تخطٍ إلى المحتوى

Hacker

الفصل 49 · قراءة 8 دقيقة

Hacker

الفصل 49

Plan

Medya: Havin'in kıyafeti (21/07/2024 Güncellemesi: Görselin aynısını bulamadım, kusura bakmayın yivrılar :) )

"Gel!"

Gelen sesle kapıyı açıp içeri adımladım. Barlas yine bilgisayarın başındaydı. Ona doğru ilerleyerek konuştum.

"N'apıyorsun bilgisayarın başında bu kadar?"

"Şirketin işleri."

"Hmm."

Yanına gelince bende bilgisayara bakmaya başladım. Excel yapıyordu.

"İşin uzun sürecek mi? Gerçekten çok yorgunum, bir an önce uyumak istiyorum."

"Bitti sayılır."

Kafamı sallayıp arkamı döndüm. Tekli koltuklara doğru ilerleyip kendimi bir tanesine attım. Bu koltuklar fazla mı rahattı yoksa bana mı öyle geliyordu?

"Bitti."

Dönen sandalyesinden bana döndü.

"Şimdi senden isteyeceğim şeyler var."

Kaşlarımı çatarak oturduğum yerde dikleştim.

"Ne gibi?"

"Dans etmeyi biliyor musun?"

"Ne alaka?"

"Biliyor musun bilmiyor musun?"

Ne kadar anlamasam da ağzımı açtım.

"Oryantal biliyorum sadece."

Yetimhanede iken bir ara bazı dans hocaları geliyordu. Bunlardan bir tanesi de oryantal idi. Çok sevdiğimden dolayı ne yapıp edip bir şekilde öğrenmiştim. Tabi birkaç yıldır yapmıyordum. Büyük ihtimalle hamlamıştım.

"Güzel. Tam da istediğim gibi."

"İyi de bunun konumuzla ne alakası var? Ayrıca niye istiyorsun?"

"Maske ile bağlantısı olabilecek birini bulduk, Yavuz Kartal. Eğer o adamı yakalayabilirsek Maske hakkında bir şeyler öğrenebiliriz..."

"Tamam da ne alaka dans?"

"Susarsan söyleyeceğim!"

Kafamı sallayıp diyeceği şeyi bekledim.

"Yavuz Kartal'ın bir barı var. Orada oryantal gösterisi yapman için seni içeri sızdıracağız."

"Ne!?"

Hiddetle ona baktım. Tam ağzımı açmışken tekrar konuştu.

"Havin, anladığın üzere adam pe*evenk! Onu etkileyip tuzağa düşürmen lazım. Zaten biz de orada olacağız. Eğer sana bir şey yapmaya kalkarsa devreye gireriz. Ki bence bize kalmadan sen de bir şeyler yaparsın."

"Başka yolu yok mu? İlla herkesin önünde dans mı etmem gerekiyor!?"

"Olabilecek her ihtimali senden önce düşündüm zaten. Hizmetçi olarak içeri sızarsan sana zarar verme ihtimali daha yüksek. Barın çalışanı olarak da içeri sızamazsın çünkü daha çalışan arayışında değil. Mecbur dans edeceksin."

Oflayarak arkama yaslandım. Zırnık istemiyordum! Ya bir şey yapmaya kalkarsa ve Barlas yetişemezse? Tamam, ben de bir şeyler biliyordum ama karşıma hayvan gibi biri çıkarsa yapabileceğim şeyler kısıtlıydı.

"Ya plan doğru işlemezse? Ya bir terslik olduğunu çakarsa?"

"Pe*evenk o sırada başka bir şey düşüneceği için fark edemeyecek. Ha, oldu ki anladı barı basmamız saniyelerimizi almaz."

"Kendine fazla güveniyorsun. Senin elinde onu tehdit edebilecek hiçbir şey yok ama onun seni tehdit edebilecek bir şeyi var, ben!"

"İstediği kadar tehdit etsin. Bir halt yapamaz!"

Derin bir nefes verdim. Nereden biliyor acaba!?

