkasına doğru ilerledi ve siyah kapının arkasına geçti. Ayakları hala görünüyordu. Yani hala orada duruyordu gidip onunla konuşmak istiyordum ama bir anda önümde çıkmış kavgaya mı gideceğime kızın yanına mı gideceğime karar verememiştim.

Ben yerimde dona kalmışken bir yandan " Ege!! Ege!! Dur yapma!" diye bağıran Beste, bir yandan da kaan'a mı yoksa derine mi koşacağını bilmeyen Eda vardı.

Ben kendimi kaptırmış orada durmuşken bir anda onların çığlıklarıyla kendime geldim Derya öğretmen bağırıyordu diğer öğretmenler dersten çıkmış gelmiş öğrencileri ayırmaya çalışıyordu.

Karşı taraf 8 kişiydi bizimkilerse neredeyse okulun erkeklerinin yarısıydı.

En son kazanamayacaklarını anladıklarında bir duraklamaya başladılar .

Okulun kapısından içeri siyah bir araba girdi bir anda durdu ve içinde kapısını bile kapatmadan hızlıca çıkan Ahmet müdürü gördüm. Ne olduğunu anlamaz bir şekilde bir anda kavgaya koştu bağırdı " Gençler durun ne yapıyorsunuz!! Herkes geriye! ayrılın!." Diye emirler yağdırıyordu. Onun sesini duyan birçok öğrenci yavaş yavaş geriye çekildi. En son gene bizim 4'lü kaldı.

bizim 4'lü mü nereden sizin dörtlü oluyor?

Tamam.

Yani Derin, Ömer ,Ege ve Kaan kaldı. sonuçta onlar daha bizim sayılmıyor değil mi?

Ömer Ege'yi çektiğinde Kaan da kendini geri savurdu en son Derin son yumruğu o çocuğun yüzüne attı ve bu sefer Ömer Ege'yi bırakıp derini çekti.

En son tamamen birbirlerine ayırdıklarında çocukların hepsi harabe olmuş bir şekilde birbirine tutuna tutuna kalktılar.

" Bu iş burada bitmedi." derin derin nefesler alıyorlardı.

"Daha sonra tekrar konuşacağız anladın mı? "

Derin bir an atlar gibi oldu ama Ömer elinden tuttu ve

" Derin abi sakin! Abin burada, Ahmet abi burada. Sakin!."

Ömer Derin'i sakinleştirmeye çalışıyordu Derin bir anda geriye çekildiğinde ben kavgaya dalmıştım.

Beste ve Eda kavganın içine doğru koştuğunda Derya hoca elimden tuttu omzuma dokundu "Dora iyi misin kalakaldın öyle" ona döndüm Ben bir an şok oldum sadece iyiyim siz öbürlerine bakın" dediğimde başını salladı revirden gelen birkaç hemşire kavgaya koştu herkesin yüzünde yara vardı.

Belli acı bir dövüş olmuş sonra bir anda aklıma gelenler hemen başımı kapının oraya çevirdim.

Kızın ayakları orada değildi. Gitmiş.

Hemen o yöne doğru gitmeye başladım o sırada bir anda o çocukların da oraya geldiğini görünce bir an durakladım. Bir tanesinin gözü bana kaydı şöyle benim baştan aşağı bir süzdü sonra da yürümeye devam etti.

O kızla konuşma şansım da artık kalmamıştı. Arkamı döndüm ve okulun bahçesini ilerledim çocukların çoğu sınıflara dağılmıştı.

Yarısı da bahçeye dağılmıştı.

Zaten bunlar olurken dersin yarısı da bitmişti derse dönmedik. Herkes, bizim sınıfın hepsi bahçede oturmuş sınıfın erkeklerinin yaralarına sarılmasını izliyorlardı.

Herkes Derin'e aynı soruyu soruyordu.

" O çocuk ne dedi?"

" sen niye onunla kavga ettin?"

" abi sen kavgacı bir insan değildin?"

"Derin abi ne oluyor?"

Eda bile şok içerisinde idi.

"Derin iyi misin?"

Dedi ağlamaklı sesiyle hala soruyordu. Ağlamaya başlamıştı ama ağlaması bir süre sonra kendiliğinden kesilmişti.

Beste oturmuş Ege'nin yaralarını sarıyordu ama tuhaf olan Beste ağlamak yerine ona kocaman gülümseyerek

"Ama nasıl yumruğu çaktın ona.. Harikaydın.."

Bir de tam tersine Ege'yi tebrik ediyordu resmen Ege bunlar memnun olmuş gibi yanına aldı ve anından öptü. Onlar birbirleri ile kıkırdayarak gülüyorlardı.

Eda bu sefer Kaan'a döndü

"Ona engel olmak yerine neden onunla birlikte kavga ettiniz..!

