Bahar abisinin omzunda içli içli ağlıyordu. Burak Bey benim gibi ayakta duruyorken ben sırtımı Baharlara dönmüş sadece kapıya bakıyordum. Telefonumdan saati kontrol ettiğimde ameliyata gireli iki saat olduğunu gördüm içimden dualar etmeye devam ederken arkamdan bir ses "Hanımefendi isterseniz oturun sizde çok yoruldunuz. Hatta evinize gidebilirsiniz."
Arkamı döndüğümde konuşan kişinin Gerçek Bey olduğunu gördüm. Söylediği şeylere kaşlarımı çatıp "Teşekkürler ancak böyle iyiyim. Ayrıca bu durumda ne Cemre teyzeyi ne de Bahar'ı yalnız bırakmam."
Bir şey söylemezken sadece gözlerime bakıyordu. Gözlerimi kaçırmak istesem de sanki tutsak etmişti bakışlarıyla. Bahar'ın sesi ile ikimizde dikkatimizi oraya verdik.
"Hayal telefonun çalıyor."
Elinde titreyen telefonumu alıp ekrana baktım arayan dedemdi. Bu saatte aramasına şaşırdıktan sonra koridorda boş bir yer bulup telefonu açtım.
"Alo dedeciğim hayırdır inşallah."
"Kızım asıl sen söyle kaç kere aradım. Dönmedin."
"Sende bu saatte arayayım mı dedin? Dede bak eğer peşime yine birilerini gönderdiysen bu sefer sinirlenirim."
"Hemen celallenme güzel kızım annen dediydi arkadaşlarıyla uyanıktır diye."
"Anladım."
"Sen ne yapıyorsun?"
"Arkadaşımın annesi rahatsızlandı apar topar hastaneye geldik dedeciğim daha sonra konuşsak olur mu?"
"Tamam Hayal'im çok geçmiş olsun dileklerimi ilet."
"Başımın üstüne dedeciğim."
Telefonu kapatıp arkamı döndüğümde Gerçek Bey arkamda duruyordu. Ona doğru ilerlediğimde "Bahar'ı sakinleştirip buraya kadar getirmişsiniz teşekkür ederim."
"Bahar benim dostum Cemre teyze de benim için çok değerli. Teşekküre lüzum yok Gerçek Bey ben sadece insanlığımı ve dostluğumu yaptım. Cemre teyzenin durumunda bir değişiklik var mı?"
"Yok ameliyat hala devam ediyor birileri çıksa bile konuşan biri yok."
Anladım dercesine kafamı salladım. Göz altındaki morluklardan uykusuz olduğu belliydi ayrıca uzun yoldan gelmişti.
"İsterseniz siz biraz dinlenin yol yorgunusunuz. Ben zaten Bahar'ın yanındayım."
"Olmaz istesem de uyuyamam annem o ameliyathaneden çıkmadan."
"İnşallah sağ salim çıkacak içinizi ferah tutun."
Bahar'ın yanına ulaştığımızda ameliyathanenin kapısı açıldı. Cemre teyzeyi götürürlerken hepimiz doktorun yanına gittik.
"Hastanın yakınları?"
"Ben oğluyum doktor bey. Annemin durumu nasıl?"
"Beyefendi annenizi tam zamanında getirmiş hanımlar. Küçük bir damar tıkanıklığı büyütülecek bir şey değil ancak yediklerine, hareket seviyesine dikkat etmeli. Gerekleri testleri yapıp emin olduktan sonra annenizi taburcu edeceğiz şimdi normal odaya geçecek. Geçmiş olsun."
Hepimizin ağzından teşekkür çıkarken. Derin bir nefes almıştım, korkulacak bir şey değildi ve bu iyiydi. Bahar'a döndüğümde az da olsa rahatladığını görmüştüm. Empati kurmak bile istemediğim bir olaydı. Annem ve babam beni yıllarca beklediği için aile içinde gözbebeği olarak büyütülmüş bir çocuktum, yıllarca evden eğitim görüp sadece üniversite için dışarı çıkartılmıştım. Arkadaşım olamayınca kendime kitap karakterlerini arkadaş edinmiştim.
Yazmaya da böyle başladım, aileme yazdığım hikayeler hayallerime dönüşmüştü. Tek arkadaşlarımın şu an Aleda ve Bahar olmasının sebebi de buydu sanırım.
