Yaklaşık iki saattir içeri birilerinin girmesini bekliyorum. Zincirler vücuduma ağır gelmeye başladı ve nefes almamı zorlaştırıyorlar. Korkuyorum ama cesur olmam gerekiyormuş gibi geliyor. Ve hayır ağlamayacağım.
Sonunda odanın kapısı açıldığında uyuyakaldığımı fark ettim. Gelen tabii ki Hyunjindi. "Gerçekten intikam için mi buradayım ben?" İçerisi son derece havasızdı ve artık oksijensizlikyen başım dönüyordu. "Hayır jis. Burada olmanın asıl sebebi o canın sevgilinin gerçek yüzünü görmen." Yavaşça yanıma yürüdü ve saçlarımı karıştırdı. Hayatımda en nefret ettiğim şey saçımın karıştırılmasıydı. Bir süre sonra kapı tekraf açıldı ve hiç beklemeğim bir şekilde içeye Minho girdi. Gözlerinin altı çökmüştü. Muhtemelen uzun zamandır uyumuyordu. Hyunjin tam karşıma bir sandalye koydu ve Minho'ya oturması için işaret etti. Minho hiç itiraz etmeden oturdu ve ellerini sandalyenin kollarına koydu. Hyınjin Minho'nun kollarını sandalyeye bağlsdı ve yanoma geldi. "İşte sonunda ikiniz de buradasınız. " "Anlaştığımız gibi geldim. Şimdi bırak onu gitsin." Hyunjin histerik bir kahkaha attı."Anlaşmalara ne zaman uydum ki ben aptal. Sevdiğini alınca hemen tuzağıma düştün" Minho sinirle yerinden kalkmaya çalıştı. "Söz verdin lan şerefsiz!" Korku dolu gözlerle ona baktığımı fark edince çırpınmayı bıraktı ve öfkeli bir nefes verdi. "Bu kadar şerefsiz olduğunu unutmuşum." Gözlerini kapattı ve derin bir nefes aldı. Gözlerini tekrar açınca gözgöze geldik. Gözlerinde ilk defa korkuyu görüyordum. Hyunjin arkama geçti ve çenemin altında soğuk demir bir şey hissettim. Soğuk demir şey ne olabilr? Lan bu bıçak! Minho "HAYIR!" diye bağırdığı da gerçekten de başımın dertte olduğunu anladım. "Şimdi söyle bakalım kasa nerede?" Hyunjin bıçağı bastırnıca ufak bir çığlık attım. Deli gibi korkuyordum ama Minho'nun burada olmadı azda olsa içimi rahatlatıyordu. Minho'nun gözleri karardı. Hyunjin bıçağı hafifçe çekti ve boynumu kanattı. Akan sıcak kanın hissiyatı midemi bulandırıyordu. Minho gözlerini sıkıca yumdu ve "tamam dur söyleyeceğim sadece onu bırak.". "Ama daha yeni başlamıştım. Eğlenmedik ki daha." İçimden bildiğimi yeni öğrendiğim küfürleri Hyunjin'e sayarken onun bunu söylemesi kahkaha atmama sebep oldu. Biraz erken delirdim galiba. Hyunjin sanki gülmeme sinir olmuş gibi bıçağı havaya kaldırdı ve hiç düşünmeden bcağıma sapladı. Bıçağın katlanılmaz derecedeki acısını hisseder hissetmez aşırı yüksek sesli ve acı dolu bir çığlık attım. Hayatımda lk defa canım bu kadar çok acıyordu. Göz yaşları yanaklarımdan aşşağı akarak yüzümü kaplarken bacağımdan yere kan damlamaya başladı. Minho'nun bağırışlarını duyamayacak kadar çok canım acıyordu. Aniden kapının önünden büyük bir patlama sesi geldi ve sandalyem patlamanın etkisiyle yere devrildi. Kulaklarım dehşet derecede çınlıyor ve canım da bi o kadar çok acıyordu. Gözlerim kapanmaya başladığında son gördüğüm şey birkaç adam Minho'nun iplerini çözerken Minho'nun gözlerindeki o endişeli ve öfkeli ifadeydi.