تخطٍ إلى المحتوى

KARA

الفصل 2 · قراءة 7 دقيقة

KARA

الفصل 2

Bölüm 2

Işık, karşısında kafeye gelen çocuğu gördüğünde sinirden olduğu yerde kaskatı kesildi. Tuğran'ın gözleri hâlâ üzerinde gezinirken bir anda üzerinde yalnızca şort ve sütyen olduğunu hatırladı.

Hızlıca odasına geçti. Sinirle eline ne geçtiyse üzerine geçirdi. Tam o sırada kapı açıldı. İçeriye Elif'le birlikte Kara girdiğinde Işık'ın kanı iyice beynine sıçradı. Öfkesinden burada ne yaptıklarını bile sormayı unutmuştu.

Elif, arkadaşının yanına gelip gülümseyerek konuşmaya başladı.

"Canım, Tuğran benim erkek arkadaşım. Bu da abisi Kara. Seni onlarla tanıştıracaktım ama uyuduğun için uyandırmak istemedim. Ben de Kara'ya otoparkı göstermek için aşağıya inmiştim."

Kara denilen adam gözlerini Işık'a dikmiş, öylece ona bakıyordu. Işık ise tam tersine burnundan soluyordu.

Sesini sakin tutmaya çalışarak Elif'e döndü.

"Bu eve benden habersiz birilerini getireceğini düşünmemiştim."

Elif'in yüzündeki gülümseme yavaş yavaş soldu. Gözlerini arkadaşından kaçırarak başını hafifçe eğdi.

"Gerçekten özür dilerim, canım. Haber vermeliydim."

Işık, başını olumsuz anlamda sallayarak kapıya doğru ilerledi. Ancak tam çıkacakken kolundan tutuldu. Dönüp kolunu tutan kişiye baktığında Elif'in dolu gözlerle kendisine baktığını gördü.

"Işık, gerçekten özür dilerim."

Işık, arkadaşının yüzüne birkaç saniye baktıktan sonra iç çekti.

"Sorun yok. Dışarı çıkacağım. Size iyi eğlenceler."

Bunu söyledikten sonra kendini akşamın dokuzunda dışarı attı.

Dışarı çıktığında temiz havayı derin bir nefesle içine çekti ve sakinleşmeye çalıştı.

"Neden bu kadar sinirlendin?"

Arkasından gelen sesle gözlerini kapattı.

Şu an sinirinin yatışması fazlasıyla zor görünüyordu.

"Uyanıyorum ve evimde bir erkek var. Üstelik onu tanımıyorum, kim olduğuna dair en ufak bir fikrim yok. Evde yalnız olduğumu düşünerek yarı çıplak dolaşıyorum ve o erkek beni o hâlde görüyor!"

Cümlesinin sonlarına doğru sesinin yükseldiğini fark etmedi bile. Neredeyse bağırıyordu.

Kara, gözlerini bir iki saniyeliğine kapattıktan sonra konuştu.

"Sakin olmayı öğrenmelisin."

Onun bu kadar sakin olması karşısında Işık saçlarını yolacak duruma gelmişti.

Arkasını dönerek karanlık sokağa doğru yürümeye başladı.

Elif'in bir suçu olmayabilirdi ama yine de ona haber vermeliydi. Her şeyi bir kenara bıraksa bile Kara'yı neden kendisiyle birlikte içeriye getirmişti? Otoparkı gösterdikten sonra neden geri dönmemişti?

Işık'ın aklı sorularla doluydu.

Ayakları onu yeniden sahile götürürken bir an bile durmadı.

En ufak şeye bile sinirlenen bir yapısı vardı ve bu, kendi kontrolünde değildi. Sakin kalmakta zorlanıyordu. Ailesinin ölümünden sonra bu durum daha da kötüleşmişti.

Sahile ulaştığında sakinleşmek için denizin kokusunu içine çekti. Ancak bu kez de işe yaramamıştı. Öfkesini bir şeyden çıkarmadığı sürece rahatlayamayacağını biliyordu.

Elini, oturduğu taşın üzerine hafifçe vurmaya başladı. Gözleri ufuk çizgisine sabitlenmişti.

İlk başta hafif olan yumrukları giderek sertleşti. Çok geçmeden ellerinin kanadığını hissetti.

Elini bir kez daha kaldırıp taşa vuracakken bileğini kavrayan parmaklar onu durdurdu.

Işık'ın bakışları hâlâ ufuk çizgisindeydi. Bileğini tutan kişiye bile bakmamıştı.

Ellerini yavaşça gevşettiğinde onu tutan adamın parmakları da gevşedi.

Ardından Kara yanına oturdu.

Elinde yine sigarası ve neden içtiğini bir türlü anlayamadığı sade sodası vardı.

Gerçekten tuhaf bir adamdı.

Kim sigaranın yanında sade soda içerdi ki?

"Sakinleştin mi biraz olsun?"

Kara'nın sesi kulaklarına ulaştığında Işık, gerçekten de biraz sakinleştiğini fark etti. Ancak aynı anda elindeki acıyı da hissetmeye başlamıştı.

Başını onaylarcasına salladı.

