"Hala burada mı çalışıyorsun?"
Mikasa arabayı kafenin önüne park eden Levi ya kaşlarını büzdü. "O sesindeki küçümseyici ton da neyin nesi?"
Levi, kafenin önüne gelişi güzel dizilmiş çiçeklere ve onlar kadar renkli görünen el yapımı yamuk saksılara burununu kırıştırdı. " Fazla kirli. Masaları senin sildiğin o kadar belli ki."
Mikasa gözlerini devirdi. Arabanın kapısını açarken " Burası bir dondurma dükkanı. Yani senin gibi asosyal ve titizlik hastası tiplerin muhabbet için oturduklarını göremezsin." dedi. Koltukta duran sırt çantasını omzuna takıp kapıyı geri kapattı. " Akşam beni almana gerek yok. Arkadaşlarımla buluşacağım."
" İsabet olmuş. Saat sekizde müşteriyle randevum var." dedi Levi, siyah güneş gözlüklerinin ardından kıza anlamlı bir bakış attı. Mikasa başını salladı. " Dikkat ol."
" Dikkat etmesi gereken kişi ben değil, sensin." dedi Levi. " Telefonunu açık tut, başını belaya sokma. Çantandakini zorunda kalmadıkça ortaya çıkarma. Zaten bu lanet olası kafede en fazla ayağın kayıp yere düşersin, yine de uyarayım."
Mikasa sadece arkasını dönüp kaldırıma çıkmakla karşılık verdi. Levi kontağı çalıştırıp caddeye sürerken trafikte gözden kayboldu.
" O giden yine erkek kardeşin miydi Mikasa?"
Mikasa, kafeye girer girmez onu kasanın arkasında siyah önlüğüyle duran Sasha karşıladı.
Mikasa başını salladı. Bu küçüklüğünden beri etrafındakilere söylediği büyük bir yalandı. Herkes Levi yı erkek kardeşi, Kenny i ise babası sanırdı. Kimsenin para karşılığında insan öldüren bir çete olduklarından haberi yoktu. Bu Ackermanlar ın gizli ve kirli hayatıydı.
" Connie hala gelmedi mi?" dedi Mikasa eşyalarını arkaya bırakırken. Saçlarını düzelttikten sonra Sasha gibi boynunun üzerinden bir önlük geçirdi. Iki arkadaşının işlettiği bir dondurma dükkanında onlara yardım ediyordu. Bu onun silahla adam kovalamadığı zamanlarda yaptığı normal işiydi. Liseden sonra üniversiteye gitmeyi düşünmemişti. Sakin ve tanınmayacağı bir hayatı tercih ediyordu. Mikasa Ackerman... Sıradan bir kafede garsonluk yapan sıradan bir kız. Kulağa oldukça hoş geliyordu.
" Meh, ne kadar uykucu olduğunu biliyorsun. Beş tane alarm bile onu uyandıramıyor." Sasha gözlerini devirdi." Sen ocağa yeni koyduğum çikolata sosunu kontrol et. Ben de şu tembeli arayayım."
Mikasa başını olumlu anlamda salladı. Mutfaktan harika kokular geliyordu. Belki de bu işi yapmasına sebep olan tek şey bu çikolatalı sosun kokusuydu. Kazanı karıştırdı, dibinin tutmaması için ocağın altını kıstı. Küçükken Kenny yemek işlerini genellikle onun yapmasını isterdi. Levi ise bunun için beceriksiz ve fazla pasaklı olduğunu söyleyetek yemek yapmaya kendi gönüllü oldurdu. O zamanlar Mikasa bunun bir hakaret olduğunu düşünüp Levi ya içerlerdi. Aslında onu korumak istediğini daha sonradan farkına varmıştı. Levi ateşle ya da bıçakla oynamasına izin vermezdi. Kenny böyle şeylere dikkat etmek için fazla kötü bir ebeveyndi.
Mikasa olmadığı zamanlar bazen Levi ın Kenny ile ne yaptığını düşünürdü.
Mikasa, ilk müşterinin kafeye girdiğini gösteren küçük çan sesini duyunca daldığı düşüncelerden çıktı. Sasha hala lavaboda Connie ye bağırmakla meşgul olduğu için mutfaktan çıkıp kendisi ön tarafa yürüdü.
