•••
Ertesi gün uyandığımda odada kimse yoktu. Bir kaç dakika oyalanıp yataktan kalktım.
Üzerimi değiştirme ihtiyacı duymadan banyoda yüzümü yıkadım ve saçlarımı daha düzgün toplayarak yeniden odaya yöneldim. Yatağa oturdum.
Dünün bitkinliğini üzerimden atamazdım. Ama daha fazla düşünmek de istemiyordum.
İçinden çıkılmaz bir hal almıştı. İkisi de beni düşündüğünü söylerken azıcık bile düşünmediklerini anlamamışlardı.
Demirhan bana acı çektirmekten başka bir şey yapmadı. Üstelik söyledikleri...ben nasıl unutacağım?
Beynim ağrıyordu beynim!
Yüzümü sıvazlayıp komodinde duran telefonuma uzandım. Girdiğim ilk sitede bulamayınca bir kaç yere daha baktım. Ama bir tane bile uçak bileti yoktu. En erken iki gün sonraya vardı.
Burada kalmak istemiyordum. Sadece biraz yalnız kalmak istiyordum.
Kalsam ne olacaktı sanki?
Aklımı söküp öyle gitmem gerekecekti.
-"Uyandın mı kuzum?"
Kapıdan bakan Aslı'ya baktım.
-"Beni neden uyandırmadınız?" diyip geri uzandım.
-"Yorgundun." dedi omuz silkip.
Başımla onayladım.
Çok yorgunum.
-"Biraz alışveriş yaptık. Kahvaltı hazır. Demirhan abi de kalkmadı ikinizi uyandırmaya gelmiştim." dediğinde bitkin gözlerimi yumdum.
-"Daha fazla kalmak istemiyorum." dedim nefesimi üfleyip.
-"Ne demek o?" dedi ve gelip yanıma oturdu.
-"Ne düşüneceğimi bilmiyorum Aslı. İçimde her şey birbirine girdi. Şuramdaki ağrı sanki gittikçe ağırlaşıyor." Elimi göğsümde koyduğumda gözlerim dolmuştu.
-"Ben böyle birisi değilim." Sonlara doğru kısılan sesimle birlikte gözümden bir damla süzüldü.
-"Oradaki ağrıyı gidermedikçe hiç geçmeyecek. Ne istediğine karar ver. Bulanık olduğun gözünden anlaşılıyor."
Ellerimi tutup hafifçe sıktı. Doğrulup başlığa yaslandım.
-"Karar verecek bir şey yok. Sadece...sindirmem gerekiyor. Zamanla geçecek." dedim kısık sesimle.
Başını salladı.
-"Hayır Peri. Zamanla hiçbir şey geçmiyor. İkinizde acı çekmekten yoruldunuz. Ya valla bir kere sarılsanız bir kere! O bütün yıllar silinecek." dedi abartılı ifadesiyle.
Histerik bir gülüş döküldü dudaklarımdan.
-"Şakası bile komik değil." dedim ve yataktan kalktım.
-"Şaka yapmamıştım. Seni çok iyi tanıyorum."
-"Bende şaka yapmıyorum ve gideceğimi söylüyorum." diyip dolaba yöneldim.
Aslı da kalktı açtığım kapağı kapattı.
-"Az önce Batı abi bizi kenara çekti. Yarına Kumru'ya evlenme teklifi edecekmiş."
İşte buna gülümsedim.
-"Kumru çok mutlu olacak." dedim.
-"Evet çok. O yüzden gidemezsin."
Sonraki gün giderdim. Zaten bilet o güne vardı.
-"Israr etme daha fazla kalıp eziyet çekemem."
Sonrasında birlikte odadan çıktık. Aslı karşı çaprazda olan odaya yöneldiğinde ilerleyemedim. Kapısını tıklattı.
-"Giriyorum bak! İnşallah çıplak değilsindir." diye seslenince dudağımı ısırıp başımı çevirdim.
Kapıyı aralayarak başını uzattı.
-"Demirhan abi! Demirhan abii!"
Onu bir kere bile uyurken görmemiş olan ben ister istemez zihnimde canlandırdım.
İçeriden mırıltıları gelmişti.
-"Kahvaltı yapacağız."
Daha fazla oradan durmanın anlamı olmadığı için alt kata yöneldim. Özenle hazırlanmış masaya oturduğumda yanıma abim oturdu. Gözleri üstümdeydi.
