YENİ ŞEYLER°
🌀
-6 saat sonra...
Güneş hafiften yüzüme vurmaya başlamıştı gözlerimi aralamak ve aralamamak arasında kalmıştım. Ama sonunda içimde ki sese yenilip gözlerimi araladım.
-Aralamaz olaydım güneş resmen gözümü yakmıştı ellerimle gözlerimi ovuşturarak camdan dışarıya doğru baktım.
Neredeyse İstanbul'a gelmiştik.
Ne yani ¡ altı saattir uyuyor muydum ? Resmen salak gibi olmuştum başımda çok ağrıyordu bileğim deki tokamla saçlarımı hafif topladım çantamı alıp telefonumu çıkarttım.
°ANNEM 3 CEVAPSIZ ÇAĞRI VE 6 YENİ MESAJ
°BABAM 1 CEVAPSIZ ÇAĞRI
°SELİN 2 CEVAPSIZ ÇAĞRI VE 2 YENİ MESAJ
Telefon ekranımda üç bildirimi bir arada görünce garip hissetmiştim.
Sanki geçmiş - gelecek - geçmiş üçlüsü gibiydi.
Annem ve babamı ilk defa yan yana görmüştüm. Neyse neyse Doğa kendine gel başımı iki yana salladım önce babamı geri aramak istedim sonra vazgeçip Annemin mesajına girdim.
°GÖNDEREN KİŞİ : ANNEM
-Bu bir veda değil güzel kızım tekrar birlikte olacağız.
-Er yada geç seni yanıma alacağını biliyorsun
1 CEVAPSIZ ÇAĞRI
1 CEVAPSIZ ÇAĞRI
1 CEVAPSIZ ÇAĞRI
-Doğa
-Açarmısın telefonumu
-Neden telefonlarımı açmıyorsun beni mutlaka ara güzel kızım.
-Annemin mesajlarına neredeyse iki dakika boyunca okudum. Bu bir veda değil öyle mi? o zaman ben neden senden uzakta hayatıma devam etmek zorundayım bunu hiç düşünmedi derin bir nefes alıp Annem ' e mesaj attım.
°GÖNDERİLEN KİŞİ : ANNEM'E
-Daha sonra cevap vereceğim Anne.
- Annemin mesajından çıkıp Selin 'in mesajına girdim.
°GÖNDEREN KİŞİ: SELİN
-Doğa'cım nasılsın?
-Bence iyisin seni seviyorum beni unutma sürekli yaz :)
Selin 'in mesajını görünce yüzümde kocaman bir gülümseme belirdi bu kızı seviyordum yaa hemen mesaj attım.
°GÖNDERİLEN KİŞİ: SELİN'E
-Seni unutmak mümkün mü güzel kız
-Ve iyiyim İstanbul'a gelmek üzereyim sana sonra mesaj atarım.
Selin yine yüzümü güldürmüştü babamı unuttum hemen rehbere girip babamı aradım.
ÇALIYOR.....
(1. ci çalmada babam telefonu açtı bu kadar çabuk açmasını beklemiyordum açıkçası)
-Alo baba beni aramışsın uyuyordum
-Merak ettim seni Doğa
-Merak etmene gerek yok uyuyordum sadece
-İstanbul''a geldin mi?
-Gelmek üzereyim on dakikam falan var
-Havaalanına da seni bekliyor olacağım bir şey istermisin?
-Kahve alırmısın?
-Tamam. Görüşürüz.
-Görüşürüz baba
Babam her zaman bana karşı mesafeli olmuştu. Gerçibir kere bile anneme onun yanına gitmem için soru bile sormamıştı.
Biraz heyecanlandım babamın evini hiç görmemiştim şirketine hiç gitmemiştim.
Bir dakika ya en niye sürekli hiç diyordum?
Başlarım böyle işe tamam işte yeni yerin burası Doğa kendi kendine konuşmayı kes ¡
Kendimi bir güzel azarladıktan sonra çantamdan ayna çıkartıp kendime baktım bakır rengi saçlarım güneşte daha güzel görünüyordu.
Çantamdan toprak rengine yakın olan ruju mu aldım ne kadar üzgün de olsam Lip Gloosu mu sürmek zorundaydım.
Evet güzel gözüktüğümü umarak aynayı çantama geri attım.
Uçak havaalanına iniş yaptı çantamı alıp güneş gözlüğümü taktım. Bu güneş gözlüğünü seviyordum daha çok rahat kıyafetler tercih ettiğim için kombinlerimin üstüne tam oluyordu.