Bu gözlüklü, topuklu ayakkabı giydiği için ondan daha uzun görünen bir kadındı. At kuyruğuyla topladığı kahverengi saçları karman çotmandı. Üzerinde gri bir takım elbise ve koluna astığı siyah bir çantası vardı. Mikasa yı görür görmez ona gülümsedi.
" Merhaba. Çilekli dondurma almak istiyorum."
Sabahın yedisinde kim dondurma yer diye düşünen Mikasa kendi düşüncelerini bir kenara itti. Kadına nasıl isterseniz diyip dondurmasını hazırlamaya koyuldu. Eldivelerini taktı. Külahı peçeteye sarıp ona uzattığında " Sos da olsun lütfen." dedi kadın.
" Kusura bakmayın, sosu henüz makineye doldurmadık." dedi Mikasa.
" İsterseniz parçacık ya da çakıl taşı ekleyebilirim."
Kadın güldü. " Problem değil, acelem yok. Bekleyebilirim." icerideki masalardan birine oturdu, ona göz kırptı. " Sos olduktan sonra bana ikincisini hazırlarsın."
Mikasa bunu garipsese de bir şey söylemedi. Paradis Adasında yaşayan insanların türlü alışkanlıkları vardı.
Kadın söylediği gibi sos pişene kadar oturduğu yerde dondurmasını yedi. Bir yandan da elindeki telefonla birkaç görüşme yaptı.
Ikinci çilekli dondurması hazır olduğunda çoktan Connie dükkana gelmişti.
" Teşekkürler canım! Borcum ne kadar?" kadın cüzdanından çantasını çıkardı.
Mikasa sadece tek bir dondurma için ücret isteyince kadın şiddetle karşı çıktı. Zorla iki katını eline sıkıştırdı.
Ona göz kırptı. " Istemiyorsan ikincisini bahşiş olarak kullanırsın."
Mikasa sadece gülümsedi. "Size iyi günler."
Kadın hoşçakal dileyerek kafeden ayrıldı. Hemen arkasından giren iki müşteriyle ilgilenirken kadının masada unuttuğu telefonunu çok geç fark etti. Moblit adında biri arıyordu. Mikasa onu bulabilmek icin kafenin dışına çıktı ama çoktan gözden kaybolmuştu.
Durumu Sasha ya anlatınca " Kayıp eşya kutusuna koy." diye önerdi.
" Nasıl olsa birkaç dakika sonra geri döner."
" Benim telefonum altıncı organım gibi bir şey." dedi Connie. " Hangi ahmak telefonunu kafede unutur?"
" Herkes senin gibi gece geç saatlere kadar bilgisayar oyunu oynayan tembelin teki değil, kadının iş hayatı var." diye ona çıkıştı Sasha. " Geç kaldığın için cezalısın. Bugün yerleri sen paspaslayacaksın."
" Bugün Mikasa nın sırasıydı ama!" diye huysuzlandı Connie.
......................................................................
Levi yeni müşterisiyle tıpkı anlaştıkları gibi tam sekizde buluştu. Ne bir dakika geç, ne bir dakika fazla. Adam beklediğinden daha dakik çıkmıştı. Şimdiden Levi ın onayını almayı başarmıştı. Yine de hemen ümitlenmeyecekti.
Buluşacakları bar tenha bir sokakta kalıyordu. Zaten herkesin onları izleyebileceği lüks bir restoranda görüşmeyi beklememişti. Müşterisinin adı Erwin Smith ti. Adamın hala ne iş yaptığını bilmiyordu. Bu yüzden ilk başlarda buluşma yerine gelme konusunda tereddütleri vardı. Fakat iş görüşmesini e mail ile göndermek yerine klasik yollardan adresine postalaması ve bunu vigenére ile yapması dikkatini çekmişti. Bu bir tür fransız şifreleme yöntemiydi. Bu da adamın işinde ne kadar titiz ve dikkatli olduğu anlamına geliyordu.
" Erwin Smith."
Önlerine birer içki aldıktan sonra tanışmak için elini uzatan adamın eline baktı. Üzerinde siyah bir palto ve kolunda gümüş bir saat vardı. Lanet olası bir iş adamı olma ihtimali yüksekti. Böylelerinin saygın ve kaliteli görüntülerinin altından kirli adamlar çıkardı.