Bir diğer izleyiciler karşıda oturan Soner abi ve Sedat'tı.
-"Hala kızgın mısın bana?" diye masumca sordu.
Kucağımda duran ellerime bakmayı sürdürürken başımı iki yana salladım.
-"Değilim."
Kızsam neye yarardı? Neyi geri alabilirdik ki?
-"Ama kırgınsın. Kırgınsınız."
Başımı kaldırıp soluğumu dışarı verdim.
-"Boşver abi konuşmayalım." diye kestirip attım.
-"Kızınca geçmediği için sana kızmıyor bilmem farkında mısın? Hayatlarına bir güzel sıçtıktan sonra daha ne konuşacaksın birader?" Soner abi çatık kaşları ve sert yüzüyle abime dik dik baktı.
Abim çekiniyordu. Onu ilk kez böyle görüyordum. Anlamıştı. Çok iyi anlamıştı.
-"Biliyorum. Sadece ne yapmam gerektiğini bilmiyorum." dedi.
Ne tesadüf bende.
-"İznim iptal oldu. Erken çağırdılar. Böyle gitmek istemiyorum. Aklım sende kalacak." diye sözlerini sürdürdü abim.
-"Sorun yok dedim ya."
Herkesin gelişiyle konu kapanmıştı. Baş köşeye Demirhan oturunca sağ çaprazımda oturmuş oldu.
-"Yine yüzünüzde güller açıyor." dedi Batı abi.
Çaydanlıkla bahçeden çıkmakta olan Kumru kıkırdamıştı.
-"Biz normaliz. Sen fazla mutlusun." Uykulu ve huysuz bir ifadeye sahip Demirhan söylemişti bunu.
Konuşmasına şaşırsam bile ona bakmamayı sürdürdüm.
-"Yavuklusuna kavuşuyor ya ondan." dedi Soner abi gülerek.
Kumru al al olmuş yanaklarıyla Batı abinin yanına oturdu. Sanırım nişanlarına iki hafta gibi az bir süre kalmıştı.
-"Evlilik kervanına ilk siz katılıyorsunuz. Umarım bizim de kısmetimiz böylelikle açılır. Bu gidişle turşum kurulucak." diye isyan etti Nesli.
Aramızda evlenip yuva kurmayı hayal eden bir tek Nesli vardı. Ama bilin bakalım ne eksikti?
-"Evde kalırsan ben alırım seni korkma."
Ağzımdaki lokmayla ağzım açık kaldı. Her ne kadar iğrenç bir görüntü olsa bile şok olmuştum.
Ki bu halde olan tek ben değildim.
Soner abinin sözleri üstünde Nesli içtiği çayla boğulup öksürük krizine girmişti. Açık kalan ağzımı kapatıp Nesli'nin sırtına vurdum.
-"Şaka yaptım lan ne o suratlarınız?" Soner abi boğazını temizleyip tabağına döndü.
Öyle şaka mı olurdu?
Bir şeyler sezdiğim için kahvaltı boyunca çaktırmadan Soner abiyi izlemiştim.
Kahvaltı masasını el birliğiyle topladıktan sonra Nesli ile Aslı evi temizleme işine girmişti.
Başka türlü olsa tatile geldik ne temizliği diye söylenirdim ama şimdi kafa dağıtmak için iyi fikirdi.
-"Makine bitmişti sen onları balkonda tele as. Sonra kirlileri topla makineye at." dedi Kumru.
O da mutfağı ve bahçeyi temizleyecekti.
-"Elleriniz dert görmesin kızlar." dedi Sedat.
Kendilerine kahve yapmış salona yayılmışlardı. Klima altında serin serin maç izliyorlardı.
Homurdanarak merdivenlere yöneldim.
İlk önce çamaşır askısını balkona açtım. Ardından banyoda makineden çıkarttığım yıkanmış giysileri sırayla astım.
-"Bu kadar don olur mu ya? Tamam temiz olun ama 30 tane boxer astım nedir bu kardeşim?!" Elimde sepet balkondan çıktığımda herkesin duyacağı yükseklikte şikayette bulundum.
-"Koksak daha mı iyi?"