Altımda bej rengi kumaş bir pantalon üstümde ise pantalonumla aynı renkte bir crop vardı.
Uçaktan indiğimde babamı karşımda gördüm. Üç senedir babamı bir kere bile görmemiştim üç yıl galiba insanların değişmesi için yeterli bir zamandı.
Babamın yanına doğru yürüdüm.
"Hoşgeldin Doğa" Babamın adımı söylerken yüzünde tatlı bir tebessüm oluştuğunu fark ettim.
"Hoşbuldum baba" dedim aynı şekilde tebessüm edip
Arabanın kapısına yönelirken konuşmaya başladı.
"Yolculuk nasıldı rahat uyuyabildin mi?"
"Hiç bir şey hatırlamıyorum desem yeridir"
"6 saat boyunca uyudun yani?" yüzünde kocaman bir gülümseme oluştu.
Aynı gülümsemeyle cevap verdim "6 saat boyunca uyudum baba".
Açtığı arabanın kapısını tuttu başını bana çevirip gülümsedi. "Çok büyümüşsün" dedi ve arabaya binmemi işaret etti.
Babamın bu sözü içimde kelebeklerin uçmasını sağlamıştı yıllardan sonra ilk defa babamla gülerek konuşmuştum bu konuşma içimi sımsıcak yapmıştı.
Babama gülümseyip arabaya bindim kapımı kapatıp yanıma oturdu.
Çantamı yanıma koyuyordum ki gözüm babama kaydı gözünden çıkarttığı güneş gözlüğü benimkiyle aynıydı bu detay daha da gülmeme sebep olmuştu. Gülümseyerek babama döndüm.
"Galiba aynı yerden alışveriş yapmışız dedim elimizde ki güneş gözlüklerini göstererek. Gülümsedi.
"Bu gözlüklerin reklamını ben yapıyorum Doğa".
Derken daha çok gülmeye başladı.
Başımı geri yaslayıp ellerimi yüzüme götürdüm utançtan kıpkırmızı olmuştum resmen ellerimin arasından babama baktım hala gülmeye devam ediyordu. Ellerimi daha çok yüzüme kapattım.
"Unutmuş olabilirsin seneler geçti konuşmayalı doğa".
Ellerimi indirdim seneler geçti konuşmayalı cümlesi kulaklarımı doldurdu.
Dudaklarımı birbirine bastırdım söylememem gerekliydi ama söyleyecektim.
"Seneler bile geçmiş olsa ben senin kızınım sadece bir kez Doğa seni özledim kızım deyip gelebilirdin belkide o zaman bu kadar unutmazdım seni Baba.
Babama karşı içimde hep yarım kalmışlık hissi vardı bazen çok kızıyordum beni neden hiç özleme di yada sevme di diye fakat içimde bir yerlerde onu çok seviyordum.
Başımı babama çevirdim sessizlik oluştu aramızda yüzün de buruk bir ifade vardı bana bakmıyordu telefonuyla ilgileniyordu ona bakmaya devam ederken bir anda babamın telefonu çaldı.
"Bunu daha sonra konuşalım olur mu Doğa?"
Dedi ve telefonu açtı.
Seviyormuyum yoksa nefretmi ediyorum anlayamıyorumbu ilgisizlik beni öldürecek cevap verme gereksiniminde bile bulunmadım.
Babamın konuşmasına kulak misafiri oldum.
"Evet serkan bey yarım saate okulunuz da olacağız".
Gözlerimi açıp babama şaşkın bir ifadeyle bakmaya başladım ne okulundan bahsediyordu bu adam.
"Doğa yanım da gelince kayıt işlemlerini konuşuruz. Hoşçakalın".
Dediğin de babama daha fazla şaşkın bir ifadeyle bakmaya başladım ne okulu ne doğası ne kayıt işelemi nediyosun baba ?
"Bir açıklama bekliyorum baba". Dedim sorgulayıcı bir tavırla.
"Yeni okuluna kayıt yapacağız doğa niye şaşırdın bu kadar?
söyleyişi çok normaldi cinnet geçirecektim ya ¡
"Benim neden haberim yok peki bu durumdan?"
"Okula gitmeyeceğini mi düşünmüştün ayrıca merak etme zorluk çekmeyeceksin derslerinde aynı bölümüne kayıt yaptırıyorum seni. " Dedi ve arkasına yaslandı.