Levi kimsenin elini sıkmazdı. Bunu hijyenik bulmuyordu. Ancak ikisi de eldiven takıyor olduğu için bu defalık görmezden gelmeye karar verdi. Uzattığı eli yavaşça sıktı.
" Levi."
" Biliyorum." dedi Erwin, elini geri alırken. " Açıkçası verdiğim teklifi görünce geleceğin konusunda şüphelerim vardı Levi."
Doğru, mektuptaki rakam komikti. Levi yı adamla aynı masaya oturtan şey gizemli ve dikkatli tavırlarıydı. Neye benzediğini görmek istemişti.
" Sohbet etmeyi sevmem." dedi Levi, sesindeki sabırsızlığı gizlemeye gerek duymadı. Boşta kalan eliyle içki bardağına uzandı. " Parayı peşin alırım."
" Bu kabul ettiğin anlamına mı geliyor?" dedi Erwin. Kalın kaşlarından biri havaya doğru kalktı.
" Hakkında söylenenler daha farklıydı. Daha kimin peşine düşeceğini bile söylemedim."
" Problem yaratan konu kimin peşine düşeceğim değil," dedi Levi umursamazca. Zaten adını öğrendiğinde bir ölü olacaktı.
" Sorun ödeme. Para yoksa anlaşma da yok."
" O konuyu endişe etmene gerek yok." dedi Erwin. Elindeki siyah çantayı masanın üzerine koydu. "Hepsi burada. Eğer başarılı olursan daha fazlasını kazanmanı sağlarım."
Levi çantanın kilidini açıp birkaç parmak yukarı araladı. Tek kaşını kaldırmadan edemedi. " Burada verdiğin teklifin üç katı var."
Erwin " Verdiğim ismi duyunca daha fazlasını isteyebilecegini düşündüm." dedi basitçe.
Levi çantayı geri kapattı. " Kim bu herif?"
Erwin bardağına uzandı. İçkisinden bir yudum aldıktan sonra bardağı masaya geri koydu.
" Kenny Ackerman."
Levi ın tamamen boşluğuna geldi. Birkaç dakika Erwin nin suratına aval aval baktı. Ciddi olamazdı değil mi? Dudaklarının kenarları gülmemek için seğirdi.
" Benimle dalga mı geçiyorsun?"
Ancak Erwin gayet kendinden emin ve ciddi görünüyordu. Bu Levi yı iyice gıcık etti. Yüzündeki eğlenen ifade
bir an da silindi. Adama buz gibi bir bakış attı. " Bir Ackerman a bir Ackerman ı öldürtmeye çalıştığına göre yürek yemiş olmalısın."
" Kim olduğunu gayet iyi bildiğimi söylemiştim." dedi Erwin kaygısızca.
Kendine bir sigara yaktı. " Bu yüzden bu iş için biçilmiş kaftansın. Senden başka kimse Kenny i öldüremez."
Erwin hiçbir şey olmamış gibi sigara paketini ona uzatınca Levi iyice delirdi. Bu lanet herifin sorunu neydi?
"Seni cehenneme göndermeden önce lanet olası çantanı al ve buradan defol." diye tısladı Levi.
Erwin, Levi ın sigara içmek istemediğini anlayınca paketini cebine kaldırdı. Sandalyesine biraz daha yerleşti. " Öfkeni anlayabiliyorum. Seni büyüten bir adamı öldürmek eminimki kulağa garip geliyordur. Fakat Kenny Ackerman nın çevirdiği dolapları öğrenseydin o kadar tereddüt etmezdin. Bana yardım et, ben de sana yardım edeyim. Bundan sonraki hayatını fareler gibi saklanan bir pislik gibi yaşamaktansa iyi bir adam olarak sakin bir hayat sürdürürsün."
Levi neler döndügünü o zaman anladı.
" Lanet olası bir polissin."
" Dedektif." diye düzeltti Erwin. Çektiği dumanı dışarı püskürttü.
" Ee, ne diyorsun? Anlaşma yapacak mısın?"
Ancak o dediği cehennem buz tuttuğunda olurdu. Levi hesabı sertçe masaya bırakıp oturduğu yerden ayağa kalktı. Polislerle işi olmazdı. Olmamalıydı. Bu kadar dikkatsiz olduğu için kendine küfretti. Şimdi lanet olası izini kaybettirmekle zaman harcaması gerekecekti.