Merdivenleri çıkan Soner abinin sesiyle yüzümü buruşturdum. İlk önce bizim odaya girdim. Yere saçılmış bir kaç kirliyi toparlayıp çıktım. Yatak örtülerini çekip sepete sıkıştırdım.Kumru kendi odalarında bulunan kirlileri kapının önüne koyduğu için girmeden elimdeki sepete attım.
-"En pis işi bana yaptırıyosunuz."
Bu sefer odadan çıkan Soner abi bana gülmüş merdivenlerden inmişti.
İkisinin odasına girebilmem biraz zamanımı aldı. Omuzlarımı düşürüp içeri adım attım.
Dağınık yatağın üstünde duran gömlekten dolayı Demirhan'ın hangisinde yattığı anlaşılıyordu. Yatakta savaş çıkmış gibi yastık ortada çarşaf buruşmuştu. Örtüsünün ise yarısı yerdeydi.
O nasıl yatmak öyle?
İçim bir tuhaf olmuştu. Isınan boynuma elimi bastırıp etrafa bakındım.
Komodinden gelen titreme sesinden dolayı o yöne ilerledim. Bu Demirhan'ın telefonuydu.
Ekranda annem yazıyordu.
Telefonuna dokunmadan tam odadan çıkacaktım ki bizim odaya giren Aslı'yı gördüm.
-"Aslı. Demirhan'ın telefonu çalıyor seslensene." İsmini telaffuz etmek dilimi karıncalandırıyor desem doğru bir tabir olur.
-"Demirhan abiii!! Telefon." İnce sesiyle cırlamasına yüzüm buruşurken odaya girip sepeti yere bıraktım.
Önce Soner abinin yattığı yatağın nevresimini sökmeye koyuldum.
-"İnsan bir cam açar bu ne böyle?" dedim mırıltıyla.
Kapıda beliren Demirhan'ı görmemle cümlemin sonunda irkildim. Ancak bozuntuya vermeden arkamı dönüp camı geriye açıp perdeyi kenara sürükledim.
-"Efendim anne?"
Şarjda duran telefona eğilemeyince yatağa oturduğunu gördüm. Yanak içimi ısıra ısıra eğilip yerden tişört aldım sepete attım.
-"Evdeyiz oturuyoruz öyle çıkmadık. Siz ne yapıyorsunuz?"
Sesinin tonuna bile karnım sancılanıyordu. Delirmeme çok azıcık kaldı.
-"İyi tamam konuşuruz sonra." Aramayı kapattı fakat yataktan kalkmadı. Bir eli ensesinde telefonda bir şeye bakıyordu.
Gözlerimi zorla sabitlediğim yerden çekmeden yatağının ucunda duran gömleğe uzandım.
-"Kirli mi bu?" diye sorarken sesim kedi miyavlamasını andırıyordu.
Duygularını bilip hala bu şekilde nötr kalmak inanın çok zor.
Telefonunu komodine bırakıp başını bana çevirdi. Kısık ürpertici bakışlarına hapsedildim.
-"Evet." diye yanıtladı. Yataktan kalkarken gözleri üzerimdeydi.
Arkamı dönüp kapının yanında bıraktığım sepete gömleğini attım.
-"Ben yaparım." dediğinde çenemi dikleştirip bedenini süzdüm. Yere uzanan pikeyi tamamen yere attı. Çarşafına uzandığında bir adım atarak yaklaştım.
-"Ben yaparım Demirhan abi! Sen inebilirsin." İğneleyici şekilde söylediğim kelimeyi duyduğu gibi bana bakmıştı.
Çenesi kasılmış alnı kırışmıştı. İstifimi bozmadan hala tuttuğu çarşafı çekiştirip kendim çıkarttım. Olduğu yerde durduğu için az biraz heyecandan titriyordum.
Yere düşen yastığı eğilip aldıktan sonra doğruldum. Yastığı elimden aldı ve yatağa attı.
Nefes kesici şekilde önümde dikildi.
-"Benden nefret ediyorsun değil mi?"
Bu adamın herkese sus pus olup bana gelince şakıyor olması hiç değişmemiş.
Kurumuş dudaklarımda dilimi gezdirirken bakışları tam olarak dudağımdaydı. Aldığım nefes alev topuna dönüşüp içimi yaktı.
-"Hayır. Ediyor gibi mi görünüyorum?" dedim kaşımı kaldırıp.
Ona bakmak zordu. Başımı geriye atıp ancak öyle bakabiliyordum.
Başını sallayıp sıcak kahveyi andıran gözlerini kıstı.
