Yeni bölüm sizlerle bakalım nasıl olacak nasıl ilerleyecek.
Keyifli okumalar
Yorumlarınızı bekliyorum🤗🤗
-Yazar’dan-
Her şeyin başlangıcı olan o felâketi öğrenecekti. Bir yalan vardı ortada o yalanı öğrenecekti. Bu yalanın içinde yıllarca yaşamaktan kurtulacaklardı belki.
Ahmet evden hızla çıkmış son sürat gidiyordu. Uçurumun kenarında ki felaketine.
Evde ise Ahmet’in eşi Semra normal derece bir sakinlik vardı. Eltisi olan Aycan ile çocuklar hakkında konuşuyorlardı.
Burak ise yaramazlığa amcası olmadan devam etmek istemediği için babasının yanına oturup annesini izliyordu.
Ahmet yarım saat sonra istediği yere gelmişti. Uçurumun kenarında kimse yoktu. Kendisine gelen telefonda yarım saat içinde uçurum kenarında ol demişti. Neyin oyunuydu.
Arabadan inip etrafa bakmaya başladı. Uçurumun kenarından aşağıya baktı ve duyduğu sesle hemen geriye çekildi.
Bu ses az önce evde bıraktığı eşinin sesiydi...
1 saat geçmişti Ahmet, abisi Enes’i aramadan durmazdı. Misafirlerle sohbet ederken bile aklı kardeşindeydi Enes’in.
Aklını bir şeyler karıştırıyordu. Misafiri Holding sahibi Mustafa ‘dan izin isteyip kardeşini aradı.
Bir kaç kez çaldı ama açan yoktu. Tam o sırada evin bahçesini kırmızı mavi ışıklar doldurdu. Enes neler olduğunu anlamak için evin kapısını açıp dışarıya çıktı.
“Merhaba iyi günler ben Baş Komiser Hasan Ay.”
“Merhaba bende Enes...”
Baş Komiser Enes’in sözünü keserek konusmaya başladı:
“ Kim olduğunuzu biliyorum Enes Bey. Şimdi size anlatacaklarım sizi sarsacak o yüzden bir yere mi otursanız. “
“ Sizi dinliyorum beni hiç bir şey sarsmaz. Ne için gecenin bir vakti buraya geldiniz?”
Derin nefes aldı Baş Komiser ve konuşmaya başladı:
“ Kardeşiniz Ahmet, uçurumdan aşağıya arabayla birlikte taklalar atmış. Durum nasıl gelişti bilmiyoruz. Araştırmaya devam ediyoruz.”
O an dünya kararmıştı Enes için. Her şey bitmişti. Canından çok sevdiği kardeşi, kendisine emanet edilen kardeşi yok muydu artık. Koca adam bir haberle yıkılmıştı. Tek söyleyebildiği:
“ Kardeşim nerede Komiser?”
Komiser:
“ Buyrun gidelim.”
Enes’in şoförü hemen aracı getirip, hızla arabaya Enes, Aycan ve Semra binip polis araçlarını takip ediyordu. Enes inanmıyordu. Bu işte yanlışlık olduğunu düşünüyordu. ‘Umarım öyledir, umarım yanlışlık vardır.’ Diyordu hep.
Aracın içi ölüm sessizliği vardı. Yarım saat sonra gelmişlerdi. Arabadan hızla inip uçurumun kenarına koşan Enes. Aracı yukarı çekmek için uğraşan ekiplere bakıyordu. Ağzından tek cümle çıkıyordu:
“Kardeşim nerede?”
Kardeşi o aracın içinde değildi. Cansız bedeni ambulansın içinde bulunan cesed torbasındaydı. Polislerden biri gelip Enes’i alıp ambulansın yanına götürdü.
Ambulnasın kapısını açtılar. Sedyenin üzerinde kardeşinin cansız bedeni cesed torbasının içindeydi.
Enes yavaş yavaş ambulansın içine bindi. Cesed torbasının üzerine elini koydu ve fermuarına elini uzattı açmaya korkuyordu. Görecekleri onun yıkılışını hızlandıracaktı.
Yavaş yavaş açtı fermuarı. Kan ile ıslanmış ve kurumuş saçlar ile karşılaştı Enes. Fermuarı çenesinin alt kısmına kadar indirdi. Yüzünde kayaların çizdiği derin yaralar ve kurumuş kanlar vardı. Enes şok olmuş gibi bakıyordu. Bu gördüklerine inanamıyordu. Bu gördükleri doğru olamazdı.
Kardeşinin cansız bedeni karşısında sedyenin içindeydi. Enes:
“ Evden ölümüne mi çıktın. Sana açılan ölüm kollarına mı koştun. Hiç mi düşünmedin abim ne yapar diye. Kalk kalk bu şaka de bana ben inanmak istemiyorum senin öldüğüne oğlum kalksana kalk....”
Ne yapsa da kalkmayacaktı kardeşi. Cansız bedeni hayat bulmayacaktı bir daha. Enes çıldırmış gibi indi ambulanstan. Az önce buraya getiren komiserin yanına geldi.
“Kim bunu yapar benim kardeşime kim. Komiser bunu kim yaptıysa yanına kâr kalmayacak duydun mu beni.”
“Acınızı anlıyorum ama bizde elimizden geleni yapıyoruz araştırıyoruz.”
“ Nereden anlayacaksınız benim acımı. Orada cansız şekilde sedyenin üzerinde yatan benim kardeşim benim , senin değil duydun mu beni.”
Aycan koşarak eşinin yanına gelip koluna girdi ve onu oradan uzaklaştırmak istedi. Ama olmadı. Gelmiyordu kocası. Öfkesini Komiser den çıkartmak istiyordu. Suçsuz insanlardan.
Aycan zorla da olsa kocasını oradan uzaklaştırdı.
“Enes kendine gel bak her şeyden önce iki çocuğun va
r. Biliyorum ama dik durman gerek.”