" Kenny nin arkandan ne karıştırdığını öğrenmeden mi gideceksin?" ona seslendi Erwin.
Levi yumruklarını sıktı. Onu gafil avlamıştı. Zaten son zamanlarda lanet olası aklını kurcalayan şey buydu. Kenny nin yalnızca adam öldürerek kısa sürede nasıl bu kadar zengin olduğunu her zaman garipserdi.
Birkaç dakika sonra masaya geri döndü ama oturmadı.
" Söyleceğin şeylerin fikrimi değiştireceğini nereden çıkardın? Unuttun mu? Ben lanet olası bir katilim."
Erwin " Insan öldürmekten daha kötü suçlar vardır Levi. Kenny nin adı arananlar listesinden ilk beşte. Karapara aklıyor. Yasal olmayan yollardan uyuşturucu satıyor ve en kötüsü kadın ticareti yapıyor. Daha fazlasını saymamı ister misin?"
Levi duyduklarına inanamadı, donakaldı. Kenny bunların hiçbirini yapamazdı. Onlar sadece bir avuç kiralık katillerdi. En azından Levi öyle sanıyordu. Yüzüne olabildiğince ifadesiz bir maske oturttu.
" Söylediğin yalanlara neden inanacakmışım?"
Erwin yeniden para çantasının kilidini açtı. Bu kez başka fermuarlı bir bölümden dosya çıkardı. Levi ın önüne koydu. " İşte bütün kanıtlar. Kenny nin işlediği tüm suçlar bu dosyanın içinde. Sahte olup olmadıklarını kendin kontrol edebilirsin."
Levi, Erwin e ters bir bakış attıktan sonra dosyanın kapağını açtı. Içinde bir yerlerde hiçbir belgeye bakmaya ihtiyacının olmadığını biliyordu. Kağıtlarda yazan bütün suçlar gerçekti. Kenny kiralık katil olmaktan daha fazlasıydı.
Iyi biri olmadığını biliyordu, hiçbir zaman Levi ya bir çocuğun sahip olmak isteyebileceği örnek bir ebeveyn de olmamıştı. Gerçi Levi ın hayatında hiçbir zaman örnek teşkil eden bir ailesi olmamıştı. Babasını tanımıyordu, annesi ise onu gayrimeşru yollardan doğurmuştu. Daha sonra da Levi ın hatırlayamadığı kadar küçük yaşlarda hastalıktan ölüp gitmişti. O zamandan beri hayatında Kenny vardı. Dayısı dünyanın en iyi insanı olmasa da ona sahip çıkmıştı. Okutmuştu, güç vermişti, kimseye muhtaç olmadan yaşamayı öğretmişti.
Ama şimdi... Bu kez hangi kararın doğru olduğunu bilmiyordu. Barda çalan müzik onu iyice uyuz etti.
" Diyelim ki seninle iş birligi yapmayı kabul ettim." dedi Levi, " Ona neden ihanet edeceğimi düşünüyorsun? Beni Kenny büyüttü."
" Bir katil olabilirsin ama onursuz bir adama benzemiyorsun." dedi Erwin.
" Eğer dayın gibi biri olsaydın kendi müşterilerini dikkatle seçmezdin. Bu işi para için yapmıyorsun Levi, sen ölmeyi hak edenleri öldürüyorsun."
Levi yanıt vermedi.
" Teklifimi hemen kestirip atma." dedi Erwin, en sonunda Levi gibi ayağa kalktı. Çantayı aldı. " Benden kaçış şansın yok. Ya benimle iş birliği yaparsın ya da ömrünün sonuna kadar hapsi boylarsın. Seçim senin."
Ona telefon numarasının yazılı olduğu bir kart uzattı. Levi tereddüt etmeden kartı elinden alıp ikiye böldü.
" Kendine polis için çalışacak başka bir kukla bul."
Erwin sinirini bozan bir gülüş atmaktan başka bir şey yapmadı.
" Öyleyse fikrin değişirse bana ulaşmak için nereye gitmen gerektiğini biliyorsun." ardından arkasını dönüp barı terk etti.
......................................................................
Devam Edecek...
Beğenmeyi ve yorum yapmayı unutmayın ❤
Umarım beğenmişsinizdir.
Kalplerinizi adayın ve güvende kalın!