Bizden ya şikayetçi olurlarsa? Hadi Derin abisi müdür olduğu için yırtacak. Hadi bir sürü kişi katıldı için kavgayı belki ufak bir uyarı ile geçirirsiniz diyelim , o da diyelim.!

Kesin bile değil.!

Sonuçta aldığınız yaralar ufak tefek bir şeyler değil. Bir de okul bahçesinde oldu gençlerin içinde polis karışırsa o zaman ne olacak değil mi Derya hocam?"

Derya hoca hepimizin başında durmuş ellerini göğsüne birleştirmiş düşünceli düşünceli bizi izliyordu.

" Eda çok haklı umarım işin içine polis karışmaz.!

Derin bunu senden hiç beklemezdim nasıl olur da okulun ortasında birini döversin. Sen kavgacı bir insan değildin.

İki yıldır öğrencimsin ve senin kavgaya dair bir konuşmanı bile duymadım ne olduğunu öğrenmek istiyorum?"

dediğinde yine bütün bakışlar Derine döndü yüzünü yere çevirdi.

"Söyleyemem!" dedi.

Bir ara bakışları bana kaydı uzun uzun baktı sonra yere döndürdü bakışlarını. Yerden kaldırmadı konuşma boyunca.

Bir şeyler vardı hissediyordum önemli bir şeyler.

Anlatılanlara göre Derin gerçekten kavgacı bir insan değildi. En yakın arkadaşları bile öyle söylüyor. Kolay kolay kimseyi dövmez kimseyle tartışmazdı konuşarak çözmenin bir yolunu bulurdu.

Nereden biliyorsun? Daha bir saat oldu onunla tanışalı.

Bir saat oldu da neler yaşadık şunlara baksana ya.

Kuzeniyle bir erkeğin arasını yaptım.

Bana ilk emir veren insan oldu. Sonra da kavga etti okulun bahçesinde ve girdiğim 2. derste.

Sence bunlar trajedik değil mi?

Kiminle konuşuyorum ben gene?

Kafamı kaldırdığımda sınıfın bazılarından bana baktığını gördüm

Ege bir anda " kızım sen de sınıfa geleli 2 ders oldu neler yaşıyorsun" diye bir anda kahkaha atlattı.

Ömer de "hakikaten ha biz seni unuttuk değil mi? Doğru geleli bir saat olmuş sen nelere şahit oldun. Soğumadın İnşallah okulumuzdan, gitmezsin."

"Doğrusu daha sıkıcı bir okul bekliyordum" dediğimde bazıları kıkırdadı.

"Hadi ama" dedi Eda

" Dora sen yapma bari " kendi kendime kıpırdayıp önüme döndüm o sırada kaan'la bir anda" Dora sen bir ara kapıya gidiyordun ne oldu bir şey mi gördün sen?"

Kaan beni mi izliyordu? Ne ara görmüş benim kapıya doğru gittiğimi?

"Birini gördüm gibi geldi de"

Bu sefer Derin " Kimi?" "anlamadım?"

" Kimi gördün yani?" Derin sorusuyla kaşlarımı havaya kaldırdım "tanıdık birini" cevap vermek istemediğimi anlayınca üstelemedi.

Başını tekrar yere indirdi. Eda Derin'in alnındaki yarayı bitirince kaan'a döndü Kaan'ın elini hemşireler zaten sarmıştı ama ona döndü ve elini tuttu

"iyi misin?" diye sordu nazikçe.

Ay bu kızın nazikliğini ve tatlılığına ölüyorum bu saflık temizlik ve iyi kalplilikle umarım kötü şeyler yaşamasın güzel Eda.

20 dakika boyunca konuştuk sohbet ettik konuyu anlamaya çalıştık ne polisler geldi ne de Ahmet müdürden bir haber. öylece kalakaldık bahçenin ortasında sonrasında ayağa kalktık sınıfa girdik. Derya hoca "siz sınıfta bekleyin Ahmet müdürle konuşup geleceğim" deyip sınıftan çıktı.

Sakince sınıfa girdim yerime oturdum. Derin ve erkekler sınıfın ortasında tahtanın önünde hararetli hararetli konuşmaya başladılar. Derin konuşmuyordu, dinliyordu. Dabırla ve sakinlikle az önceki adamla bu adam bir mi gerçekten? Az önce öfke küpüne dönmüştü. Sanki bir şey onu dürtmüştü. Alslında şu an düşünmem gereken en saçma şey buydu.

O kız kimdi?

Bunlar mayitaydı.

Mayitaların burada ne işi var? Peki ya o erkekler de mi mayitaydı?

O gözlerindeki ateşi sadece ben mi gördüm?

Öyleyse neden ben gördüm?