-"Bana inanıyor musun?" dediği an köşeye sıkıştım.
Bocaladım. Gözlerimi geniş göğsüne diktim.
-"İşim var." Dönüp yastığı alacakken engel oldu. Parmakları usulca bileğimi kavradı. Dokunuşları bana iyi gelmediği için elimi çekmiştim. Fakat bu onun gözlerine yansıdı.
Tutmasından rahatsız olduğumu düşünmüş olmalıydı. Bir adım geri kaydı.
-"Neyse boşver." dedi ve aldığı derin solukla yanımdan geçti.
Kapıdan çıkacakken konuştum.
-"Zamanında çok inanmıştım." dedim yutkundum. Zor geldi.
Uzun kaslı bacaklarıyla kapının önünde bana sırtı dönük halde dikildi.
Yaklaşık on yirmi saniye geçmişti. Bir adım geri gelip kapıyı üstüne kapatmasıyla yüreğim ağzıma geldi. Heybetli bedenini bana çevirdi.
İçinde çırpınan bir ruha sahip bedenime dokundu. İki kolumdan tuttuğu gibi beni göğsüne yapıştırdı. Daha doğrusu göğsüne kadar zar zor yetişiyordum.
-"Sen beni çok iyi biliyorsun. Çok da iyi tanıyorsun. Senin dilin söyler ama...ben gözlerine bakıyorum Peri."
Yapmacık bir gülüşle gözlerimi devirdim.
-"Senin gözlerime bakıp göreceğin tek şey hayal kırıklığımdır. Belli oluyor mu oradan?"dedim alayla.
Şuan konuşmalarımız şaka gibi ama umurumda değildi. Ellerini sardığı kollarımdaki sıcaklık vücudumun yükünü hafifletiyordu.
-"Ben seni isteyerek bırakmadım! Yıllar boyunca her gün senin bir adım arkandaydım. Evet biliyorum seni çok üzdüm. Çok kırdım. Ama bin katını yaşadım. Sana baktım...seni izledim bir kez olsun karşına çıkamadım."
Isırdığım dilimi bırakıp soluk almaya çalıştım ama yine aynı düğüm boğazımda belirmişti.
-"Niye? Utandın mı yoksa?" dedim hala aynı tavırla.
Güler gibi bir ses çıkarttı.
-"Hayır. Her gün uyanmama sebebim vardı. Bana nefretle baksaydın...kaldıramazdım."
-"Benim de kaldıramadığım çok şey oldu. Mesela sayenizde yüz üstü bırakılma tecrübem oldu. Ama biliyor musun hak ettim." diyip zorla gülümsedim. Ellerinden kurtulduktan sonra kollarımı göğsümde bağladım.
-"Kimseye körü körüne bağlanmamak gerekiyor. Sonra düştüğünde daha çok acıtıyor. Artık gönül eğlendirme mi dersin flört falan o kadarı yeterli." Salladığım elimi sıkıca tutup beni kendine öyle bir çekti ki neye uğradığımı şaşırdım. İçinden canavar çıktı sanki
-"Değil eline gözüne bile kimsenin değmediğini biliyorum. Beni sinirlendirmeye çalışma." dedi dişlerinin arasından.
Eskiden sinirlendiğinde gözü dönerdi. Hala aynı öfke problemine sahip miydi?
Elbette yalan söylüyordum. Ne gönül eğlendirmesi canım?
-"Neyi ne kadar bilebilirsin ki? Ayrıca seni ilgilendirmez. Sen kendi özel hayatınla ilgilen. Bak 35 yaşındasın yuvanı kurma vaktin geldi Demirhan abi." Dışarıdan duman görünüyor mu? Biraz ciğerim yanıyor.
Git gide bakışları karardı. Diğer eli belime kaydığında az kalsın bayılacaktım.
-"Peri başlatma abine! Sen inanıyor musun öyle bir hayatım olacağına?"
Onu boşversene...
-"Belimi acıtıyorsun." dedim fazlasıyla kısılmış sesimle.
Sıktığını parmaklarını bollaştırdı ama çekmedi. Ne bu yakınlık diye çıldıracağım.
Belimi çekerek beni sıfır mesafeli kendine yasladı. Kaldırdığım başım onun eğdiği başıyla dip dibeydi.
-"Soru sordum." dedi üstüne basa basa.