Kara, bakışlarını denizden ayırmadan konuştu.

"Sessizliği öğrendiğin gibi sakinleşmeyi de öğrenmelisin."

Işık, histerik bir kahkaha atarak ona baktı. Kara ise hiçbir şey olmamış gibi sodasından bir yudum aldı.

"Neden bunu içiyorsun? O gün de içiyordun."

Adamın yüzünde belli belirsiz bir gülümseme belirdi ancak bu gülümseme kısa sürede kayboldu.

"Sadece fazla yemek yiyorum ve iyi geliyor."

Kara'nın cevabıyla Işık'ın kahkahası sahilde yankılandı. Adam hâlâ ona bakarken Işık gülüşünü durdurmaya çalıştı.

"Gerçekten mi? Oysa farklı bir sebebi olduğunu sanmıştım."

Kara, başını hayır anlamında salladı. Ardından sodasını tamamen bitirerek boş şişeyi kenara bıraktı.

Işık ellerini ceplerine sokmak üzereyken Kara yeniden bileğinden tuttu.

"Yapma! Mikrop kapar. Temizlenip sarılması lazım. Daha önce söylemiştim."

Işık başıyla onayladı ve ayağa kalktı. Kara da onunla birlikte ayaklandı.

Işık önden yürümeye başladı. Kara'nın motorunu göremiyordu. Demek ki buraya yürüyerek gelmişti.

Eve doğru ilerlerken arkasından gelen sesle durdu.

"Nereye gidiyorsun?"

"Eve gitmeyi düşünüyorum."

"Önce elin."

Kara, bakışlarıyla Işık'ın elini işaret etti.

Işık derin bir nefes alarak yanına ilerledi.

Motorun yanına geldiklerinde şaşkınlığını gizleyemedi. Demek ki Kara, motorunu sahile getirmişti. Işık onu biraz önce görememişti.

Kara, motorun oturağını kaldırarak içinden küçük bir ilk yardım çantası çıkardı.

Işık, onun hareketlerini sessizce izledi.

Kara, ilk yardım çantasından pamuk çıkarıp üzerine batikon damlattı. Ardından Işık'ın ellerini ve parmaklarını dikkatlice temizledi. Sonra gazlı beze biraz antiseptik dökerek yaralı bölgeyi sardı.

Işık, onun ne yaptığını başta tam olarak anlayamamıştı. Ancak Kara'nın ellerini temizlemeye ve yaralarını korumaya çalıştığını fark ettiğinde sesini çıkarmadı.

Kara işini bitirdiğinde başını kaldırıp ona baktı.

"Sana sakinleşmeyi öğreteceğim."

Işık, Sen ciddi misin? der gibi tek kaşını kaldırdı.

Kara, elini uzatarak kaşını hafifçe düzeltti.

"Evet, ciddiyim."

Işık gözlerini devirdi.

Bu adam fazlasıyla sakin bir yapıya sahipti. Ancak Işık'ın içinde, bu sakinliğin altında bambaşka birinin saklandığına dair tuhaf bir his vardı.

Bakışlarını Kara'dan çekerek sokak lambalarının aydınlattığı yolda yürümeye başladı.

Arkasından gelen motor sesiyle yürümeyi sürdürdü. Kara, motoruyla yanından hızla geçip gittiğinde arkasından baktı.

Gerçekten değişikti.

Mecazen değil, gerçekten değişikti.

Işık omuz silkti ve eve doğru yürümeye devam etti.

---

Kapıyı açıp içeri girdiğinde Kara'yı burada görmeyi beklemiyordu. Çünkü adam az önce motoruyla çekip gitmişti.

Mutfağa geçerek kahve hazırlayan Elif'in yanına gitti ve yanağına bir öpücük kondurdu.

Tam o sırada içeriden bir ses geldi.

"Hey, o benim sevgilim!"

Işık, sesin geldiği yöne dönerek Tuğran'a baktı. Ardından yanına yaklaşıp tam karşısında durdu.

Sağlam olan eliyle Tuğran'ın yüzüne bir yumruk indirdi. Ne çok sert ne de çok hafifti.

Tuğran, yüzünü tutarak şaşkınlıkla Işık'a baktı.

Kara ise dudaklarını kıpırdatmadan gülmemeye çalışıyordu. Elif'in yüzündeyse büyük bir şaşkınlık vardı.

"Ne oluyor ya?" diye isyan etti Tuğran.

Işık, bakışlarını ona çevirdi.

"Bir dahaki sefere biriyle konuşurken kim olduğunu öğrenip öyle konuş."

Bunu söylerken Tuğran'ın sabah kafede yaptığı terbiyesizliği hatırladığından emindi.

Elif ise hiçbir şey söylemedi. Çünkü Işık bir konuda daha haklıydı: Kendisine evde misafirleri olacağı söylenmemişti.

Işık yeniden Elif'e döndü.

"Ben uyuyacağım. Yeter ki rahatsız etmeyin."

Ardından odasına geçip kapıyı kapattı. Kendini yatağın üzerine âdeta attı. Üzerini örttükten sonra gözlerini kapattı.