"Emin ol ben de herkesin önünde dans etmene meraklı değilim. Fakat yapacak bir şey yok. Ayrıca sana zarar gelmesine izin vermem."

Kafamı salladım. Zaten kabul etmekten başka çarem yoktu. Maske'yi yakalamak istiyorsam bunu yapmam gerekiyordu.

"Tamam. Ne zaman başlıyoruz?"

"Yarın akşam."

"Biraz erken değil mi?"

"Değil. Ne kadar erken, o kadar iyi."

Oflayarak kafamı salladım.

"Başka bir şey var mı? Aşırı uykum var, bir an önce yatıp uyumak istiyorum."

"Bu gece biraz zor uyursun."

"Niye ya niye!?"

İsyankar sesimle göz devirdi.

"Daha barın krokisini ezberlemen gerek. Ayrıca Yavuz'u hangi odaya götüreceğini de bilmen gerekiyor. Ve şunu bir dene."

Deyip ayağa kalktı. Kaşlarımı çatmış bir şekilde ne yaptığına bakarken dolabına doğru ilerledi. Dolaptan büyük bir kutu alıp bana uzattı. Bir kutuya bir Barlas'a bakıp kutuyu aldım. Barlas tekrar karşımdaki sandalyeye otururken kutuyu açtım. Oha!

"Bedenine uygun olmayabilir. Bir dene."

Kıyafetin birazını kutusundan çıkartıp baştan aşağıya süzdüm.

"Bunu mu giyeceğim!?"

"Evet."

İstemeye isteyeme dediği şeyle bakışlarımı ona çevirdim. Yüzünde memnuniyetsiz bir ifade vardı.

"Şu hallere düşecek insan mıydım ben ya?"

İsyankar sesimle kalkıp banyoya yöneldim. Kapıyı kapatıp kilitledim. Daha sonra da kıyafeti tamamen kutusundan çıkarttım.

"Off!"

Üstümü çıkartıp kıyafeti üstüme geçirdim. Beyaz ve göğüs kısmında fazlasıyla taşlı tuşlu olan bir kıyafetti. Dirsek kısmından başlayıp kolumun sonuna kadar uzanan tülleri vardı. Tam olmuştu.

Aynada kendime bakarken aslında bana yakıştığını düşünmeye başlamıştım. Gerçi bana yakışmayan şey mi var?

Banyonun kapısını açıp odaya doğru adımladım. Barlas'ın bakışları bana yönelirken beni baştan aşağı süzüp durmaya başladı.

"Rahat mısın içinde?"

"Evet."

"Dans edebiliyorsun dimi?"

Bunları söylerken bir kere bile yüzüme bakmıyordu. Barlas böyleyse o Yavuz denen it nasıl bakar kim bilir! Tırsmadım değil şuan.

"Evet. Sadece yüzüm böyle açık mı kalacak? Tül mül bir şey yok mu şu suratımı kapatan?"

"Var."

Bakışlarını sonunda suratıma yöneltmişti. Fakat kısa sürmüştü. Ayağa kalkıp tekrar dolabına yöneldi. İçinden beyaz bir tül çıkartıp bana doğru geldi. Ben, tülü bana vereceğini sanarken o ise tülü kafamdan geçirerek takmaya çalışmıştı.

Tülün ipini arkadan bağlarken bakışları sürekli yüzümde dolanıp duruyordu. Gerçi benimde ondan aşağı kalır bir yanım yoktu. Çok yakınımda durduğu için ister istemez yüzünün farklı yerlerine bakıp duruyordum.

Tülün ipini bağlayıp ellerini aşağıya indirdi. Fakat bir adım bile geri çekilmemişti. Gerçi ellerini indirmesi bile nefesimi tuttuğumu farkına varmama sebep olmuştu. Gözleri kıyafetimde dolaşırken ben ise sadece gözlerine bakıyordum. Kaçıncı kez söyleyişim bilmiyorum ama gözleri çok güzeldi.