Peki daha önemlisi o bahçede duyduğum şeyler gerçekten doğru muydu?

Kimden bahsediyorlardı?

O kız kimdi?

Ben bunları düşünürken Eda dürttü beni " Dora! Dora! Öğretmen geldi kalksana!"

kafamı yukarı kaldırıp Derya hoca'ya döndüm

"Çocuklar doğrusu bende ne olduğunu tam anlamış değilim. Kamera kayıtları bir anda devre dışı olmuş. Sizin ne kavganız görülmüş ne de ondan sonrası. Hala da devre dışı yani şikayet etseler bile olsa da bir kanıt yok."

" Ama hocam ya darp raporu alırlarsa? Sonuçta bir sürü tanık var oradan geçenler var kamera kayıtları olmasa bile hala başlar dertte sayılmaz mı?"

" Ahmet müdür konuştum şu an emniyetten bazı arkadaşlarıyla konuşuyor henüz böyle bir konuda ihbar alınmamış ama bildiğim kadarıyla ihbarda bulunacak olsalar şimdiye kadar ihbar etmezler miydi?"

Derya hoca haklıydı. Veya değildi umrumda bile değildi şikayetçi olmayacaklardı işte.

Olsalar bile bu konuyu halledebilecek tanıdıkları vardı, belli.

Kamera kayıtları da yok onlar da tarif edilmiş her türlü uzlaşma ile bitirilebilir bir konu gibi görünüyordu.

Kafamı masaya döndürdüm. Sakin ol! Sakin ol!

Derya hoca gelen mesajla telefona döndü bir süre okudu kaşlarını çattı sonra da

" çocuklar bugün bu sınıf ve birkaç sınıf daha erken çıkacakmış haberiniz olsun eşyalarınızı toplayın ve eve gidin hem dinlenin hem de rahat kafayla yarın gelin okula. Verdiğim testleri de çözmeyi unutmayın iyi günler." dedi sonra gider gibi oldu sonra sınıfa tekrar döndü ve " bir daha böyle bir şey istemiyorum benim sınıfıma yakışmıyor" diye sertçe diretti herkes eşyalarını topladığında ben direkt çantamı sırtıma aldım.

Herkesin yanından çıktığımda açık olan saçımı çantamda duran tokamı çıkarıp bağladım..

At kuyruğu.

Allah'ım doğrusu açık saç zaten sevmezdim annem bana açık saçı çok yakıştırır hele de su dalgasını o yüzden o biraz daha mutlu olsun diye yaptım da denebilir ama ilk günden böyle bir şey yaşayacağımı bilsem net at kuyruğuyla gelirdim.

Neyse erken çıkacağım. Annem de çıkışta gelecekti ve çok para da yok yanımda ama umarım taksiyle halledebilirim okul kapısının dış kapısının yanında durdum. Simsiyah kapıya yaslandım ve bu konuma en yakın taksi durağını aramaya başladım.

Konumdan bulduğum taksi durağının numarasını çevirdim sonra kulağıma götürdüm

"Alo ben şeye bir taksi istiyorum.. şey koleji'ne.. Bir saniye bizim kolejin ismi neydi ya?" dönüp koleje baktım.

Korkmaz yüksek öğretim lisesi ve proje okulu yazıyordu.

" Korkmaz koleji'ne"

"Şu anda hiç boş taksimiz yok yarım saat kadar beklerseniz-"

"Benim o kadar vaktim yok ama"

Adam arka arkaya bahaneler sıralayıca " teşekkür ederim iyi günler deyip" yüzüne kapattım neyse boş ver.

Diğer taksi duraklarını konumdan aramaya çalışırken Eda yanıma yaklaştı

" Eee galiba taksi bulamıyorsun?" diye nazikçe sorduğunda " "Arıyorum" diye cevap verdim telefondan başımı kaldırmayarak.

"Derin ile diyoruz ki istersen seni ve biz bırakabiliriz?"

Başımı kaldırıp yüzüne baktım şirin şirin gülümsüyordu şu kızın gülüşüne hayrandım.

"Şey galiba şu an en iyi seçenek bu gibi duruyor."

Gülümsedi çok mutlu olmuştu galiba.

"Kabul etmeyeceksin diye korkmuştum. Hadi gel."

İkimiz beraber arkaya bindiğimizde Derin arabayı çalıştırdı.

Hem okula gidiyor hem de araba sürmeyi biliyor.

Derin olsa 18'ine girmiş mi ki?

Tabii ben de 18'deyim.

Sınıfın en büyüğü olduğuna göre 18'de vardır.

Herhalde yani.

Umarım.

Umarım mı?

Sana ne?

Ne alaka umarım?

Niye umuyorsun ?

Neden 18'in üstünde olmasını umuyorsun?