---

Genç adam, kızın arkasından yalnızca bakmakla yetinmişti.

Kardeşine atılan yumruk hakkında tek kelime etmedi. Çünkü bunun haksız yere yapılmış bir davranış olmadığını düşünüyordu. Yakını bile olsa haksızlığın en büyük düşmanlarından biriydi.

Tuğran yanından kalkıp mutfağa gittiğinde Kara da oturduğu yerden onlara seslendi.

"Köşemdeyim. Rahatsız etmeyin."

Onun bu sözlerini duyan Elif ve Tuğran, Kara'yı rahatsız etmemeleri gerektiğini biliyorlardı. Bu yüzden ikisi de bir şey söylemedi.

Kara, oturduğu koltukta düşüncelere daldı.

Ne ara buraya geldiğini, kendisini nasıl böyle bir durumun içinde bulduğunu düşünüyordu.

Karşısındaki kadın tam bir hırçındı.

Kara, onun nasıl sakinleşebileceğini düşünürken bugün sahilde yaşananları hatırladı. Işık, sakinleşmek için kendisine zarar vermişti. Üstelik öfkesi çok uzun sürmemişti.

Bir de sessizliği vardı.

Kara sessizliği seven biriydi. Ancak Işık'ın sessizliği hoşuna gitmemişti. Onun sessizliğinde, dile getirmediği çok fazla şey olduğunu hissediyordu.

Ardından genç kadının gülüşü aklına geldi.

Mutlu olduğunda gerçekten içten gülüyor, diye düşündü.

Işık'ın kahkahasını hatırlayınca dudaklarının kenarı belli belirsiz kıvrıldı.

Sonunda kararını vermişti.

Bu kızı sakinleştirecek, ona öfkesini kontrol etmeyi öğretecek ve belki de zamanla biraz daha uysal olmasını sağlayacaktı.

Kara, ellerini yıkamak için ayağa kalktığında gözü kapalı duran oda kapısına takıldı.

Bir süre kapıya baktı.

Ardından yavaşça yaklaştı. Eli kapı koluna gittiğinde içeri girip girmemek arasında kaldı.

Sonunda kapıyı sessizce açmaya karar verdi.

Yatakta uyuyan genç kadına baktı. Işık, tek bir pozisyonda uyuyordu ve uyuduğundan beri hiç hareket etmemiş gibiydi.

Kara'nın bakışları odanın içinde gezindi. Her şey siyahtı. Siyah eşyalar, koyu renkli örtüler ve karanlık bir atmosfer...

Adamın dudaklarında hafif bir tebessüm oluştu.

Kendi karanlığında yaşayan biri daha, diye geçirdi içinden.

O an, Işık'ın da kendisi gibi olduğunu anladığını düşündü.

Genç kız kıpırdanmaya başlayınca Kara, daha fazla oyalanmadan kapıyı kapatıp dışarı çıktı.

Ellerini yıkadıktan sonra yeniden her zamanki yerini aldı.

---

Işık gözlerini açtığında havanın iyice karardığını fark etti.

Boğazındaki kuruluğu gidermek için mutfağa geçti ve bir bardak su alarak koltuğa oturdu.

Sigarasını almak üzereyken masanın üzerinde duran sigara paketi dikkatini çekti.

Önemsemeden kendi paketini açtı ancak içinde hiç sigara kalmadığını görünce bakışları yeniden masadaki pakete kaydı.

Sanırım bunu o bırakmış olmalı.

Kara'ya bir paket sigara borçlanmış gibi hissederek paketten bir dal aldı ve yaktı.

Sigarayı beğenmişti. Belki de artık bundan içmeye başlayabilirdi.

Paketi eline alıp üzerindeki yazıya baktığında markasını gördü.

Parliament Reserve.

Paketi cebine koyduktan sonra televizyonu açtı.

Elif uyuyor olmalıydı. Onu uyandırmak istemediğinden televizyonun sesini kıstı ve kanalları gezmeye başladı.

İlgisini çeken hiçbir şey bulamayınca televizyonu kapatarak odasına geçti. Kulaklığını taktı ve telefonundan bir müzik açtı.

Müziğin ritmine kendini kaptırınca dans etmeye başladı.

Bir süre boyunca bütün düşüncelerinden uzaklaştı. Omuzlarını müziğe göre hareket ettiriyor, kendi kendine eğleniyordu.

Ancak bakışları bir ara pencereye kaydı.

Dışarıdaki gökyüzü yavaş yavaş aydınlanıyordu.

Ve motorunun üzerinde oturmuş, yamuk bir gülümsemeyle kendisini izleyen biri vardı.

Kara.

Işık'ın hareketleri bir anda durdu.

Genç kadın, pencerenin önünde donakalarak ona baktı.

Kara ise motorunun üzerinde rahatça oturmuş, sanki saatlerdir oradaymış gibi onu izlemeye devam ediyordu.

Yüzündeki o kendinden emin gülümseme, Işık'ın sinirlerini yeniden harekete geçirmeye yetmişti.

نهاية الفصل

0 تعليق

لا توجد تعليقات على هذا الفصل بعد. اكتب أول تعليق.