Tam ağzımı açmış bir şey diyecek iken kapı çaldı. İkimizin de bakışları kapıya yönelirken Barlas geri çekilerek bağırdı.

"Gel!"

Kapının açılmasıyla içeriye abim ve Tuna girdi. İkisi de beni baştan aşağıya süzerken abim yüzünü buruşturarak konuştu.

"Çok açık bir kıyafet değil mi bu?"

Demek onların da haberi vardı. Gerçi niye haberleri olmasın? Olmaması garip olurdu zaten!

"Oryantal kıyafeti bu geri zekalı! Ne bekliyordun, Adidas eşofman takımı falan mı!?"

Tuna'nın dediği şeyle güldüm. Harbiden doğru söylüyordu.

"Başka yolu yok mu bunun ya? Ben kardeşimi böyle görsünler istemiyorum!"

"Başka bir şey olsa yapardık. Meraklı değiliz bizde!"

Barlas'ın dediği şeyle abim ofladı.

"En azından tül var."

Abimin kendini teselli etme şekline kahkaha attım.

"Dimi bence de!"

Gülerek dediğim şeyle abim de güldü. Tabi pek neşeli bir gülüş olduğu söylenemezdi.

"Sen rahatsın dimi o kıyafetin içinde? Rahat hareket edebileceksin yani dimi?"

"Evet evet rahatım. Tam oldu zaten."

Tuna gülümseyerek ellerini birbirine sürterken kafasını Barlas'a çevirdi.

"Şimdi bir tek barın krokisi mi kaldı?"

"Evet."

Barlas masasının bir çekmecesini açıp içinden büyük bir kağıt çıkardı. Kağıdı masasına doğru sererken hepimiz başına toplandık.

"Şurası dansözlerin hazırlanacağı yer. Burası da sahne. Havin, sen dansını yaptıktan sonra sahnenin arkasına doğru ilerleyeceksin. Senin arkandan da Yavuz denen herif gelecek..."

Lafını kestim.

"Geleceğine nasıl bu kadar emin olabiliyorsun?"

"Sen dansının bir yerinde sahneden aşağıya inip Yavuz'a doğru ilerleyeceksin. Birkaç hareket yapıp kendine arzulat. Kulağına sahnenin arkasında bekleyeceğini falan söyle. Zaten sonrasında kendisi paşa paşa gelecek."

Yüzümü buruşturarak konuştum.

"Kendimi fahişe gibi hissediyorum."

Barlas kısa bir an suratıma baktı. Fakat daha sonra derin bir nefes alıp önündeki kağıtta bir yerleri işaretlemeye devam etti.

"Yavuz geldikten sonra da onu şuradaki odaya çekeceksin. Sakın başka bir odayla karıştırma. Eğer karıştırırsan Yavuz'u yakalayamayız. Hangi odayla karıştırdığını bilmediğimiz için de seni kurtarma ihtimalimiz düşer."

Barlas'ın dediği şeyle yutkundum. Aşırı stres olmuştum şuan. O sırada abimin sert sesi geldi.

"Bir saniye, yani Havin'i kurtaramama ihtimalimiz mi var? Asla olmaz! Bu planı yapmıyoruz! Gerekirse ben kız kılığına girer orada dans ederim ama Havin oraya gitmeyecek!"

Dediği şey başta komik gelse de suratındaki ciddi ifadeyi görünce dudaklarımı birbirine bastırıp gülmemi engelledim. Abimi bu kıyafetin içinde düşünemiyordum!

"Eğer odayı karıştırırsa var, ki o da çok düşük bir ihtimal. Her yerde adamlarımız olacak zaten."

Barlas, insanın içini rahatlatmayı hiç beceremiyordu.

"Hayır, dedim! Olmaz!"

"Abi sorun değil. Karıştırmam zaten. Görsel hafızam iyidir benim."

Araya girmem gerekiyor gibi hissetmiştim. Tam abim konuşacak iken tekrar ağzımı açtım.