Neyse sakin sakin.!

Eda bana döndü

"Eviniz neredeydi?"

" şey adresi daha ezberlemedim dün taşındık ama konumumu bulabilirim. Herhalde."

deyip konuma girdim konumdan adresi ezberledim ve Derin'e gösterdim.

" Burası, bu arada bıraktığınız için teşekkür ederim yoksa yarım saat taksi bekleyecektim."

" sonuçta bizim yüzümüzden eve erken gidiyorsun daha doğrusu benim yüzümden." ama hala tedirgin gibiydi. Tedirginliğinin sebebini de kavgadan olduğunu düşünüyorum.

Sizce yanılıyor muyum?

O adrese bakarak giderken biz arkamıza yaslanmıştık.

Eda bana Instagram hesabından birkaç videosuna fotoğraflarını gösteriyordu. Nasıl çıkıp çıkmadığını soruyordu. Ara sıra gizli gizli fısıldayarak Kaan'ın fotoğraflarını gösterip yorum yapıyordu kendi kendine.

Bir ara derinin Instagram hesabına da girdi hiçbir şey paylaşmamıştı.

Sanırım ondan beklediğim gibi.

Sonuçta az önce onun için bir buz yığını demiştim.

Bir buz yağının fotoğrafları ne olabilir ki zaten. Ya da daha doğrusu olmayan fotoğrafları.

Neyse bugünü de böyle bitirelim.

Evin önüne vardığımızda arabadan indim ve tekrar teşekkür ettim. Derin başını salladı. Eda da " ne demek sonuçta artık kankayız öyle değil mi?"deyip kocaman gülümsedi bu sefer gülümsemesini bugün ilk defa karşılık verdim.

" umarım benimle kanka olduğun için pişman olmazsın." diye düzelttim onu ama içi rahat gibiydi sanki kanka olmamız gerekiyormuş gibi hissediyordum.

İlk defa biriyle bozmadım.

Birbirimize gülümseydik. En son kapıyı kapattım ve arkamı dönüp arabanı ilerisinde durdum.

Derin arabayı geri geri götürdü Ve çıkardı onlar gidene kadar da arkalarından onları izledim.

Sonrasında eve girdim salona geçtim ve çantamı koltuğun üstüne attım.

" Melek hanım evde misiniz ?"diye seslendim.

" Evet Dora hanım, bir dakikaya geliyorum bekler misiniz?" diye seslendi mutfaktan.

Doğrusu harika kokular geliyordu. Çok güzel şeyler yapmış olmalı.

Yine aynı şey oldu.

Bugün kaçıncı defadır oluyor.

Oturduğum yerde diz çöktüm. Koltuğun arasında çenenin pozisyonu aldım.

Her yer sallanmaya ya da benim başım dönmeye başladı.

Bilmiyorum.

Tek bildiğim ayakta duramadığım da

" Melek hanım Melek hanım siz de hissediyor musunuz?" diye çığlık atmaya başladım.

"Her yer.. Her yer sallanıyor.!?" deyip nefes nefese kaldım.

içeriden yanıma doğru koştu

"iyi misiniz?!" deyip beni sehpayla koltuğun arasından çıkarıp gözüme baktı.

" Sakin olun! Sakin olun!"

" galiba başım döndü. Bir anda ne olduğunu anlayamadım" diye nefes nefese anlatmaya başladım.

" Tamam sakin! Çok güzel tarhana yaptım. Antep'ten gönderdi bizimkiler. içireyim sana biraz rahatla sonra burada uzanırsın. Yorgunsun herhalde ondandır. Tamam mı?"

Başımı salladım koltuğa yavaş uzandım. İçeri gitti pike getirdi ve üzerime attı.

Ne oluyordu bilmiyordum ama iyi hissetmiyordum. Uzun zamandır hissetmiyordum ama bugün bir farklıydım.

Çok farklıydı çok daha farklıydı

Sonra kendimi uykuya bıraktım sakince.

Belki de biraz uyku her şeye geçirebilirdi.

Biraz uyku sadece.

Gözlerim birbirlerine daldığında yorgun göz kapaklarımı birbirine değdirmesi için serbest bıraktım ve derin bir nefes verip uykuya daldım...

____

Ne kavgaydı bee

Yanlız bu mayita kısmını kısa kısa kestim diğer bölümlerde daha derin işlemeyi düşünüyorum 😂😂.

Pekii

Bölümü nasıl buldunuz???

Derin neden kavga etti sizce???

Peki o kız gerçekten mayita mıydı???

Sonraki bölümlerde hepsini beraber öğreneceğiz...

Sonraki bölümde görüşmek üzere 👋👋😘🥰

Instagram hesabım 👇👇

@nelifarslan

نهاية الفصل

2 تعليق