"Çok sağol ya keşke benim de haberim olsaydı".
Çantamdan telefonumu çıkarttım bu adamın derdi neydi ya bu kadar okulla ¡
Gelen bildirimlere baktım önemli bir şey yoktu telefonumu geri çantama koydum. Babam resmen cevap verme zahmetine bile girmemişti başım çok kötü ağrımaya başladı babama kahve almasını söylemiştim unutmuştu galiba.
(beni bile unutmuştu kahve yi unutmasına şaşmamalı. )
"Kahve alabilir miyiz bir yerden ?" dedim babama dönerek.
"Alalım". dedikten sonra arabayı süren adama iki tane kahve almasını söyledi.
Biraz gittikten sonra adam bir yerde durdu camdan dışarı baktığım da kahvecinin önünde beyoğlu kahvecisi yazıyordu.
Camdan bakmayı bırakınca babam konuşmaya başladı.
"Beyoğlunda yaşıyorum biliyor muydun?" dedi küçük kızıymışım gibi bakarak.
Başımı iki yana Hayır anlamın da salladım.
"Okulun Galata kulesine yakın bir mesafe de". Gülümsedi.
"Ben İstanbul'a hiç gelmedim baba Galata kulesini de annemden duymuştum" dedim babamdan gözlerimi kaçırarak.
"Annene orada evlenme teklifi etmiştim". Dediğin de yüzünde hayal kırıklığına benzer bir ifade vardı.
"Yüzüğün anlamını biliyorum baba". Dedim gülümseyerek
"Doğa ben bunları konuşmak istemiyorum". Tam nedenini soracaktım ki kahvelerimizi almaya giden adam gelip kahvelerimizi verdi bende sormaktan vazgeçtim.
Belki de sonunda üzüleceğimizi bildiğimiz şeyler sormamalıyız.
💨
Beş dakika sonra...
"Hadi bakalım gidip şu işi halledelim" deyip arabadan indi arabadan inmeyi pek düşünmediğim için yerimden kıpırdamadım.
Oturduğum koltuğun kapısı açıldı. Demekki bizde iniyormuşuzz.
oflayarak arabadan indiğimde okulda ki bir çok insanın dışarıda olduğunu gördüm etrafa bakındım sonra okula koskoca °BEYOĞLU MESLEKİ VE TEKNİK ANADOLU LİSESݰ yazıyordu.
Sanki bu kadar büyük yazmasalar kimse okuyamyacaktı.
Okulu da eleştirdiğime göre artık okula girebilirim.
Okulun girişi güzel gibi görünüyordu içeri girdiğimde babamı gördüm yanına doğru yürüdüm başımı sağa doğru çevirince nöbetçi masasında oturan bir kızı gördüm kız esmer esmer ve daha dikkatlice baktığımda yeşil gözlere sahipti aslın da çok tatlı bir kıza benziyordu ona baktığımı görünce çok tatlı bir gülümsemeyle bana baktı aynı şekilde bende ona gülümsedim.
Babamın yanına geldiğim de bana bakmadan konuşmaya başladı.
"Müdürün yanına gireceğiz kaydını yapacağız ama istediğin bir bölüm olursa onu yaz" dedi gülümsemeye çalışarak.
Cevap veresim gelmedi başımı salladım müdürün yanına girdik. Müdür babamı görünce ayağa kalktı biraz genç bir adama benziyordu sarı saçları ve mavi gözleri vardı garip bir şekilde bir meslek lisesin de ilk defa bir müdür siyah takım giyiyordu kendi ni beğenmiş bir havası vardı.
Babamla tokalaştıktan sonra bana döndü elini uzattı gülümsemeye başladı.
"Doğaydı öyle değil mi ? Hoşgeldin. " Dedi hala gülüyordu.
Elini sıktım "Evet doğa. Hoşbuldum". Dedim gülümsemeye çalışarak.
Nasıl bir enerjisi varsa hala gülüyor hala konuşuyordu umarım hep böyle değildir dedikten sonra babamın karşısına oturdum.
"Ne içersiniz?" diye sordu müdür babama dönerek babam rahat bir ifadeyle "Kahve alalım. " Dedi.
Müdür hemen telefonuyla kahveleri söyledi ortama bakınca sanki pazarlık yapıyorlarmış gibi bir havaları vardı.