Konuşacak hal mi bıraktın?!
-"Seni tanımıyorum ki." dedim cevap olarak.
-"Tanıdığından farksız değilim." dedi hemen.
Bakışları hafif aralık duran dudaklarımdaydı. Öleceğim.
-"Hiç tanıyamamışım desem?" diyip bilerek dilimi dudağımda gezdirdim.
Kocaman bedeninden geçen titremeye canlı canlı şahit oldum. Belirgin adem elması yerinden oynadı. Gergin olan bedeni daha bir kasılmıştı.
Nefesini sertçe üfledi.
-"Ayıp etmiş olursun. Beni en iyi sen tanırsın bir başkası değil." dedi kısılan tok sesiyle.
Başımı belli belirsiz salladım.
-"Benim tanıdığım Demirhan...hayal kırıklığım olmazdı."
Göğsünü havayla doldurdu. Eskiden en çok ismini yanına ek koymadan söylediğimde bir hoş olurdu. Yoksa hala öyle mi?
-"Sen dışarıda yürürken...rüzgar esse kokun burnuma gelse diye dua ediyordum. Anlatabildim mi?"
Tıkandığım nokta burası oldu. Göz bebeklerime kadar dondum. Yaşadığım bu gözlerim açık bayılma durumumu fırsat bilip elini belime iyice sarınca kendime geldim. Kolundan iterek geri kaydım ve nazikçe öksürdüm.
-"Sus artık böyle şeyler söyleme." Dakikalardır birbirine yapışık durmamızın arkasından bir anda uzaklaşmam ruhuma nedensiz hüzün verdi.
-"Kendimi sana anlatmaktan çekinmiyorum." dedi utanmadan.
Dudağımı kemirerek beni bekleyen yastığa uzandım.
-"Görüyorum. Anlatma ilgilenmiyorum." Deli gibi hoşuma gidiyordu. Aslına bakarsak çok üzücüydü. Ama duygularımız kafayı yediği için hoşuma gitmesi normaldi.
-"Peri...artık aldığım nefesten zevk almıyorum."
Öyle kırılgan söylemişti ki hareket halinde olan ellerim durdu. Yan duran bedenime yeniden yaklaşıp öyle kaldı.
Kirpiklerimi kırpıp titrek bir nefes aldım.
-"Sana yardımcı olabileceğimi sanmıyorum." dedim düz tonda.
Ben çoğu gece nefes almak istemeden ağladım bilmiyordu.
Konuşacakken kapı pat diye açıldı.
-"Kız bayıldın mı?! Ay Demirhan abi?"
Aslı büyüttüğü gözleriyle bir bana bir ona baktı. Beni sonradan görmüştü çünkü Demirhan'ın önünde görünmüyordum. Kenara kayınca fark etti.
-"Şey...pardon ya. Valla. Devam edin...şeye...siz of neyse." Kapıyı aynı hızda kapattığında bende gözlerimi sıkıca yumdum.
Şimdi daha güçlü umutlarla üstüme geleceklerdi. Bir de onlarla uğraşacaktım.
-"Al işte. Beğendin mi yaptığını?!"diye çıkıştım ona.
O sinirle sepeti kaldırıp odadan ayrıldım. Banyoya bırakıp geri döndüğümde kapıya yaslanmış beni izliyordu.
-"Çekilsene şuradan." Yerde kalan nevresimleri alacaktım.
-"Sen şimdi neye sinirlendin?" Kollarını göğsünde bağlayınca iyice belirginleşen kaslarına bakmamak güç gelmişti.
-"Sana kime olacak!" Küçücük kalan aralıktan odaya girmeye çalıştığımda bedeni sarsıldı.
Gülüyor mu o?
Kucakladığım nevresimle arkamı dönmüştüm ki Soner abi gözüme çarptı. Biraz şaşkın halde ikimize bakıyordu.
-"Bir maç atalım diyecektim. Gelmek bilmedin." dedi gözleri hala üstümüzde gezinirken.
İkisine takılmadan banyoya gittim. Günün geri kalanında tekrar göz göze dahi gelmeden ev işlerini halletmiştik.
•••
Merhabaaa ❤
Bölüm hakkında düşünceleri hemeen bekliyoruuum
Bu arada kim sever kim istemez bilemiyorum ama ben ilk seçenek olarak sunduğum Demirhan'a geri dönüyorum.