"O Maske denen herifi yakalamak istiyorsak yapmam gerekiyor. Ayrıca ben üçünüze de güveniyorum. Bana bir şey olmasına izin vermezsiniz. Yani... bir zahmet vermeyin!"

"Tabiki de vermeyiz! Orası ayrı konu! Ama..."

Lafını kestim.

"Abi ben senin kadar gerilmiyorum. Bir şey olmayacak merak etme. En fazla ne olabilir zaten?"

Yalan! Şu odadaki herkesten daha gerginim!

Abim derin bir nefes alıp kafasını salladı. Fakat o kadar isteksiz görünüyordu ki!

"Tamam başımın belası tamam!"

"Aşk olsun, ne alaka şimdi?"

Abim bir şey demeyip krokiye döndü. Bende bakışlarımı krokiye çevirince Barlas tekrar konuşmaya başladı.

"Onu doğru odaya çektiğin zaman biz devreye gireceğiz. Zaten odada saklanan iki adamım olacak. Sana bir şey yapmaya kalkarsa saklandıkları yerden çıkacaklar."

Kafamı salladım. Basit gibi gözüküyordu aslında. Sadece odayı karıştırmamam gerekiyordu.

"Şimdilik bu kadar. Yarın yine konuşuruz."

Barlas'ın dediğiyle hepimiz onaylayan mırıltılar çıkardı.

"O zaman yarına kadar görüşürüz gencolar!"

Abimin bağıran sesiyle Tuna kafasına vurdu.

"Bağırma geri zekalı bağırma!"

"Niye vuruyorsun ama Tuna aşkom? Bak benim canım acıdı."

Abimin dudağını büzerek dediği şeyle ben gülerken Tuna ise tekrar kafasına vurmuştu.

"Düzgün konuş lan!"

"Ben bunu çıkartayım mı?"

Sorduğum soru ile üçünün de bakışları bana döndü.

"Yok canım ne çıkartması, onunla yat sen!"

Abimin dediğine göz devirdim. Barlas'a dönüp ağzımı açtım.

"Sana mı vereyim yoksa bende mi kalsın?"

"Bana ver. Berfin görmesin."

"Tamam."

Banyoya doğru ilerledim. Kapıyı arkamdan kapatıp kilitledim. Hızlıca önce tülü sonra da kıyafeti çıkartıp normal kıyafetlerimi giydim. Kıyafeti de kutunun içine koydum. Daha sonrada banyodan çıkıp odaya doğru adımladım. Abim ve Tuna çıkmıştı.

Kutuyu Barlas'a uzattım. Elimden alıp dolabına doğru ilerledi. Kutuyu koyup dolabının kapağını kapattı.

"Bana söyleyeceğin başka bir şey var mı?"

Bir süre yüzüme baktıktan sonra konuştu.

"Hayır."

"Peki. İyi geceler."

"Sana da."

Ben kapıya doğru ilerlerken Barlas'ın masasına doğru ilerlediğini fark ettim.

"Sen uyumayacak mısın?"

Kafasını bana çevirirken konuştu.

"Şimdi değil. İşlerim daha bitmedi."

"Hmm. Kolay gelsin."

Kafasını sallayıp önüne dönmesiyle bende odadan çıktım. Arkamdan kapıyı kapatıp hızlıca merdivenlere yöneldim. Bir an önce uyumak istiyordum.

Basamakları hızlı hızlı inip odamın kapısının önüne geldim. Kapıyı dikkatlice açıp içeri adımladım. Berfin hala uyuyordu. İyi bari. Tam yatağa doğru gideceğim sırada gördüğüm pijama takımı ile yüzümde gülümseme oluştu. İşte bu be! Ben almadılar sanıyordum!

Hemen üstümdekileri çıkartıp pijamaları giydim. Şu rahatlığı bana başka ne verebilirdi ki!? Daha sonra da yatağa atlayıp gözlerimi kapattım. Zaten bilincim de saniyesinde kapanmıştı.

𓆝 𓆟 𓆞

نهاية الفصل

5 تعليق