Bahar'ın yanına gidip sarıldım. Gerçek Bey genzini temizleyip "Bahar, hadi vedalaş arkadaşınla," beni gösterip "Hanımefendi artık evine geçsin hatta beraber geçin." Bahar kafasını hızlıca sallarken ben bir adım öne çıkıp "Bakın Gerçek Bey, ben şu an isteğim ile burada kalıyorum. Bahar da gördüğünüz gibi gitmek istemiyor. Yol yorgunu olan sizsiniz. Gözünüz bu kadar kapıdaysa?"
Gözlerini kısıp bana baktığına saçlarımı düzeltmemek için kendimi zor tutmuştum, ağzını açtığında onun sesini bastıran sesin sahibi Aleda'ydı.
"Kızlar ameliyat çok iyi geçti. Dosya işlerini bana bıraktığı için gelemedim ama hoca anlattı her şeyi değil mi?"
"Evet, test de istedi öyle bir ihtimal var mı?"
Aleda başını olumsuzca sallayıp "Yok canım endişelenme sadece her şeyden emin olmak amaçlı."
Zaten testler birkaç saate çıkar. Öğleden önce inşallah taburcu ederiz Cemre teyzeyi. Şimdi odasına gitmiştir. Hayal sen biliyorsun 4.kattaki 203 numaralı odaya aldırdım.
Ona minnetle gülümseyip "Bende onu rica edecektim senden."
Gerçek Bey "4.katın özelliğini öğrenebilir miyim?"
Aleda kaşlarını çattı Gerçek Bey ve Burak Bey'i yeni fark ediyordu.
"Siz..?"
"Bahar'ın abisi."
"4.kat genelde özel hastalarımız için olan kısımdır insan sayısı en düşük kattır."
Gerçek bana dönerek "Ve sizin bu konuyla ilginiz?"
"Bu hastanede dedem kontrole gelir, seviliriz diyelim."
Anladım dercesine kafasını salladı. Aleda işinin olduğunu söyleyip uzaklaşmıştı. Bahar'ı Cemre teyzenin odasına kadar eşlik etmiştim. Bahar için odadaki koltuğu açarken zorla yatmasını sağlamıştım. Hastane kokusu artık başımı ağrıtırken kantine inip kendime su alıp dışarı çıktım. İlkbahar yaklaşıyordu. Mevsim ayırt etmezken hepsinin hissiyatı ayrıydı benim için. İlkbahar, umut taşıyordu daima. Kurumuş bir daldan çiçek açması gibi umut doluydu.
Oturduğum bankta pet şişenin kapağını sakince açıp bir yudum su içmiştim. Bazen öyle anlar oluyordu ki kendimi ait hissedemiyordum, bu hissin çocukken büyümediğim için olduğunu düşünürken büyüdükçe hissin artması önermemin yanlış olduğunu haykırıyordu bana. Herkesten, her şeyden uzak yetiştirilmiş bir insansanız dış dünya daima yabancı gibi davranıyordu size. Gocunsanız da ağzınızı açıp tek kelime bile edemiyordunuz.
Düşüncelere dalmışken yanımdaki hareketlilik ile o tarafa döndüm gelen Gerçek Beydi. Bana gülümseyip elindeki sigarasından bir nefes daha çekti. Karşıya bakıp gözlerini kıstı. Baktığı yere döndüğümde "Gerçekten dalınabilecek kadar güzel bir manzara."
Bu söylediğine gülmüştüm. Dalgınlığımın manzara sebebiyle olduğunu düşünüyordu. Güldüğümü görünce gülümsemesi daha da genişledi, sigara olmayan elini uzatıp "Güzel bir şekilde tanışamadık. Ben Gerçek."
Elimdeki pet şişeyi kucağıma bırakıp elini tuttum. "Ben de Hayal."
İsimlerimizin zıtlığı sesli söylenilince daha da komik olmuştu. İkimiz de gülmeye başlamıştık. Karşımdaki manzarayı yeni görüyordum. Gün doğmaya başlamıştı telefonumdan saate baktığımda sabahın dördü olduğunu gördüm. Ayağa kalkıp Gerçek Bey'e döndüm.
"Bahar'ı uyumaya ikna ettim ama sizde yorgunsunuz isterseniz birer kahve içelim."
Konuşurken elimi kaldırıp kapıyı göstermiştim. Uzunca elime bakıp derin bir nefes aldı, elindeki sigarasını yerde ezip çöpe attı. Ayağa kalkıp "Önce şu 'siz,biz' laflarından kurtulalım sonuçta komşuyuz değil mi?"
