تخطٍ إلى المحتوى

Flörtöz

الفصل 3 · قراءة 4 دقيقة

Flörtöz

الفصل 3

0.2

"Yeter artık! Burama kadar geldi! Okumuyorum ben, kocaya kaçıcam! Peşimden gelin yoldaşlarım!" Etüt arasında binayı inletecek derecede bağırma hataydı. Ama en büyük hata arkamı dönmekti. Çarptığım sert göğüs yüzünden yüzümü buruşturarak geri çekildim.

"Ne dedin Ceylin? Tekrar et bakayım." Akın hoca sert bakışlarıyla bana yukarıdan bakarken neden bu kadar uzun olduğunu sorguladım.

"Hocam... Şöyle ki arkadaşları evlenip çoluk çocuğa karışmaya teşvik ediyorum. Suriyelilere karşı üstünlük kurmalıyız. En çok üreyen biz olmalıyız!" Şirince gülümseyerek cümlemi noktalandırdım. Kaşları çatıktı daha da çatıldı.

"Ceylin. Odama."

Hassiktir ordan.

Akın hoca arkasını dönüp etüt odasından çıkarken sıçtım bakışlarımla sınıftakilere baktım.

"Hepsi sizin yüzünüzden. Hepiniz dört çocuk yapmazsanız hepinize tek tek büyü yapicam. Bekleyin de görün lan."

Hoparlörden bir ses yükseldi. Aminimi şago şago diyormuşum... Çok espriliyim bu aralar.

"Ceylin Erdem! Odama!"

Senin de olmayan sabrını sikeyim e mi?

Paşa paşa odasının kapısına geldiğimde gir diyene kadar sabrını sınarcasına sertçe vurdum.

"Gir Ceylin gir."

Kapımı açtım ve içeriye girdim.

"Otur lütfen."

Çok nazik konuşuyor kesin hamileyim.

"Bir şey mi oldu hocam?" Masum bakışlarını takın Ceylin belki unutmuştur.

"Anlat bakalım, dört yıldır sınava hazırlanıyor olmana rağmen neden bu kadar başarısızsın?"

Aow. Bana ikinci bir şok geliyo. Bu çok ağır oldu hocam.

"Hocam ayıp oluyor ama."

Derin bir nefes aldı ve kollarına kadar katladığı gömleğinin yakalarını düzeltti ve dirseklerini masaya koydu.

Yapma Ceylin. Bakma Ceylin. Adamın kol kaslarına bakma Ceylin.

Baktım bile.

Hay maşallah.

"Ben senin yerine cevaplayayım. Potansiyelin olmadığından değil tabii ki de. Çalışmıyorsun. Hayata karşı bir inattır gidiyor. Derslere olan bu kinin öfken ne onu çözemiyorum. Böyle devam edersen seni dershaneden atmak durumunda kalacağım."

Buyrun cenaze namazına.

Senin dilin ne der bey?

"Hocam..."

Ciddiyetle yüzüme bakıyordu. Ters bir tepki vermemi bekliyordu. İstediğini verdim.

"Siz beni atamazsınız."

Güldü.

"Bu dershane babamın. Atarım."

"Atamazsınız. Çünkü..."

Devam etmemi beklercesine kollarını göğsünde birleştirdi.

"Çünkü bu dershane benim gibi mükemmel bir yıldızı kaybetmiş olur."

"Ben şu an ortada bir yıldız göremiyorum. Sonlardasın Ceylin."

Ofladım ve hızlıca ayağa kalktım.

"O kadar başarılı olacağım ki beni kıskanacaksınız. Keşke Ceylin Erdem olsam diyeceksiniz. Ağlayarak günlüğünüze yazacaksınız. Var ya uf Einstein yanımda halt etmiş olacak."

Kendi kendine gaza gelen bir geri zekalı olarak hevesli hevesli yarı bağırır bir şekilde konuştum. Sanırım Akın hocaya istediğini vermiş olacağım ki yüzünde alaycı ama bir o kadar da sevimli bir gülümseme belirdi.

"Öyle mi?" dedi dalga geçercesine. Sana beni hafife almak neymiş onu göstereceğim Akın Asım.

"Öyle."

‡‡‡‡

"Zabaha gadar burdayık muko!"

Akın hoca, meydan okumamı kabul etmişti. Dershanede istediğim saate kadar çalışabilirdim çünkü gözetmenim kendisi olacaktı. Başımda dikiliyor, ders çalıştığımdan emin oluyordu. Mola vermiştik ve ben uykumu açmak için kendi kendime konuşuyordum.

"Bir badem bir ademe demiş ki."

"Bre adem madem berbere gittin niye bana maden getirmedin demiş." diye devam ettirdim.

Yanlış mı söylemiştim. Uykusuzluktandı hepsi.

"Kendi kendine mi konuşuyorsun?" Kapıda elinde iki tane kahve bardağıyla beliren Akın hocaya şaşkınca baktım.

"Evet? Siz yapmaz mısınız?"

İnanamaz bir şekilde güldü. Elindeki kahve bardağını bana uzatırken itiraz etmeden aldım. Sabahtan beri oturmaktan götümün izi çıkan sandalyeye oturup bardağı masaya bıraktım. Karşıma oturdu ve çözdüğüm sorulara baktı.

Akın hoca müdür yardımcılığı yapmakla birlikte dershanede fizik dersleri de veriyordu. Ana dalı fizik öğretmenliğiydi ancak babasının ısrarıyla burada müdür yardımcılığı yapıyordu. Bütün bu bilgileri dedikoducu Ayçaliçemden öğreniyorum. Canım bestim.

"Yapamadığın sorulara bakalım."

Kafamı salladım ve test kitabını açtım. Testin yarısı boş olduğundan utanarak ilk soruyu gösterdim. Kollarını sıvadı.

Yapma şunu be adam. Dikkatim dağılıyor.

"Madem öğrenmek istiyorsun, bol bol vaktimiz var."

Dakikalar geçti. Kaç tane soru çözdük bilmiyorum ama ben soruları ikişer tane görmeye başlayalı hiçbir soruyu dinlemedim. Gözlerim kaydı, her kaydığında masanın altından bacağımı cimcikledim. Uyanmam lazımdı. Kendime engel olamadım, gözlerim kaydı, kafam yumuşak bir yere iniş yaptı.

Yazarın Bakış Acısı

Akın, Ceylin'in kafasının koluna düşmesiyle sorudan gözlerini çekti. Uzun kıvırcık saçlarının kapattığı yüzünü ararken iç çekti. Sessizce kitabı kapattı. Nazikçe omuzlarından tuttu ve kaldırdı. Omuzlarına düşen kafası yüzünden sıkıntılı bir iç çekti.

"Sen de uyuyakalmaya ne hevesliymişsin."

Hiç zorlanmadan Ceylin'i kucakladı. Sanki bunu bekliyormuş gibi beline sarılan eller yüzünden kaskatı kesildi. Birkaç saniye yerinde hareketsiz bir şekilde durdu. Derin derin nefesler aldı. Anın şokunu atlattıktan sonra Ceylin'i odasına götürdü. Odasındaki uzun deri koltuğa bıraktığı genç kadın anında arkasını döndü ve uyumaya devam etti. Akın gülümsedi. Bu kadar kadınsı olup nasıl çocuk ruhlu kalmayı başardığını çözememişti. Ceketini çıkardı, nazikçe üzerini örttü.

Ve sabaha kadar Ceylin'in başında bekledi.

نهاية الفصل

3 تعليق