Bu saçmalığa daha fazla tahammül edemeyecektim konuşmalarını bölüp "Okulunuzun alanları nedir acaba?" diye sordum müdür rahatsız olduğumu anlamış gibi bana döndü.
"Tabi hemen söyleyelim sağlık ,adalet,büro ve sigortacılık bölümlerimiz var önceki okulun da sağlık okuyormuşsun galiba o yüzden sağlık alanına kaydını yapabiliriz".
Dediğinde babama döndüm aklımda farklı fikirler vardı madem yeni bir hayat diyoruz o zaman her şeye baştan başlayacağım.
Gülerek babama baktım sonra müdüre cevap verdim.
"Bölümü mü değiştirmek istiyorum" Dediğimde babamın bana baktığını fark ettim pür dikkat dinliyordu.
"Adalet okumayı istiyorum". Müdür şaşırmış bir ifadeyle babama baktı.
Sanki babamdan onay bekliyormuş gibi babamsa bana bakıp düşünüyor gibiydi müdüre onay verir anlamında başını salladı.
Neydi bu hayatımı babam mı çiziyordu neyim ben beş yıl boyunca esir edilmiş bir köle mi?
Şaka gibi...
Müdür kaydımı yaptıktan sonra kahveler geldi kahveleri getiren nöbetçi masasında ki kızdı kızın boynun da asılı olan kartta GAMZE DOĞANAY yazıyordu.
Kahveleri verdi ve odadan çıktı mğdür bana döndü gamzeyi gösterip konuşmaya başladı.
"Seçtiğin bölümde üç kız var seninle bir dört geri kalan on altısı erkek Gamze de seninle aynı sınıfta".
Gülümsemeyi eksik etmedi tabi.
Bende gülümsedim.
"Ne güzel az kız çok huzur". Dedim gülerek.
Şaka bir yana kız azmış yaa ama olsun herşey yeni başlıyor sakin kalacağım mutlu olacağım zaten üç gün staj iki gün okul.
"Üç gün staj iki gün okul biliyorsun zaten numaranı gerekli guruplara eklerim staj yerinin konumunu da öğrenip sana atarım. " Aslında bu adamın sürekli pozitif olması sinir bozucu olsa da tatlıydı.
"Teşekkür ederim". Babama baktığımda kahvesinden son yudumları alıyordu on saniye kadar sonra babam ayağa kaltı müdürle tokalaştılar tokalaşmaları bitince müdüre terkar teşekkür ettim ve odadan çıktık.
Babamın bana baktığını fark ettim ona bakma gereksinimi duymadım arabaya babamdan önce bindim yol boyunca konuşmadık derin bir sessizlik oluştu.
Biraz süre geçince babam konuşmaya başladı.
"Aslında senden güzel bir hukukçu olabilir". bana doğru döndü ve gülümsedi.
Babamın hayalinin bir hukukçu olmak olduğunu biliyordum annem bir kaç kez bahsetmişti.
Onun hayali olduğu için seçmemiştim yeni şeyler denemek için seçmiştim.
💭
ON BEŞ DAKİKA SONRA...
Araba durmuştu babam bana döndü "Burdan eve geçiceksin ben eve akşam döneceğim bir şeye ihtiyacın olursa evde görevli Zeynep Hanım var o da seni bekliyor olacak ona sorabilirsin tamam mı?"
Ne olduğunu bile anlamamıştım sen nereye gidiyorsun diye soramadan babam arabadan indi sorusunu bile cevaplatmamıştı resmen ya ¡
Daha fazla dayanamayacağım bu saçmalığa ve ayrıca hava çok sıcak.
Saçlarımı tekrar toplamak için ellerimi saçlarıma götürmüştüm telefonumun çaldığını duydum çantamdan telefonumu çıkarttım arayan annem di aramayı görünce derinden bir iç çektim ama açmaya hazır değildim telefonu sessize alıp çantama geri attım.
Annem ve babam yarım kalan bir hikaye gibiydiler ikisinin de içinde keşkeler vardı..
Keşkeler bir işe yaramıyor keşke denildiği an o iş için her şey bitmiştir. Ne geri dönebilirsin nede tekrar olsun diye çabalayabilirsin keşke denilen şey beş harften oluşan hiç bir görevi olmayan ama çok can yakan tek bir kelime...
Camdan dışarıya bkmaya başladım Galata kulesi gözüme çarptı babam anneme burda evlilik teklifi etmiş.
Demekki neymiş her güzel şeyin sonu mutlulukla bitmiyormuş...