Kafamı salladım "Peki."
Eliyle bana yol verince önden ben arkamdan da o ilerlemeye başladık.
Kantinde uzun süredir sohbet ediyorduk. Sohbetimizi telefonumun sesi bölerken ekranda beliren 'Kıvanç Bey' yazdığını görünce gözüm saatte kaydı mesai saatiydi ve ben genelde erken giderdim. Gerçek'e bir saniye deyip telefonu açtım.
"Alo Kıvanç Bey?"
"Hayal Hanım uyandırdım mı? Sizi göremeyince şaşırdım. İlk gelirdiniz ama?"
"Kusura bakmayın Kıvanç Bey bir yakınım rahatsızlandı apar topar hastaneye geldik. Haber de veremedim gece olunca."
"Çok geçmiş olsun. Sorun değil ayrıca hiç öyle düşünmeyin lütfen istediğiniz zaman arayabilirsiniz beni."
"Teşekkürler, bugün karakola biraz geç geleceğim."
"İsterseniz gelmeyin sorun değil zaten bugün yeni komiser gelecek."
"Belki onunla bir şansım olur malum Güralp Bey ile tanışamadık bile."
Gerçek'e gözüm değdiğinde kaşlarını çattığını görmüştüm.
"Doğru. Ben de konuşabilirim sizin yerinize."
Fazla uzatmamak adına "Teşekkürler Kıvanç Bey ancak ben gelirim. İyi çalışmalar size."
"Fazla ısrar yok o zaman. Size de tekrar çok geçmiş olsun."
Telefonu kapattığımda Gerçek'e döndüm. Sorgular bir ifadeyle "Karakol?"
"Yeni yazdığım roman için karakolda çalışma sistemini inceliyorum."
"Anladım. Yeni bir komiserden bahsettiniz acaba incelediğiniz karakol bizim eve yakın olan olabilir mi?"
"Evet tam da orası yoksa?"
"Evet tayinimiz oraya çıktı bizim Burak ile."
Ellerimi çırpıp gereğinden fazla heyecan ile "Bu süper bir haber. Diğer komiser Güralp Bey sürekli dışarıda görevde dosyaları altlarına yaptırıyor. Hiçbir bilgi alamıyorum, belki siz davalarda yanınızda durmama izin verirsiniz?"
Bu halime gülerken "Tabii ki. Güralp'i çocukluğumdan tanırım biraz soğuk biridir."
"Arkadaşınız mı?"
Gözlerinden öyle bir hüzün geçmişti ki yanlış bir şey söyleyip söylemediğimi sorgulamıştım.
"Eskiden... Eskiden öyleydik. Tabii çok eski."
Kafamı salladım. O da saate bakıp "Annem ve Bahar'ın yanına gidelim. Sonuçlar çıkmıştır."
Onu takip ederek bende ilerledim odadayken Burak Bey de buradaydı bahçedeyken Gerçek onun arabaya biraz dinlenmeye gittiğini söylemişti. Bahar beni görünce ayağa kalkıp sarıldı. "Neredeydiniz ya annemin sonuçları çıktı. Hepsi tertemiz. Eve gitmeye hazırlanıyor şimdi."
Gülümseyerek "İşte bu çok güzel bir haber."
Bahar da gülümserken Gerçek'e döndüm. "Bahar ve Cemre teyze benimle gelsin sizde peşimizden gelirsiniz. Yoldan geldiniz araba doludur."
Tek kelime etmeden beni onaylayınca hızlıca toparlanıp eve gelmiştik bile. Ben kendi evime geçip karakola gitmeye hazırlanmıştım. Çantamı son kez kontrol edip kapıyı açtım. Adım atacakken yukarıdan gelen sesle bakışlarım oraya yöneldi. Gerçek üzerini değiştirmiş biraz da temizlenmiş aşağı iniyordu dalgınca inerken beni fark etmesi için kapımı kapattım. Sesle irkilip bana döndü, gülümseyip "Selam. Karakola mı geçiyorsun?"
Başımı sallayıp "Sanırım sende. Cemre teyze nasıl?"
"Daha iyi dinleniyor. Bahar ve Burak da ona bakıyor."
Binanın dışına çıkmıştık onu onayladıktan sonra arabama doğru ilerlerken bana seslendi.
"Hayal!" onda döndüğümde söylediği şey ile kaşlarım istemsizce çatıldı.
"Bitkiler ile uğraşmayı sever misin?"